Rejimin sahnedeki 5 mollası

Mollalar
-
Rejimin sahnesindeki 'derin' 5 molla, karar alma mekanizmasının merkezinde yer alıyor: Mohammad Bagher Zolghadr, Ahmad Vahidi, Mohammad Bagher Ghalibaf, Gholamhossein Mohseni Ejei ve Ahmad Reza Radan.
Mücteba Hamaney, babası 28 Şubat’ta ABD-İsrail tarafından öldürüldükten sonra İran’ın 'Yüce Lideri' olarak atandı, ancak henüz kamuoyuna görünmedi ve saldırıda yaralandığına, ayrıca yakın ailesinden birkaç kişinin de öldüğüne inanılıyor. Buna rağmen rejim ayakta kalmış durumda ama karar alma yetkisini kimin elinde tuttuğu merak ediliyor.
Rejimin ayakta kalması artık küçük bir çekirdek kadronun elinde: İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Komutanı, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı ve Meclis Başkanı. Bu isimlerin hepsi de 'Devrim Muhafızları’ndan gelme. Ayrıca Yargı Başkanı ve kolluk kuvvetleri komutanı da karar alma sürecinde anılan diğer isimler arasında. Al Majalla, bu isimlere mercek tuttu:
Mohammad Bagher Zolghadr
70’li yaşlarının başında, zor bulunan bir figür olan Mohammad Bagher Zolghadr, rejimin saydamlıktan uzak yapısını somutlaştırıyor ve gerçek komuta yapısının kalbinde yer alıyor. Yeni Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri olarak ordu, Devrim Muhafızları Ordusu, istihbarat servisleri ve dış politika arasındaki koordinasyonu denetliyor. Ofisinde devletin en kritik kararları şekilleniyor: savaş, nükleer program ve benzeri konular. Göreve geleli sadece bir ay olan Mart 2026’daki ataması basit bir idari değişiklik olmanın çok ötesindeydi. Bu, zorlu bir dönemde güvenlik kökenli isimlere öncelik verildiğinin işaretiydi. Zolghadr’ın geçmişi siyasette değil, güvenlik kurumlarındadır. Devrim Muhafızları, Besic çeteleri ve Genelkurmay üzerinden yükseldi. 1979'da önce bile monarşiye karşı eylemlerde yer almıştı. İran’ın bölgesel vekil ağının mimarlarından biridir; Hizbullah gibi yapıları uzaktan yönlendirmekte rol oynadı. Nükleer programdaki ve iç muhalefetin bastırılmasındaki rolü nedeniyle yaptırım uygulananlardan biridir. Bağımsız bir karar alıcı olmaktan ziyade, farklı güç merkezleri arasında koordinasyon sağlayan bir figür olarak tanımlanıyor.
Ahmad Vahidi
İran rejiminin “güç yoluyla savunma” doktrinini somutlaştıran 67 yaşındaki Devrim Muhafızları Komutanı General Ahmad Vahidi, uzun süredir dış operasyon birimi Kudüs Gücü ile özdeşleşmiş bir isim. Vahidi, 1983’te Kudüs Gücü’ne katıldı, 1988-1997 yılları arasında da komutanlığını yaptı. Bazı kaynaklar, kendisini 1994’te Arjantin’de bir Yahudi topluluk merkezine düzenlenen ve 85 kişinin katüledilmesine yol açan AMIA bombalamasından sorumlu tutuyor. Interpol, AMIA saldırısı nedeniyle hakkında kırmızı bülten bulunduruyor. ABD ve AB ise 2022 protestolarının bastırılmasındaki rolü, özellikle internet kesintileri ve göstericilere karşı güç kullanımı nedeniyle yeniden yaptırım uyguladı. Bazı araştırmacılar, Vahidi’nin savaşın hızlandırdığı askeri-güvenlik kurumlarının iktidarın tam merkezine ilerleyişinin bir parçası olduğunu düşünüyor. General Vahidi, rejimin hayatta kalmasının dini kurumdan ziyade tam güvenlik kontrolüne bağlı olduğu inancını temsil ediyor.
