Önder Apo’nun öncülüğünde Hareket olarak kimliği ve kültürü yok sayılmış, soykırıma uğratılmış bir halkın sorumluluğunu aldıklarını vurgulayan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, şunların altını çizdi:

  • 50 yıl içinde kaç kuşak bu mücadelenin içinde büyüdü ve bu mücadelenin kültürünü aldı. Bilinçlenen halk gerçeği var. Halksız bir şey yapamayız. Biz ne yapacaksak bu halkla birlikte yapacağız.
  • Taşıdığımız bu yükün ve nasıl bir iş yaptığımızın farkındayız. Tabii ki halkımızın bu yükü nasıl yürüteceğimiz, nasıl sonuca götüreceğimiz konusunda beklentileri olacak. Bu sürecin başarılı götürülmesini bekleyecek.
  • Halk, Hareket ve Önder Apo’ya inanıyor. Bu, herhangi bir siyasal parti taraftarlığı değildir. Herhangi bir seçmen tavrı da değildir. Birleştik ve bütünleştik. Halk, "PKK halktır, halk burada" diyor. Böyle bir ilişkimiz var.

 

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, gerillaların kategorize edilmesinin, 800 kişinin farklı şekilde tasnif edilip kamplarda kalacaklarının söylenmesinin yanlışlığını vurguladı.  Karasu, "2 -3 bin kişi gelecek, diğerleri de işte bir yerlere, kamplara yerleştirilecek gibi şeyler duyuyoruz. Mümkün değil. Dünyada her şey olur, böyle bir şey olmaz" dedi. Böyle bir Hareket olmadıklarının altını çizen Karasu, Türk devletinin de PKK’yi ve Hareket'i tanıdığını; böyle bir şeyi kabul etmeyeceklerini çok iyi bildiğini söyledi.

Medya Haber TV'den gazeteci Erdal Er’in sorularını yanıtlayan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Karasu'nun uzun ve kapsamlı söyleşisindeki bazı bölümler özetle şöyle:

Şimdi bu noktadayız

Önder Apo, 'çerçeve yasa'yı bir başlangıç olarak, bu sürecin bir yasaya kavuşması olarak, çatışmasızlığın kalıcılaşacağı ve bunun arkasından da demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmesinin bir başlangıcı olarak değerlendirdi, itiraz etmedi. En önemlisi de Önder Apo bu tartışmalar sırasında “Önemli olan bu yasa çıktıktan sonra bana rol verilecek mi? Ben rolümü oynayabilecek miyim? Benim toplumla, örgütle ilişkilerim gelişebilecek mi? Bu benim için önemlidir. Bu olursa bu yasa bir başlangıç olur. Gelişmeler olur” dedi. Şimdi bu noktadayız.

Aslında bunları kapsamalıydı

Bizim önerilerimiz vardı;

* 'Terör' kavramı kullanılmasın, böyle ifade edilmesin.

* Süreç, sadece bir silahsızlanma/silah bırakma biçiminde olmasın.

* Demokratikleşme adımlarının atılacağı belirtilsin.

* Önder Apo da kategorize etmeden bütün örgüt yapısıyla aynı anda bu yasanın pratikleşmesini istedi.

* Kürt sorununun çözümünün önünü açacak, onu belirli düzeyde ortaya koyacak bir çerçevede olmasını belirtti.

Onların tutumu farklıydı

Onlar, bazı hukuki ve siyasi ortam gerekçeleri göstererek ilk aşamada yasanın böyle olması gerektiğini, daha sonra diğer adımların gelebileceğini ortaya koydu. Bu nedenle Önder Apo bir başlangıç olarak reddetmedi.

Silahsızlanmayla bitmiyor

Şimdi şu açıktır; bu sorun, bir silahsızlanma sorunu değil. Elbette siyasal mücadele ve siyasal çözüm açısından silahsızlanma da gerekli. Zaten bu nedenle silahlı mücadeleyi sonlandırdık ama süreci sadece bununla ele almak, sorunu çözmez. Sorunu, silahsızlanmaya indirgememek ve demokratikleşme adımları atmak gerekiyor. Yoksa sürecin ilerlemesi söz konusu olmaz. Demokratikleşme olmasa nasıl sorun çözülecek?

