- İran cezaevlerinde sadece Mayıs'ta en az 80 kişi idam edildi. İdamlara, açık infazlar, ağır hapis cezaları, mallara el koyma eşlik etti, ancak ne ABD-İsrail ne de karşıtları, rejimin kanlı gösterisini görüyor.
Nükleer silah edinme çabası, uzun menzilli balistik füze kapasitesi, vekil güçlere sahip olmayı gerekçe yapan ABD-İsrail ile ABD-İsrail karşıtlığıyla İran'a 'direniş' payesi biçenler ve gözünü Hürmüz'e dikip fırsat devşirmeye çalışanlar, İran halklarının yaşadıklarını umursamıyor. İslamcı rejim, savaşı durdurma müzakereleri ve kara saldırılarını sürdürürken içeride tam teşekküllü devlet terörünü uyguluyor. Keyfi tutuklamalar, göstermelik yargılamalar ve kanlı infazları rutinleştiren İslamcı rejim, ağır hapis cezaları ve mal varlığına el koymaları da ihmal etmiyor. Uluslararası toplum, İranlı yetkililerin çatışmayı bir perdeleme aracı olarak kullanarak baskı mekanizmalarını derinleştirmelerine ve uluslararası hukuka aykırı suçları cezasız bir şekilde işlemelerine izin veriyor.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü’nün derlediği verilere göre; Mayıs 2026’da İran genelindeki cezaevlerinde en az 80 kişi idam edildi. Hengaw, idam edilen 76 tutsağın kimliğini teyit etmişti ama dördünün kimliği hâlâ araştırılıyor. İdam edilenler arasında 28 yaşındaki Esma Zareyî adlı bir kadın da yer alıyor.
Sadece 15'ini duyurdular
İran devlet medyası veya yargıya bağlı yayın organları tarafından 80 idamdan yalnızca 15’i resmen duyuruldu. Ayrıca en az 19 tutsak, ailelerine önceden haber verilmeden ve son görüşme hakkı tanınmadan gizlice idam edildi.
Allah adına katlediyor
En az 17 kişi, “moharebeh” (Allah'a karşı savaş açmak) ve İsrail için casusluk gibi suçlamalarla idam edildi. İdam edilenlerden bazıları ve suçlamalar şöyle:
* Naser Bakrzade (26 yaşında): Urmiyeli Kürt tutsak, 2 Mayıs’ta Urmiye Merkez Cezaevi’nde İsrail için casusluk suçlamasıyla idam edildi.
* Yaghoub Karimpour: Miyanduablı, Yarsan inancına mensup, 2 Mayıs’ta Urmiye Merkez Cezaevi’nde İsrail için casusluk suçlamasıyla idam edildi.
* Mehrab Abdollahzadeh: Urmiyeli Kürt tutsak, “Jin Jiyan Azadî” protestoları sırasında tutuklandı, 3 Mayıs’ta Urmiye Merkez Cezaevi’nde idam edildi.
* Ebrahim Dolatabadi: Meşhedli, Ocak protestoları sırasında tutuklandı, 3 Mayıs’ta Meşhed Merkez Cezaevi’nde idam edildi.
* Mehdi Rasouli: Ocak protestoları sırasında tutuklandı, 3 Mayıs’ta Meşhed Merkez Cezaevi’nde idam edildi.
* Mohammadreza Miri: Ocak protestoları sırasında tutuklandı, 3 Mayıs’ta Meşhed Merkez Cezaevi’nde idam edildi.
* Ramin Zaleh: İran Kürdistan Demokrat Partisi’ne (PDKI) üye olarak “moharebeh” suçlamasıyla 21 Mayıs’ta Naqadeh Merkez Cezaevi’nde idam edildi.
* Karim Maroufpour: Naqadehli Kürt tutsak, aynı suçlamayla 21 Mayıs’ta Naqadeh Merkez Cezaevi’nde idam edildi.
