PJAK, BBC'ye ne anlattı?

Rêwar Abdanan
- PJAK Sözcüsü Rêwar Abdanan, PJAK'ın vizyonunu, konuşlanmasını ve ittifak politikasını, açık ve net ifadelerle izah etti.
PJAK Sözcüsü Rêwar Abdanan'ın BBC Farça'dan Jiyar Gol ile yaptığı söyleşideki yanıtları, çeşitli spekülasyonlara neden oldu.
Söyleşinin tamamını paylaşıyoruz.
Gözler, şu anda oldukça bu bölgeye çevrilmiş durumda. Partinizin de bu sürece dahil olma ihtimali ne kadar?
Evet, PJAK kuruluşunun ilk günlerinden itibaren güçlerini Kürdistan topraklarının derinliklerinde bulundurmuştur. Aynı şekilde orada toplum içinde örgütsel faaliyetlerini yürütmüştür ve çatışmaların yaşandığı koşullarda da hem kendi güçlerini hem de Kürt toplumunu korumak amacıyla harekete geçmiştir. Bu nedenle PJAK’ın Kürdistan topraklarına girmesi meselesinin haber başlığı şeklinde paylaşılması aslında tam olarak bu şekilde değildir, çünkü PJAK güçlerinin büyük çoğunluğu zaten Kürdistan topraklarındadır. PJAK güçleri öz savunma çerçevesinde, İran İslam Cumhuriyeti gibi bir diktatörlüğe karşı kendilerini savunabilmek için elbette silahlı olmak zorundadır. Kendilerini savunabilmeleri gerekir, ancak temel faaliyetleri toplumun eğitimi ve örgütlenmesidir.
Birçok güvenlik kurumu, askeri yapı hatta polis hava saldırılarına uğradı. Özellikle İran’ın Kürt bölgelerinde ve sınır bölgelerinde güvenlik güçleri çok zayıflamış durumda. İnsanlar çok soruyor: Eğer siz silahlıysanız bu silahları ne için istiyorsunuz, neden bu savaşa girmiyorsunuz?
Bakınız, İran halkının yürüttüğü mücadele ve bizim Kürdistan’da ve İran genelinde ilerlettiğimiz siyasi ve toplumsal proje, “Jin Jiyan Azadî” devrimi çerçevesinde kendisini gösterdi. Aslında İran toplumu, İran İslam Cumhuriyeti’nin karşısında durarak bu rejimi meşruiyetini kaybetmiş bir seviyeye getirdi; rejim meşruiyetini kaybetti ve deyim yerindeyse devrilmiş sayılabilecek bir noktaya ulaştı. Bu diktatörlüğe karşı savaşın zemini de bu şekilde oluştu. Bu nedenle bizim görüşümüze göre bu demokratik mücadeleleri yalnızca savaşa indirgemek yeterli değildir. Elbette gerekli olduğu yerde Kürt halkı ve İran halkları savunulur ve PJAK kendi ilke ve programı çerçevesinde harekete geçer.
Son iki aylık gösterilerde binlerce kişi öldürüldü. Örneğin neden sizin grubunuz halka askeri açıdan yardım etmedi, neden askeri olarak müdahil olmadınız?
Kürdistan’ın yalnızca bir savaş alanı olarak görülmesini istemiyoruz. PJAK’ın İran geneli için siyasi bir programı vardır. Eğer uluslararası güçler gerçekten bu rejimin ortadan kalkmasını istiyorlarsa hem Kürtler hem de İran’daki tüm halklar ve kimlikler için açık bir program sunmalıdır. PJAK eğer bu program içinde kendi programıyla ortak noktalar gördüğü zaman kendi politikalarını belirler ve bu güçlerle ortak anlayış geliştirebilir.
Bazı medya kuruluşları PJAK’ın Amerika ve CIA ile ilişkisi olduğunu ya da askeri yardım aldığını yazdı. Amerika veya istihbarat kurumlarıyla ilişkiniz oldu mu?
