• Bernd'le 1982 yazında Bielefeld'deki Westfalen Kolleg'de tanıştım. Kısa sürede yakın dost olduk ve birbirimizi sık sık ziyaret etmeye başladık. Bir keresinde Şehit Rıza Altun bizi Paris'e davet etmişti. Bu yolculukta da bütün yol boyunca arabayı Bernd kullandı.
  • Odasını boşaltırken bulduğum bir fotoğrafta, antiemperyalist direniş yıllarımızdan kalma bir pankart görünüyordu: “Tecrit ve tahakküm projesini parçalamak…” Hedefimiz buydu. Bir araya gelmek, birlikte mücadele etmek, aramızdaki sınırları yıkmak ve güçlenmek.
  • Bernd, sevgili yoldaşım; sen hayatımda her zaman sarsılmaz bir dayanak noktası oldun. Birlikte güldük, birlikte tartıştık; zaman zaman birbirimizi kaybettiğimiz de oldu, ama birbirimizi hep yeniden bulduk. Sana derin bir bağlılık ve sevgiyle veda ediyorum.

 

WOLFGANG STRUWE

Uzun yıllardır dostum ve yoldaşım olan Bernd, 10 Nisan'da Berlin'deki bir hastanede, uzun ve ağır bir hastalığın ardından yaşamını yitirdi. Son iki ay boyunca yoğun bakımda hayatı için mücadele etti. Bu süreçte ona eşlik etme fırsatı buldum; bana duyduğu güven için kendisine minnettarım. Bernd'le 1982 yazında Bielefeld'deki Westfalen Kolleg'de tanıştım. “İkinci eğitim yolu" olarak adlandırılan sistem üzerinden Abitur diplomasını almak istiyordu. Ben ise o sıralar askere çağrılma baskısıyla uğraşıyor ve bunu bir çıkış yolu olarak görüyordum. Dersler henüz başlamıştı ki yaz tatilinde çalışabileceğimiz gerekçesiyle BAföG öğrenci desteğimizin kesilmesi gündeme geldi. Buna karşı güçlü bir direniş gelişti; dersler boykot edildi, okul işgal edilerek kapatıldı. Girişe nöbetçiler yerleştirildi ve yalnızca öğretim personelinin içeri girmesine izin verildi.

Yan taraftaki çimenlik alana gecelemek için çadırlar kurduk; böylece sürekli orada bulunuyorduk. Yalnızca Bielefeld'de değil, başka yerlerde de pek çok eylem örgütlendi. Sonunda taleplerimizi kabul ettirmeyi başardık. Ortak yolumuz böyle başladı.

Annesiyle de tanıştım

Kısa sürede yakın dost olduk ve birbirimizi sık sık ziyaret etmeye başladık. Bernd o yıllarda kızıyla birlikte Bielefeld'in kenar mahallelerinden birindeki küçük bir evde yaşıyordu. Bazı günler kızını da koleje getirirdi. Bazen onları bisikletle gelirken görürdüm, kızı arka taraftaki çocuk koltuğunda otururdu. Bernd her yıl ilkbaharda annesini Macaristan'daki akrabalarının yanına götürür, sonbaharın başında da geri getirirdi. Annesiyle de tanıştım. Kendi ailemde böyle bir ilişki tanımadığımdan aralarındaki sevgi ve yakınlık beni her zaman etkilemiştir. Bir keresinde bu yolculuğu birlikte yaptık. Gidiş yolunda araba Batı'dan getirilen eşyalarla doluydu; o yıllarda reel sosyalizm ülkelerine geçişte sınırlar vardı. Dönüşte ise araç Macaristan'dan getirilenlerle ağzına kadar dolmuştu. Bunlar çoğunlukla ikramlıklar ve ev yapımı yiyeceklerdi; keklerden sosislere kadar pek çok şey, annesinin derin dondurucusu için hazırlanan erzaklar ve ayrıca Bernd'in dostlarıyla paylaşacağı yığınla hediye ve yiyecek. Bazıları onun dönüşünü sabırsızlıkla beklerdi.

Bernd Ruprecht,Wolfgang Struwe ve Annett

Antifaşist eylemler içinde

Bielefeld'de AJZ içinde bulunan "Anschlag" adlı enformasyon merkezini de yeniden işler hale getirmiştik. Orada buluşur, haftada bir gün de barın tezgahını işletirdik. Antiemperyalist direniş içinde örgütleniyor, ses getiren antifaşist eylemler düzenliyor ve Federal Almanya sınırlarının ötesine uzanan bağlantılar kuruyorduk. Sık sık şehir gerillası hareketinden ya da direniş çevrelerinden yoldaşların davalarını izlemeye (çoğu zaman Düsseldorf'a veya Stammheim'a) giderdik. Bernd araba kullanmayı severdi. Bu yüzden hiç tereddüt etmeden direksiyona geçer ve çoğu zaman tek bir mola bile vermeden yolu tamamlardı.

Bir keresinde Şehit Rıza Altun bizi Paris'e davet etmişti. Bu yolculukta da bütün yol boyunca arabayı Bernd kullandı. Paris'e vardığımızda ise o kadar yorgundu ki ağzını açacak hali kalmamıştı. Ama direksiyonu başkasına bırakmaya yine de pek gönüllü değildi.

Kürt hareketiyle ilk temas

Frankfurt'ta, 1986’nın başında antiemperyalist ve antikapitalist bir kongre düzenlendi. Farklı devrimci hareketlerden ve birçok ülkeden insanlar bu kongreye katıldı. Bernd, kongrenin güvenliğini sağlayan ekip içinde aktif olarak çalışıyordu. Bu örgütlü güvenliğin ne kadar gerekli olduğu, çeşitli grupların Kürt yoldaşların da katıldığı etkinliği engellemeye çalışmasıyla açıkça ortaya çıktı. Bielefeld'e döndükten sonra hemen Kürt hareketiyle ilişki kurmaya çalıştık. O dönemde Çevre Merkezi'nde bir odaları vardı. Zamanla onlarla yoğun bir fikir ve deneyim alışverişi başladı. Çünkü daha 1980'lerde PKK'ye karşı, Hamburg GAL’i, Taz gazetesi, Arbeiterkampf dergisi ve başka çevrelerin de desteklediği geniş çaplı bir tecrit ve dayanışmayı kırma kampanyası yürütülüyordu. Bielefeld'de ise Kürtler sonunda Çevre Merkezi'ndeki mekanlarından bile çıkarıldılar. O günden sonra Kürtlerin birçok eyleminde yer aldık.

Kürdistan'daki savaş giderek tırmanıyordu. Ülke çapındaki eylemlere, çoğunlukla da o dönem Federal Almanya'nın başkenti olan Bonn'a yapılan otobüs yolculuklarında kendimizi anlatırdık: Kim olduğumuzu, neden enternasyonalistler olarak bu eylemlere katıldığımızı ve özellikle Alman hükümetinin politikalarının gerçek yüzünü. Çok sayıda Kürt kadronun tutuklanmasının ardından onların da tecrit koşullarına maruz bırakılması üzerine, "bizim" tutsaklarımızın neden bir arada tutulmayı talep ettiklerini ve bizim neden bu talebi desteklediğimizi anlatıyorduk. Daha sonra yeni kurulan Kürt derneğine sık sık gidip gelir olduk. Newroz kutlamalarına katıldık, anma etkinliklerinde yer aldık ve Kürt yemeklerini de çok severdik. Bernd'in Kürt hareketiyle yolu da böyle başladı; ortak yolculuğumuzun en uzun dönemi de bu oldu.

Annett, Bernd Ruprecht ve Wolfgang Struwe

Kürdistan Report’ta birlikte

1994 yılında Kürdistan'dan döndüğümde, Kurdistan Report'un yeni yayın ekibine katıldım. Almanya'da Kürt örgütleri ve kurumları yasaklandıktan sonra dergi de yeniden yapılandırılıyordu. Bernd'i de redaksiyon çalışmalarına katılmaya ikna ettik. Kendi yazılarını yazmak istemezdi; fakat yaptığı düzeltmeler son derece titiz ve düşünülmüş olurdu. Kavramlar ve ifadeler üzerinde uzun uzun durur, gerçekten yerli yerinde olup olmadıklarını sorgulardı. Bazen son okuma ve mizanpaj çalışmaları sırasında ofiste yalnız kalırdık; onun düzelttiği yazıları beklerdim. Kimi zaman ekrana bakarken uyuyor mu yoksa düşünüyor mu diye anlamakta zorlanırdım. Bazen bir cümlenin ifadesi üzerinde, insana saatler sürüyormuş gibi gelecek kadar uzun çalışırdı. Çoğu kez bu uğraş sabahın erken saatlerine kadar devam ederdi. Bernd genellikle başkaları uyurken çalışırdı; tek başına, dikkatini kimsenin dağıtmadığı saatlerde. Ama onun emeği ve sabrı sayesinde Kurdistan Report ve diğer birçok yayınımız önemli ölçüde nitelik kazandı. Bunu okurlardan gelen tepkilerde de açıkça görebiliyorduk.

