• Hasan Öztürk, Türkiye’de askerlik yaptığı sırada gördüğü ağır işkenceden dolayı İsviçre’ye sığındı. Ancak burada da işkence edilerek ailesiyle birlikte sınır dışı edildi. Öztürk, tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konuldu.

 

FİLİZ ZEYREK/ERHAN NOYAN

İsviçre polisi, geri gönderme merkezinde tuttuğu, Türkiye’de askerlik yaparken gördüğü işkence nedeniyle firar eden ve hakkında dava açılan Hasan Öztürk’ü, annesi ve kardeşiyle birlikte 5 Ağustos’ta darp ederek Türkiye’ye sınır dışı etti.

Hasan Öztürk, İstanbul Havalimanı'ndaki gözaltı hücresinde de darbedildi ve tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konuldu. Şu anda annesiyle beraber İstanbul’da bulunan kardeşi Hüseyin Öztürk, yaşananları gazetemize anlattı.

Hasan Öztürk, 2020 yılında Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde bulunan 3. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda işkence gördüğüne dair rapor almış ve 8 saat sonra birliğine geri dönmüştü. Birliğine geri döndükten sonra da işkence gören ve tehdit edilen Öztürk, şikayetçi olup yaşadıklarını basın yoluyla kamuoyuna duyurmuştu. Bunun üzerine hakkında “halkı askerlikten soğutmak” ve “devletin kurum ve organlarını aşağılamaktan” soruşturma başlatılmıştı. Ayrıca DEM Parti Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 2021 yılında Tekirdağ Çerkezköy'deki 3. Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda zorunlu askerlik yapan Hasan Öztürk’ün yaşadığı fiziksel ve psikolojik şiddeti Meclis gündemine taşıyarak, dönemin Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi vermişti. 

İşkence gördü, firar etti

Hüseyin Öztürk, abisinin askerlik sırasında maruz kaldığı ilk işkenceyi ve sonrasında yaşanan süreci şu sözlerle anlattı: "Abim Hasan Öztürk, 1 Temmuz 2020 tarihinde Tekirdağ Çerkezköy'de zorunlu askerlik yaptığı sırada Kürt olması ve siyasi görüşleri nedeniyle komutanları tarafından darp edildi, işkenceye uğradı ve vücudunda sigara söndürüldü.”

Abisinin askerliğinin bitmesine 26 gün kala bu zulüm yüzünden firar etmek zorunda kaldığını ve memleketi Mardin'e gelerek yaşadıklarını bir röportajla kamuoyuyla paylaştığını belirten Öztürk, şöyle devam etti: "Askerden firar ettiği için hakkında kamu davası açıldı. Röportaj verdiği için de 'halkı askerlikten soğutmak' ve 'devletin kurum ve organlarını aşağılamaktan' soruşturma başlatıldı. Eve her gün polisler geliyordu. Bir gün abim evde yokken polisler yine geldi ve abimin nerede saklı olduğunu sordu; söylemeyince polis benim iki dişimi kırdı.”

İsviçre'ye iltica kararı

Hüseyin Öztürk, abisinin bu süreçte ailenin yaşadığı mağduriyetleri şöyle sıraladı: "Abim asker kaçağı olduğu için sigortalı bir işte çalışamıyor, devlet hastanesine gidip muayene olamıyordu, şehirler arası yolculuk yapamıyordu ve gözaltına alınıp karakolda dövülüyordu. Annem Gülden Öztürk, asker firarisi olan abimi ve aranan eski belediye meclis üyesi olan bir arkadaşını evinde sakladığı için o da birçok kez polisler tarafından gözaltına alındı çünkü o arkadaşı da polis takibi altındaydı.” Ailenin bu baskılar sonucunda İsviçre'ye sığındığına dikkat çeken Hüseyin Öztürk, ''5 Aralık 2022 tarihinde ailemizle birlikte İsviçre'ye iltica ettik. Fakat 4 Şubat 2026 tarihinde iltica talebimiz üçüncü kez reddedildi ve hakkımızda sınır dışı kararı verildi” dedi.

Sürükleyerek uçağa götürdüler

5 Ağustos gecesi saat 04:00'te kaldıkları geri gönderme kampına 8 İsviçre polisinin kaldıkları odaya gelerek abisi Hasan’a ters kelepçe taktığını belirten Hüseyin Öztürk devamında şunları anlattı: “Havalimanında ayrı ayrı hücrelere koyup çıplak arama yaptılar. Pist alanına götürülmek istendiğimizde gitmemek için direndik, mücadele ettik ama polisler bizi yerlerde sürükleyerek uçağa götürdü. Uçak içinde kameralar önünde darp edildik. Bir polis memuru da annemin kafasına defalarca vurdu. Annemle ben de bu süreçte ağır şiddete uğradık.’’

İstanbul Havalimanı’nda da işkence 

Öztürk, Türkiye'ye varışta yaşanan olayları anlattı: “5 Ağustos’ta İstanbul Havalimanı'na inen uçağın kapısında bizi darp eden İsviçre polisleri, Türk polisine teslim etti ve abim gözaltına alındı. İstanbul Havalimanı gözaltı odasından tek kişilik hücreye çıkardılar. Bir polis memuru abimin kıyafetlerini çıkardı ve ıslak havluyla o hücrede abimi 30 dakika boyunca darp ederek işkence yaptı.”