Yargısız infazlar da
Kürdistan İnsan Hakları Ağı (KHRN) da Urmiye, Naqadeh, Kirmanşah, Mahabad ve Senendec cezaevlerindeki idamların “İsrail için casusluk”, “silahlı isyan”, “Allah’a karşı savaş” ve “yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak” gibi gerekçelerine dikkat çekti. Yaşama hakkının temel bir hak olduğunu kabul ederek, idam haberlerini ve istatistiklerini kişilerin etnik kökeni ve idamın yapıldığı yer ayrımı yapmaksızın yayımlayan KHRN, Tahran, Serdeşt ve Daloha’da İran güçleri tarafından gerçekleştirilen ayrı yargısız infazlarda dört Kürt'ün katledildiğini vurguladı. KHRN, Mayıs'ta gözaltına alınanlar arasında üç sanatçı, bir şair, bir öğretmen ve bir çocuğun da yer aldığını bildirdi.
İdamlara ara vermiyor
Raporlar yayımlandıktan sonra da idam haberleri gelmeye devam etti. Farhang Sheikheh ve Morteza Sadeghzadeh adlı tutsaklar, idam edildi. Sineli 55 yaşındaki Farhang Sheikheh, 25 Mayıs sabahı Senendec Merkez Cezaevi’nde idam edildi. Seqizlı 28 yaşındaki Morteza Sadeghzadeh de 1 Haziran sabahı Damgan Cezaevi’nde idam edildi. Ocak 2026 protestoları sırasında tutuklanan Fethullah Avary ise 2 Haziran 2026 Salı günü şafak vakti Hamedan Merkez Cezaevi’nde idam edildi. İdam, ailesine önceden haber verilmeden ve son görüşme hakkı tanınmadan gerçekleştirildi. İran yargısı, Avary’yi “moharebeh” (Allah'a karşı savaş) suçlamasıyla idama mahkûm etmişti.
Yeniden idam cezası
Reştli 67 yaşındaki elektrik mühendisi ve sivil aktivist Zahra Shahbaz Tabari, Reşt Devrim Mahkemesi 1. Şubesi tarafından ikinci kez idam cezasına çarptırıldı. Karar, önceki idam cezasının İran Yüksek Mahkemesi tarafından bozulmasına rağmen verildi. Aile üyeleri, davanın uydurma ve güvenilmez delillere dayandırıldığını belirtiyor. Bu deliller arasında “Jin Jiyan Azadî” sloganlı bir kumaş parçası ve yayımlanmamış bir ses kaydı yer alıyor. Shahbaz Tabari ile herhangi bir siyasi grup arasında örgütsel, yapısal veya askeri bir bağ gösteren hiçbir delil sunulmadığını vurguluyorlar. İran İnşaat Mühendisleri Odası üyesi ve İsveç Borås Üniversitesi’nden Sürdürülebilir Enerji yüksek lisans derecesine sahip Tabari, Reşt’teki Lakan Cezaevi’nde tutuluyor.
Savaşı bahane ediyor
Uluslararası Af Örgütü, İranlı yetkililerin "savaş koşulları"nı bahane ederek, kitlesel keyfi tutuklamalar, hızlandırılmış son derece adaletsiz yargılamalar, siyasi amaçlı infazlar, ağır hapis cezaları ve mal varlığına el koymalar yoluyla muhaliflere yönelik baskıyı yoğunlaştırdığını teyit ediyor. Yetkililer ve devlet medyası, tutuklananları sistematik olarak karalayarak "hain", "terörist", "paralı asker", "karşı devrimci gruplar", "yabancı güçlerin ajanları" ve "düşman iş birlikçileri" olarak nitelendiriyor. Af Örgütü'ne göre; yetkililer, savaş bahanesini toplumu daha da ezmek için kullanıyor. Yetkililer, yüzlerce protestocuyu; insan hakları savunucusunu; avukatları; gazetecileri ve diğer medya çalışanlarını; sivil toplum aktivistlerini; işçi hakları aktivistlerini; öğrencileri; öğretmenleri; haksız yere öldürülen veya keyfi olarak idam edilen protestocuların ve çevredeki kişilerin adalet arayan ailelerini; Kürtler başta olmak üzere diğer halkları ve dini azınlıkları keyfi olarak tutukluyor. İran içinde ve dışında yaşayan; aralarında diasporadaki gazetecilerin de bulunduğu "hain" ve "düşman ajanı" olarak adlandırdıkları 750'den fazla kişinin varlıklarına el konuldu. Yetkililer, gözaltına alınan kişileri tecrit altında tutma, zorla kaybetme, işkence ve diğer kötü muamelelere, zorla "itiraf" almaya ve avukata erişimlerini engellemeye maruz bırakıyor.