Hayır, istihbarat kurumları ile hayır. Siyasi bir hareket olarak temas kuruyorsak elbette muhataplarımız devletler ve siyasi güçler olur. Bu bağlamda PJAK, İran İslam Cumhuriyeti diktatörlüğüne karşı duran bütün güçlere yönelik iletişim kanallarını açık tuttu. Tüm bu güçler ile ilişki kurmaya hazırdır. Şu ana kadar ne sözlü ne yazılı olarak bu devletlerden veya uluslararası güçlerden bize yardım konusunda hiçbir taahhüt verilmedi.
Amerika ile temasınız oldu mu, iş birliği veya birlikte çalışma konusunda görüştünüz mü?
Bazı temaslar oldu, ancak bunun bizim politikalarımızı ona göre belirleyeceğimiz bir seviyeye ulaştığını söyleyemem. Henüz o ortak noktalara ulaşılmış değildir ki biz politikalarımızı buna göre ayarlayalım ve Kürt toplumunun çıkarlarının Amerika’nın bölgedeki programıyla tamamen örtüştüğünü söyleyelim. Böyle bir noktada değiliz ki onların politikasına göre kendi politikamızı belirleyelim. Biz çabalıyoruz ki; daha önce de söylediğim gibi, tüm güçlerle, bu meseleyle ilgili tüm siyasi taraflarla iletişim kanallarımız açık olsun. Eğer gerçekten bu doğrultuda bizim düşündüğümüzle uyumlu doğru bir siyaset izlemeye hazır olurlarsa biz de onlarla diyalog ve iş birliğine hazırız.
Amerika veya İsrail ile hangi şartlarda iş birliği yaparsınız?
Bakınız, bizim İran’ın geleceği, Kürdistan ve tüm İran için ortaya koyduğumuz program ve projede toplumun rolü çok önemlidir. Topluma siyasi bir aktör olarak bakılması gerekir. Bu nedenle rejim sonrası döneme ilişkin siyasi programda halkların ve İran’daki milletlerin yerinin belirlenmesi gerekir. Eğer bu çerçevede gerçekten net bir program varsa ve biz bu diktatörlük ortadan kalktıktan sonra nasıl bir siyasi sistem kurulacağını biliyorsak o perspektife göre güçlerle ilişki kurabiliriz. Şu anda durum net değildir. Bu rejim ortadan kaldırıldıktan sonra ne tür bir siyasi modelin kurulacağı açık değildir. Bu da özellikle Kürt toplumu içinde derin kaygılar yaratıyor. Öte yandan mesele yalnızca bir diktatörlüğün ortadan kaldırılması değildir. İran, tarihsel yaralar taşıyor. Halk defalarca ayaklanmış, mücadele etmiş, ancak her defasında bu ayaklanmalar, bu mücadeleler ve hatta devrimler başka bir diktatörlüğün yeniden üretilmesine yol açmıştır. Bu da özellikle son yüzyıl boyunca sürekli bu tür baskı ve tekelcilikle karşı karşıya kalmış bir toplum için son derece tehlikelidir; yeniden çok büyük bir savaş yaşamak zorunda kalması demektir. İnsanlar, çok büyük mücadeleler verdi, binlerce insan bu uğurda hayatını feda etti. Eğer bu mücadelelerin sonucunda ortaya çıkacak kazanım, yine başka bir baskı düzeniyle karşılaşacaksa bu kesinlikle kabul edilemez olur.
Bazıları, bu bölgede uçuşa yasak bölge ilan edilirse ve silahlı mücadele seçeneği gündeme gelirse İran’a girip hükümete karşı savaşmayı değerlendirebileceklerini söylüyor. Siz de böyle bir durumda hazır olur musunuz, güçleriniz İran içine girmeye hazır mı?