Kategorize etmek sorundur

Diğer taraftan bunu kategorize etmek sorundur. 2 -3 bin kişi gelecek, yöneticiler, yani 800 kişi kalacak, deniliyor. Kulağımıza böyle geliyor. Şöyle suç işlememişler, şu kategoriye girmemişler ve yönetici rolünü oynamamışlar, silahlarını bırakacak; diğerleri de işte bir yerlere, kamplara yerleştirilecek gibi şeyler duyuyoruz.

Mümkün değil. Dünyada her şey olur, böyle bir şey olmaz. Hareket olarak öyle değiliz. İrademizi götürüp belli kamplarda sınırlayan, kontrol altında olan bir Hareket olamayız. Biz Kürt sorununu çözmek, Türkiye’ye gidip demokratik siyaset yapmak, Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin parçası olmak istiyoruz. Böyle bir devrimci demokratik hareketiz. Gidip kamplarda bekleyebilirler gibi yaklaşımı kimse düşünmemeli.

Şunu da düşünüyorum; Türk devleti, bizi, PKK’yi, Hareket'i tanıyor. Bizim böyle bir şeyi kabul etmeyeceğimizi onlar çok iyi biliyor.

Devlet ile görüşmeler var

Bizim ile Önderlik arasında bir temas var. Karşılıklı görüşlerin gidip geldiği bir kanal var. Böyle bir ilişkimiz var.

Bazı devlet yetkilileri ile bizim bazı arkadaşlarımızın belli mekanlarda oturup görüşmeleri ve tartışmaları var. Bazı konularda pratik adımlar atılıyor. İşte devletin rahatsızlıkları oluyor belli konularda. O iletiliyor. O konu tartışılıyor ya da bizim rahatsızlıklarımız oluyor.

Gelinen aşamada artık doğrudan Önderlik ile Hareketimizin görüşmesi gerekiyor. Doğrudan Önder Apo ile yüz yüze görüşmelerin olmasını bekliyoruz. Muhataplarla da bu konu tartışılıyor. Sürecin başarıya gitmesi, ilerlemesi açısından bunun olması gerektiği konusunda farklı bir görüş yok.

'Hadi bırakıp gelin' olmaz

Önderliğin durumu da görüşülüyor. Kongrede, Önderlik devreye girmeden bu süreç yürümez, Önderliğin bizzat yürütmesi, işte silahsızlanma olacaksa da Önderlik tarafından yürütülmesi gerektiği kararına vardı. 'Hadi silahları bırakıp gelin' olmaz. Böyle bir silah bırakmaktan söz etmiyoruz. Türkiye’ye dönüş olacaksa orada demokratik siyasal mücadeleyi yürütmek istiyoruz. Biz gideceğiz Türkiye’ye ve düşüncemizi, demokrasi mücadelesini bırakacağız, diye bir şey yok. Demokratik toplumcu sistem amacımız, demokratik siyasal yöntemlerle ve demokratik Türkiye içinde gerçekleştirmek istiyoruz. Sanki Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bıraktık mı, politik duruşumuzdan, mücadelemizden, amacımızdan, ütopyamızdan vazgeçmişiz gibi görenler var. Böyle bir şey yok. Bunun kesinlikle bilinmesi gerekir.

İmralı'da da tartışılıyor

Avrupa'dan Mexmûr'a kadar bütün konular İmralı’da da tartışılıyor. Mesela Mexmûrluların köylerine el konulmuş, bunun çözülmesi lazım. Bir de şimdi bunların hepsi Kürtçe eğitim aldı; Kürtçe okuyor, Kürtçe düşünüyor. Bunlar da tartışılıp çözülmesi gereken konular. Demokratik bir çözüm olursa, gittiklerinde özgür olacaklarsa, baskı görmeyeceklerse, kendi kimlikleri ve kültürleriyle yaşayacaklarsa tabii ki o cennet köylerine gitmek isterler. Haklarıdır ve doğrusu da odur.

Gerilla çağrılırsa gidecek

Sorun esas olarak o eksende tartışıldığı için gerilladan başlayacak. Gerilla da Önderlik çağırırsa gideriz ama Önderliğin belirttiği çerçevede. Gidip orada örgütlenecekler. Demokratik siyaset yapacaklar. 