***
Kirmanşan Cezaevi’nde belirsizlik
İran'da Aralık 2025–Ocak 2026 protestoları sırasında tutuklanan 300’den fazla kişi, Kirmanşan Merkez Cezaevi’nin (Dizel Abad Cezaevi) “güvenlik” koğuşunda hukuki belirsizlik içinde tutuluyor ve temel haklardan yoksun bırakılıyor.
İslam Cumhuriyeti’nin askeri-güvenlik güçleri tarafından protestolar sırasında tutuklanan ve son aylarda cezaevine sevk edilen bu tutsaklar, aşırı kalabalık, aileleriyle iletişim kısıtlaması ve tıbbi bakım yoksunluğu koşullarında tutuluyor. Kürdistan İnsan Hakları Ağı (KHRN) tarafından protestolar sırasında tutuklanıp daha sonra serbest bırakılan eski tutuklularla yapılan görüşmeler, İstihbarat Bakanlığı ve Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı tarafından tutuklanan 500’den fazla kişinin, güvenlik birimlerinin sorgu merkezlerindeki ilk sorgularının ardından güvenlik koğuşuna nakledildiğini ortaya koyuyor. Koğuşta bulunan protesto tutukluları ve siyasi mahkumlar, aile ziyaretlerinden mahrum bırakılıyor ve haftada yalnızca sınırlı bir telefon görüşmesine izin veriliyor. Günde yaklaşık yarım saat temiz hava alma imkanı tanınıyor. Birçok tutsak, “Allah'a karşı savaş” gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya.
Kaynaklar, İstihbarat Bakanlığı ve Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı görevlileri, tarafından tutsaklara yönelik işkence ve kötü muamelenin sürdüğünü bildirdi. Tutsaklar, durumlarının kamuoyuna yansımaması için kimliklerini gizlemeleri yönünde baskı görüyor.
***
Bakur'da idam protestoları
Uluslararası güçler ve toplum, İran'daki devlet terörünü görmezden gelirken, siyasi güçler de yazılı açıklamalarla geçiştiriyor. Son iki gündür ise Bakurê Kurdistan kentlerinde sivil toplum öncülüğünde protesto açıklamaları yapılıyor.
Amed'de Demokratik Kurumlar Platformu Rojhilat'taki idamlar ve siyasi infazları, Sêx Saîd Meydanı’nda basın açıklamasıyla protesto etti. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Amed Şubesi Eşbaşkanı Muhittin Muguç, İran’da Kürt halkına yönelik baskı, inkâr ve imha politikalarının sürdürüldüğünü; en küçük demokratik hak talebinin dahi ağır baskı, tutuklama ve idamlarla susturulmaya çalışıldığını hatırlattı. Irak’ta Saddam rejimi, Suriye’de Esad rejimi ve İran’da molla iktidarının, Kürtlerin kimliğini, dilini, kültürünü ve demokratik taleplerini bastırmak için bütün politikalarını Kürt düşmanlığı üzerine kurduğunu vurgulayan Muhittin Muguç, "Kürt halkını kendi topraklarında mülteci haline getirmek, iradesiz bırakmak ve yok etmek isteyen bu anlayış; savaş, sürgün, infaz ve asimilasyon politikalarıyla bölgeyi yıllardır karanlığa sürüklemektedir. Tarih de göstermiştir ki halk düşmanı rejimler er ya da geç yenilmeye mahkûmdur" diye konuştu.
Kuruluşundan bu yana Kürtlere yönelik idam politikalarını sürdüren İran rejiminin, bugün uluslararası alanda yaşadığı siyasal sıkışmışlığı yine Kürt halkına yönelttiği saldırılarla aşmaya çalıştığını kaydeden Muhittin Muguç, şunları söyledi: "ABD ve İsrail ile yaşanan gerilimler karşısında zayıflayan molla rejimi, içeride ise baskıyı daha da artırmakta; demokratik hak taleplerini yok sayarak Kürt gençlerini, siyasetçileri ve aktivistleri hedef almaktadır. Uydurma dosyalar, hukuksuz yargılamalar ve göstermelik mahkemelerle alınan hızlı kararlar sonucu idamlar sistematik biçimde hızlandırılmaktadır."
Bugün de Şirnex, Mêrdîn ve Wan'da, Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde İran ve Rojhilat'taki idamlar protesto edildi.