PJAK güçleri kesinlikle tam hazırlık halindedir. İran’da ortaya çıkan yeni gelişmeler dikkate alındığında PJAK hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkardı. Elbette lojistik meseleler ve toplumun güvenliği çok önemlidir, çünkü bizim temel kaygımız hem Kürt halkının hem de İran halklarının bu savaşta zarar görmemesidir. Eğer bir diktatörlük ortadan kaldırılacak ama bu savaş içinde halk telafisi mümkün olmayan zararlar görecekse bu kesinlikle kabul edilemez. Bunu mutlaka politikalarımızda dikkate alıyoruz. Mutlaka Kürt toplumunun güvenebileceği bir garanti, bir teminat ve bir taahhüt olması gerekir, ancak şu anda böyle bir garantiyle karşı karşıya değiliz ve böyle bir şey mevcut değildir.
Rojava’da yaşananlar; Amerika’nın Kürtlere verdiği desteği geri çekmesi… Bu durum Batı’ya, özellikle Amerika’ya karşı bir güvensizlik yaratıyor mu?
Rojava Kürtlerine karşı uluslararası güçlerin ve özellikle Amerika’nın gösterdiği bu tavır, Kürdistan’da ve İran Kürtleri arasında çok ciddi soru işaretleri ve kaygılar yarattı. Unutulmamalıdır ki; Kürt meselesi bütünlüklü bir meseledir. Her ne kadar farklı devletler arasında bölünmüş olsa da Kürtler birbirlerine karşı sorumluluk ve dayanışma hisseder. Kürt toplumunun bir bölümüne karşı gösterilen herhangi bir siyasi tavır, Kürdistan’ın diğer parçalarında da dikkate alınır. İster devletler, ister uluslararası güçler tarafından olsun, buna göre değerlendirilir ve ilişkiler de buna göre şekillenir.
Özellikle Amerika’nın bazı Kürt partilerini silahlandırmaya çalıştığı, onlara askeri ekipman verdiği yönünde haberler çıktı. Siz bu süreçte Amerika’dan veya başka bir ülkeden askeri ekipman aldınız mı?
Hayır, bize hiçbir ekipman ulaşmadı.
Elinizde bulunan silahlı güçlerin operasyon yapabilecek kadar donanımlı olduğunu düşünüyor musunuz?
Kendi programlarımız ve planlarımız çerçevesinde elbette gerekli ekipmanlara sahibiz ve silahlı güçlerimiz hazırdır. İran genelinde çok geniş kapsamlı bir cephe açılacaksa ve Kürtler de diğer milletlerle birlikte bu sürece katılacaksa o zaman daha geniş bir destek şemsiyesi gerekir. Ayrıca koordinasyon ve uyum; bunun da bir ittifak şeklinde oluşması gerekir. O zaman Kürtler bu tür faaliyetler için gerekli imkanlardan ve ekipmanlardan faydalanabilir.
Programınız nedir, bu süreci nasıl takip ediyorsunuz?
Bizce “Jin Jiyan Azadî” devrimi, İran toplumunun demokratik bir döneme girmeye hazır olduğunu gösterdi. Kürtler, kendi mücadeleleriyle İran’ın yeni bir döneme girmesinin zeminini hazırladı. Kürtlerin özgürlüğü, Kürt toplumunda oluşacak demokrasi, Kürt toplumunun aktif rol oynadığı ve her türlü baskı ile diktatörlüğü aşan yeni siyasi model, tüm İran için umut verici ve çok olumlu bir gelecek perspektifi yaratacaktır. Bu toplumsal hazırlık düzeyi dikkate alındığında PJAK olarak kendi kapasitemizi ortaya koyuyoruz ve toplumla birlikte omuz omuza bu demokratik mücadeleyi sonuca ulaştırabileceğimize inanıyoruz.
İran’da oluşan bu durum başka bölgelerde de silahlanmaya yol açabilir; Huzistan, Belucistan veya Kürdistan’da. Sizce bu iç savaşa dönüşebilir mi?
