Hanuka katliamı ve Ahmed el-Ahmed

Forum Haberleri —

Bondi Katliamı/foto:AFP

Bondi Katliamı/foto:AFP

  • Bondi Plajı saldırısı, aşırı uçların bunu kolektif suçlama, kolektif şüphe ve kolektif nefret için yakıt haline getirmek istemesiyle sömürülecek. Bu yol, iyi bir yere çıkmaz.
  • Ahmed el-Ahmed, konuşma yapmadı. Köşe yazısı yazmadı. Birlikte yaşama manifestosu yayınlamadı. Yahudilerin avlandığını gördü ve harekete geçti. Yahudi halkı, alkıştan daha fazlasını borçlu.

*ZVIKA KLEIN

Görüntüler izlemesi zor ve unutması imkânsız. Hanuka’nın ilk gecesi arifesinde, aileler Bondi Plajı’nda Işık Bayramı’nı kutlamak için toplanmışken, kalabalığın arasına kurşun yağdı. Sonra, kaosun ortasında bir insan, inanılmaz bir şey yaptı. 43 yaşında ve iki çocuk babası manav Ahmed el-Ahmed, saldırganlardan birine doğru ilerledi, arkadan sararak uzun namlulu silahı elinden aldı ve geri çekilmeye zorladı. Kendisi vurulup hastaneye kaldırıldı, ancak saniyelik kararı yaygın olarak daha büyük bir katliamı önledi.

O anın, derin bir Hanuka boyutu var; Ahmed’in Yahudi olmaması ve kahramanlığın herhangi bir halka ya da inanca ait olmaması nedeniyle değil, Hanuka’dır. Çünkü Hanuka, ışığın bir metafor olmadığını ısrarla savunur. Bu, bir sorumluluktur. Bir mum karanlıkla pazarlık etmez; inatla, aleviyle geri iter.

Yahudi tarihinde 'Uluslar Arasında Doğrular' ifadesi, Holokost sırasında Yahudileri kurtarmak için her şeyi riske atan Yahudi olmayanlar içindi. Bu unvan, İsrail yasasıyla kurulan bir çerçevede 'Yad Vaşem' tarafından tanınır. İsimler, Yahudi vicdanına kazınmıştır: Fabrikasını ölüm için işaretlenmiş Yahudileri kurtarmak için kullanan Oskar Schindler; Budapeşte’de Yahudileri İsveç koruma belgeleriyle kurtaran Raoul Wallenberg; yaşam hattı haline gelen vizeler veren Japon diplomat Chiune Sugihara; Varşova Gettosu’ndan Yahudi çocukları kaçırmaya yardım eden Polonyalı sosyal hizmet görevlisi Irena Sendler; Yahudileri sakladığı için öldürülen Polonyalı Ulma Ailesi.

O ahlaki soy ağacına ait

Bu hikâyeler, sadece Holokost hakkında değil, aynı zamanda baskı altında ahlaki netlik, bir insanı görüp bakmaktan kaçınmayı reddetme seçimidir. Ahmed el-Ahmed, 'Uluslar Arasında Doğrular' arasında yer alır. Ahmed el-Ahmed, o ahlaki soy ağacına aittir. Mekân farklı. Yüzyıl farklı. Silahlar farklı ama temel denklem ürkütücü derecede tanıdık: Yahudiler kamusal alanda Yahudi olarak toplanıyor ve biri bu görünürlüğün ölümle cezalandırılan bir suç olduğuna karar veriyor. Bu, siyaset değil, 'gerilim' de değil. Bu, ceset sayısıyla ölçülebilir bir nefrettir. Avustralya yetkilileri, Bondi Plajı’ndaki bu katliamı Yahudi Hanuka etkinliğini hedef alan bir terör saldırısı olarak değerlendiriyor.

Ahlaki korkaklığın sofistike sunulduğu bir çağda

Peki Yahudi dünyası, bir Yahudi olmayanın, kelimenin tam anlamıyla ateşe koşarak Yahudi hayatlarını kurtardığında ne yapar?

İlk olarak, yüksek sesle, net ve tekrar tekrar teşekkür et. 'İnsanlık' hakkında belirsiz genel sözlerle değil, doğrudan yaptığı şeyi kabul ederek: En az bir saldırganı aktif saldırı sırasında durdurarak muhtemelen onlarca, belki yüzlerce hayat kurtardı. Teşekkür fısıldanmamalı, özellikle ahlaki korkaklığın sofistike olarak sunulduğu bir çağda.

