• Asrın Hukuk Bürosu, İmralı’daki yasa dışı durum ve uygulamaların altını bir kez daha çizerek, uygulayıcıların tamamının suç işlediğini söyledi.
  • Mutlak iletişimsizlik ve haber alamama halinin, hukuki ve siyasi seçeneğin devre dışı bırakılması, savaşın esas alınması anlamına geldiğine işaret eden Büro, çözümsüzlükteki ısrarı vurguladı.
  • Büro, “Yaşanan tüm ekonomik, siyasal, sosyal ve hukuksal göstergeler, İmralı kapılarının açılmasını, diyalog ve müzakere siyasetine geçilmesini dayatmaktadır” diye seslendi.

Asrın Hukuk Bürosu'nun 2023 yılı İmralı raporunda, toplam 169 görüş başvurusunun cevapsız bırakıldığı belirtildi. 2023’ün mutlak iletişimsizlik yılı olduğu hatırlatılan raporda, "2024'ün Abdullah Öcalan’ın özgürlük yılı ve Kürt sorunun çözüm yılı olması tarihsel bir ihtiyaçtır” denildi.

Asrın Hukuk Bürosu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Hamili Yıldırım, Ömer Hayrı Konar ve Veysi Aktaş'ın tutulduğu İmralı F Tipi Kapalı Cezaevi'ne dair "2023 yılı gözlem ve tespit raporu”nu İstanbul’daki binasında açıklandı. Avukat Raziye Öztürk'ün açıkladığı uzun ve detaylı raporun bazı bölümleri şöyle:

Abdullah Öcalan, 27 Temmuz 2011’den bu güne kadar, sadece Mayıs-Ağustos 2019 tarihleri arasında 5 avukat görüşü gerçekleştirebildi. Bu 5 görüşmenin sonuncusu ise 7 Ağustos 2019 tarihlidir. 2014’ten beri yalnızca 5 aile görüşü gerçekleştirebildi. Son yüz yüze yapılan görüşme 3 Mart 2020’de kardeşi ile yapabildiği görüşmedir. 25 Mart 2021 tarihli son telefon görüşmesi çok kısa süre içinde yarıda kesildi ve görüşmeye devam edilemedi. O günden beri kendisinden haber alınamıyor.

169 başvuru cevapsız

Aile bireyleri, vasi ve avukatları, görüşme için her hafta düzenli bir şekilde başvurdu. 2023’te yapılan toplam 110 avukat görüş başvurusu ile 59 aile görüş başvurusunun tamamı cevapsız bırakıldı. Bunlardan 14 avukat ve 10 aile başvurusu deprem nedeniyle olup, yasanın zorunlu görüşmeyi emrettiği durumdu. Buna rağmen izin verilmedi.

Mektupların akıbeti belirsiz

Yıl boyunca gönderilen mektupların ulaşıp ulaştırılmadığı da bilinmiyor. Onlardan da tek bir mektup ulaştırılmadı. Deprem gibi yasanın zorunlu kıldığı hallerde bile herhangi bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmedi.

Ceza ve yasaklar 

Üç ayda bir yinelenerek devam ettirilen disiplin cezaları gerekçe gösterilerek aile görüşmelerini engelleme uygulaması, 2023’te kesintisiz bir şekilde devam ettirildi. Disiplin soruşturma ve cezaları avukatlardan gizli yürütüldü, tamamen yasal denetimden mahrum bırakıldı. Suç uyduruludu, yasa dışına çıkıldı.

Bursa İnfaz Hakimliği tarafından alınan 6 aylık avukat görüş yasağı kararı 2023’te de uygulandı. Bu yasaklama süreci de gizli yürütüldü, yasal denetime kapalı, yasal dayanaklardan yoksun, tutulma koşullarının insanlık dışı biçimlerde seyretmesine yol açan, öngörülemez, genel ve soyut güvenlik gerekçesine dayalıydı.