Eğer demokratik güçler ve farklı etnik yapılar arasında uyum olursa her türlü savaş ve gerilimin önüne geçilebilir. Diğer ülkelerin, bu etnik gruplar üzerinde etkisi olan müdahaleleri olmazsa ve İran halkı tüm etnik çeşitliliğiyle kendi arasında birlik sağlayabilirse önlenebilir. PJAK olarak İran’daki tüm toplumsal gruplara iş birliği eli uzatıyoruz ki ortak demokratik mücadeleyi ilerletebilelim; gericilik, geçmişe dönüş ve İran halkının talepleriyle uyumlu olmayan tehlikeli projelerin önüne geçebilelim. Bu mücadeleyi sonuca ulaştırabilelim; öyle ki tüm etnik gruplar, diktatörlük karşısında mücadele eden herkes kendi haklarına ve özgürlüklerine kavuşabilsin.
İslam Cumhuriyeti sonrasında İran için nasıl bir sistem öngörüyorsunuz?
PJAK olarak belirli bir projeye sahibiz. Demokratik İran Cumhuriyeti’ni destekliyoruz. İran’daki bütün kimliklerin ve kimlik çeşitliliğinin bir arada yaşayabileceği, herkesin özgür katılımıyla oluşacak demokratik bir model öneriyoruz. Bu model, özgür yurttaşlık temelinde ve demokratik bir anayasa üzerine kurulmalıdır. Diğer tarafların önereceği başka demokratik modellere de açığız; tartışmaya ve ortak bir noktada uzlaşmaya hazırız.
Rıza Pehlevi de demokratik ve seküler bir İran istediğini, tüm vatandaşların eşit haklara sahip olacağını söylüyor. Böyle biriyle ittifak yapmaya hazır olur musunuz?
Eğer söyledikleri çerçevede gerçekten pratikte de hareket ederlerse neden olmasın? Ancak monarşi yanlılarının yaklaşımı tekelci, milliyetçi, merkezci ve antidemokratik, erkek egemen bir yaklaşımdır. Bu nedenle farklı gruplar ile monarşi yanlıları arasında oluşabilecek ortak noktalar ortadan kalkıyor. Bence o kesim şunu anlamalıdır: Tekelcilikle, merkezcilikle, kendi görüşlerini Kürtlere ve İran’daki diğer kimliklere dayatmakla hiçbir sorun çözülmez. Özellikle ortaya koydukları 100 günlük programda PJAK’a ve Kürt halkına açıkça savaş ilan etmiş durumdalar. Ayrıca Kürt partileri arasında bir birlik oluştuğunda da monarşist akım ve bizzat Rıza Pehlevi bu birlikteliğe saldırarak, ayrılıkçılık olarak nitelendirdi. Açıktır ki nerede tekelcilik, nerede tek sesli siyaset, nerede dayatma varsa orada ayrışma ortaya çıkar. Bizce İran muhalefetindeki sorunların ve ayrışmanın sebebi de tam olarak bu dışlayıcı zihniyettir; ne yazık ki bunu monarşi yanlılarında görüyoruz.
Az önce Kürt partileri arasında bir ittifak kurulduğunu söylediniz. Bu iş birliği hangi alanlarda olacak?
Temelleri atılan bu birliktelik henüz tamamlanmış bir yapı değildir; hâlâ çalışılması gerekiyor ve henüz nihai yapısına ulaşmamıştır, görüşmeler sürmektedir. Siyasi açıdan tüm güçlerin katılacağı Kürdistani bir kurum oluşturmak istiyoruz ki Kürtlerin sesi bu kurum aracılığıyla dünyaya duyurulsun. Aynı zamanda Kürt partilerinin savunma güçlerinin içinde yer alacağı bir savunma kurumu da oluşturulmasını istiyoruz; böylece gerektiğinde Kürtleri savunabilecek ve demokratik mücadele yürütebilecek birleşik bir Kürt gücü ortaya çıksın. Bu çerçevede çalışmalarımız sürmektedir.
İsrail ve Amerika’nın İran’a saldırılarının başlamasıyla siz bu Kürt partileri ittifakını kurdunuz. Bunun bu saldırılarla bağlantısı var mı; Amerika, İsrail ya da bölge ülkeleri sizden böyle bir ittifak kurmanızı istedi mi?
