Kapanmayan yaramız: Enfal 

Dosya Haberleri —

14 Nisan 2022 Perşembe - 17:10

Enfal

Enfal

  • 23 Şubat 1988’de Irak Baas rejimi ve Cehşler (korucular) tarafından yapılan ve sonucunda 182 bin Kürt’ün hayatına ve Kürdistan’da büyük bir travmaya sebep olan katliamın 34. yılında gerçek failler halen yargılanmadı.  

Kürdistan’da işgalciliğin insanlığa karşı işlediği suçların tam bir envanterini oluşturmak neredeyse mümkün değildir. Yapılan katliamlar hem çok boyutlu sürdürülmüş hem de uluslararası güçlerin onayı ve desteği ile gerçekleşmiştir. Bu Katliamlardan en büyüklerinden biri de Güney Kürdistan’da gerçekleşen ve ismine Enfal denilen soykırımdır.

14 Nisan 2022 günü Baas rejiminin Güney Kürdistan halkına karşı gerçekleştirdiği ve 182 bin kişinin katledildiği Enfal katliamının 34. yıl dönümü. Baas rejimi bu katliam ile Kürt ulusunun kimliğini ve tüm varlığını yok etmek istedi.

Arapça’da “ganimet” anlamına gelen Enfal, aynı zamanda Kur’an’ın 8. ayetinin de adıdır. Enfal aynı zamanda Baas rejiminin Kürdistan’da 1988 yılında 23 Şubat’tan 6 Eylül’e kadar gerçekleştirdiği askeri operasyonların kod adı olmuştur. Enfal operasyonu, dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in akrabası ve Baas Partisi’nin Irak’taki Genel Sekreteri General Ali Hasan El Mecid tarafından yürütüldü. Kürtler tarafından “Ali Kimyavi” olarak bilinen El Mecid, Kürt katliamının ilk failiydi. Cahş, Fursan veya “Milli Savunma Birlikleri” olarak bilinen Kürt korucular da katliamda önemli rol oynadı. “Kendilerince Kürt sorununu çözmek ve Peşmerge’nin bir bütünene ortadan kaldırılması” için Irak’ın askeri, güvenlik ve sivil kurumları ile diğer tüm kaynakları El Mecid’in emrine verilmişti. Kürt kaynaklarına göre Enfal katliamında 182 bin Kürt öldürüldü.

Nüfus sayımı ile ölüm listesi çıkardılar
Irak rejiminin katledilecek grupları belirlemesi 17 Ekim 1987’de yaptığı nüfus sayımında gerçekleşti. Kürt peşmerge tarafından kurtarılan alanlar ile rejim ordusunun kontrolü altındaki alanlar arasında fiili tampon bölge oluşmuştu. Ağustos 1987’de Irak Devrim Komuta Konseyi, nüfus sayımına katılmayanların asker kaçağı olarak kabul edileceği ve ölüme mahkum edileceğini ilan eden 160. Karar adında bir karar yayınladı.

14 Nisan, Güney Kürdistan’daki Enfal katliamının yıl dönümü olarak ilan edildi.
Enfal katliamında 182 bin kadın, çocuk, genç ve yaşlı yurttaş  katledildi. Ayrıca, Güney Kürdistan’ın farklı bölgelerinde yüzlerce köy yıkıldı ve binlerce kişi de yerinden edildi.

Enfal aşamaları
İlk aşama
Dola Cafayeti Enfal’i: 23 Şubat 1988 tarihinde dönemin Irak Savunma Bakanı Sultan Haşim önderliğinde, 20. ve 60. tugayların katılımıyla Baas rejimi tarafından saldırı başlatıldı. Saldırı, Dukan’a bağlı Sergelu, Bergelu, Dola Cafayeti köyleri, Dukan barajının doğusundaki Bingirde ilçesi, Dukan ile Süleymaniye şehirleri; Mawet ve Çuwartaş ilçelerine bağlı köylerde gerçekleşti. Bu yeni ve ağır saldırılarda birçok ilçe yıkıldı ve yağmalandı.

İlk aşama 19 Mart 1988 tarihine kadar sürdü. Asıl amaç, Dola Cafayeti’nin 20-30 köyünü yıkıp yağmalamak ve bu yerlerdeki Peşmerge güçlerinin üslerini işgal etmekti. Bu aşamda Sırdaş, Dukan, Serçınar, Qelaçıwalın ve Çıwarti ilçeleri sınırlarına kadar gelindi.
Bu bölgelerdeki insanların çoğu İran’a ve Süleymaniye’ye kaçtı.

İkinci aşama
22 Mart 1988 tarihinde Qeredaxi, Tekiye ilçesi, Süleymaniye, Segrıme, Derbendıbaser, Qupî Qerax ve diğer birçok bölgede Enfal katliamının ikinci aşaması başladı. Bu ilçelerin köyleri ve merkezleri kuşatıldı.
Birkaç stratejik noktaya yönelik çok ağır kimyasal saldırılar başlatıldı. Bu aşamada bölgede yaşayan halk bir kez daha yerinden edilerek Süleymaniye’ye giden kesimin aldığı zarar arttı. Ancak Germiyan Bölgesi’ne sığınanların çoğu yakalandı ve kaybedildi.

Enfal’in ikinci aşaması 1 Nisan 1988’e kadar sürdü. Göç eden halkın çoğu tutuklandı ve yaklaşık 8 bin kadın, çocuk, yaşlı ve genç Kerkük yakınlarındaki askeri üsse (Tubzawe) götürüldü. Genç erkekleri ayırıp bilinmeyen yerlere götürüp ortadan kaybettiler. Geri kalan kadınları, çocukları ve genç kadınları hapsedip, yaşlıları ise Semawe (Nugre Selman) çölüne götürdüler. Birçoğu açlıktan, susuzluktan ve hastalıktan öldü ve cenazeleri zindandan dışarı atıldı.