Kamusal gücün devlet içi çeteleşmesi
Kadın Haberleri —

Gülistan Doku için eylem
- Gülistan Doku soruşturmasıyla birlikte ortaya çıkan tablo, yaşananların tekil bir olaydan öte, kamusal gücün devlet kurumları içinde çeteleşerek kullanıldığını, valilikten hastaneye, polisten üniversiteye kadar birçok kurumun işbirliğiyle delillerin silindiğini ve gerçeğin 6 yıl boyunca gizlendiğini gösteriyor.
- Yaşananları “kamusal gücün devlet içi çeteleşmesi” şeklinde değerlendiren DEM Parti Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, “Dönemin valisi, ondan sonra göreve gelen vali, bu süre içerisinde orada görev yapan baş hekimler, emniyet müdürleri, baş savcılar, üniversite rektörü hepsi araştırılmalı” dedi.
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2. Sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybettirilişinin üzerinden geçen 6 yılın ardından gözaltına alınan 15 kişiden 10’u hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklamaların yanı sıra olayla alakalı yeni bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor.
Soruşturma uzun yıllar sonuç alınamadan sürerken, son bir haftada yaşanan önemli gelişmeler dosyayı tamamen değiştirdi. 13 Nisan 2026 itibarıyla yeni deliller, dijital incelemeler, tanık ifadeleri ve geniş çaplı operasyonlarla dosya yeniden gündemin merkezine oturdu. Artık soruşturma “cinayet” ve “organize delil karartma” yönünde ilerliyor. Bilirkişi tarafından hazırlanan daraltılmış baz raporunda, Gülistan Doku ile şüphelilerin telefonlarının Gençlik Merkezi civarında aynı anda sinyal verdiği kaydedildi. Faillerin inkar ettiği pek çok detay ise yeni delillerle ortaya çıktı.
Vali’den polise tüm mercileri
Soruşturma kapsamında 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, valinin yakın koruması Şükrü Eroğlu, Zainel Abakarov ve diğer şüpheliler yer aldı. Toplam 15 kişi gözaltına alınırken, bunlardan 10’u tutuklandı.
Mustafa Türkay Sonel, Şükrü Eroğlu ve dönemin İl Özel İdare Memuru Erdoğan Elaldı, eski polis memuru Gökhan Ertok, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Güven, Cemile Yücer, Engin Yücer ve Zainal Abakarov tutuklandı. Munzur Üniversitesi kamera sorumluları Süleyman Önalan, Savaş Gültürk ve Uğurcan Açıkgöz ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.
‘Kendine cumhuriyet kurmuş’
Dosyadaki en çarpıcı gelişmelerden biri, 17 Nisan 2026’da dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in Xarpêt’te kaldığı otelde sahte kimlikle yakalanması oldu. Sonel, Erzurum’a götürüldü ve “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamasıyla sorgusu devam ediyor. Gülistan Doku soruşturmasında gerçekler ortaya çıkmaya başlarken Doku ailesi, “Tuncay Sonel burada kendine yeni bir cumhuriyet kurmuş” sözleriyle tepki gösterdi. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülistan Doku dosyasında fail Tuncay Sonel hakkında "İnsan öldürme" suçundan işlem yapacak.
Hastane kayıtları silinmiş
Yapılan teknik analizlerde, Gülistan Doku’nun kaybettirilmesinin hemen ardından hastane kayıtlarından üniversite kamera kayıtlarına kadar birçok delilin kasten silindiği ortaya çıktı. Dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de Bursa’da gözaltına alındı. Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019’da Tunceli Devlet Hastanesi’ne gittiğine dair log kayıtlarının bulunmadığı, sistem loglarının yetkisiz müdahale ile silindiği bilirkişi raporlarında yer aldı. Silinen kayıtlar arasında “gebelik” ile ilgili başlıklar ve kalp sesi ölçümleri de dikkat çekti.
Adı açıklanmayan kadın kim?