AYM zamana yayıyor

Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) 2015’ten beri özellikle haber alamama halinin kaldırılmasını amaçlayan, ziyaret yasakları, aldatıcı ve inandırıcı olmayan disiplin cezaları, yasal ve maddi temeli olmayan avukat ve telefon yasaklamalarına karşı 9 yıla yayılmış şekilde onlarca başvuru yapıldı. Tüm başvurular zamana yaydırılarak etkisizleştiriliyor. 23 başvuruyla ilgili bugüne kadar hiçbir karar verilmedi.

Cezaevi idaresinden Adalet Bakanlığına, İnfaz Hakimliğinden AYM’ye kadar bütün hukuki girişimler, yasanın ve hukukun hilafına olumlu sonuçlanmıyor.

CPT’ye dört başvuru

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), 22 Eylül 2022 tarihinde İmralı ziyareti ile ilgili raporunu tamamladı, ancak açıklamadı. CPT’ye yıl boyunca dört ayrı başvuruda bulunuldu, ancak İmralı tecrit sistemi karşısında herhangi bir zorlayıcı adım atmadı; işlevsiz ve etkisiz kalmayı tercih etti.

AİHM kararları tanınmıyor

AİHM, Abdullah Öcalan’ın 25 yıl boyunca işkence yasağına aykırı koşullarda tutulmuş olması, tutukluluğunun da sosyal, siyasal ve hukuksal açıdan daha fazla uzatılmadan gözden geçirilmesi, özgürlük umudunun gerçeğe dönüştürülmesinin sağlanmasını istedi. İnfaz Hakimliği, AİHM’in ihlal tespitlerini ve karar içerisindeki değerlendirmelerini görmezden gelerek avukatların bu yönlü başvurusunu reddetti. Aynı taleplerle AYM’ye yapılan başvuru da bekliyor.

Komite’nin uygulanmayan kararları

AİHM’in ihlal kararı verdiği dört dosya Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde izleme sürecine alındı. Türkiye karara uymamadığı halde Komite tarafından 8 yıl boyunca gündeme getirilmedi. Israrlı başvurular sonucu Komite, her dört kararı gündemine almaya karar verdi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 30 Kasım-2 Aralık 2021 tarihli toplantı ara kararlarında, mevcut durumu teslim etti; Türkiye’nin derhal gerekli adımları atması ve bu adımlarla ilgili olarak da Eylül 2022’ye kadar bilgi vermesini istedi. Türkiye ise gerek önceki eylem planlarında gerekse de 2022’de bilgilendirmelerde ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimini açıkça savundu, diğer taleplerle ilgili ise gerekli hiçbir cevap vermedi. AK Bakanlar Komitesi’nin ‘İzleme Süreci’ 10. yılında yılında devam etti. Bu konuda 26 Ocak 2023’te AK Bakanlar Komitesi’ne başvuruda bulunularak Türk hükümetine yönelik ihlal prosedürünü başlatması talep edildi, ancak Bakanlar Komitesi de AİHM kararının ruhuna aykırı davranarak yıl boyunca talepleri görmezden geldi.

12 maddede özetlendi

Raporun "sonuç ve tespitler" bölümünde ise çözüm önerilerinin de sıralandığı 12 madde ile durum özetlendi: 

* İmralı, temel hak ve özgürlüklerin sürekli biçimde askıya alındığı, dünya ile tüm bağların koparıldığı, yargı organlarının tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirdiği, suç içeren işlem, karar ve eylemlerin cezasızlık politikası ile karşılandığı, avukat, aile ve vasi görüşmelerinin dünyada eşine rastlanılmayacak düzeyde yasaklandığı, avukat ve aile yasaklarının gizli yürütüldüğü, avukatlık mesleğinin icra edilemediği, 3 yıldır hukuki ve insani hiçbir haberin dahi alınamadığı, hukuki bir denetimin yapılamadığı, hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin ortadan kalktığı, olağanüstü koşullarda olağanüstü rejimle yönetilen bir mekan durumundadır.

