HDP muhalefeti ve toplumu uyardı

16 Şubat 2021 Salı - 18:02

  • Türk hükümetinin, başka yöntemler mümkünken Garê’ye saldırarak 13 devlet elemanını öldürdüğünü, siyasi sorumlu olarak hesap vermek zorunda olduğunu söyleyen HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, muhalefeti ve toplumu uyardı:
  • "İktidarın söylediklerini tek gerçek olarak kabul edersek başka operasyonlar bindirecek. Bu operasyonlar, toplumun tümünü rehin almaya yönelik, demokratik siyaseti bitirme amaçlı, demokrasi umudunu yok etme hedefli olacaktır."

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Mithat Sancar, partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu. Dört günlük saldırı sonunda hezimetle sonuçlan Garê’yi işgal girişimi saldırısıyla ilgili konuşan Sancar, Türk tarafının çelişkili açıklamarına işaret etti. 13 savaş esirinin öldürülmesinin katliam, uluslararası insancıl hukukun ağır ve vahim ihlali olduğunu belirten Sancar, "Hakikatin ve sorumluların tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması lazım" dedi.

Bakanların ve hükümetin dediklerine kayıtsız, şartsız, itirazsız inanmalarının beklenemeyeceğini kaydeden Sancar, yakın tarihten sadece 2-3 örnekle nedenini izah etti: 

* Kuşkonar ve Koçağalı Katliamı. 1994’te Türk savaş uçakları tarafından bombalanan köylerde 38 kişi hayatını kaybetti. O zamanlar hükümetin ve bakanların neler söylediklerini hatırlatmayacağım, gerek yok. Bugünden dönüp baktığımızda acı bir trajedinin sorumsuz ve yüzsüz ifadeleriyle karşılaştığımızı çok daha açık görebiliriz. Bunu ben söylemiyorum sadece, bunu Anayasa Mahkemesi (AYM) de söylüyor. AYM yakın zamanda bu olayla ilgili karar verdi ve devleti bu olaydan sorumlu tuttu. Yani bu katliam gerçekleştiğinde hükümetin ve bakanların söylediklerinin gerçeği yansıtmadığı AYM kararıyla sabit oldu. 

* Güçlükonak Katliamı. 1996’da Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylü bir minibüsün içinde kurşunlanıp yakılmıştı. Olayın ardından sorumluların neler söylediğini görmek isteyenler açıp kısa bir araştırma yapmakla yetinebilir, hemen görecekler o zamanki tabloyu. Hakikatin peşinde olanlar, olayın aydınlatılması için mücadeleden vazgeçmedi bütün imkanları kullandı. En son AİHM’e kadar götürdüler bu katliamı. AİHM, Türkiye’yi mahkum etti. Yani o zaman hükümetin ve sorumluların söylediklerinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu.

* Roboskî Katliamı. Hafızalarda tazedir. Katliamın ardından neler yazılıp çizildiğini; hükümetin, sorumluların, yetkilerin neler söylediklerini hatırlamak için kendimizi fazla zorlamaya gerek yok. Bugün ortaya çıkan gerçek çok çıplaktır. O insanlar savaş uçaklarından atılan bombalarla katledildi; 34 insan ve bunların büyük bir kısmı çocuktu. 

Toplumu rehin alırlar

Hakikat ortaya çıkarılmadıkça yeni kırılmalar peşinden koşacak bir iktidarla karşıya karşıya olulduğuna işaret eden Sancar, "Hakikatin peşine düşmezsek, iktidarın söylediklerini tek gerçek olarak kabul edersek, bunun üzerine başka operasyonlar bindireceklerdir. Bu operasyonlar, toplumun tümünü rehin almaya yönelik, demokratik siyaseti bitirme amaçlı, demokrasi umudunu yok etme hedefli olacaktır" şeklinde konuştu.

Bağımsız komisyon soruştursun

Hakikatin nasıl ortaya çıkarılacağına dair iç hukuk yetersiz kalırsa uluslararası hukukun daha açık, güvenilir ve etkili yollar önerdiğini vurgulayan Sancar, "Bağımsız bir soruşturma komisyonu oluşturulabilir. Öncelikle Türkiye’de adli makamların ve iktidarın bütün olguları, yaşanan her şeyi kamuoyuna sunma yükümlülüğü var. Bu anayasal yükümlülük, siyasi sorumluluktur, vicdani ve ahlaki görevdir" dedi.

Otopsi raporlarının ayrıntıları

Otopsi raporlarının ayrıntılı bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmasını isteyen Sancar, otopsinin usulüne göre yapılması şerhini de ekledi. Türkiye’de adli makamların, uluslararası kurallar ve standartlara uygun bir soruşturma yapma yükümlülüğünü hatırlatan Sancar, fakat bu soruşturmalardan objektif sonuç çıkması konusunda haklı şüpheleri olduğunu vurguladı. O nedenle güvenilir, bağımsız, tarafsız mekanizmaların işletilmesi gerektiğini söyleyen Sancar, iktidarın sorumluluğunun burada da bitmeyeceğini kaydetti.

İktidarın siyasi sorumluluğu

İktidarın çok açık ve ağır siyasi sorumluluğunun en az iki alanda söz konusu olduğunu belirten Sancar, şöyle sıraladı:

* Operasyonun yapılma şeklidir,

* Operasyon dışındaki seçeneklerin değerlendirilmemiş olmasıdır.

Sancar, şu soruları yöneltti:

* Eğer amaç gerçekten alıkonulmuş bu görevlilerin kurtarılması idiyse operasyon bu şekilde mi yapılmalıydı?

* 41- 42 savaş uçağı günlerce bomba yağdırıyor, bu ortam ve şartlarda kurtarılmaları mümkün müydü?

* Peki, bunun sorumluluğu yok mu?

Hesap vermek zorundalar

Bu insanların Türkiye’ye getirlemesinin başka yolları olduğuna, bunun için ailelerin, HDP’nin ve insan hakları kuruluşlarının çabalarını hatırlatan Sancar, şöyle devam etti: "Başarının tek ölçütü, o insanların sağ salim ailelerine kavuşmalarını sağlamak. Bu yoksa operasyona karar veren ve bunun icrasında görevli olan bütün yetkililer siyaseten açık bir şekilde sorumludur. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek, hesap vermek zorundalar."

Daha önceki örnekleri verdi

HDP Eşbaşkanı, bundan önce bu tür durumlarda neler yapıldığını, İHD Amed Şubesi’nin 1990-2010 yılları arasını kapsayan PKK’nin alıkoyduğu kişilere ilişkin raporuyla hatırlattı: "22 yıl içerisinde 335 kişinin alıkonulduğunu tespit etti. 335 kişinin tamamı girişimler sonucu ailelerine sağ salim kavuştu. 335 insanın hayatı. Sorumluluk hisseden kuruluşlar insanlar yıllar içerisinde bu girişimlere devam etti. Çocuklarının serbest bırakılması için didinen  aileler, 2015, 2016, 2019’da partimizi de ziyaret etti. Arkadaşlarımız, ailelerle birlikte basının karşısına çıkıp konuştular fakat her seferinde son düğüme kadar gelinip ama o son düğüm bir türlü çözülemedi. Neydi o son düğüm? Hükümetin, iktidarın adım atmasıydı. Beklenen buydu iktidardan."

DAİŞ ve korsanlar örneği

Korsanlar tarafından iki hafta önce Türkiye vatandaşlarının alıkonulduğunu hatırlatan Sancar, "Peki nasıl kurtarıldı bu insanlar, operasyonla mı?" diye sorarak, şöyle devam etti: "Hayır. O insanların hayatlarını kurtarmak için fidye de ödemişlerse doğru yapmışlardır, çünkü asıl olan hayattır."

Musul Başkonsolosluğu'nun DAİŞ tarafından basılması ve onlarca insanın rehin alınmasını anımsatan Sancar, "Nasıl kurtarıldı o insanlar? Görüşmeler yoluyla" dedi.

Sorumluluktan kaçmak için

Garê’de bu kadar açık sorumluluğu olan bu iktidarın sorumluluğunun üstünü örtmek için HDP’yi günah keçisi olarak seçtiğini kaydeden Sancar, şunları ekledi: "Bununla da kalmıyor, muhalefeti de kendi sorumluluğuna ortak etmek peşinde koşuyor. İşte bu, yeni ve ağır bir operasyondur. Herkes bunun farkına varmalıdır. Bu demokratik siyasete ve demokrasi umuduna yönelik bir operasyondur. Yeni kırılmalar peşinde koşuyor bu iktidar. HDP demokratik siyasette ısrarcı; demokratik çözüm ve barış istiyor. İstedikleri operasyonu yapsınlar bize karşı. Bu hedefimizden zerre şaşmayacağız, inancımızı zerre sarsmayacağız. Bu ülkeye demokrasi ve barışı, hakikatin peşinden yorulmadan usanmadan koşanlar getirecektir. Ölümlerden avantaj devşirmeye çalışmanın hangi kitapta, inançta, hukukta yeri var? Şimdi bunun peşindeler. Ne yaparsanız yapın bizi yolumuzdan alıkoyamazsınız. Bu yürüyüş bugüne kadar büyük bedellerle geldi, bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edecek.”

ANKARA

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.