Sağlık sorunları ciddi

Abisini cezaevinde ziyaret eden Öztürk, durumunu şu sözlerle aktardı: "Abim haksız yere, İsviçre'nin sebep olduğu bir şekilde şu an cezaevinde tutuklu. Onu ziyarete gittim, gerçekten çok kötü durumda. Vücudunda birçok yarası var, görme duyusunu kaybetmeye başladı, birçok yerinde darp izi var ve hiçbir tedavi görmüyor. Annem ve ben de sınır dışı sürecinde darp gördük ama abim çok daha ağır yaralandı.”

Hüseyin Öztürk, sözlerini İsviçre hükümetine yönelik şu çağrıyla tamamladı: "Bizim durumumuzda olan insanlara bunları yapmasınlar. İsviçre hükümeti benzer sorunlar yaşanan diğer yerlerdeki uygulamalarını da gözden geçirsin, hukuku uygulasın.”

***

Deport tehlikesi sürüyor

Zürih’teki Oberhalb der Hinteregg deport kampında 17 Ağustos’ta zorla sınır dışı edilmek istenen Dilan Özgün, eşi Nihat Özgün ve beş çocuğu, kampta gösterilen direniş ve yapılan dayanışma çağrılarının ardından serbest bırakıldı. Ancak aileye deport işleminin yeniden uygulanacağı bildirildiği, dolayısıyla sınır dışı tehlikesi devam ediyor.

Polisin şiddeti ve kelepçenin çok sıkı bağlanması nedeniyle Dilan’ın bileklerinde belirgin şişlik, iz ve deformasyon oluştu. 1992 yılında Mersin’de doğan ve 2022’de İsviçre'ye iltica başvurusu yapan Dilan Özgün, kampta maruz kaldıkları şiddeti gazetemize anlattı: “Bu sabah çocuklarımla beraber birlikte İsviçre polisinin hiçbir hukuki ve insani ölçüye sığmayan şiddetiyle karşı karşıya kaldık. Hiçbir suçumuz olmadığı halde yaşadığımız kampa baskın yapıldı. Çocuklarımın gözü önünde ters kelepçelendim. Her birimiz bir odaya alındık.

Suçluymuş gibi…

Bir suçlu gibi muamele gördüm. En çok canımı yakan durum ise yaşadığımız bölgede okulun ilk günüydü. En berbat hediyeyi vermiş oldular çocuklara. Önce çok yakın arkadaşım, kardeşim gibi gördüğüm. Bahar Yalçınkaya deport edildi. Bir baskınla zorla götürüldü. Ve şu an Bahar 15 aylık çocuğuyla beraber cezaevinde. Bahar'ın ardından tam bir hafta sonra aynı şekilde benim ve ailem için geldiler.

Dayanışma geri adım attırdı

Ancak ben şanslıydım. Bulunduğumuz kampta Kürdistanlı aileler kadın, erkek, çocuk demeden herkes tek bir yürek oldu. Hukuksuz deporta karşı direniş gösterdik. Böylece devlet amacına ulaşamadı ve bizi serbest bırakmak zorunda kaldı.

Ancak süreç henüz bitmiş değil. İsviçre’de kamplarda yaşanan bu insanlık dışı deportlara, operasyonlara karşı sesimizi daha güçlü çıkarmamız gerekiyor. Herkesi çocukların geleceğine sahip çıkmaya davet ediyorum. Zulme karşı tek geri bir adım atmayan, acımızı acısı bilen ve bizleri yalnız bırakmayan tüm yoldaşlara bin selam olsun. Mücadelemiz ve haklı duruşumuz devam edecektir.”

***

Geri göndermeleri durdur

İsviçre’nin sığınmacılara yönelik sınır dışı uygulamalarına karşı 17 Ağustos’ta başkent Bern’de protesto eylemi düzenlendi. Yüzü aşkın kişi, insan hakları ihlali riski bulunan geri göndermelerin durdurulmasını ve sığınma hakkının güvence altına alınmasını istedi.

İsviçre’de federal ve kantonal sığınma merkezlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken eylemciler, sağlık hizmetlerine erişim, barınma ve beslenme koşulları, çocuklar ve kadınların karşı karşıya kaldığı riskler, psikolojik baskı, sığınma dosyalarının incelenmesi ve geri gönderme sırasında şiddet kullanılmasına tepki gösterdi.

İsviçre’nin işkence ve kötü muamele yasağı ile geri göndermeme (non-refoulement) ilkesinin devlet açısından bağlayıcı olduğunu belirten eylemciler, İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 3’üncü maddesini hatırlattı.

Son dönemde geri gönderme uygulamalarına örnek olarak 4 Ağustos’ta iki çocuğuyla birlikte Türkiye’ye sınır dışı edilen Bahar Yalçınkaya vakasına dikkat çekti. Ayrıca, itiraz başvurusu henüz sonuçlanmamış olan politik sığınmacı Hasan Bal’ın 6 Ağustos’ta Valais Kantonu’nun Sion kentinde sınır dışı edilmek üzere tutuklanarak hapishaneye konulduğunu ifade etti.