• Kirmanşan'ın Daloha ilçesinin Qela Kaweş köyünde bir evi kuşatan İran'ın rejim güçleri, Kürt aktivistler Meysam ve Mucteba Weysî kardeşleri tarayarak katletti.

 

Dareh'ın Deraz Mahallesi'ndeki Kürt Kütüphanesi’nin kurucuları olan Meysam ve Mucteba Weysî kardeşler, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) güçlerinin Daloha ilçesine bağlı köydeki evi kuşatıp taraması sonucu katledildi. Evin sahibinin ise akıbeti bilinmiyor.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’ne ulaşan bilgilere göre; Devrim Muhafızları güçleri, dün saat 04.00 sıralarında Kirmanşan'ın Daloha ilçesinin Qela Kaweş köyünde iki kardeşin kaldığı evi kuşattı. Rejim güçleri, herhangi bir uyarıda bulunmadan konuta dört yönden ateş açarak iki kardeşi evin içinde katletti. Evin sahibi Farşad Hatamipour'un akıbetinin ise saldırıdan beri bilinmiyor. Rejim güçleri tarafından gözaltına alınıp alınmadığı, sağlık durumu veya nerede olduğu konusunda herhangi bir bilgi paylaşılmadı.

Kürt Kütüphanesi kurucuları

Meysam ve Mucteba Weysî kardeşler, Kirmanşan’da tanınan kültürel ve toplumsal figürlerdi; Yarsan inancına mensuptular. Dareh Deraz (Mahdieh Kasabası) semtindeki Kürt Kütüphanesi’nin kurucuları arasında yer alıyor ve bölgedeki Newroz kutlamalarının örgütlenmesinde merkezi rol oynuyorlardı. Mucteba Weysî, sivil ve kültürel faaliyetlerinin yanı sıra başarılı bir güreşçiydi ve Kirmanşan’da birden fazla il şampiyonluğu kazanmıştı.

Baskı ve zulüm eksilmedi

İki kardeş, daha önce de kültürel, kimlik temelli ve dini faaliyetleri nedeniyle defalarca baskı ve zulme maruz kaldı. Mucteba Weysî, 5 Mart 2025’te Kirmanşan’daki Şirin Park’ta Newroz hazırlıklarına yardım ederken işkenceyle gözaltına alındı. 18 gün hücre hapsinde tutulduktan ve Dizel Abad Cezaevi’ne nakledildikten sonra 29 Mart 2025’te 700 milyon tümen kefaletle geçici olarak serbest bırakıldı.

Meysam Weysî de önceki yıllarda Dareh Deraz’ın Yarsan nüfusunun yoğun olduğu mahalledeki protestolar sırasında gözaltına alınıp yargılandı.

Tehdit altındaydılar

Ocak'taki protestoların ardından iki kardeşin İran devlet güçleri tarafından baskı ve takibi yoğunlaştı, can güvenlikleri tehdit altına girince saklanmak zorunda kaldılar.

Hengaw, katletme hedefli doğrudan saldırının, İran İslam Cumhuriyeti’nin Rojhilatê Kurdistan’da muhaliflere ve etnik aktivistlere yönelik sistematik infaz ve şiddet politikalarının uzun süredir devam eden bir örneği olduğunun altını çizerek, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri ile İran İnsan Hakları Özel Raportörü Mai Sato’dan acil tepki vermelerini talep etti.

PJAK'tan kınama

Rejim güçlerinin yargısız infazıyla ilgili açıklama yapan PJAK, “Bu vahşi suikastı şiddetle kınıyor ve Yarsan halkına, Kürt halkına ve İran'a başsağlığı diliyoruz. Kürt ve İran halkının kurtuluş hareketinin terörizm, baskı ve suçla durmayacağına inanıyoruz. Şüphesiz ki, şehitler Meysam ve Mucteba Weysî'nin kanı, İslam Cumhuriyeti diktatörlüğüne karşı direniş ve mücadelenin bir başka sembolü olacaktır” dedi. KIRMANŞAN

***

 

Üç Kürt kadın gözaltında

İran yetkilileri, son birkaç gün içinde Bokan’da üç Kürt kadını gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında iki kardeş Humeyra Amînpûr ve Şêler Amînpûr ile Manizeh Xoşnûd da yer alıyor. Üç kadın da herhangi bir tutuklama emri olmadan gözaltına alındı.

Hengaw İnsan Hakları Örgütü’ne ulaşan bilgilere göre; İstihbarat Bakanlığı ajanları, 27 Mayıs Çarşamba günü Bokan’da 50 yaşındaki Humeyra Amînpûr ve kardeşi Şêler Amînpûr’un evine baskın düzenleyerek ikisini de gözaltına aldı. Devlet güçleri, baskın sırasında kardeşlere ait bazı kişisel eşyalara el koydu. Bir gün önce de 58 yaşındaki Manizeh Xoşnûd'un aile evine baskın düzenlenerek gözaltına aldı.

Hengaw’a bilgi veren bir kaynak, İstihbarat Bakanlığı ajanlarının hiçbir belge veya yasal yetki göstermeden eve girdiğini belirtti. Manizeh Xoşnûd’un gözaltına alınmasının ardından ajanlar, dizüstü bilgisayar ve cep telefonu gibi elektronik cihazların yanı sıra bazı kişisel kitaplarına da el koydu.

Manizeh Xoşnûd, daha önce 2024'te gözaltına alınmış ve Bokan Ceza Mahkemesi 101. Şubesi tarafından “devlete karşı propaganda” suçlamasıyla 10 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Gözaltıların ardından ailelerin, Bokan’daki askeri ve yargı mercilerinden kadınların nerede tutulduğu, sağlık durumları ve haklarındaki suçlamalar konusunda bilgi alma çabaları, dün itibarıyla da sonuç vermedi.