Kendimizi kandırıyoruz: Futbolda ‘o ruh’ artık yok!

Dosya Haberleri —

29 Nisan 2021 Perşembe - 23:00

  • Birçok kişi o ‘ruh’tan söz etmek istiyor, mesela Liverpool’un işçi sınıfı takımı olmasına sarılıyor, Feyenoord’un liman işçileri tarafından kurulduğunu söylüyor. Aslında çoğu, çocukluk aşkları olan futbolun kirli bir düzeni olduğunu görmeme gayreti.

MASİS HESKİF

 

Futbol dünyasını sarsan Avrupa Süper Ligi kararını değerlendiren spor yorumcuları, endüstrileşmenin futbolu rant hedefli bir finansal aktiviteye dönüştürdüğünü belirtti.

Geçtiğimiz günlerde 12 futbol kulübü Avrupa Süper Ligi’ni (ESL) kurduklarını açıkladı. İngiltere’den Chelsea, Arsenal, Liverpool, Manchester United, Manchester City ve Tottenham; İspanya’dan Atletico Madrid, Barcelona ve Real Madrid; İtalya’dan Milan, Inter Milan ve Juventus kurucu takımlar arasında yer aldı. Ligin ilk kurucu başkanı olaraksa Real Madrid Başkanı Florentino Perez belirlenmişti.

FIFA ve UEFA bu girişimi sert bir şekilde kınadıklarını açıkladı. Birçok ülke federasyonu ve devlet lideri de girişimi kınarken bu ligde oynayan futbolcuların Dünya Kupası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi gibi turnuvalardan men edilebilecekleri uyarısı geldi. Yine dünyanın birçok yerindeki takım taraftarlı da bu oluşuma hem sosyal medyadan hem de sokakta tepkilerini dile getirdi.

Avrupa Süper Ligi’nin kurulmasının ardından çok geçmeden gelen yoğun tepkiler üzerine kulüpler bir bir ligden ayrılma kararı aldı. Kamuoyunun ani ve büyük tepkisinin ligin başlamadan bitmesine büyük ölçüde etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz. Fakat Avrupa Süper Ligi’nin başlamadan sona ermesi, birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Spor yorumcusu Mehmet Özyazanlar ve Emre Caka ile Avrupa Süper Ligi ve beraberindeki tartışmaları konuştuk    

‘Futbol dertleri yok’

Mehmet Özyazanlar, endüstrileşmenin futbolun oyun boyutunu geri plana atması ve futbolun ağırlıklı olarak rant hedefli bir finansal aktiviteye dönüşmüş olmasının dünyanın kalbur üstü kulüplerinin elit lig kurma girişiminin kaçınılmaz hale getirdiğini ifade etti. Projeden şimdilik vazgeçildiğini ancak ilk fırsatta projenin tekrar deneneceğini belirten Özyazanlar, “Bu kulüpler dünyanın en zengin, en tanınmış ve aynı zamanda en borçlu kulüpleri. Borçlar açısından bakıldığında belki zamanlama ile ilgili bir bağ kurulabilir. Özellikle pandemi ile birlikte gelirler iyice düştüğü için bıçak kemiğe dayanmış durumda. Şu anda sürmekte olan zor dönem yüzünden Avrupa Süper Ligi’ni hayata geçirme işi biraz aceleye gelmiş gibi görünüyor. Bu kulüplerin futbolun ruhu ya da eşit koşullarda mücadele gibi dertleri, kaygıları yok. Amaçları, dünya çapındaki tanınılırlıklarını paraya, kâra çevirip daha da zenginleşmek” dedi.

 

‘Bu futbolu sermaye yarattı’

“Uluslararası şirketlere, CEO’lara, oligarklara, sponsorlara, bahisçilere, reklamcılara, birtakım mafyatik yapılara teslim olmuş futbolun geleceğiyle ilgili olarak olumlu ya da umutlu konuşmak zor” diyen Özyazanlar, futbola “kulüplerin varlıklarını sürdürebilmek için kazanmak zorunda oldukları” bir ekonomik çerçeve çizildiğini söyledi. Özyazanlar, “Bu durum kitlelerin de ‘mutlak kazanmacı anlayışı’ benimsemesine yol açıyor. Fanatik taraftarlar endüstrinin işine geldiği için kulüpler ve medya sürekli olarak fanatizmi besleyip yüceltiyor. Çünkü onlar sorgulanması gerekenleri sorgulamayıp mevcut duruma uyum sağlıyorlar. Takımın ekonomisi, borcu ya da oyunun ruhu, güzelliği, onların ilgisini çekmiyor. Tek beklentileri takımlarının pahalı ve yıldız oyuncular transfer edip kazanması, yani şampiyon olması. Oyundan o kadar uzaklar ki, ikinciliği bile başarısızlık olarak görüyorlar. Futbolun, rakiplere saygı duyan dayanışmacı, eşitlikçi ruhu zedelenince haliyle futbolun kültürü de değişiyor. Bencillik, çıkarcılık, fırsatçılık üzerine inşa edilen ‘hep bana, hep bana’cı bir kültür egemen artık futbola. Bu, sermayenin yarattığı futbol tablosudur” ifadelerini kullandı.

Avrupa Süper Ligi’ne verilen tepkinin nasıl tartışmalar getirebileceği sorusuna, “Futbolun gelecekte ne durumda olacağını belirleyebilecek en önemli güç, futbolseverler” şeklinde yanıt veren Özyazanlar, Avrupa Süper Ligi projesinin engellenmesindeki en büyük payın da bilinçli futbolseverlerin ortaya koyduğu tepkiye ait olduğunun altını çizdi. Özyazanlar, “Endüstrinin ve zengin kulüplerin dayatmalarına karşı en sert tepkiyi verebilecek bilinçli futbolseverlerin çoğalması, umutlarımızı canlandırabilir ancak dayatmalara karşı güçlü tepki vermek çok önemli. Bir şeylerin değişmesi için kitlesel bir eylemlilik hali gerekiyor. