‘İsyanın fitilini ateşleyenler lümpen siyahlardı’

Dosya Haberleri —

15 Ekim 2020 Perşembe - 22:00

  • Kara Panterler Partisinin ve Siyah Özgürlük Ordusunun mücadeleleri nedeniyle ABD’de 19 yıl tutsak edilen ama ırkçılık karşıtı mücadelesini tahliyesi ardından hala sürdüren Dhoruba al-Mujahid bin Wahad: “Kapitalistler küresel çapta örgütlü, biz değiliz. Bizim de küresel bir harekete ihtiyacımız var.”

LEILA AADIL*
Çeviren: Osman Oğuz

Dhoruba al-Mujahid bin Wahad, ABD’deki siyahların efsanevi örgütü Kara Panter Partisinin ve ona bağlı Siyah Özgürlük Ordusunun eski bir üyesi. Örgütün New York’taki yöneticilerinden olan Dhoruba, 1971’de FBI tarafından tutuklandı. 19 yılını hapishanelerde geçiren Dhoruba, bu sırada ağır işkenceler de gördü.
Bir sunum için Migrantifa’nın davetiyle Berlin’de bulunan Dhoruba ile Black Lives Matter, Kara Panter Partisinin özel yanları ve emperyalist merkezlerdeki örgütlenme üzerine konuştuk.

Bir röportajında “Black Lives Matter” gibi kendiliğinden gelişen isyanların örgütlülük sorunu olduğunu ve bu nedenle şimdiki formlarıyla ırkçılık, kapitalizm ve beyaz üstünlüğünü (white supremacy) gerçekten konu edemeyeceklerini söylemiştin. Neden böyle düşündüğünü ve bunun yerine geçebilecek örgütsel cevabın ne olduğunu açıklayabilir misin?


Kendiliğinden gelişen isyanlar, sadece sınırları belirli bir etkiye sahip. Kendiliğindenliğin politik bir reaksiyon olarak en önemli tarafı, insanları belli bir zamanda belli bir konu nedeniyle mobilize etmesi ve bir araya getirmesi. Ama süreklilik eksik kalıyor. Böyle hareketler, oldukça kolay biçimde başkaları tarafından içerilebilir ve yanlış yönlendirilebilir - özellikle de uzun vadede. Kendiliğinden gelişen isyanları yalnızca örgütlülük kalıcı bir mücadeleye dönüştürebilir. Bu örgütlenmede de mesele, insanları sokağa çıkarak konulara odaklanmak ve bunları birbirine bağlılık ilkesine göre örgütlemek.
Black Lives Matter üzerinden kendiliğinden gelişen eylemlerin egemenler tarafından ne kadar hızlı içerilebileceğini ve böylelikle dönüştürücü potansiyellerinin ellerinden alınabileceğini görüyoruz. Örgütlenmek, kitle hareketini süreklileştirmek ve mağdur edilmiş kitlelerin içinden yükselen mücadele önderlerini kalıcılaştırmak için önemli. Yani bu, bir yandan da önemli bir demokrasi denemesi. Bu önderler, insanların ihtiyaçlarını açıkça formüle edebilecek ve bu ihtiyaçlar için seferber olacak güçlerdir. Bu durumun dezavantajı tabii, bu önderlerin ve örgütlerin baskı organları tarafından da takibe alınması. Ama bu, sadece örgütlü hareketlerin anlamlı dönüşümlere ön ayak olabileceği gerçeğinden daha önemli değil.