2020’nin Ocak ayında Dêrsim’de henüz ismi açıklanmayan 20’li yaşlarda genç bir kadının tecavüze uğrayarak belinin kırıldığı ve Tunceli Devlet Hastanesi’nde tedavi edildiği iddiaları basına yansıdı. Bu iddialar Gülistan Doku’nun kayıp olarak arandığı tarihlerle aynı zamanda dile getirildi. Konuyla ilgili haber 17 Ocak’ta yayınlandı. Ancak Dêrsim’e getirilen kadının hastane kayıtlarına adı geçmiyordu. Üstelik yatırılması gereken bölüm yerine başka bir serviste tedavi edildiği belirtildi. Tecavüz olayının açığa çıkmaması için kadının Tunceli Devlet Hastanesi’nin 2. katında bulunan dâhiliye A-326 nolu odada tutulduğu, bu odanın kapısına ise “Ziyaretçi yasaktır” yazısı asılarak, kimsenin içeriye girmesine izin verilmediği ifade edildi.
Valiliği işaret etti
Tunceli Sağlık Müdürlüğü de bir açıklama yayınlayarak, Tunceli Devlet Hastanesi’ne 20’li yaşlarda bir kadının tecavüz ve fiziksel şiddet gördüğü ifadesine benzer şikayetle hiçbir hasta başvurusu olmadığını belirtti. Müdürlük açıklamasında “Son yıllarda artan hizmet kalitesiyle öne çıkan hastanemiz hakkında yapılan bu karalama haberiyle ilgili Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına en kısa sürede suç duyurusunda bulunulacak ve yasal süreç başlatılacaktır” derken Tunceli Valiliğini işaret etti.
PolNet’e giren polisler de eklendi
Soruşturma kapsamında 2019 ile 2020 arasında PolNet uygulamasında arama yapan polislerin isimleri dosyaya girdi. 7 kentten girilen PolNet uygulamasına giren polisler arasında istihbarattan asayişe birçok birim yer alıyor. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı, Tunceli Merkez Şehit Nahit Bulut Polis Merkezi Amirliğince işlem yapılan 22 Eylül 2019 tarih ve 2019/734 suç numaralı “Taksirle yaralama” olayının PolNet Ekip projesindeki olay özet kartını, bahse konu olayın ekip projesine kaydedildiği tarihten 29 Haziran 2020 tarihine kadar sorgulamasını yapan görevlilerin listesinin gönderilmesini” talep etti.
PolNet uygulamasının sadece polislerin erişimine açık olduğu, “taksirle yaralama” suçunun intihara dönüşmesinde şüpheli bir durum fark eden savcılık kayıt sistemine erişenlerin isimlerini istedi. PolNet sistemine de girildiğini düşünen savcılık buradaki kayıtlarla oynanma ihtimaline binanen 2019 ve 2020 tarihleri aralığında Gülistan Doku dosyasına erişim sağlayan polislerin listesi dosya içerisine konuldu. Polislerin ifadelerinin alınıp alınmayacağı bilinmiyor.
Katillerle fotoğraf çeken ‘yetkililer’
Soruşturma sürecinde, cinayetin yaşandığı dönemde görev yapan üst düzey kamu yetkililerinin süreçteki rolünün netleştirilmediği ifade ediliyor. Dönemin Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanlığı yetkilileri, dönemin İçişleri Bakanlığı’nda görev alan Süleyman Soylu ve Ali Yerlikaya, Sağlık Bakanlığı yetkilileri, üniversite rektörü Ubeyde İpek, İl Sağlık Müdürlüğü ve Aile Bakanlığı’nın sorumluluklarının detaylı şekilde incelenip incelenmeyeceği ise yanıtsız sorular arasında yer alıyor.
Ayrıca, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Numan Kurtulmuş ve dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile çektikleri fotoğraflar dikkat çekiyor. Birçok taciz ve tecavüz faillerinin kamuda çalışan üst düzey yetkilerle fotoğraflarının bulunması dikkat çekiyor. Bu durum, soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiği yönündeki tartışmaları beraberinde getiriyor.