* 18 Mart 2014 AİHM Öcalan No.2 kararıyla da ölünceye kadar ağırlaştırılmış hapis rejiminin, uygulandığı andan bugüne kadar bir işkence rejimi olduğu kanıtlanmış durumdadır. Aynı kararda tecrit uygulamalarının da işkence yasağını ihlal ettiği tespit edilmiş ve giderilmesi tavsiye edilmiştir. Buna rağmen tecrit koşulları olumsuz yönde daha da ağırlaştırılmış ve 2015’ten itibaren mutlak tecrit düzeyine vardırılmıştır. Buna göre müvekkillerimiz Abdullah Öcalan 25 yıldır, Konar, Aktaş ve Yıldırım da bu sisteme dahil edildikleri Mart 2015’ten beri 9 yıl yıldır en ağır işkence ve insanlık dışı uygulamalara maruz bırakılmıştır.

* CPT, 5 Ağustos 2020 tarihli raporunda, bu durumu, mutlak iletişimsizlik (Incommunicado) olarak tanımlamış, bunun hukuka ve uluslararası standartlara aykırı kabul edilemez olduğunu belirterek, kaldırılmasını tavsiye etmiştir. Ayrıca aile ziyaretlerini engellemeye gerekçe yapılan disiplin cezalarının da inandırıcı olmadığını, aldatıcı olduğunu tespit etmiştir. 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana –istisnai beş görüşme hariç- avukat görüşmelerinin yaptırılmamasının ise uluslararası hukuk ve iç hukuka aykırı politik bir karar ve uygulama olduğunu da daha önceden tespit etmişti.

* Son olarak BM İnsan Hakları Komitesi’nin 6 Eylül 2022 tarihli tedbir kararı ile 19 Ocak 2023 tarihli hükümete yaptığı hatırlatmada da görüleceği üzere İmralı’daki haber alamama hali bir işkence biçimidir. Derhal sonlandırılması gereken kabul edilemez uygulamadır. 

* CPT’nin tavsiyeleri ve BM tedbir taleplerinin gereğinin yerine getirilmesine yönelik bütün başvurularımıza rağmen 2023 yılı boyunca uygulamada herhangi bir değişiklik olmamış, deprem gibi yasanın zorunlu kıldığı hallerde bile incommunicado tutulma haline ara verilmemiş, kesintisiz sürdürülmüştür. Bu nedenle 2023 yılı da tümüyle mutlak iletişimsizlik ve haber alamama yılı olmuştur. 

* Müvekkillerin 3 yıla yaklaşan incommunicado tutulma hali, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinde düzenlenen işkence yasağının açık ihlalidir. Bununla birlikte 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, 8. maddesinde düzenlenen aile ve özel hayata saygı ile haberleşme hakkı, 13. maddesinde düzenlenen etkili başvuru yolu ile hak ve özgürlüklerin amaç dışı kısıtlanmasını yasaklayan 18. maddesi, sistematik ve sürekli şekilde ihlal edilmiştir.  

* 2023 yılı boyunca üç ayda bir yinelenen aile-vasi yasaklamaları ve 6 ayda bir yinelenen avukat-telefon yasaklama kararları, maddi ve yasal dayanaktan yoksundur. Görünüşte 'mahkeme kararı veya disiplin cezası' ama özünde ve içerik olarak hükümetin politik gerekçelerine dayalı uygulamalardır. Yasa dışı politik kararlar olarak, incommunicado tutulma halini meşrulaştıramaz. Aksine bu kararların asgari iletişime izin vermeyecek şekilde bir arada uygulanması, hem incommunicado tutulma halinin hem de İmralı’ya özgü hükümet-idare-yargı ortaklığına dair hukuk ve yasa dışı gizli-örtülü-fiili (de facto) bir mekanizmanın tesis edildiğinin kanıtlarıdır.

* Müvekkillerin içerisinde tutuldukları mutlak tecrit, iletişimsizlik ve haber alamama hali sadece uluslararası hukuk standartlarına değil, mevcut yasal ve anayasal düzenlemelere de aykırıdır. Kaynağını anayasa ve yasalardan almayan, uluslararası negatif ve pozitif bütün yükümlülüklerin ihlali anlamına gelen haber alamama halini ısrarla sürdüren İmralı tecrit sistemi uygulayıcıları, sistematik olarak görevi kötüye kullanma, hak ve özgürlüklerin kullanımını engelleme ve işkence yasağını ihlal etme suçlarını işliyor.

