Haydut devletin zindanları

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

11 Nisan 2022 Pazartesi - 23:58

  • 63 yaşındaki Mehmet Sevinç, geçen hafta Manisa’nın Akhisar kasabası cezaevinde hayatını kaybetti. Ölüm sebebini malum gerekçelerden biri ile “beyin kanaması” diye açıkladılar. Ama cenaze nakli için ambulans vermediler. Devlet memuru imama da cenazeyi yıkatmadılar. Çünkü Mehmet Sevinç düşman, yani Kürt’tü...

Orta Çağ, haydut devletler devranıydı. Baronlar, kont ve prenslerle krallar, şeyh ve emirler çağı...

Haydutluk çağında, kanun ve onun dayanağı hukuk yoktu. Emirler ve  “demir” (kılıç) ile “bileğin gücü”, çağın hukuku ve hukukun yasasıydı.

“Keşifler”, deniz aşırı haydutluktu. İspanya, Portekiz, Britanya ve Osmanlı her yanından insan kanı damlayan birer haydut devletti. Sonra öteki Avrupa devletleri de katıldı, bunlara.

Haydut devletler zindan işletmecisi, sömürgeler üstü açık birer zindandı.

Zindanlar hukukla değil, emir ve komutayla yönetiliyordu. Zindan mukimleri, tepeden aşağı bekçi kadroları için birer keyif getirme, eğlence malzemesiydi. O süslü giyimili kral, baron, prens ve sultanlar, günümüzde Kürtlere yapıldığı üzere, hınç alıp keyif getirmek için esirlerine işkence yapıyorlardı. Esir (siz tutuklu, hükümlü deyin) eğlencelerde soytarı niyetine kullanılıyor, sırtlarına binilip yarıştırılıyorlardı.

Dünya edebiyatının ilk kaynağı İspanyol Miguel Cervantes, Osmanlıya esir düştüğünde henüz o ölümsüz “Don Kişot”u yazmamamıştı ama tiyatro eserleri, şiirleri olan bir kalem adamıydı. Cahillikleriyle ünlü, 1900’lerin başında bile kimi paşaları (mesela Yedi-Sekiz Hasan Paşa) okuma yazmadan yoksun Osmanlılar, yazamasın diye ellerini, parmaklarını çiğnediler...

Kendilerini Osmanlı torunları yerine koyanlar 2017 yılında, su başlarını tuttuklarında, “anayasayı bize uydurun” diyerek, Orta çağ’a giriş yaptılar. Hukuksuzluk bundan sonra gün be gün ilerledi. MHP resmi çetecilik, polis, asker ve yargıyı kullanma biçimiyle haydut devleti doğdu. “Adaleti” hakkında masallar uydurulan Halife Ömer’in hınç çıkarma, intikam alma dönemi başladı. Tekrar olacak ama  Ömer’in komutanı Halid bin Velid, Kürtleri kılıç zoruyla Müslümanlaştırmak için aylar süren Amed kuşatmasında, komutanlardan biri olan oğlu öldürülünce, intikam hırsıyla 70 bin masumu katletti. Böyle adildi, Halife Ömer’in düzeni.

Atatürk’ün adaleti ondan geri değildi. Şeyh Said davasında, hesapta olmayan biri salıverilince, idam günü rakamı tutturmak için yoldan geçen birini yakalayıp asmıştılar. Menemen’de, aynı hesapla bir Yahudi’yi ipe çektiler. Kemalistler 12 Martta, Denizleri intikam için astılar. 12 Eylülde, 17 yaşındaki Erdal’ı Ermeni, “ergen” gösterip idam ettiler.

JİTEM’li keskin nişancılar 1993’te, yüksek emir üzerine Lice’de Bahtiyar Aydın adındaki bir generali vurunca, o gün oralarda olmayan Mehmet Emin Özkan adındaki bir köylüyü, suçlu diye zindana attılar. Özkan, şimdi 83 yaşında. Ağır hasta. O gün Licede komutan olan General İlker Başbuğ, yükselip genelkurmay başkanı ve oradan da emekli oldu. Ama Özkan hala zindanda...

