Kadın eve hapsediliyor, mücadele zayıf
Kadın Haberleri —

Kadın eylemi
- Çewlîg’de sayısı günbegün artan devlet destekli dini dernekler kadını toplum dışına bırakarak eve hapsediyor. Avukat Nuran Aydın, bunun yarattığı ekonomik, sosyal, psikolojik şiddete karşı örgütlü kadın mücadelesinin zayıf olduğuna dikkat çekiyor.
Kurdistan’da kadın ve çocuklara dönük uygulanan özel savaş politikaları her geçen gün derinleşiyor. Bir yandan üniformalı şiddetle yüz yüze bırakılan kadınlar, diğer yandan ise dini baskıyla yaşam alanlarından koparılarak evlere hapsedilmeye çalışılıyor. İktidarın önünü açtığı ve destek verdiği tarikat ve cemaatler eliyle bu baskının yoğun yaşandığı kentlerden biri de Çewlîg (Bingöl).
Dini yapılanmaların kadın ve kız çocukların yaşamına etkisini Çewlîg Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Nuran Aydın değerlendirdi.
Dini dernekler artıyor
Çewlîg’de kadınların toplumun dışında bırakılmak istendiğini dile getiren Aydın, bu durumun dinle de alakası olduğunu söyledi.
Dini fraksiyonların daha önce toplumun ve sosyal yaşamın dışında olduğunu kaydeden Aydın, “İlginç bir yer Bingöl. Aynı bina içerisinde IŞİD’cisini de SDGF’lisini de bulabiliyorsun. Hatta aynı evin içinde YPG’ye ve IŞİD’e katılan kardeşleri de görebiliyorsunuz. Bu nedenle biraz farklı bir şehir. HÜDA PAR’ın adaylarından biriyle konuştuğumda bir yorumda bulunmuştu; ‘Bingöl, cumhuriyetin ihtiyaca binaen kurduğu bir şehir. O yüzden karakteri yok’ diye. Bu durum halen devam etmekte. Bir proje şehir ve proje anlamında hala devam etmekte. Diğer şehirlere nazaran Bingöl’de, serbest bırakıldıkları için dini derneklerin daha kolay faaliyet gösterdiklerini görüyoruz. Desteklenme ya da önünü almama gibi bilinçli bir desteği var iktidarın” dedi.
Yeni nesil çıkış yolu arıyor
Kadına dönük politikaların genellikle “ötelemek” üzerinden sürdüğünü belirten Aydın,“Bu durumun çağla ilgili olduğunu ve fazla amacına ulaşılmadığını düşünüyorum. Bingöl’de Tiktok’un yoğun kullanılmasından dolayı kadınları ve kız çocuklarını fazla dışarı çıkarmıyorlar ama genelde çok olmasa bile nadiren kadının, kız çocukların bu baskılara direndiğini görüyoruz. Eskiden bunu bilmediği için kadınlar daha fazla boyun eğme, razı gelme ve kaderini kabullenme gibi tepkiler veriyorlardı. Yeni nesildeyse tam tersi bir çıkış yolu arıyorlar ve o çıkış yolunu da genelde devlete sığınma olarak görüyorlar. Devlet aslında yaptığı politikanın bir şekilde bedelini tekrar kendisi ödüyor” ifadelerini kullandı.
Uyuşturucu, şiddet ve baskı
“Kadın fiziksel şiddetten çok ekonomik, sosyal, psikolojik şiddete uğruyor” diyen Aydın,baskı ve sosyal hayatının yok edilmeye çalışılmasını örnek verdi.
Son dönemlerde uyuşturucu madde kullanımında görülen artışın fiziksel şiddeti beraberinde getirdiğini kaydeden Aydın, “Metamfetaminin yaygın olmasıyla erkekler maddenin etkisinde fiziksel şiddeti artırmaya başladı. Öncesinde kadın daha çok ekonomik şiddete uğrayan, erkeğin ailesi tarafından şiddete uğrayan bir profil çizerken, bu dönemdeki profilse fiziksel şiddete dönmeye başladı. Ne yazık ki bu ivme yukarı doğru gidiyor” şeklinde konuştu.
Örgütlü kadın mücadelesi yok
Şehirde siyasi parti veya kadın derneklerinin çok aktif olmadığını ve örgütlü kadın mücadelesinin zayıf olduğunu kaydeden Aydın, şöyle devam etti: “Daha öncesinde İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) görev aldığımda şehirde en fazla şiddete uğradığını ya da ikinci plana atıldığını görebileceğiniz meslek avukatlık mesleği fakat Bingöl Barosu’na kadınların bu anlamda desteği olmuyor. Bu nedenle köklü bir mücadeleden bahsetmek mümkün olmuyor. Yeni nesilde de şiddetin ortada olduğunu görmeme, şiddeti şiddet olarak tanımlamamakla ilgili bir sorun var. Gerçek anlamda yaşanan durumun şiddet olduğunun farkında olmamakla ilgili, bilinç düzeyinin düşmesiyle ilgili, okuma oranının azalmasıyla, politikleşmeme, apolitikleşme gibi bir süreçten geçtiğimiz için böyle bir sıkıntı yaşıyoruz.” ÇEWLÎG-JİNNEWS