Bu çözümsüzlüğün sistemidir

* Kaynağını Kürt sorunun çözümsüzlüğüne dayalı katı güvenlikçi yaklaşımdan alan Türkiye’de hukuk ve demokrasi dışı bir yaşamın inşa edilmesi ile Anayasa, AİHS ve diğer hukuksal bağıtların yok sayıldığı İmralı tecrit sistemi arasındaki paralelliği görmek zor değildir.

* 25 yıllık tecrit; 2015 sonrası mutlak tecrit ve 2021 sonrası başlatılan, 2022 ve 2023 yılında daha da derinleştirilen mutlak iletişimsizlik ve haber alamama politika ve uygulamaları, hukuki ve siyasi seçeneğin devre dışı bırakılması, zor seçeneğinin ve güvenlikçi politikaların esas alınması anlamına gelmektedir. Bu seçenek demokrasiye, demokratik çözüm ile barış için diyalog ve müzakereye karşı çıkan, çözümsüzlük ve kutuplaştırma siyasetinden, çatışmadan ve ranttan beslenen kesimlerin politikalarıdır.

* Yaşanan tüm ekonomik, siyasal, sosyal ve hukuksal göstergeler, İmralı kapılarının açılmasını, Sayın Abdullah Öcalan’ın demokratik çözüm ve barışı sağlamadaki rolünün gereğini yerine getirmesine olanak tanınmasını dayatmaktadır. Daha fazla geciktirilmeden, herkesin yararına demokratik çözüm ve barış konumunda olan Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlandığı diyalog ve müzakere siyasetine geçilmelidir. Bu, hukuki ve siyasi seçeneğin devreye konulması demektir. 

* Bu temelde 2024 yılının; Sayın Öcalan’ın özgürlük yılı, bununla bağlantılı olarak üç kuşak insan hak ve özgürlüklerini güvenceye alan, uluslararası BM ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmelerine uyarlanmış demokratik bir anayasa ve demokratik hukuk devletine geçişle iç içe Kürt sorunun çözüm yılı olması tarihsel bir ihtiyaç ve gerekliliktir." İSTANBUL

 

* * *

Avukatlarla hiç görüştürülmediler

Hamili Yıldırım, İmralı’ya getirildiği 29 Mart 2015’ten bugüne kadar avukatlarıyla tek bir görüşmesine dahi izin verilmedi. 8 yıl boyunca sonucusu 12 Ağustos 2019’da olmak üzere yalnızca iki defa aile görüşü gerçekleştirebildi. Sadece 27 Nisan 2020 ile 25 Mart 2021 tarihlerinde telefon ile görüşme gerçekleştirebildi.

Ömer Hayri Konar, getirildiği 16-17 Mart 2015’ten bugüne kadar avukatlarıyla görüşmesine hiçbir zaman izin verilmedi. 8 yıl boyunca yalnızca üç defa aile görüşü gerçekleştirebildi. Yüz yüze yapılan son görüşme 3 Mart 2020 tarihli aile görüşmesidir. 25 Mart 2021 tarihli telefon görüşmesine ise içinde tutulduğu koşulları protesto ettiği gerekçesiyle çıkmadığı savcılık tarafından aileye iletildi. 

 Veysi Aktaş da getirildiği 16-17 Mart 2015’ten bugüne kadar avukatlarıyla görüştürülmedi. 8 yıl boyunca yalnızca üç defa ailesiyle görüştürüldü. Yüz yüze yapılan son görüşme 3 Mart 2020 tarihli aile görüşmesidir. 25 Mart 2021 tarihli telefon görüşmesine ise içinde tutulduğu koşulları protesto ettiği gerekçesiyle çıkmadığı savcılık tarafından aileye iletildi.