İstanbul’da yoksulluk manzaraları

Toplum/Yaşam Haberleri —

Yoksulluk/ Foto: Erdoğan ALAYUMAT

Yoksulluk/ Foto: Erdoğan ALAYUMAT

  • Çuvalları sırtlayan emekçiler, çekçek arabasına yaslanıp soluklanan yaşlılar, çocukluğunu çöp yığınlarının kıyısında büyüten minik bedenler…

ERDOĞAN ALAYUMAT

İstanbul… Bir yüzü ışıklı vitrinlere, yükselen kulelere ve kalabalık caddelere bakıyor; diğer yüzü sabahın erken saatlerinde çöpten kağıt toplayan ellere, pazar artıkları arasında akşam yemeğini arayan ve soğuk betonun üzerinde dinlenen bedenlere…

Devasa çuvalları sırtlanan emekçiler, çekçek arabasına yaslanıp soluklanan yaşlılar, çocukluğunu çöp yığınlarının kıyısında büyüten minik bedenler… Burada yoksulluk bir istatistik değil; bir bakışta, bir bekleyişte, bir ateşin başında ısınmaya çalışan ellerde somutlaşıyor. İstanbul’un ihtişamlı silüetinin hemen ardında, hayat bütün ağırlığıyla sürüyor.

İki çocuk bir oyuncak araba 

İstanbul’un arka sokaklarından birinde iki çocuk kırmızı bir oyuncak arabanın üzerinde yokuş aşağı süzülüyor. Birinin çıplak ayağı yere sürtünüp hız veriyor. Yokuş bitince gerçeklik yeniden karşılarına dikilecek. Ama o birkaç saniyelik hız, onlara ait bir özgürlük duygusu bırakıyor.

 

Başka bir İstanbul 

İstanbul’da iki kadın, dev çuvalların başında atıkları ayrıştırıyor. Ellerindeki eldivenler ve maskeler, günün sessiz mesaisini anlatıyor. Arkalarında yükselen binalar ise başka bir İstanbul’u temsil ediyor.

Çöplerin arasında bir işçi

Etrafını çevreleyen çöp yığınlarının arasından geri dönüşüm malzemelerini tek tek ayrıştıran bu işçi, sabahın erken saatlerinde, hurdalığın içindeki ağır çuvalların arasında günü başlatıyor. Eline aldığı plastik şişe, başkalarının gözünde çöp onun için ise ekmek demek.

Anne çocuklar ve boş çekçek arabası

Sabahın erken saatlerinde çöpleri karıştırarak geri dönüşüm malzemesi toplayan bir anne, kaldırım kenarında çocuklarıyla kısa bir mola veriyor. Yanındaki boş çekçek arabası, o gün emeğinin karşılığını henüz bulamadığını sessizce anlatıyor.

 

 

Midye kabuğunun içindeki yaşam

Daracık, nemli bir atölyede midye kabukları arasında geçen bir ömür. Elindeki kırmızı leğen doldukça, evine götüreceği ekmek de biraz artıyor. Her doldurduğu midye, sadece bir sokak lezzeti değil alın terinin, sabrın ve geçim mücadelesinin hikayesi.

 

Kentin derin yoksulları

Yolunuz Tarlabaşı sokaklarına düştüğünde, şehir bir anda yüzünü değiştirir. Oysa sadece yüz metre ileride başka bir dünya başlar. Beyoğlu’nun ışıkları yanar, vitrinler parlar, kahkahalar sokağa taşar. Aynı akşamın içinde iki ayrı şehir yaşar yan yana; biri ışıkta yürür, diğeri gölgede bekler.

 

İnşaatta solan yaşamlar

“İnşaatta bir ömür geçer mi?” diye soruyor genç adam. Beton yığınları, yarı bitmiş duvarlar, demirler arasında adımlarını ağır ağır atıyor. Mesai saati gelmiş. Her gün aynı ritim, aynı toz, aynı yük… Bir ömür, belki de sessizce betonun ve demirin arasında geçiyor.

 

Fatih’te bir hamal 

Elinde çekçek arabasıyla ağır adımlarla ilerliyor Sultanahmet’in taş sokaklarında. Her adımda bir gün daha geçiyor ömründen, her yükte bir yıl daha ekleniyor omuzlarına.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.