İtalyan enflasyonuyla maaş

Toplum/Yaşam Haberleri —

Öğretmenler eylem

Öğretmenler eylem

Türk enflasyonuyla hayat!

  • “7-8 bin Euro alan İtalyan meslektaşlarımız varken biz 1800-2000 Euro’da kalıyoruz. ‘Beğenmiyorsan çek git’ diyorlar… Eşit işe eşit ücret istiyoruz, başka bir şey değil!”

ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL

İstanbul’daki Özel İtalyan Lisesi’nde öğretmenlerin “eşit işe eşit ücret” talebiyle başlattığı grev 81. gününe girdi. Bakanlığın grev sürerken okula öğretmen görevlendirmesi grev kırıcılığı olarak değerlendirilirken, öğretmenler haklarını alana kadar grevi sürdüreceklerini söylüyor.

Türkiye Ticaret, Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Tez Koop İş) ile Özel İtalyan Lisesi yönetimi arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinden bir sonuç çıkmayınca 14 Türkiyeli öğretmen maaşlarına yüzde 26 zam, adil olmayan nöbet sisteminin değişmesi ve sosyal haklarının iyileştirilmesi talebiyle 2 Şubat’ta greve çıktı. Gazetemize konuşan öğretmenler Şebnem İtil, Fatma Yenidoğan ve Sabri Ergül, taleplerinin eşit işe eşit ücret, ayrımcı uygulamaların sona ermesi ve güvenceli çalışma koşulları olduğunu belirtiyor. İtalyan öğretmenlerin maaşı 7-8 bin euro iken Türkiyeli öğretmenler ise 1800-2000 euro arası maaş alıyor. İtalyan öğretmenlere yapılan ek ödemelerle aradaki makas ise açılıyor.

Yoksulluk sınırının altında

Sendika temsilcilerinin aktardığına göre okul yönetimi, eğitim ücretlerini belirlerken Türkiye’deki yüksek enflasyonu esas alıyor. Öğretmen maaşlarına yapılacak zamda ise İtalya’nın yüzde 1,22’lik enflasyon oranını referans alıyor. Bu durumu, “çifte standart” olarak değerlendiren İngilizce öğretmeni Şebnem İtil, bu okulda 7 yıldır çalıştığını belirterek sürecin başında koşulların farklı olduğunu söylüyor. Müdür değişiminin ardından şartların giderek ağırlaştığına dikkat çeken İtil, İtalya ile yapılan kontrat sonrası maaşların döviz üzerinden belirlendiğini aktararak, Türkiye’deki ekonomik koşullar ve kur farkı nedeniyle “hayatımda ilk defa yoksulluk sınırının çok altında bir ücret almaya başladım” diyor.

Beğenmiyorsan çek git!

Sadece ücretlerin değil, çalışma ortamının da değiştiğini belirten İtil, yönetimin tutumunun zamanla sertleştiğini ve verilen sözlerin tutulmadığını ifade ediyor. Süreç içinde sık sık “beğenmiyorsan çek git” söylemiyle karşılaştıklarını aktaran İtil, ders yüklerinin de arttığını vurguluyor: “Meslektaşlarımız haftalık 20 saat derse girerken, bizim ders saatimiz 27’ye kadar çıkarıldı. Bu eşitsizlik sendikalaşma sürecini başlatan temel nedenlerden biriydi.”

Eşit işe eşit ücret!

Sendikalaşma sürecinde de çeşitli engellerle karşılaştıklarını belirten İtil, görüşmelerin başladığı dönemde okul yönetimiyle sağlıklı bir iletişim kuramadıklarını ifade ediyor. Aylar süren belirsizliğin ardından 2 Şubat’ta greve çıktıklarını söyleyen İtil, taleplerini “benzer okullardaki öğretmenlere yakın ücret ve eşit ders saatleri” olarak özetliyor.

Okuldaki iş bölümünde de ciddi adaletsizlikler olduğunu belirten İtil, nöbetlerin büyük ölçüde kendilerine bırakıldığını söylüyor: “Meslektaşlarımız ‘İtalya’da nöbet yok’ diyerek bu görevi almıyor, biz ise haftada üç kez nöbet tutmak zorunda kalıyoruz. Yemek hakkı konusunda da benzer bir eşitsizlik yaşanıyor. Tüm bu uygulamalar bizi olumsuz etkiliyor.”