ISKU'nun emekçisi

Kürdistan Enformasyon Ofisi (ISKU), PKK yasağının ardından kuruldu. ISKU, diğer çalışmalarının yanı sıra çeşitli şehirlerdeki Kürdistan dayanışmasını koordine ediyor, bilgilendirme bültenleri dağıtıyor, farklı gruplarla ilişki kuruyor ve PKK yasağına karşı girişimlerin örgütlenmesinde rol oynuyordu. Hasankeyf konusunda yürütülen çalışmalarda da aktiftik. Bernd kısa sürede bu yapının bir parçası haline geldi. Kürt festivallerinde ve gösterilerinde sayısız bilgilendirme standında çalıştı. ISKU'nun Türkiye ve Kürdistan'dan Cumartesi Anneleri ile birlikte Almanya çapında düzenlediği gezi programında da yer aldı; Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için gerçekleştirilen otobüs kervanında ve Tatort Kurdistan kampanyasında da aktifti.

Bernd, ISKU ofisinin Köln'den Berlin'e taşınmasının ardından 1999’da Berlin'e geldi. Burada da geceleri çalışma alışkanlığını sürdürdü. Berlin'deki ofisi birlikte yönettiği Annett ise genellikle gündüzleri çalışıyordu. Annett, anma etkinliğinde onunla geçirdiği dönemi şöyle anlatıyor: “Geceleri e-postalar yazar ve haber konularına ilişkin derlemeler hazırlardı. Bu her zaman onun tutkusu olmuştu: gazete yazılarını ama özellikle de çeşitli konulardaki radyo ve televizyon yayınlarını kaydetmek. Bernd muhtemelen radyo ve televizyonda Kürdistan hakkında yapılmış yayınların en kapsamlı arşivine sahipti. Daha sonra evini boşaltmak zorunda kaldığımızda raflar dolusu kaset ve video bulduk. Sonraları bunların yerini CD'ler ve DVD'ler aldı. Bakımevindeki son yıllarında ise sayısız sabit harddiskle karşılaştık."

Hedeflerimiz bizi birbirimize bağladı

Uzun yıllar boyunca ortak çalışmalarımız ve hedeflerimiz bizi birbirimize bağladı. Bernd her zaman oradaydı; hastalığı giderek nefes almasını zorlaştırırken, her şey ama gerçekten her şey onun için ağırlaşırken bile. Yine de oradaydı.

Kurdistan Report'ta da, ISKU'da da kolektifin güvenilir bir üyesi olmayı sürdürdü, aynı zamanda gerçek bir dost olarak da yanımızdaydı. Bir başka uzun hastane sürecinin ardından Bernd, bir bakımevine gitmeye karar verdi. Orada kendini, evinde tek başına yaşamaktan daha güvende hissediyordu. Onu ziyaret ettikten sonra orada yalnız bırakmak benim için her zaman utanç verici bir duygu olurdu. Bazen kendimi, bir yoldaşı cezaevinde ziyaret ettikten sonra onu duvarların ardında bırakıp çıkmak zorunda kalan biri gibi hissediyordum.

Keşke bu devlet kurumlarının dışında mekanlar yaratabilmiş olsaydık. Bernd'i, hastalığına rağmen değil, belki tam da hastalığı nedeniyle götürebileceğim yerlerimiz olsaydı. Odasını boşaltırken bulduğum bir fotoğrafta, antiemperyalist direniş yıllarımızdan kalma bir pankart görünüyordu: “Tecrit ve tahakküm projesini parçalamak…” Hedefimiz buydu. Bir araya gelmek, birlikte mücadele etmek, aramızdaki sınırları yıkmak ve güçlenmek.

Bernd'e veda

Bernd, eski dostlarının yanına, Neuwustrow'daki mezarlığa defnedilmeyi istemişti. Burası Berlin'in doğusunda, Polonya sınırına yakın, küçük, sakin ve gözlerden uzak bir yer. Çok sayıda insanın kendisiyle vedalaşabilmesine olanak sağlamak için, defin töreninden bir gün önce Berlin'deki Kürt derneğinde bir anma etkinliği düzenledik. Salon özenle hazırlanmıştı. Bernd'i şahsen tanımayan birçok genç dost da gelmişti. Onlar da bu enternasyonalistin mücadelesini onurlandırmak ve ona yakışır bir şekilde veda etmek istiyorlardı.

