- KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 'çerçeve yasa' ile ilgili prosedürün işletilmediğini belirterek, Türk devleti ve AKP iktidarının açıklamaları, temasları ve servis ettikleriyle ilgili açıklama yapma gereği duyduğunu bildirdi.
- Eşbaşkanlık, "Önderlik ile görüşüp tartışmadan, Hareketimizin görüşü alınmadan 'şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu şu olacak' demek, bir oyun, dayatma, hatta bir komplo olarak değerlendirilir" dedi.
- "Süreçten bir çözüm mü aranıyor, yoksa bir özel savaş mı yürütülüyor?" diye soran Eşbaşkanlık, MİT Başkanı'nın Irak, Federe Kürdistan ve İran ile görüşmelerine dikkat çekti. Eşbaşkanlık, savaş hazırlığı ihtimaline işaret etti.
- Eşbaşkanlık, şunu açıkça vurguladı: "Ne Rêber Apo ne de Özgürlük Hareketimiz bir emrivakiyi kabul eder. 'Yasa çıkardık, kabul etmiyorlar' gibi bir özel savaş politikasını düşünmek, akıl dışı bir yaklaşım olur. Ciddi ve sorumlu davranmak gerekir."
Çatışma ve kopuş iklimini ortadan kaldıracak demokratik siyasal çözüm temelinde Türkiye ile demokratik entegrasyonu sağlayacak bir irade ve kararlılığa sahip olduklarını belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Türk devletini de bu irade ve kararlılığın pratikleşmesini sağlayacak politika ve adımlarla demokratik entegrasyonun sağlanmasında üzerine düşeni yapmaya davet etti.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, AKP tarafının açıklamaları ve medyaya sızdırdıkları 'çerçeve yasa' tartışmalarına dair yazılı bir açıklama yaptı.
Prosedür işletilmedi
Rêber Apo’nun İmralı’da 24 Mayıs’ta sunduğu öneriler ve DEM Parti heyetinin AKP yetkilileriyle yaptığı görüşmelerin sanki yeniymiş gibi yansıdığına dikkat çeken Eşbaşkanlık, "Halbuki Rêber Apo ile 24 Mayıs’tan bu yana hiçbir görüşme yapılmamıştır. 24 Mayıs görüşmesi sonrası Rêber Apo’nun sunduğu öneriler hükümet tarafından değerlendirilecekti. Bu değerlendirmeler, Rêber Apo’ya aktarılacak ve sonuçları da Hareketimize iletilecekti. Şimdiye kadar bu prosedür işlememiştir. Dolayısıyla o günden bugüne herhangi bir ilişki ve değerlendirilecek gelişme olmamıştır. Böyle tarihi ve önemli bir konuda Rêber Apo üzerinde tecrit sürerken, Özgürlük Hareketimizin de bu zaman içinde hiçbir bilgisi olmamıştır” dedi.
Doğrudan bizi ilgilendirir
Rêber Apo tarafından yürütülen sürecin yanında olup gereken her türlü çabayı gösterdiklerini; sorunların demokratik siyasal çözümü doğrultusunda çok yönlü çabaların yanı sıra önemli adımlar da attıklarını hatırlatan Eşbaşkanlık, şöyle devam etti: "Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı özgürlük yasalarının çıkması konusunda yürütülen çabaları destekledik. Bu doğrultuda eksik ve yetersiz görsek de Meclis Komisyonu'nun hazırladığı raporu olumlu bulduk. Barış ve Demokratik Toplum Süreci doğrudan bizi ilgilendirmektedir. Süreç ve Rêber Apo ile yürütülen diyaloglar olumsuz etkilenmesin diye Hareket adına sık sık açıklama yapmayı uygun görmedik, ancak son zamanlarda izlenen politika, yapılan açıklama ve değerlendirmeler bir açıklama yapıp görüşlerimizi kamuoyuna sunmayı gerekli kıldı.
Dayatma, hatta komplo!
Önderlik ile görüşüp tartışmadan, Hareketimizin görüşü alınmadan 'şöyle bir yasa çıkacak, içeriğinde şu şu olacak' demek, bir oyun, dayatma, hatta bir komplo olarak değerlendirilir. Nitekim, Numan Kurtulmuş 'şöyle bir yasa çıkacak, gelen gelir, gelmeyen olursa onlara karşı da gereken yapılır' biçiminde bir açıklamada bulundu. Bu örgütle ilgili bir karar bütünlüklü alınır ve bütünlüklü uygulanır. Özgürlük Hareketimiz ancak bütünlüklü yasaları ve adımları dikkate alır. Yoksa bir kısım gelir, bir kısım gelmez gibi bir durum olmaz. Sorun sadece savaşçıların silah bırakması değildir. Tabii ki bu Hareket'in savaşçısına ve yönetimine karşı tutum da tek olur. Farklı bir yaklaşım içine girmek bu süreci sabote etmek olur.