Kürtlük adına siyaset yapmak suç haline getirildiği için çok sayıda siyasetçi Avrupa’ya gitti. Şimdi bunlar tabii ki dönmek ister. Evet, herkes dönmeyebilir ama önemli bir bölümü Avrupa’dan Türkiye’ye gelmek ister. Özellikle bu işçi olarak gitmemiş, siyasi olarak gitmiş, mülteci olmuş olanların önemli bölümü de döner. Demokratik siyasal mücadele olacaksa tabii ki onlar da gelip katkı sunar. Tecrübeleri ve birikimleriyle siyasal mücadele içine girerler.

Bazı tıkanıklıklar var

Bazı tıkanıklıklar var. İşte şu kadar kişiyi dışarıda tutma, tespit ve teyide kadar bir şey olmayacakmış gibi uygulamada sorun olacak konuların biraz daha netleşmesi gerekir. Avrupa’dan, buradan, Mexmûr’dan gidişler için birçok şeyin iyi planlanması, örgütlenmesi, geliştirilmesi gerekir.

Kürdistan’da o kadar ağır tahribat, baskı ve zulüm oldu. Kürt halkının sadece örgütlenmesi değil, ekonomik, toplumsal, kültürel alanda ağır baskılar yaşandı. Kolay değil, dönüşlerin örgütlü biçimde olması ve bir sistem haline olması gerekiyor. Masa başında konuştuğumuz gibi değil. Birçok sorun ortaya çıkacak ama tecrübelerimizin ışığında üstesinden geleceğimize inanıyoruz.

Halksız bir şey yapamayız

Önder Apo’nun öncülüğünde Hareket olarak kimliği ve kültürü yok sayılmış, asimile edilmiş, soykırıma uğratılmış bir halkın sorumluluğunu üstümüze aldık. 50 yıl içinde kaç kuşak bu mücadelenin içinde büyüdü ve bu mücadelenin kültürünü aldı. Bilinçlenen halk gerçeği var. Halksız bir şey yapamayız. Biz ne yapacaksak bu halkla birlikte yapacağız. Halkın desteği ve örgütlü gücüyle yapacağız. Halkın gücüne ve 50 yıllık değerlere güveniyoruz. Tabii ki halkın beklentileri var. Yükümüz ağır. Taşıdığımız bu yükün, nasıl bir iş yaptığımızın farkındayız. Bu yönüyle tabii ki halkımızın bu büyük yükü nasıl yürüteceğimiz, nasıl sonuca götüreceğimiz konusunda beklentileri olacak. Bu sürecin başarılı götürülmesini bekleyecek. Halk, Hareket ve Önder Apo’ya inanıyor. Bu, herhangi bir siyasal parti taraftarlığı değildir. Birleştik ve bütünleştik. Halk, "PKK halktır, halk burada" diyor. Böyle bir ilişkimiz var.

Kurul da konuşuldu

Oluşturulan dört kuruldan biri, daha önce Bahçeli’nin belirttiği 'Barış ve Siyasallaşma Kurulu'dur. Şimdi ismini tabii farklı ifade ediyorlar. Devlet yetkilileri ile yapılan görüşmede de bunlar konuşulmuştur. Onlar da Devlet Bahçeli’nin önerdiği bu kurulun uygun olduğunu kabul etmiş fakat yasada bu kurulun adı açıkça ifade edilmedi. Sadece alt kurullar oluşturulacağı söylendi. Şimdi böyle bir alt kurul oluştu. Tabii ki bunun içinde Önder Apo olacak. Önder Apo, o kurulun içinde etkin olmazsa bu süreç yürümez. Bizzat Önder Apo’nun o kurulla birlikte süreci yürütmesi gerekiyor. Yine Önder Apo’nun bu süreci yürütürken diğer kurullarla sürekli ilişki içinde olması gerekiyor. Bu yasaya açık yazılmadı ama bu kabul edildi. Evet, Önderlik onun içinde olacak. O kurulda çalışacak. Silah bırakma nasıl olacak, hangi yöntemde olacak, ne zaman olacak, biçimi ne olacak, Türkiye’ye dönerlerse bunlar nasıl örgütlenecekler, bunların hepsi Önder Apo’nun içinde olduğu kurul tarafından konuşulacak ve diğer kurullarla diyalog içinde olacak. Bu olmazsa zaten süreç yürümez. Bunu açık söyleyelim.