Konuşmalarda dostları, Bernd'le kesişen yaşam yollarını ve onunla paylaştıkları deneyimleri anlattılar. Yakın bir dostu onu şu sözlerle çok isabetli biçimde tarif etti: “Onun bir diğer tutkusu da dildi; yalnızca düzeltme yapmak değil, kelimelerle oynamayı da severdi. Çoğu zaman bir e-postasını bir özlü söz, bir şiir, bir karikatür ya da bir şarkı sözüyle süslerdi.”

Bize çok şey öğretti

Kişiliği hakkında ise şöyle dedi: “Evet, biraz kendi halinde biriydi; alışkanlıkları birlikte yaşamayı ve çalışmayı çoğu zaman kolaylaştırmazdı. Ama ihtiyaç duyulduğunda her zaman oradaydı ve ben onu biraz sert ama sıcak tavrıyla severdim.”

Bir başka dostunun sözleri de beni derinden etkiledi: “Çok hasta olmasına rağmen yoldaşlık anlayışı, ciddiyeti ve gözlerindeki derin sevgi gerçekten etkileyiciydi. Bernd bize çok şey öğretti. Her şeyden önce nitelikli ve sorumluluk sahibi entelektüel çalışmanın ne anlama geldiğini gösterdi. Mücadeleyi düşüncelerle, yazıyla ve kalemle nasıl örgütleyebileceğimizi öğretti. Ama belki de daha önemlisi, özgürlüğün ve insan varoluşunun anlamını ancak ortak yaşam, dayanışma ve yoldaşlık içinde kazandığını yaşayarak göstermesiydi.”

Dostlarının sözleri yüreğime dokundu. Bernd'in ne kadar çok insan tarafından sevildiğini ve takdir edildiğini görmek beni mutlu etti.

Bernd Ruprecht, geçirdiği ağır hastalık ardından 10 Nisan’da Berlin’de hayatını kaybetti. 16 Mayıs’ta Nav-Berlin’deki anma etkinliği ardından vasiyeti üzerine 17 Mayıs’ta Polonya sınırına yakın Neuwustrow’da arkadaşları Helmut Pohl, Ute Hladki ve Uli Braun’un yanına defnedildi.

Neuwustrow'da tören

Takip eden pazar günü, daha dar bir çevrenin katılımıyla Neuwustrow'daki defin töreni gerçekleştirildi. Köy girişindeki tabelanın hemen yanında küçük bir mezarlık bulunuyor. Ağaçların koruduğu, sevgiyle hazırlanmış bir mezar alanında yol yoldaşımıza duygulu bir törenle veda ettik. Yapılan konuşmaların ve birlikte söylenen şarkıların ardından Bernd’in “Rojava puşisi”ne sarılmış külleri, dostlarının arasında toprağa verildi. Mezarlıktaki töreni hep birlikte söylediğimiz “Bella Ciao” ile sonlandırdık.

Bernd, sevgili yoldaşım; sen hayatımda her zaman sarsılmaz bir dayanak noktası oldun. Her şeyimi emanet edebileceğim bir insandın. Birlikte güldük, birlikte tartıştık; zaman zaman birbirimizi kaybettiğimiz de oldu, ama birbirimizi hep yeniden bulduk. Sana derin bir bağlılık ve sevgiyle veda ediyorum.

* Helmut Pohl, Kızıl Ordu Fraksiyonu'nun (RAF) ilk üyelerindendi. Hayatı boyunca üç kez hapse giren Pohl; 1971 ortalarından itibaren iki yıl, Şubat 1974 ile Eylül 1979 tarihleri arasında ve son olarak 1984 yazından 1998'deki affına kadar cezaevinde kaldı. Pohl, 2014 yılında Berlin'de hayatını kaybetti.

* Ute Hladki, antiemperyalist direniş mücadelesinde yer aldı. 1990 yılında cezaevindeyken geçirdiği ağır bir kaza nedeniyle tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kaldı. Tahliyesinden sonra da siyasi tutsakların özgürlüğü için çalışmalarda yer aldı ve 2024 yılında Berlin'de yaşamını yitirdi.