Kemalizmden sonra Türk-İslam faşizmi (İslamo Faşizm), çok yönlü olarak, “Ömer’in adaleti” izinde yürüyor. Daha haydut devlet ilan edilmeden, 2014 yılından itibaren, devletten maaşlı katillere Kürt öldürme özgürlüğünü tanıdı. Nişancı katiller ödüllendirildi. Polise çocuk ve kadınları, savaş araçlarıyla ezip geçme özgürlüğü verdi. Toplu kırımları, şehirleri insan başına yıkmayı, bunlar “şereflenme” yaptılar.

Dün medyada bir haber vardı. Fotoğraf çektirirken İngiliz Winston Churchill’in bir zamanlar Alman Nazilerine karşı yaptığı zafer işaretini tekrarlayan Kürt gençleri, polisçe işkenceye alınıyor, MHP rumuzlu terör mangaları, Kürtçe konuşup müzik dinleyenlerin avına çıkıyordu.

Avrupa Birliğine dahil olma sevdasından, idamı yasalarından çıkardılar. Ama bu İslamo Türk faşizminin yalanıdır, dolandırıcılıktır. İdamlar sadece yol, yöntem değiştirdi. Yol boylarıdaki insan avı, ev baskınları, şehirleri insan başına yıkma ve droneli, uçaklı saldırılarla “idamlar” berdevamdır. Cezaevleri, Kürtler için, Orta Çağ zindanlarıdır. Hitlerin toplama kampları modelidir. Buralarda “intihar etti”, beyin kanaması, kalp krizi geçirdi masalıyla, “idamlar infaz“ ediliyor.

Hayat çürütmeye gelince: Selahaddin Demirtaş ve kadro arkadaşları masa başında üretilen suçlarla, beş yıldan beri Türk tipi zindandadır. Osman Kavala tek başına, bir “intikam” mahpusudur.   

Zindanlar her yaştan Kürtlerle doludur. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre, 271 bin kişi kapasiteli cezaevlerinde şu anda 314 bin kişi tutulmaktadır. İnsan Hakları Derneği, esir düşman muamelesi gören zindancıların 1605‘nin hasta, çoğu Kürt 605 kişinin de ağır hasta olduğunu söylüyor. İran’daki gibi patır patır insan asmak yok ama 605 kişi Orta Çağ zindanları mukimi gibi çıkmak için ölümlerini bekleniyor.

20-30 yıldan beri ellerinde esir ve Türk yasalarına göre tahliye olması gereken sayısız Kürt, dillerini konuştukları veya Türk faşizmine teslim olmadıkları için “disiplin suçu” işlemekten, emirle içerde tutulmaktadır.  

HDP göreve

Elbette herkes kendince, zindan bekçileri de kendince şereflidir. Eli, kolu, dili bile bağlı esire zulüm şeref getiriyorsa eğer, devam etsinler...

Ama Türk yasalarına göre kurulmuş ve bu doğrultuda faaliyet gösteren HDP, farklı alanlarda da örgütlenmek zorundadır artık. En azından, halka din hizmetleri ve ambulans sağlayabilir.

63 yaşındaki Mehmet Sevinç, geçen hafta Manisa’nın Akhisar kasabası cezaevinde hayatını kaybetti. Ölüm sebebini malum gerekçelerden biri ile “beyin kanaması” diye açıkladılar. Ama cenaze nakli için ambulans vermediler. Devlet memuru imama da cenazeyi yıkatmadılar. Çünkü Mehmet Sevinç düşman, yani Kürt’tü...

Oysa, Kürtler dini ritüellerde zaten Türklerden ayrılıyor. Kürtlerde, din adamlarının memur yani maaş karşılığında hizmet vermesi haramdır, günahtır. Bunların hizmeti de makbul ve geçerli değildir. HDP, Kürtler için Kürt din adamları organize edebilir. Ambulans ise artık pahalı bir nesne değildir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.