Karayılan: Heftenîn’i bırakmayacağız

Murat Karayılan
- Karayılan: Türk devleti, Heftenîn’i rahatlıkla alırsa Zendura ve Metina’yı, ardından Güney Kürdistan’ın tümünü işgal etmeye çalışır. Heftenîn’e saldırı, bu stratejinin başlangıcıdır. Bu fırsatı vermeyeceğiz. Güney Kürdistan’da tampon bölge oluşturmasına karşı da sonuna kadar savaşacağız. Direneceğiz. Heftenîn’i bırakmayacağız.
AKP-MHP rejiminin, Kürdistan Özgürlük Mücadelesini tasfiye edip halkını da soykırıma tabi tutarak rejimini kalıcılaştırmak istediğini, her şeyini buna bağladığını kaydeden Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan, “Şimdiye kadar bunu başaramadılar fakat yine de ısrarla devam ettiriyorlar” dedi. Türk devletinin Güney Kürdistan’da tampon bölge oluşturma siyasetine karşı sonuna kadar savaşacaklarını, direneceklerini ve Heftenîn’i bırakmayacaklarını vurgulayan Karayılan, ”Bu tampon siyasetinin sonuçsuz kalması, boşa çıkması ve yenilmesi için tarihi bir direniş geliştireceğiz. Bu düşman karşısında asla geri adım atmayacağız, boyun eğmeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanı Murat Karayılan, Stêrk TV’nin Bernameya Taybet programına konuk oldu. Arjîn Ferat’ın sorularını cevaplayan Karayılan, yeni döneme girdiklerini belirterek, Doğu, Kuzey, Güney ve Batı Kürdistan parçalarının, dönemi doğru okumaları gerektiğini söyledi. Karayılan, şöyle devam etti: ”Kürt özgürlük davası bugün yeni bir döneme girmiştir. Türk devleti, Kürdistan Özgürlük Mücadelesinin haklı davasına, Kürt halkının tümünün statüsüne karşı saldırı halindedir. Bu, çok kapsamlı bir saldırıdır. Türk devletinin kendisine esas aldığı stratejidir. Hedefi; Kürt halkını, toplumunu soykırımdan geçirmektir. Kürt halkının Başûrê Kurdistan ve Rojavayê Kurdistan’da elde ettiği statüyü, her yerdeki kazanımlarını ortadan kaldırmaktır. Kürt halkının kimlik sahibi olmasını engellemektir. Stratejilerinin ana hedefi budur. Tabi bu stratejinin taktiksel aşamaları da vardır. Şimdi bu biçimiyle yürütülüyor. Bu da yeni bir durumla yüz yüze olduğumuzu gösteriyor.”
İşbirliği siyaseti bitmeli
KDP ve YNK’nin, Federe Kürdistan Hükümeti’nin, işgale karşı tavır alması gerektiğini, Kürdistan halkının beklentisinin de bu yönde olduğunu vurgulayan Karayılan, şöyle konuştu: ”Türkiye ile işbirliği ve yumuşak siyaset yürütme dönemi sona erdi, çünkü Türk devleti saldırı üstüne saldırı yapıyor. PKK’yi gerekçe yapmasına kimse kanmasın. Geçen yıl Serêkaniyê’ye dönük saldırı olduğunda o zaman Neçirvan Barzani dedi ki, ‘Türk devletinin Kürtlerle bir sorunu yoktur, PKK ile sorunu vardır.’ Ben de şimdi Sayın Neçirvan Barzani’ye diyorum ki; ‘buyur şimdi git de Serêkaniyê’ye bak, Kürtler ne haldedir? Orada Kürt kalmış mı kalmamış mı? Malı mülkü talan edildi mi edilmedi mi? Namuslarına el attılar mı atmadılar mı? Guta’dan, bilmem nereden getirdikleri çeteleri evlerine yerleştirmemişler mi? Peki Efrîn’deki Kürtler ne haldedir? Orada bir soykırım yürütülüyor, tüm Kürtler çıkarıldı. Kürtlerin malı mülkü tümden talan edildi, her şeylerine el konuldu. Aynı şeyi Serêkaniyê’de de yaptılar.
Türkiye’nin avukatlığına soyunmayın
Hiç kimse Türk devletinin avukatlığına soyunmasın, AKP-MHP faşizminin gerçeğini görsün. Bunlar halkımız üzerinde soykırım siyaseti uygulamak istiyor. ‘Bizden önceki hükümetler bunu başaramadı, doğru yürütemedi, biz başaracağız’ diyorlar. Yeni bir siyaset yürütüyorlar. Bunu yaparken de bazı Kürtleri kendine dost edinerek amaçları doğrultusunda kullanmak da istiyor. Düşmanın bu taktiklerine artık kimse kanmamalıdır. 21. yüzyıldayız, insan gerçeklere bu kadar da gözünü kapatmamalıdır. Türk devletinin işgalciliği çok açıktır.”
