• Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nden bir hafta önce tahliye edilen Müjde Çoku, tecridin cezaevlerinde yayıldığını, hasta tutsakların tedavi edilemediğini ve kamerayla banyoda bile gözetlendiklerini söyledi.

Müjde Çoku'nun 1 Ocak 2023’te tahliye edilmesi gerekiyordu, ancak İdare ve Gözlem Kurulu tarafından tahliyesi 6 ay engellenerek 27 Haziran’da Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi. Çoku, 2011'de hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. 6 ay cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi. Temmuz 2018’de aynı dosya kapsamında 5 yıllık hapis cezasının onanması sonucunda tutuklanarak Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. Üç ay sonra Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Daha öne Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kızıltepe İlçe yöneticisi olan Çoku, tutuklandığı süreçte Kızıltepe Belediyesi’nde Meclis üyeliği yapıyordu. Kardeşi Mehmet Çoku ise 16 yıldır cezaevinde ve şu an Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyor.

Temel haklar gasp edildi

JINNEWS'ten Öznur Değer'e konuşan Çoku, tecridin yaygınlaştığını belirterek, “Bütün temel haklarımız elimizden alındı. Bizi kategorize ederek hükümlü-tutuklu ayrımı yaptılar ve odalarımız değiştirildi. Ortak alanımız kaldırıldı. Spor ve sosyal aktivitelere çıkarılmadık. Koridorda telefonla görüşebiliyorduk, ancak onu da kaldırdılar ve koğuş içine kabin yerleştirerek koridora dahi çıkmamızı engellediler. Yine koğuş içine yerleştirdikleri kabinlerle komünal yaşamı bozmayı, bireysel alış-verişi dayatmayı amaçladılar” dedi.

Yeniden cezalandırmak için

İdare ve Gözlem Kurullarındaki tüm inisiyatifin cezaevi savcısında olduğunu kaydeden Müjde, “Biz zaten mahkemelerde yargılandık, ceza aldık ve cezaevlerine girdik. Kurul, bizi yeniden yargılamak ve cezalandırmak istiyor. Yeniden bir mahkeme kurup bizi yeniden yargılamak istiyorlar. Pişmanlık dayatılıyor. Biz zaten pişman olsak yargılandığımız mahkemelerde pişman olduğumuzu söylerdik. Biz pişman olacak bir şey yapmadık. Kurula önce psikolog tarafından çağrılıyoruz. ‘Aile ile aranız nasıl? Suçunuz ne? Neyden yargılandınız? Çıkınca ne yapacaksınız? Aynı işi tekrar yapacak mısınız?’ soruları bir birini takip ediyor. Kurulda 14 kişi yer alıyor ama kararı bir kişi veriyor. İnisiyatif yalnızca bir kişide yani cezaevi savcısında” şeklinde konuştu.

İnsan daha da güçleniyor

İdare ve Gözlem Kurulu’nun tahliye etmeme politikasıyla tutsakları rehin tuttuğunu ifade eden Çoku, tahliyesinin 6 ay uzatılmasının gerekçelerini şöyle sıraladı: “Siyasi koğuştan çıkmadığımız, bağımsızlara geçmediğimiz, pişmanlık dayatmalarını kabul etmediğimiz için tahliye edilmiyoruz. İrademizi kırmak istiyorlardı ama irademizi kıramazlar. İnsan giderek daha çok güçleniyor.”

Üç kelepçe uygulaması

Cezaevinin hastalık üreten bir yer olduğunu söyleyen Çoku, şunları ifade etti etti: “Birçok arkadaş hastaneye gitmek istemiyordu. Üç kelepçe uygulaması yapılıyordu. İki kelepçeyi bize, birini de kendilerine takıp adeta peşlerinden sürüklüyorlardı. O nedenle birçok arkadaş hastaneye gitmek istemiyordu. Neredeyse hasta olmayan arkadaş yoktu. Semire Direkçi gibi 27 yıldır cezaevinde olan, 9 ameliyat geçirmiş ve durumu çok ciddi arkadaşlar da vardı.

Kameradan korunmak için

Yaşadığımız en büyük ihlallerden biri de odalarımızda bulunan kameraydı. Özel yaşam alanımız kamerayla sürekli gözetleniyordu. Kamera banyoyu görüyordu ve görünmemek için bir kişinin orada beklemesi gerekiyordu. Bu sorunu her yere taşıdık, Bakanlığa ve birçok yere başvurduk, dilekçeler yazdık ama hiçbir sonuç alamadık.”  AMED