HDP’den adalet seferberliği

8 Şubat 2021 Pazartesi - 17:03

  • HDP, toplumsal adaleti sağlamak için dünden itibaren Haziran 2021’e kadar dört ay sürecek ‘Herkes için Adalet’ seferberliğini başlattı.

 

HDP Eşbaşkanları, bütün demokratik ve toplumsal muhalefet güçlerini, bütün vicdanlı insanlarını adaletsiz, haksız ve zorba rejim karşısında güçlerini birleştirmeye, mücadeleyi ortaklaştırmaya çağırdı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “Herkes İçin Adalet” kampanyasını başlattı. Ankara’da bir otelde yapılan toplantıya Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Bedran Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan, DİSK Genel- İş Örgütleme Daire Başkanı Taner Şanlı ile Basın Danışmanı Çağdaş Küpeli, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Örgütlenme Sekreteri Ramazan Gürbüz, İnsan Hakları Derneği Eşbaşkanı Öztürk Türkdoğan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Din Alimleri Derneği (Diayder) Genel Başkanı Ekrem Baran, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz, Özgürlük İçin Hukukçular Platformu ve Asrın Hukuk Bürosu.

Ayrıca Ahmet Türk, Ali Haydar Konca, Celal Doğan, Atilla Kart, Behçet Yıldırım, Fikret Başkaya, Hamit Geylani,Kerem Altıparmak, Levent Kanat, Mustafa Avcı, Nurettin Sönmez, Sevilay Çelenk ve Sırrı Sakık gibi isimler de hazır bulundu.

Saygı duruşuyla başlayan programın açılış konuşmalarını Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Salim Kaplan ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi İlknur Birol’un birlikte yaptı. Programda yazar, aydın ve siyasetçilerin gönderdikleri video mesajlar da sinevizyondan yansıtıldı. Rehin tutulan HDP eski Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın ilgili mesajları aktarıldı.

Eşbaşkanlar açıkladı

“Herkes İçin Adalet” kampanyasının deklarasyonu Eşbaşkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar tarafından açıklandı. HDP’nin toplumsal adaleti sağlamak için Haziran’a kadar sürecek mücadele programının deklarasyon metninde hem mevctu durum gerekçeleriyle birlikte izah edildi hem de nasıl bir mücadeleyle karşı durulup çözüm üretileceği ifade edildi.  

Adalete ve adalet arayanlara düşmanlar

Ekonomik, sosyal ve siyasal krizin, bir adaletsizlik ve eşitsizlik rejimi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yaşamın tüm alanlarına sirayet etttiği; ekonomi, yargı, sağlık, eğitim, siyaset ve kültür alanlarında çürümüşlük, çözümsüzlük ve tıkanmışlık yaratan iktidarın, insani değerleri bir bir aşındırdığı, toplumu ahlaki bir yozlaşma girdabına sürüklediği, toplumsal çözülmeyi dayattığı belirtilen deklarasyonda, bu krizlerin toplamda adaletsizlik ürettiği vurgulandı. Yargıdan kadın haklarına; vergiden ücrete; işçi haklarından tüketici haklarına; sağlığa erişimden konut hakkına; ifade özgürlüğü hakkından engelli haklarına; çocuk haklarından hayvan haklarına; barış hakkından yaşam hakkına; su ve toprak hakkından ekolojik haklara kadar her alanda adaletsizliğin, bu rejimin temel özelliği olduğu kaydedilen deklarasyonda, bu yüzden adalete ve adalet arayanlara düşman oldukları ifade edildi.  

Ekonomide adaletsizlik ve yoksulluk

Adaletsizlik ile ekonomik sömürü ve yoksulluk arasındaki sıkı bağlara dikkat çekilen deklarasyonda, şunlar belirtildi:  ”Kayırmacılığın, yolsuzluğun hâkim anlayış haline geldiği, gelir dağılımı uçurumunun her geçen gün büyüdüğü; halktan toplanan vergilerin iktidar eliyle yandaş sermayeye aktarıldığı, talan ve sömürü çarkı toplumun en ağır yaşadığı adaletsizliklerin başında gelmektedir. İşsizlik, yoksunluk, yoksulluk ve hayat pahalılığında yakın tarihin en vahim tablosu yaşanmaktadır.”

