- Yazar Gulistan Kanîreş, Paris’te katledilen Evîn Goyî’nin hayatını “Evîna Dilan” adlı romanıyla kaleme aldı. Kanîreş, “Yeni kuşaklar, Evîn Goyî gibi kahramanları daha yakından tanısın istedim" dedi.
Kürt kadınların sesi, hafızası ve direnişini edebiyat aracılığıyla görünür kılan yazar ve şair Gulistan Kanîreş, son romanı “Evîna Dilan” ile okuyucularıyla buluştu. Paris’teki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne 23 Aralık 2022’de düzenlenen silahlı saldırıda katledilen Kürt Kadın Hareketi öncüsü Evîn Goyî’yi (Emine Kara) romanında anlatan Kanîreş, kadın kalemiyle tarihin gölgesinde kalan yaşamları gün yüzüne çıkarıyor. Yeni kitabına ve Kürt edebiyatına ilişkin Jinnews’e konuşan Gulistan Kanîreş, “Yeni kuşaklar biraz da olsa Evîn Goyî'yi tanısın istedim" dedi.
Yeni kuşaklar kahramanlarını tanısın
Gulistan Kanîreş, romanının 2025’de Evîn Goyî’nin şehadet yıl dönümünde yayımlandığını belirterek şunları söyledi:
“Kitabımın yayımlanmasının üzerinden beş aydan fazla zaman geçti. Evîn Goyî 32 yıllık bir mücadele insanıydı. Reqa’da DAİŞ’e karşı savaşırken yaralandı, ardından Avrupa’ya geldi. Uzun bir süre birlikte kaldık. Ne yazık ki Ocak 2023’te Paris’te katledildi. Evîn’i yazmak istedim. Kürt kadınların ve Kürt halkının birçok kahramanının adını duyuyoruz ancak biz bu isimleri bizden sonraki kuşaklara da tanıtmak istiyoruz.”
Gulistan Kanîreş, romanı yazarken büyük duygusal zorluklar yaşadığını, Evîn’in anılarının her satırda kendisini etkilediğini ancak söz verdiği için yazmaya devam ettiğini ifade etti.
Kadınların kalemi sessizliği kırıyor
Eserlerini Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde kaleme alan Gulistan Kanîreş, “Şiir duygudur. En derin duygu kadının yüreğindedir. Bugün kadınların duyguları yazıyla dile geliyor. İçinizdeki sessizliği paylaşıyorsunuz. Hikâyenizi yazıyor, duygularınızı şiire dönüştürüyorsunuz. Aynı zamanda o sessizliği kırıyorsunuz. ‘Ben varım, duygularım var’ diyorsunuz” diye ifade etti.
Kanîreş, Kürt tarihinde kadınların da yazdığını ancak erkek egemen anlatının onları görünmez kıldığını belirterek, günümüzde kadınların kendi romanlarını ve yaşam hikâyelerini yazmaya başladığını vurguladı.
Dil ve edebiyat toplumun varlığıdır
Edebiyatın yalnızca estetik bir alan olmadığını kaydeden Kanîreş, şunları ifade etti: “Edebiyat aynı zamanda geçmiş ve gelecek arasındaki hafızadır. Geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprüdür. Duygularınızı ve sözlerinizi toplum için bir eve dönüştürürsünüz. Tarihinde edebiyatı, kültürü ve dili olmayan toplumlar, başka tüm imkânlara sahip olsalar da eksik kalırlar. Dil ve edebiyat toplumun varlığıdır. Kadın kalemiyle bu varlık daha da değerli hale gelir. Çünkü en büyük ve anlamlı duygu kadının yüreğindedir. Bir dili başka bir dile tam olarak taşıyamazsınız. Bir şiiri çevirdiğinizde bazı duygular kaybolur. Çünkü dil başlı başına bir duygudur.”
‘Kürtlerle Türkçe konuşmak istemiyorum’
Konuşmasında Kürtçe üzerindeki baskılara da dikkat çeken Gulistan Kanîreş, ana dile sahip çıkılması gerektiğini belirttti. “Yıllardır Kürtçenin resmi dil olması gerektiğini söylüyoruz” diyen Gulistan Kanîreş sözlerine şöyle devam etti: “Bir Kürtle Türkçe konuşmak istemiyorum. Bu bireysel bir mesele değil, toplum olarak dilimize önem vermeliyiz. Bugün Kürtçe yazanlar, Kürtçenin gerçek sevdalılarıdır. Çünkü Kürtçe bir ticaret dili değildir. Yalnızca yazmak yetmiyor, eserlere sahip çıkmak da gerekiyor.”
Kürtçenin zenginliği kullanılmıyor
Dili sahiplenmenin önemine vurgu yapan Gulistan Kanîreş, “Toplum Evîna Dilan'ı okuduğunda Evîn Goyî'yi de tanıyacaktır. Bu nedenle edebiyatın önemi dille doğrudan bağlantılıdır. Kürtçe çok zengin bir dildir. Ancak bu zenginliği yeterince kullanamıyoruz. Aydınlar, kurumlar ve kuruluşlar sahip çıkmaya çalışsa da bunu toplumda hâlâ zayıf görüyorum. Özellikle bu dönemde herkes önce kendisinden başlamalıdır. Ortak bir duyarlılık ve sahiplenme oluşturulmalıdır."
Dilimize sahip çıkalım
Kürt dili ve edebiyatı alanında yıllardır önemli mücadelelerin yürütüldüğüne işaret eden Gulistan Kanîreş, sözlerini şu şekilde tamamladı:"Bu çok değerli ve anlamlı bir mücadeledir. Elbette devam edecektir. Ancak Kürtçe resmi dil olmalıdır. Bu dil bugünlere nasıl ulaştı? Annelerimizin, dedelerimizin, hikâyelerimizin ve yaşanmışlıklarımızın sayesinde. Bu nedenle yasaklamalara karşı mücadele edeceğiz. Ama önce kendi dilimize sahip çıkmalıyız."AMED