Rêber Apo'nun konumu
Özgürlük Hareketi olarak PKK’yi feshettiğimiz kongrede fesih ve silahsızlanma sürecinin Rêber Apo tarafından yürütülebileceği kararını aldık. Rêber Apo bu süreci de ancak özgür çalışır koşullarda yürütebilir. Rêber Apo’nun özgürlüğünü, özgür yaşar ve çalışır koşulları içermeyen bir politika ve pratikleşmeyi halkımız ve Hareketimiz başından beri kabul etmeyeceğini ortaya koymuştur. Rêber Apo’nun konumu konusunda olumlu bir yaklaşım ortaya koymadan ve bu yönlü adımlar atmadan PKK kongresinde alınan kararların pratikleşmesini hiç kimse sağlayamaz.
Çözüm mü, özel savaş mı?
Önderlik ile diyalog ve bizimle ilişki, bütünlüklü bir politika ve tutum ortaya çıkarmak içindir. Yoksa 'bir yasa çıkarırız, gelen gelir, gelmeyen gelmez', olmaz. Bu süreçten bir çözüm mü aranıyor, yoksa toplumun kafası mı karıştırılmak isteniyor ya da Özgürlük Hareketi'ne yönelik bir özel savaş mı yürütülüyor? 'Eve dönüş yasası' gibi bir yasa çıkarılıp, bütünlüklü bir demokratik çözüm yaklaşımı ortaya konulmazsa bunu ne halkımız ne de örgüt yapımız kabul eder. Bu açıdan 100 yıllık sorun, 50 yıllık çatışma ve kopuş sorunları çözülmek isteniyorsa doğru bir anlayış ve yaklaşımın ortaya konulması gerekir.
Yeniden savaş hazırlığı mı?
Şimdi neredeyse yeniden bir savaşa hazırlık politikaları yürütülüyor; MİT Müsteşarı İbrahim Kalın, sadece istihbarat örgütü başkanı değil, adeta hükümetin başbakanı gibi Irak’ı dolaşıyor. Daha önce Rojava’ya saldırı sırasında da bu tür görüşmeler yapılmıştı. MİT Müsteşarı Bağdat, Silêmanî ve Hewlêr’de ne yapmaktadır? Özgürlük Hareketimize yönelik saldırı ve tasfiye planında bu güçlere bazı roller mi verilmek istenmektedir? Kuşkusuz tüm Kürt halkı ve siyasi güçleri bu tür politikalara karşı duyarlı olmalıdır. Türkiye’nin söyledikleri tek taraflı ve Kürtlerin çıkarına olmayan düşünceler olarak görülmelidir. Türkiye kendi iç sorununu çözmek yerine Irak hükümetinin ordu dışındaki silahlı güçlerle ilgili kararından sonra Özgürlük Hareketimize karşı Irak’la bir saldırı planlaması mı yapılmaktadır? İran’la da bu yönlü görüşmelerin yapıldığı bilinmektedir. Eğer Türk devletinin bu yönlü planları varsa Irak’ın bunları kabul etmemesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Ciddiyet ve sorumluluğa davet
Şunu açıkça vurgulamak isteriz; ne Rêber Apo ne de Özgürlük Hareketimiz bir emrivakiyi kabul eder. 'Yasa çıkardık, kabul etmiyorlar' gibi bir özel savaş politikasını düşünmek, akıl dışı bir yaklaşım olur. 100 yıllık sonuç vermeyen ve Kürt halkıyla Türkiye arasında kopuşu getiren politikaları sürdürmek olur. Bu açıdan Rêber Apo’ya yaklaşımda da Özgürlük Hareketimize yaklaşımda da ciddi ve sorumlu davranmak gerekir.
Özgürlük Hareketi olarak 100 yıllık çatışma ve kopuş iklimini ortadan kaldıracak demokratik siyasal çözüm temelinde Türkiye’yle demokratik entegrasyonu sağlayacak bir siyasi yaklaşımı pratikleştirecek bir irade ve kararlılığa sahibiz. Türk devletinin de bu irade ve kararlılığımızın pratikleşmesini sağlayacak politika ve adımlarla demokratik entegrasyonun sağlanmasında üzerine düşeni yapması tarihsel sorumluluk olmaktadır.
Demokratik kamuoyu ve halklarımız, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni sabote edecek yaklaşımlara karşı duyarlı olmalı, İmralı’da sürdürülen tecride karşı daha etkili mücadele ederek barış ve demokratik toplum sürecinin başarıya ulaşması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir." BEHDÎNAN