Heftenîn saldırısı başlangıçtır
Türk devletinin, Heftenîn saldırısının son yıllardaki en büyük operasyonlarından biri olduğunu söylediğine işaret eden Karayılan, ”Gizli stratejileri ‘Misak-ı Milli’nin işgal edilmesidir. Güney Kürdistan siyasetini baskı altına almak, Kürt güçlerini birbirine karşı kullanmak; Rojava ile Güney’i, Güney ile Kuzey’i karşı karşıya getirip birliğin oluşmasını engellemek istiyor. Kendi deyimleriyle 35-40 kilometre genişliğinde bir tampon bölge oluşturmak istiyorlar. Heftenîn operasyonu bunun, bir stratejinin başlangıcıdır” dedi.
Son saldırının kapsamı
Geçen yıl Lêlikan’ı işgal etmelerinin bunun hazırlığı olduğunu; şimdi de Güney Kürdistan’ın diğer ucu olan Heftenîn’i almaya çalıştıklarını kaydeden Karayılan, şunları söyledi: ”Diğer ucu olan Xakurkê’de Lêlikan’ı almışlardı. Sonra da bu her iki ucu birleştirmek istiyorlar. Derkar’dan Batufa’ya, Bamernê’ye, zaten Kanîmasî içeride kalıyor, sonra Amediyê’ye, Dêrelok’a, Şêladizê’ye ve Sidekan’a kadar gidiyor. Bu bölgeyi işgal etmek istiyorlar. Zaten nereyi alırlarsa oraya yol yapıyorlar, kendi sistemlerini kuruyorlar ve kalıcı hale getiriyorlar.
Heftenîn’in her tarafı yanıyor
Heftenîn’e saldırının böyle bir anlamı vardır, bir stratejinin başlangıcıdır. Dört gündür orada yaşanan bir savaş var. Gerçekten de arkadaşlarımız direniyor, büyük bir kahramanlık sergiliyorlar. Soykırımcı Türk devleti çok yoğun teknik kullanıyor. Obüslerle, uçaklarla, casus uçaklarıyla, kobralarla her yeri imha ederek öyle üzerine gitmek istiyor. Zaten şimdi teknikle Heftenîn’i o kadar vurmuşlar ki, her tarafı yanıyor.
Tarihi direniş sergileniyor
Heftenîn köyünün üzerine düşen tepeye Sipan Tepesi diyoruz. Orada çatışmalar yaşanıyor. Düşman orada öne doğru gelmek istiyor. Eğer ilerlerse Keşan’ın üzerine gelecektir. Zaten düşman Batufa’ya yetişmeleri gerektiğini belirtiyor. Herhalde orada bir güçleri var, ona yetişmek istiyorlar. Sipan Tepesi’nde savaş var, arkadaşlarımız orayı halen bırakmamış. Düşman birçok kez denedi ama orada tarihi bir direniş sergileniyor. Adına Şehit Berivan Tepesi dediğimiz, Banikê’nin üzerine düşen ve sınıra yakın olan yeri, Dupişk Tepesi’ni de aldı mı Heftenîn dediğimiz alanı iki parçaya ayırmış olacak. İki parçaya ayırınca Xantur ve Geliyê Pisaxa’daki arkadaşlarımızı kuşatmaya almak istiyor. Şimdiki taktiği budur. Zaten dün Perex – Qesrok Tepesi tarafından bir saldırı başlattı, oradan da ilerlemek istiyor. Şu anda üç yerde savaş var. Heftenîn’de şimdiye kadar sergilenen direniş, Cenga Heftenîn Direnişi’nin tarihi olacağını gösteriyor. Orada büyük bir kahramanlıkla savaş yürütülüyor.
Sonuna kadar savaşacağız
Başta Güney Kürdistan halkımız olmak üzere tüm Kürdistan halkı bilsin ki; biz Türk devletinin Güney Kürdistan’da tampon bölge yapma siyasetine karşı sonuna kadar savaşacağız. Direneceğiz. Heftenîn’i bırakmayacağız. Düşmanın elinde teknik var, belki bazı yerleri alabilir ama her yeri alamaz. Aldığı her yerin faturasını, bedelini vererek alacaktır. Aldığı her yerde de hep öldürülecektir. Orada ve her yerde direneceğiz. Bu tampon siyasetinin sonuçsuz kalması, boşa çıkması ve yenilmesi için tarihi bir direniş geliştireceğiz. Tüm arkadaşlarımızın kararlılığı budur.