Adaletsizlik ve kayyum rejimi

 AKP-MHP iktidarınin keyfi ve adaletsiz rejimini sürdürebilmek için siyasal alanı tamamen lağvetme hevesinin en tipik örneğinin kayyum rejimi olduğuna dikkat çekilen deklarasyonda, siyasi hırsızlık ve soygun düzeni olan kayyum rejiminin, bu iktidarın seçimsiz, halksız ve haksız bir darbe düzenine geçiş özleminin aynası olduğunun altı çizildi. Bu düzende demokratik hak ve özgürlükler kullanılamadığı gibi  demokrasinin en temel ilkelerinin bile askıya alındığı kaydedilen deklarasyonda, kuvvetler ayrılığı, denge denetim mekanizmaları yok edilerek tek adama dayalı Olağanüstü Hal rejiminin kalıcı hale getirilmeye çalışıldığı ifade edildi. Kamu yönetiminde şeffaflık ve denetimi ortadan kaldıran iktidarın, tam bir haramiler düzenine geçip kesintisiz adaletsizlik ürettiği ifade edildi.

Yargıda adaletsizlik ve hukuksuzluk

Tam bir çürümüşlük yaşanan bağımlı ve taraflı yargının, ülkenin geleceğini müebbet adaletsizliğe çevirmeye çalıştığı, evrensel hukuk değerlerini hiçe sayıp engizisyon mahkemelerine rahmet okuttuğu vurgulanan deklarasyonda, siyasal alanda Halkların Demokratik Partisi’ni, toplumsal alanda ise Kürt halkını mevcut hukukun da ötesine geçerek bertaraf etmeyi hedefleyen bir paralel düşman hukuku düzeni işletildiği kaydedildi.

Tanınma adaletsizliği ve çözümsüzlük

Toplumu sürekli kutuplaştırarak, ötekileştirerek, nefret dilini yaygınlaştırarak, cebir ve şiddetle ömrünü uzatmaya çalışan iktidarın, düşmanlaştırıcı nefret dilini ise Kürtler başta olmak üzere toplumun kimlik, inanç, cinsiyet ve kültürel farklılıklarına yönelttiğine dikkat çekilen deklarasyonda, şunlar ifade edildi: ”Kürt halkının en doğal ve insani hakkı olan kültür, kimlik, ana dilinde eğitim ve kendini özgürce ifade etme hakları gasp edilmekte, bunların talep edilmesi bile ceza konusu yapılmaktadır. Kayyum rejimiyle Kürtlerin seçme ve seçilme hakkı gasp edilmekte, yerel demokrasi, yerelden ve yerinden yönetim imkanları ve hakkı yok edilmektedir. Tek adam yönetimi, Kürt sorununda çözümsüzlüğü esas alarak, Türkiye halklarının huzuru, refahı ve geleceğiyle tehlikeli bir şekilde oynamaktadır. Çözümsüz bırakılan Kürt sorunu, demokrasi ve adalet krizini her alanda derinleştirmektedir. Krizleri çoğaltıp, bunun üzerinden güvenlikçi politikalarla ülkeyi yönetmeye çalışan bu anlayış, demokratik çözümün önünde en büyük engel olarak durmaktadır.

Aleviler de ayrımcı nefret dilinin hedefindedir. Cemevlerinin ısrarla statüsüz bırakılması, iktidarın toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevileri tanımaması ve taleplerini karşılıksız bırakmasından başka bir anlamı yoktur.

Kürtlere reva görülen kayyum uygulaması, Boğaziçi Üniversitesi’nde çarpıcı bir örneğini de gördüğümüz gibi iktidara biat etmeyen bütün kurumlara adım adım yayılmaktadır. İdareye dernekler ve sivil toplum kuruluşlarına kayyım atama yetkisi veren yasalar bir bir geçirilmektedir.”