Toplu sözleşme yerine protokol

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Fatma Yenidoğan, okulda ikinci yılını geçirdiğini belirterek grev sürecinin beklenmedik bir noktaya evrildiğini anlatıyor. Başlangıçta sürecin kısa sürede çözüleceğini düşündüklerini ifade eden Yenidoğan, “Bir öğretmenin greve çıkması fikri bize çok yabancıydı” diyerek, yaklaşık 3 aydır eylemde olduklarına dikkat çekiyor. Ek ders ücretinin gündeme alınması ve nöbet konusunda kısmi düzenlemeler yapıldığını belirten Yenidoğan, asıl tıkanmanın maaş artışı görüşmelerinde yaşandığını söylüyor. Anlaşma noktasına gelinmesine rağmen okul yönetiminin, bağlayıcı bir toplu sözleşme yerine “protokol” imzalanmasını istemesi üzerine sürecin kilitlendiğini aktaran Yenidoğan, bu aşamadan sonra uzlaşmanın mümkün olmadığını belirtiyor. 2 Şubat’ın kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Yenidoğan “Eğer o gün greve çıkmasaydık sendika düşecekti, bu nedenle son bir çağrı olarak greve başladık” diyor.

Ortak bir hak arayışı

Grev sürecinin uzamasıyla zorlukların arttığını ifade eden Yenidoğan, okul yönetimi ve Eğitim Bakanlığından bekledikleri yapıcı adımları göremediklerini söylüyor. Buna rağmen çözüm umudunu koruduklarını dile getiren Yenidoğan, “Zor bir süreçten geçiyoruz ama hala çözüm bulunabileceğine inanıyoruz. Genç bir öğretmen olarak zaman zaman mesleğimi sorguluyorum. Öğretmenlik bu noktaya gelmemeliydi” diyor.

Sürecin bireysel tercihlerden ziyade ortak bir hak arayışının sonucu olduğunu vurgulayan Yenidoğan, “Başka bir iş bulup gidebilirdik ancak burada kalmayı ve bu süreci birlikte yürütmeyi tercih ettik. Grev, benzer sorunların tekrar etmemesi açısından da önemli. Çözüm sağlanana kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.”

Son anda masa devrildi

Edebiyat öğretmeni Sabri Ergül ise toplu iş sözleşmesi sürecinde bir anlaşmaya varıldığını ancak bu anlaşmanın daha sonra okul yönetimi tarafından reddedildiğini söylüyor. Ergül, “Okul yönetimi süreç boyunca bizim anlaşmak istemediğimizi iddia ediyor ancak aslında iki taraf olarak el sıkışmış, fotoğraflar çekmiştik” diyerek, sürecin başındaki uzlaşmayı hatırlatıyor. “Yüzde 25 zam, Sodexo (yemek) kartı ve 40 saat yerine 20 saatlik sözleşme konusunda İtalyan Konsolosluğu ve sendikamızla anlaşmaya varılmıştı” diyen Ergül, sorunun imza aşamasında ortaya çıktığını belirterek, yönetimin “imza yetkimiz yok, Türk yasalarına uygun toplu sözleşme imzalayamayız” diyerek, geri adım attığını aktarıyor. Bunun yerine, yasal bağlayıcılığı olmayan bir toplantı tutanağının imzalatılmak istendiğini ifade eden Ergül, “Bize dayatılan toplantı tutanağıyla içeri girersek tüm haklarımızı ve işimizi kaybedebiliriz” diyerek, hukuki güvence içermeyen her türlü metni kabul edilemez bulduklarını vurguluyor.

Fark 7-10 katı buluyor!

Çalışma koşullarındaki eşitsizliğe de dikkat çeken Ergül, İtalyan öğretmenlerle aralarındaki farkın oldukça yüksek olduğunu belirtiyor. Maaşların birkaç kat farklı olduğunu, buna ek olarak ek gelirler ve konaklama destekleri bulunduğunu ifade eden Ergül, “Aradaki fark 7 ila 10 katı bulabiliyor” diyor.

Okul içinde nöbet ve boş ders yükünün büyük ölçüde kendilerine kaldığını belirten Ergül, “Tüm projeleri biz yürütüyoruz ancak karşılığını alamıyoruz” ifadelerini kullanıyor. Tüm bu nedenlerle sendikal mücadele başlattıklarını söyleyen Ergül, “Her şeyde anlaşılmışken masanın son anda devrilmesi süreci bugüne getirdi” diyerek, haklarını alana kadar mücadele etmeye devam edeceklerinin altını çiziyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.