Apocu fedailer olarak Kürdistan’ın tüm parçalarını fedaice savunma sözümüz var. Bedeli ne olursa olsun bu sözümü tutacağız. Bu uğurda şehit de düşebiliriz ama bu düşman karşısında asla geri adım atmayacağız, boyun eğmeyeceğiz. Askeri manevralar yapabiliriz. Bazı yerleri alabilir, bazı yerlerden çekilebilir veya bazı yerlere girebiliriz ama sürekli alanda olacağız. Onlar alsa da biz hep içinde olacağız. Onların rahatlıkla toprağımızı işgal etmesine izin vermeyeceğiz.
Heftenîn’i rahatlıkla alırsa
Türk devleti, Heftenîn’i rahatlıkla alırsa sonra Metina’yı da alır. Zaten planları var, ondan sonra Zendura ve Metina’nın tümünü almak istediklerini biliyoruz. Kürdistan toprağının birçok yerine kalıcı yerleşmek istiyor. Sonra da gözünü Güney Kürdistan’ın tümüne dikmiş bulunuyor. Düşmana bu fırsatı vermeyeceğiz ve bu çerçevede savaşacağız. Halkımızdan beklentimiz odur ki; bu savaşta fedailerinin arkasında dursun ve desteklesin. Kürt halkının orada direnen kızları ve oğulları Kürtlerin en temiz, tereddütsüz, kararlı ve hiçbir karşılık beklemeden kendini feda eden en güzide evlatlarıdır. Halkımız bu yiğitleri desteklemelidir.
Savaş daha kızgınlaşacak
Savaş, yeni bir döneme giriyor. Bu sene savaşın daha da kızgınlaşacağı görülüyor. AKP-MHP rejimi, Kürdistan Özgürlük Mücadelesini tasfiye ederek ve halkımızı da soykırıma tabi tutarak rejimini kalıcılaştırmak istiyor, her şeyini buna bağlamış. Stratejilerini bunun üzerine kurmuşlar. Şimdiye kadar bunu başaramadılar. Kuzey’de ne kadar çabalasalar da sonuç alamadılar fakat yine de ısrarla devam ettiriyorlar, çünkü onlar için hayati olduğunu biliyorlar. Bu çerçevede genelde mücadelemiz önemli bir süreçten geçmektedir. HABER MERKEZİ
Türkiye’ye gelmeyin!
Halka devlet terörü uygulayan soykırımcı Türk devleti ile Kürtler arasında çok kapsamlı bir savaşın sürdüğünü söyleyen Halk Savunma Merkez Karargah Komutanı Murat Karayılan, bu dönemde Avrupa ve Rusya vatandaşlarının turist olarak Türkiye’ye gelmemesini istediklerini vurguladı. Türkiye’ye geldiklerinde harcadıkları her doların, mermi olup Kürt halkına döndüğünü ifade eden Karayılan, ”Eğer Türkiye’ye gelirlerse ve bir zarar görürlerse biz bundan sorumlu olmayız. Gelmemelidirler. Halkımıza dayatılan vahşete karşı meşru bir direniş savaşı veriyoruz” dedi.
Terör uygulayan Türk devletidir
”İster Almanya, ister Fransa, ister Rusya, isterse de bir başka ülkede olsun; diyelim ki yabancı bir devlet gelip onların toprağını işgal etse, dillerini yasaklasa, kültürlerini engellese, malına mülküne el koysa onlar da buna karşı direnmez mi?” diye soran Karayılan, şöyle sürdürdü: ”Elbette ki direnirler. İşte biz de bunu yapıyoruz. Zulme karşı direnmek meşrudur. Bu, Birleşmiş Milletler’in yasasında da vardır. Biz savaşıyoruz, elimizde silah var ama Türk devletinin iddia ettiği gibi terör yapmıyoruz. Onlar bize terör uyguluyor, biz de buna karşı kendimizi savunma savaşı yürütüyoruz. Tüm dünya bu hakikati göz önünde bulundurmalı ve Türk devletinin destekçiliğini yapmamalı.
Haklı ve meşru bir dava
Biz çok haklı ve meşru bir dava yürütüyoruz. Bizim yerimizde kim olsaydı belki de çok daha aşırısını yapardı. Biz insanlığımıza, dilimize, hakikatimize sahip çıkıyoruz, teslim olmuyoruz ve direniyoruz. Bu yüzden davamız kutsal ve meşrudur. Herkes bunu göz önünde bulundurmalı.”