Cezaevlerinde adaletsizlik

 Türk cezaevlerinin her türlü insanlık dışı muamelenin sistematik olarak uygulandığı; yasalar bir yana asgari ahlaki ve vicdani değerlerin dahi çiğnendiği yerler haline getirildiği hatırlatılan deklarasyonda, evrensel bir suç olan tecrit işkencesinin Öcalan ve diğer tutsaklara karşı siyasi bir baskı aracı olarak kullanıldığı belirtildi. Tecride karşı açlık grevine işaret edilen deklarasyonda, ”Çıplak arama işkencesi normalleştirilmektedir. Verilen cezaların infazının bitmesine rağmen insanlar keyfi bir şekilde tahliye edilmemektedir” denildi. 

Toplumsal cinsiyet adaletsizliği

Deklarasyonda, iktidar ittifakının zihniyet kodları nedeniyle adaletsizliğe en fazla maruz kalan kesimlerin başında kadınların geldiği ifade edilerek, kadına yönelik şiddet, taciz ve cinayetler ve faillerinin korunmasının yarattığı adaletsizliklerden ekonimik sömürüye kadarki tablo özetlendi.

Gençler ve adaletsizlik

İtaat ve biat etmeyen gençliği tehlike ve düşman olarak gören iktidarın, gençleri eleştirel düşünmekten, mücadeleden, özgürlüklerini savunmaktan ve siyasetten uzaklaştırmak için her türlü zorbalığa başvurduğu kaydedilen deklarasyonda, şunlar ifade edildi: ”KHK’ler ile demokrat ve muhalif öğretim üyelerini üniversitelerden uzaklaştırmak, kampüsleri kolluk ile doldurmak, kayyum rektörler atamak adaletsizliğin sadece bazı görüntüleridir.

Bugün genç işsizlik yüzde 30’lara dayanmaktadır.

Sistemli bir sindirme politikası başta HDP Gençlik Meclisi olmak üzere tüm muhalif gençlere yöneliktir. Gençler, üniversitelerde, sokaklarda baskı, gözaltı ve tutuklamalara maruz kalmakta; kaçırılmakta, kötü muameleye ve işkenceye uğramakta; ajanlaştırılmak için baskı altına alınmaktadır. Özellikle genç kadınlar taciz ve iradesizleştirme politikalarının kıskacına alınmaktadır.”

Sağlık ve eğitimde adaletsizlik

 Sağlık ve eğitim alanlarında yaşanan adaletsizliklerin toplumun çok büyük kesimleri için güvencesizlik ve geleceksizlik yarattığı vurgulanan deklarasyonda, salgının her daim sorunlu olan bu alanlardaki adaletsizliğin derinliğini ve büyüklüğünü daha çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdiği belirtildi.

İklim adaletsizliği

 Deklarasyonda, iklim adaletsizliğiyle ilgili şunlar hatırlatıldı: ”İktidar öncelikle tarıma elverişli toprakları, ormanları, kırsal alanları, su kaynaklarını ve sulak bölgeleri çoraklaştıran yatırımlara, ÇED raporlarının göz ardı edildiği maden sahaları uygulamalarına, büyük ölçekli yapı ve yol inşaatlarına, İstanbul Kanalı gibi rant projelerine yönelerek ve Paris İklim Sözleşmesi’ni imzalamaktan kaçınarak, hem küresel hem yerel ölçekte iklim adaletsizliğini, toprak ve su adaletsizliğini derinleştirmektedir.”

Daha fazla süremez

Adaletsizlik bir yönetim ilkesi haline geldiği, çürümenin bütün toplumu sardığı; böyle bir toplumsal ve ahlaki iklimin, sıradan faşizmin boy atması için de uygun toplumsal zemini oluşturduğu belirtilen deklarasyonda, bu adaletsizlikler düzeninin daha fazla sürdürülmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. ”Bu tehlikeli gidişata dur demek, toplumun tüm kesimlerinin nefes almasını sağlamak, sorunların müzakere ve diyalogla çözüleceği zemini yaratmak, adalet özlemi taşıyan herkesin ortak görevidir” denilen deklarasyonda, ”Herkes için adalet” demenin şimdi tam zamanı olduğu ifade edildi.