İkinci olarak, onu kamusal ve resmi olarak onurlandır. Avustralya’daki ve dünyadaki Yahudi örgütlerinin, Ahmed el-Ahmed’i, doğaçlama ve cilasız cesaretin sembolü olarak yüceltme zamanıdır. Bu cesaret, ideolojiden değil, içgüdü ve insanlıktan geliyor. Riski hesaplamak zorunda kalmadı. Onu yaşadı. Üstelik vurulu ve tedavi altında.

Evet, İsrail devletinin de onu tanıması gerektiğine inanıyorum. Belki de Genesis Ödülü’nün bir sonraki sahibi o olmalı. Yahudilerin kurtarıcılara ihtiyacı olduğu için değil, Yahudiler doğruluk gördüklerinde onu tanır diye. İsrail, sadece bir sığınak ve askeri güç değil, aynı zamanda Yahudi hafızasının egemen ifadesidir. Bu hafıza, tehlikeli, rahatsız edici ya da popüler olmayan olduğunda Yahudilerin yanında duranların kutsal bir defterini içerir. İsrail, bu cesareti onurlandırdığında, dünyaya ışığı yayanlarla karanlığı yayanlar arasında fark olduğunu ve Yahudi halkının bu farkı bildiğini işaret eder.

Tanıma nasıl görünür? Kudüs’e davet. İsrail Cumhurbaşkanı ile kamusal görüşme. Sivil cesaret için ulusal bir atıf. Onuruna dikilen bir ağaç; Yad Vaşem’in özel Holokost çerçevesini taklit etmek için değil, mesajını yankılamak için. Yahudi hayatı kurtarmak, Yahudi halkının kaydettiği, hatırladığı ve sonsuz minnetle karşılık verdiği bir eylemdir.

Kolektif nefret için  yakıt yapılıp sömürülmesin

Bunun önemli olmasının başka bir nedeni var. Bondi Plajı saldırısı, aşırı uçların bunu kolektif suçlama, kolektif şüphe ve kolektif nefret için yakıt haline getirmek istemesiyle sömürülecek. Bu yol, iyi bir yere çıkmaz. Yahudiler birey olarak değil, kategori, sorun, hedef olarak yargılanmanın ne demek olduğunu bilir. Ahmed’in hikâyesi, bu zehre panzehirdir. “Her dinde ışığı yayanlar vardır, her dinde karanlığı ve nefreti yayanlar vardır” diye yazdım kendi kendime, olan biteni okuduktan sonra. Bu, bir slogan değil, bir gerçeklik kontrolüdür. Bondi Plajı’ndaki katil, karanlığı seçti ama Ahmed, ışığı seçti.

Hanuka’nın mesajı, zafercilik değil, kararlılıktır. Mucize sadece yağın 8 gün dayanması değildi. Mucize, Yahudilerin zaten menorayı yakmakta ısrar etmesiydi; dünyanın onların varlıklarını gizlemelerini rahatça söylediği bir dünyada. İşte bu yüzden Hanuka, dünyanın dört bir yanındaki Yahudilere açıkça ya da dolaylı olarak sessizce kutlamalarını, sembolleri gizlemelerini, kendi güvenlikleri için kendilerini küçültmelerini söylediği bir yılda duygusal olarak bu kadar yüklü.

Karanlığa cevap, yok oluş değil

Hayır. Karanlığa cevap yok oluş değil, ışıktır. Yahudi geleneği buna 'or la’goyim' (uluslara ışık olmak) der. Modern dilde de 'tikkun olam' (dünyayı onarmak) ile bağlantılıdır. Bu ifadeler, sıkça aşırı kullanılır, bazen anlamı boşaltılır ama Bondi Plajı’nda yeniden odaklandılar. Uluslara ışık olmak bir marka çalışması değil. İnsanların sonuçları anlık ve kişisel olsa bile zulme karşı insanlığı seçmesini talep eder. Ahmed el-Ahmed, konuşma yapmadı. Köşe yazısı yazmadı. Birlikte yaşama manifestosu yayınlamadı. Yahudilerin avlandığını gördü ve harekete geçti. Yahudi halkı ona alkıştan daha fazlasını borçlu. Tanıma, hafıza ve onur borçlu. Avustralya da azınlıkları korumak ve kamusal alanı savunmak mücadelesinde onun cesaretini istisna değil, standart olarak görmeli.

Bu Hanuka’da, Sidney’de, Kudüs’te, New York’ta ve Yahudilerin basit bir soru sorduğu sayısız başka yerde mumlar yakılacak: Görünür şekilde Yahudi olmak hâlâ güvenli mi?

En az bir cevap, silah seslerine doğru koşan bir meyve dükkânı sahibinden geldi. Ahmed el-Ahmed, dünyaya ışığın nasıl göründüğünü hatırlattı.

* The Jerusalem Post'an çevrilerek kısaltıldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.