Kürt partilerinin ve genel olarak tüm siyasi hareketlerin davranışları gelişmelere bağlıdır; yani sahadaki gelişmeler partilerin yeni siyasi tutumlar geliştirmesine yol açabilir. Kürtler ne kadar birlik içinde hareket eder ve siyaseti ortaklaştırırlarsa, farklı projeleri olsa bile ortak noktalarda buluşabilirlerse bu Kürtlerin siyasi ağırlığını artırır ve seslerinin dünyaya daha güçlü ulaşmasını sağlar. Bu da Kürtlerin gelişmeler içinde daha etkili bir şekilde yer almasına yardımcı olur.
Kürtler, İran rejiminin yıkılmasında nasıl bir rol oynayabilir?
Kürtler tarihsel acılar yaşadı ve demokratik talepleri her zaman merkezi hükümetlerin baskıcı, tekelci ve otoriter yapısıyla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle böyle bir diktatörlüğe karşı mücadele için uygun koşullar oluştuğunda Kürtlerin ön saflarda yer alması çok doğaldır. Ancak meşru taleplerine ulaşabilmek için diğer güçlerle birlikte hareket etmeleri gerekir. İran yalnızca Kürtlerle özgürleşmez.
İran İslam Cumhuriyeti onlarca yıldır Kürt partilerini 'terörist ve bölücü' olmakla suçluyor. Son haftalarda Kürt ittifakı kurulunca bazı muhalif figürler de sizi İran’ı bölmek istemekle suçladı. Gerçekten hedefiniz bu mu, bağımsız bir Kürdistan mı istiyorsunuz?
Bu tür çevreler, Kürtleri sürekli savunmada tutmak istiyor. Bizim gerçekten ayrılıkçılık gibi bir hedefimiz yoktur; bu anlamsız bir iddiadır. Kürt siyasi hareketleri kendilerini Kürdistan’ın geleceğinden ne kadar sorumlu görüyorsa İran’ın geleceğinin şekillenmesinde de o kadar aktif rol almak istemektedir. Bu tür suçlamalar sadece ayrışma ve bölünme yaratır ve bunun kazananı, doğrudan İran İslam Cumhuriyeti olur.
Bu kurduğunuz ittifaktaki bazı partiler, örneğin İran Kürdistan Demokrat Partisi veya Komala gibi partiler federal bir İran savunuyor. Daha küçük bazı partiler ise bağımsızlık istiyor. Bu farklı görüşleri nasıl bir arada tutacaksınız; İran ya da Kürdistan’ın gelecekte nasıl bir sistemle yönetileceği konuşuldu mu?
Gelecekte bütün bu güçlerin bir araya gelmesi ve projelerini topluma sunması gerekir. Toplum, yalnızca kendisine program dayatılan bir nesne gibi görülmemelidir. Kürt toplumunun görüşü, bu kader belirleyici konularda alınmalıdır. Her güç kendi projesini sunabilir; ister demokratik cumhuriyet, ister demokratik federalizm, ister başka bir model olsun. Bunlar demokratik ve eşit bir ortamda tartışılabilir. Ayrıca yalnızca Kürdistan içindekilerin değil, dışındaki diğer kesimlerin de görüşleri dinlenmelidir. Sonuçta demokratik İran için en iyi model konusunda ortak bir uzlaşıya varılmalıdır.
Irak Kürt partilerinden, örneğin bu bölgede etkili olan YNK ya da PDK tarafından size İran’a girmemeniz yönünde mesajlar veya baskılar geldi mi, bu konuda sorun yaşadınız mı?
Geçmiş dönemlerde bazı açıklamalar yaptılar, ancak biz Kürdistani bir parti olarak Kürdistan’da bulunmak için hiçbir taraftan izin almayız. Bizim Federe Kürdistan topraklarındaki varlığımız, bu Kürt kazanımları için tehdit oluşturmuyor, tam aksine onların korunmasının da güvencesidir. Bunu özellikle DAİŞ’e karşı verdiğimiz mücadelede herkes gördü.
Amerika ya da büyük ihtimalle İsrail birçok üs, hatta sınır karakollarını bombaladı; ayrıca İran’ın Kürt bölgelerindeki bazı sınır köylerinde de ağır bombardımanlar gördük. Birçok kişi bunun Kürt silahlı gruplarının İran’a girmesi için ortam hazırlamak olduğunu düşünüyor. Doğru mu?