M. Bagher Ghalibaf
Güvenlik ile siyaset arasında bir konumda yer alan 64 yüşındaki İran Meclisi Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf, diğerlerinden farklı bir profil çiziyor. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani’nin 17 Mart’ta öldürülmesiyle daha da ön plana çıktı. Kariyerine Devrim Muhafızları’nda başlayan Ghalibaf, hava kuvvetleri komutanlığı yaptı, ardından polis teşkilatını yönetti, daha sonra Tahran Belediye Başkanlığı görevinde bulundu ve sonunda Meclis Başkanı oldu. Bu yol, güvenlik elitinin sivil kurumlar içinde sürekli dolaşıma sokulduğu tipik İran modelini yansıtıyor. Reuters’a göre; Ghalibaf, 28 Şubat’tan itibaren karar alma sürecinde daha merkezi bir rol üstlendi; özellikle Batı ile dolaylı iletişim kanallarında. Ghalibaf, geleneksel din adamı-siyasetçi dengesi gerilerken askeri kanada hitap edebilen, siyasi dilde müzakere edebilen ve iç kamuoyuna yönelik anlatıyı şekillendirebilen bir figür olarak öne çıktı. Tanıyanlara göre;tehlike anlarında ön plana çıkan güvenlik-siyaset arketipidir. Sert sosyal medya söylemine rağmen nispeten ılımlı kabul edilir.
İdamların efendisi!
Foundation for Defence of Democracies, iki önemli isme daha dikkat çekiyor;
* 69 yaşındaki Gholamhossein Mohseni Ejei. İran Yargı Başkanı ve eski İstihbarat Bakanı. İran sisteminde baskı, hukuki kılıfa büründürülür ve Ejei, burada devreye girer. Güvenlik ile yargı gücünün bu birleşimi, baskıyı hukuki meşruiyete dönüştürmesini sağlar. Reuters, 2021’de göreve başladığından beri idam sayısında belirgin bir artış olduğunu belirtiyor. 2009’dan beri uygulanan Batı yaptırımları, keyfi tutuklamalar ve işkence sistemindeki rolünü işaret ediyor. Hamaney’in öldürülmesinden sonra yargı, korku yoluyla kontrolü yeniden tesis etmekte daha da önemli bir araç haline geldi.
Efendinin tetikçisi!
* Ahmad Reza Radan. Ejei kararları imzalarken, polis şefi Ahmad Reza Radan bunları sokakta uyguluyor. ABD ve AB, 2009 gösterilerinin bastırılmasındaki rolü nedeniyle 2010’dan beri kendisine yaptırım uyguluyor. Kariyerine Devrim Muhafızları'nda başlayan Radan’ın, 2025-2026 protestolarının bastırılmasının da arkasındaki isim olduğu düşünülüyor. Güçleri ülke genelinde binlerce İranlıyı sokaklarda katletti. Doğrudan caydırma üzerine kurulu söylemi ve İran içinde İslami kıyafet kurallarını katı şekilde uygulamasıyla tanınan Radan, bazı araştırmacılara göre “önleyici baskı” olarak tanımlanabilecek bir sistemin merkezinde yer alıyor. Bu sistem, tehdidin olgunlaşmasını beklemiyor, daha oluşmadan boğuyor. Diğer yaptırım listesindekiler gibi o da yaptırımları “şeref madalyası” olarak görüyor.
Bunların toplam ifadesi
Bu temel figürler, İran’da basit bir güç dağılımından öte, yönetimin niteliğinde köklü bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Ülke, artık bir din adamı lider ile altındaki devlet kurumları arasındaki hassas dengeyle yönetilmiyor; rekabet ile tamamlayıcılığın iç içe geçtiği kurumlar ittifakıyla yönetiliyor. Bu durum, daha kolektif bir yönetim düzeninin doğuşuna işaret ediyor. Bu yeni düzen, tutum olarak daha sert, uygulamada daha az esnek ve zamanla kendi komutanları arasında rekabete daha açık olabilir. İran’ın rakiplerinin, bugün karşı karşıya olduğu asıl meydan okuma budur. Bu, ölmek üzere olan kırılgan bir rejim değil, hayatta kalmasının en dayanıklı araçları etrafında yeniden örgütlenmiş bir rejimdir. Sistem, ciddi iç baskılarla karşı karşıya. Mali kaynaklar tükendi, elektrik, gaz, demiryolları ve köprüler gibi hayati altyapı büyük hasar gördü. İran halklarının devletin resmi zafer söylemine ne kadar tahammül edeceği henüz belirsizdir. Savaş sonrası dönem, rejim için savaşın kendisinden daha tehlikeli olabilir. HABER MERKEZİ