İmralı'da değişiklikler

Önder Apo'nun İmralı’daki koşullarında bir değişiklik olmadı ama olacak. Orada bazı kararlar alındı. İşte Önder Apo’nun çalışma koşulları, kimler ile çalışacağı belirlendi. Önder Apo’nun yanına kimlerin gideceği tartışıldı, konuşuldu ve belirlendi. Bunların hepsi belli oldu. Sanki bu konuda bir ayak sürüme var. Umarız bunlar uygulanır ve Önderlik daha aktif hale gelir.

Kürt karşıtları için normal

Türkiye’de bir Kürt karşıtlığı var. Bu süreç, Kürtlerin demokratik hakları temelinde gelişme gösterecek. Bu yönüyle Kürt karşıtlarının bu sürece karşı olmaları anlaşılır bir durumdur. Türkiye’de her zaman böyle bir durum vardır.

Şimdi Kürt mahallesinde belli kişiler ve kesimler de var. Biz biliyoruz; 70’lerde Kürt siyasetçisiydi. 12 Eylül geldi, direnmeyince tükendiler. PKK ise direnip mücadele ederek gelişti. Bu yönüyle bazılarında kompleks var. Kendilerini doğrultmaya çalışıyorlar. Apo da PKK de daha doğrusu Kürtler de batsın ve haklı çıkalım, derdindeler.

Türkiye’deki demokrasi güçleri var, sol güçler var. Onların da sadece eleştirmeleri doğru değil. Onların da Türkiye’nin demokratikleşmesini istediklerine inanıyoruz. Bu yönüyle daha aktif biçimde yer almalarını bekliyoruz. HABER MERKEZİ

***

Süreç karşıtlarının çabası

Süreç karşıtları var. Bu yönlü bir mücadele de var. Süreci sabote edip bozmak istiyorlar. Bunlar öyle sıradan şey değil. Devlet içinde de var. Devlet dışında da var. Bu yönüyle o işte 'görüşme notu' denen belgelerin/tutanakların yansıması, bu yasanın çıktığı ve ikinci aşamaya geçildiği bir süreçte oldu. Zamanlama da önemli. Yeni bir aşamaya girecek süreç sabote edilmek isteniyor. Gerçekten bir provokasyondur. Bazı görüşmeler daha önce de yansıdı. Evet, orada yapılan görüşmedeki bazı diyaloglar var ama esas olan bazı diyalogları, farklı şeyleri çarpıtarak algı yaratmaya çalışıyorlar. Bağlamından koparılıyor. Böylelikle diyelim evet, İmralı’da konuşulan bazı şeyleri veriyorlar. Onun yanına bir de kendilerinin düşündüğü, provoke edecek, ortamı bulandıracak cümleleri ekleyerek provokasyon yapmak istiyorlar. Bazıları ise yapılmamış görüşmeler. Bunlar da biraz böyle.

Görüşmeler üzerinden bu kadar spekülasyon yapmak, provokasyon yapılması, sabote etmeye çalışılması bir yönüyle de izlenen yöntemin yetersizliğinden kaynaklanıyor. Eğer Önderlik ile basın ve aydınlar görüşse, Önderliğin görüşleri açıkça kamuoyuna sunulsa böyle provokasyon olmaz. Yapamazlar.

Evet, hükümet de zorlanıyor, onlar da zorlanıyorlar. O zaman bütün bunları ortadan kaldırmak için çok zaman geçirmeden Önderliğin aydınlar ve gazeteciler ile görüşmesini sağlamak gerekiyor. Şimdi evet, böyle sanki bizden yansıyor gibi. Öyle bir şey yok. Kesinlikle bizim onları yansıtmada herhangi bir şeyimiz olamaz, çıkarımız olamaz. Biz bu süreci geliştirmek istiyoruz. Süreci sabote etmek isteyenlere karşıyız. Bunlar süreci etkileyen şeyler.

Bu tür sonuçlar gerçekten bu süreci sabote etmek isteyen, Özgürlük Hareketi ile Türk devletinin belli bir uzlaşma temelinde Kürt sorununun çözümünü istemeyen, Kürtler üzerinde bu politikalar sürsün, bu savaş sürsün diyen kesimlerin işine yarıyor.