Adalet mücadelesine çağrı

 HDP’nin, bütün alanlardaki adalet taleplerini siyasal ve toplumsal mücadelesinin merkezine yerleştireceğinin altı çizilen deklarasyonda, şunlar sıralandı:

 * İşsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa, hayat pahalılığına, sömürüye, talana, gelir uçurumuna karşı mücadeleleri büyüteceğiz.

* Kayırmacılığa; ayrımcılığa, şiddet ve nefret diline, kutuplaştırıcı politikalara karşı direneceğiz.

*  Farklı halkların ve inanç gruplarının haklarını, hukuklarını, kültür, kimlik ve anadillerini özgürce kullanabilmeleri mücadelemizi kararlı biçimde sürdüreceğiz.

*  Kadın kırımına ve kadına yönelik şiddete, kadın yoksulluğu ve işsizliğine karşı mücadeleyi büyütecek, İstanbul Sözleşmesi’ni daha güçlü sahipleneceğiz.

* Gençliğe karşı tüm hoyrat politikaların karşısında duracağız.

* Doğa katliamını ve tahribatını durduracağız.

* Bütün toplumsal ve demokratik muhalefet güçlerinin özgürce siyaset yapma hakkını savunacağız.

* Demirtaş, Kavala, Berberoğlu örneklerinde olduğu gibi AYM ve AİHM tarafından verilen kararların uygulanmasını sağlayacağız.

* Cezaevlerinde hüküm süren şiddet, zorbalık, tecrit ve hak gasplarını sona erdireceğiz.

Dört ay sürece seferberlik

 HDP’nin, toplumsal adaleti sağlamak için dünden itibaren Haziran 2021’e kadar dört ay sürecek ‘Herkes için Adalet’ seferberliğini başlattığı duyurulan deklarasyonda, özetle şöyle devam edildi: ”Kadınlarla, işçilerle, emekçilerle, esnafla, gençlerle, köylü ve çiftçilerle; engellilerle, emeklilerle; anadili hakları, yönetim hakları, kimlik, kültür ve inanç hakları çiğnenen tüm halklarla buluşarak; sokakta, meydanda, sanal ve gerçek ortamlarda toplantılar, etkinliklerle ve akla gelebilecek bütün ifade biçimlerine başvurarak Türkiye halklarının konuştuğu bütün dillerde adaletin daha yaygın ve daha etkin telaffuz edilmesi için çaba göstereceğiz.

Toplumsal temelli demokrasi ittifakı

 Hedefimiz, her türlü adaletsizliğe itiraz eden ve faşizmin kurumsallaşmasına karşı hareket halinde olan toplumsal, siyasal ve kültürel bütün güçlerin buluşmalarını sağlamaktır. Böylece, geleceğin ‘demokrasi ittifakı’nın en yaygın ve geniş toplumsal temel üzerinde oluşturulmasına yönelik güçlü bir adım atılmış olacaktır. Parlamenter alan ile toplumsal özgürlük mücadelesi arasında güçlü bir etkileşim kurma çabası içinde olacağız.

Siyasal muhalefet başta olmak üzere, tüm toplumsal muhalefete ve tek tek yurttaşlarımıza çağrıda bulunuyoruz. Daha fazla geç kalmadan, iktidar ittifakının halklarımızı daha fazla yoksunluğa, yoksulluğa, açlığa ve sefalete, ekonomik, siyasi, ekolojik ve toplumsal yıkıma sürüklemeden hep birlikte, herkes için adalet diye haykıralım.

Türkiye’nin bütün demokratik ve toplumsal muhalefet güçlerini, bütün vicdanlı insanlarını bu adaletsiz, haksız ve zorba rejim karşısında güçlerini birleştirmeye, mücadeleyi ortaklaştırmaya çağırıyoruz.”

 HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.