Kara paraya dikkat çekiyordu

Ramazan Başak
- Kimi fonlarla kara para ilişkilerine dikkat çeken, resmi başvurularla SPK'yı göreve çağıran, soruşturmalardaki çelişkilere dikkat çeken MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, gözaltına alındı.
Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
Jandarma ekiplerinin ikametinde gerçekleştirdiği baskının ardından gözaltına alınan Başak’a “borsa manipülasyonu” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları yöneltiliyor.
Daha önce de gözaltı
Başak daha önce de gözaltına alınmış, ve 'keyfi ve hukuksuz' olarak nitelendirerek HSK’ya başvurmuştu. Şimdi Adalet Bakanlığı oturan eski başsavcı Akın Gürlek ve Emre Tezmen ilişkisine dikkat çeken Başak, Tezmen’in aracı kurumu ile Kasım Garipoğlu’nun GKFX şirketi arasında, Bakırköy CBS İddianamesi'nde de bahsi geçen, valizler içinde taşınan kayıt dışı yüz milyonlarca dolarlık şaibeli para trafiğini sorgulamayı sürdürmüştü. Bundan rahatsız olan Tezmen’in şikayeti üzerine gözaltına alındığını kaydeden Emniyet’de hiçbir işlem yapılmadan ertesi gün savcılık ifadesinden sonra serbest bırakılmıştı. Gözaltı işleminin ilk dakikalarından itibaren kendisi hakkında kasıtlı paylaşımlar yapan bir TV programcısını, gözaltından sonra aradığını belirten Başak, bu yanlış bilgilerin kaynağının Akın Gürlek olduğunun itiraf edildiğini kaydetmişti.
Gürlek'e soruları vardı
Başak, söz konusu 30 Mart'ta Akın Gürlek'e, iki soru yöneltmiş bir de talepte bulunmuştu:
* Bir kişinin şikayetiyle üstelik de milyonlarca dolarlık şaibeli para trafiği savcılık iddianamesinde sabit olan birinin şikayetiyle bu kirli ilişkileri sorgulayan kişinin, masumiyet karinesi de çiğnenerek, gece vakti torununun yanında gözaltına alınması, hangi kanun, hangi hukukta var?
* Çok şaibeli para trafiği, savcılık iddianamesiyle sabit olan malum kişiyi Başsavcılığınıza bizzat ben de iddianame ve ilgili belgeleri de ekleyerek şikayet ettim. Neden şu ana kadar bana yaptığınız gibi bu malum kişiye bu kadar ciddi kanıtlara rağmen gözaltı işlemi yapmadınız?
* Talep ise HSK ve İstanbul CBS’de bulunan başvurularımın biran önce ele alınmasıdır.
GKFX'in Türkiye trafiği
Sabah gazetesinin Kasım Garipoğlu'nun İngiltere’deki GKFX şirketine yapılan kara para operasyonunu ve şirkete el konulduğunu haberleştirmesine dikkat çeken Başak, adı geçen şirketin Türkiye’deki yüz milyonlarca dolarlık kirli para trafiğinin neden görülmediğini sorgulamıştı. Temmuz 2025’te CİMER’e başvurduğunu, başvurunun SPK’ya gönderildiğini, ancak SPK görevini yapmadığı için Garipoğlu'nun Aralık 2025’te kaçtığını hatırlatan Başak, şu soruları sormuştu:
* Neden iktidarın en önemli yayın organı, İngiltere’deki kara para operasyonunu haberleştirirken, Türkiye’deki çok daha büyük boyutlardaki kara para trafiğinden hiç bahsetmez? Sürekli olarak yalıdaki sex ve uyuşturucu partilerini manşetine taşır?
* Ana akım muhalif basında, Garipoğlu’nun boğazdaki yalısında sex ve uyuşturucu partileri sürekli gündem olurken, neden bu kirli trafik ağına ilişkin hiç bir haber yayımlanmaz?
* Neden neredeyse her hafta bir operasyona muhatap kalan Ana muhalefet partisi, tüm bunlar karşılığı tek bir kelime etmez?
İstanbul Altın Rafinerisi
Başak, son X paylaşımında İstanbul Altın Rafinerisi'ne (İAR) hayali ihracat ve devleti dolandırmak gibi çok ciddi iddialarla yapılan operasyon sonrasında tutuklanan sahibinin geçen hafta serbest bırakılmasına dikkat çekmişti. Kurulan organizasyonla ithal edilen altının burada eritildiği, eritilen altının asit solüsyonlarla karıştırılarak işlenmiş olarak gösterildiği, bunların yurt dışına yasal olarak çıkarıldığı, bu şekilde toplam 544 milyon dolarlık ihracat üzerinden sistemli olarak devletin 13 milyon dolar zarara uğratıldığı iddia ediliyordu. Başak, bu teşviğin devletten alınabilmesi için 544 milyon doların Türkiye’ye gelmiş olması gerektiğini; bunun da çok büyük bir ihtimalle kara para olduğunu belirterek, "Neden 544 milyon dolarla ilgili hiçbir iddia gündeme gelmedi veya geldi de kamuya mı açıklanmadı?" diye sormuştu.