Devrim Muhafızları’nın terör örgütü ilan edilmiş olması dikkate alındığında, ona karşı geniş bir ittifak oluşması doğal bir şeydir. Bu saldırıların tam olarak nereye varacağı ise henüz belli değildir. İran’daki iktidarın tepe noktası hedef alınmış, Hamaney ortadan kaldırılmış ve askeri güçler ile Devrim Muhafızları’na çok ağır darbeler vurulmuştur. Bizim görüşümüze göre bu hâlâ halkın yeniden çağrılarak sokağa çıkması ve sivil mücadeleyle bu rejimin işini tamamen bitirmesi için yeterli değildir. O aşamaya ulaşmak için hâlâ başka adımların da atılması gerekmektedir.
Siz yıllarca Rojava'daki DAİŞ savaşını takip ettiniz. Orada birçok PJAK üyesinin DAİŞ’e karşı savaştığını gördük. Bu üyeler geri döndü mü, yoksa hâlâ oradalar mı?
Kürtler, Kürdistan’ın hangi parçası saldırıya uğrarsa uğrasın kendilerini oradan sorumlu görürler ve oraya giderek o bölgenin halkını savunur. Çok sayıda Kürt genç kadın ve erkek, Rojhilat'tan Rojava’ya gitti. Elbette Kürt toplumunun İran ve Kürdistan içinde bu gençlere ihtiyaç duyması halinde onlar sahaya döner, Kürdistan’ın o kısmına geri gelir, mücadelede yer alır ve kendi topraklarını, halklarını savunmak için harekete geçer.
Amerika, Rojava'da bir süre Kürtlere eğitim verdi, silahlandırdı ve gelişmiş silahlar sağladı. Bu silahlardan size hiç ulaşmadı mı?
Hayır, bize bugüne kadar hiçbir silah, lojistik imkân veya askeri teçhizat ulaşmadı.
Sizde ne tür silahlar ve hangi tür teknolojiler bulunuyor?
PJAK gerillaları tarihsel deneyimleri, yürüttükleri mücadeleler ve genel olarak son 100 yıldaki Kürdistan mücadelelerinden elde edilen bütün tecrübelerden yararlanıyor. Kendi varlığını, toprağını ve halkını savunabilecek seviyededir. Aynı zamanda kendi imkânları ve tecrübeleri doğrultusunda modern teknolojilerden de faydalanabilecek düzeye erişti. Kürdistan’da gerekli olduğunda savaş ve savunma sanatında bu imkânları kullanacaktır.
İran’ın mevcut durumunu biliyorsunuz. Yoğun bombardımanlar oldu, binlerce insan öldü. Sizi en çok ne endişelendiriyor?
Birinci mesele, bu savaşta ve bombardımanlarda halkın zarar görmemesidir; bu bizim temel kaygımızdır.
İkinci mesele ise İran İslam Cumhuriyeti sonrası için düşünülen siyasi projedir. Bunca mücadele ve fedakârlıktan sonra nasıl bir siyasi model kurulacak? İnsanların katılım sağlayabileceği nasıl bir siyasi sistem ortaya çıkacak? Yoksa yeniden başka bir diktatörlük biçimi mi halkın önüne konacak ve bu kısır döngü tekrar mı edecek?
Yurt dışında veya İran içinde, hatta belki hapiste bulunan muhalif figürler arasında, sizin çalışmaya hazır olacağınız ve bu muhalefet hareketine liderlik edebileceğine inandığınız özel bir kişi var mı?
Biz bir kişinin bu mücadeleyi sonuca ulaştıracağına inanmaktan ziyade, farklı güçler arasında uyumun sağlanmasına ve kolektif bir liderlik oluşmasına inanıyoruz.
Çok teşekkür ederiz, bize vakit ayırdığınız için.
Ben teşekkür ederim. HABER MERKEZİ