‘İşin içinde Soylu varsa bu iş patlar’
Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi ile ilgili eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, soruşturma ile ilgili kendisine sorulan sayısız soruyu yanıtsız bıraktı. Gözler şimdi soruşturmanın, Vali Tuncay Sonel ile yakın ilişkisi olduğu bilinen dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya uzanıp uzanmayacağına dikildi.
Konuya ilişkin T24’e konuşan CHP lideri Özgür Özel, "Çehov'un meşhur lafı var; 'Duvarda bir tüfek asılıysa piyesin sonunda patlar' diye... İşin bir tarafında Süleyman Soylu varsa bu iş sonunda patlar... Soylu, 'Her şeye bakmıştık' diyerek Erdoğan'a mesaj veriyor, soruşturmanın kaderini etkilemeye çalışıyor" ifadelerini kullanmıştı.
* * *
Sonel’i kollayan Soylu da soruşturulmalı
DEM Parti Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, Nujinha’ya konuşarak Gülistan Doku soruşturmasındaki son tabloyu “kamusal gücün devlet içerisinde çeteleşerek tecavüz ve katliamda kullanıldığı” şeklinde değerlendirdi. 6,5 yıl sonra dosyada yaşanan hareketliliği “neden şimdi?” sorusuyla sorgulayan Ayten Kordu, dönemin valisi, başhekimler, emniyet müdürleri, başsavcılar ve üniversite rektörünün araştırılması gerektiğini vurguladı.
Ayten Kordu, “Gülistan Doku soruşturmasında açığa çıkan; kamusal gücün kadınlara yönelik suçlarda kullanılması oldu. Şu soru temel bir soru; 6 buçuk yıl sonra neden şimdi? Dönemin valisi, ondan sonra göreve gelen vali, bu süre içerisinde orada görev yapan baş hekimler, emniyet müdürleri, baş savcılar, üniversite rektörü hepsi araştırılmalı” dedi.
Ayten Kordu, dönemin valisi Tuncay Sonel’i koruyan kollayan eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da mutlaka soruşturmaya dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
Dosyalar sümen altı edildi
Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, Narin Güran ve benzeri diğer kadın dosyalarının da Gülistan Doku soruşturmasındaki bulgular üzerinden yeniden ele alınması çağrısında bulundu.
2020’de Tunceli Devlet Hastanesi’ne getirilen ve 3 uzman çavuş tarafından tecavüze uğradığı iddia edilen kadına ilişkin soruya da yanıt veren Ayten Kordu, o dönemde resmi başvuru olmadığını, Dêrsim Barosu’nun takipsizlik kararıyla sonuçlanan başvurusu bulunduğunu hatırlatarak, “Bu kişinin Gülistan Doku olduğunu düşünmüyorum” dedi. Ayten Kordu, Kürdistan’da uzman çavuş ve korucular tarafından kadınlara yönelik taciz ve tecavüz dosyalarının sıklıkla sümen altı edildiğini, etkin soruşturma yürütülmediğini belirtti.
Bu dava hepimizin davası
Ayten Kordu, Gülistan Doku’nun akıbetinin hala açıklanmadığını hatırlatarak, verdikleri soru önergesinin Meclis’te kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Süreçten siyasal iktidarın sorumlu olduğunu dile getiren Kordu, “Eğer adalet tesis edilmek isteniyorsa önerge komisyonda kabul edilmeli” diye belirtti.
2020’deki tecavüz iddiasıyla ilgili kadının neden şikayette bulunmadığını da değerlendiren Ayten Kordu, “Kadınların çoğu özellikle devlet ilişkileri içerisinde gerçekleşen cinsel saldırı suçlarında konuşmayabiliyor, başvuru yapmayabiliyor. Türkiye’de kadınların kendilerini güvensiz hissettiği, erkek yargının cezasızlık politikasının en üst seviyede olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Ayten Kordu, Gülistan Doku soruşturmasının diğer dosyaların da açılmasına vesile olacağını belirterek, “Bu dava hepimizin davası, tüm kadınların davası. Dosyayı sonuna kadar takip edeceğiz ve tüm sorumluların açığa çıkmasını talep edeceğiz” diye konuştu.