Hangisi yanlıştı
Haklarında son derece önemli suçlamalar yapılan Can ve Ciner Holding patronları ile halasının evinde 200 kg altın ele geçirilen İAR’ın patronunun serbest bırakılması ve mal varlıklarının çoğu üzerindeki tedbirler de kaldırılmasını da sorgulayan Başak, iktidar medyasının şu suçlamalarını hatırlattı: "Can Holding; 2021-2022 yıllarında sisteme 88 milyar TL kara para soktu. 2021-2025 yılları arasında şirketleri arasında 50 milyar dolar kara para trafiği tespit edildi. Habertürk ve Show TV’yi kara para ile aldı. 350 milyon dolar bavullarla taşınmış. Süreci Mehmet Kenan Tekdağ organize etti. Ciner Holding'in; suç gelirleri, ticari işlem süsü verilerek gizlendi ve Turgay Ciner, şirketlerinin içini boşaltarak yurt dışına 5 milyar dolar uçurdu. İAR’a, 544 milyon dolarlık hayali ihracat operasyonu. Devlet desteği almak için çalışanlarına 24 şirket kurduruldu ve Kamu 12.5 milyon dolar zarara uğratıldı."
Başak, bu hatırlatmadan sonra şunu sormuştu: "FATF’ın IV. Tur denetimlerinin devam ettiği bugünlerde, İktidarın amiral gemisi medyada yayımlanan, '50 milyar dolarlık kara para trafiği' gibi son derece dehşet verici bu haberler mi yanlıştı, yoksa bu yargı kararları mı?"
* * *
MASAK hakkında
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Türkiye’de mali suçlarla mücadele amacıyla faaliyet gösteren ve Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan bir kuruluş. Başlıca görevi; kara para aklama, terörün finansmanı ve finansal sistemin kötüye kullanılmasına yönelik faaliyetleri tespit etmek, analiz etmek ve ilgili birimlere iletmek. Finansal işlemleri inceleyerek şüpheli hareketleri raporlayan MASAK, aynı zamanda bu alanda politika geliştirilmesine katkı sağlar ve ulusal ile uluslararası kurumlarla iş birliği içinde çalışır.
* * *
Kara parayı nasıl aklıyorlar?
Uyuşturucu, silah ve organize suç gelirlerinin finansal sisteme girişi, POS cihazları, sahte faturalar, paravan şirketler ve sınır ötesi transferlerle çalışıyor.
Bu zincirin bankasız çalışmasının mümkün olmadığını belirten ekonomist Erol Taşdelen, sistemin nasıl işlediğini şöyle izah ediyor:
Kara para aklama literatüründe üç aşama vardır:
* Placement (Sisteme sokma)
* Layering (İz kaybettirme)
* Integration (Ekonomiye sokma)
Bu üç aşamanın tamamı, bankacılık altyapısı olmadan ya imkânsızdır ya da sürdürülemez.
* POS cihazı yoksa kartlı işlem olmaz.
* Banka hesabı yoksa fatura kesilmez.
* SWIFT / muhabir banka yoksa sınır aşılmaz.
Türkiye’nin son yıllarda karşılaştığı en kritik vakalardan biri şudur:
* Libya merkezli paravan şirketler.
* Laleli/Kapalıçarşı’da sahte fatura düzeni.
* Türkiye’de yüksek limitli POS cihazları.
* Kartla “mal satışı” gibi gösterilen milyonlarca dolar.
Bir POS tahsis sürecinde bankanın bildiği şeyler:
* Şirketin faaliyeti.
* Ortaklık yapısı.
* Ciro profili.
* İşlem sıklığı.
* Kart ülke dağılımı.
* Ortalama işlem tutarı.
“Müşterini Tanı” (KYC), sadece kimlik fotokopisi değildir, şunları içerir:
* Gerçek faydalanıcı (UBO) analizi.
* Faaliyet–ciro uyumu.
* Coğrafi risk (Libya, Kolombiya, Afganistan vb.)
* Sektörel risk (nakit yoğun, POS ağırlıklı işler.)
Bu yükümlülükler FATF (The Financial Action Task Force) standartlarında açıkça yazılıdır. Türkiye’de ise MASAK mevzuatının omurgasını oluşturur.
Bankaların “Haberimiz Yok” savunması, artık hukuken de teknik olarak da geçerli değil. Çünkü:
* Anormal işlem algoritmaları var.
* Günlük/aylık raporlar var
* Uyum birimleri var
* Risk komiteleri var
* Kart/POS izleme sistemleri var
Bankalar olmadan bu işler olmaz. Bugün kara para trafiği:
* Bankaya ciddi gelir sağlıyor.
* Risk “kâğıt üzerinde” yönetiliyor.
* Ceza geldiğinde “kurumsal” ödeniyor.
Bankalar suç üretmez ama suçun sisteme girmesini kolaylaştırırlarsa artık sadece araç değil, ortağı olurlar.













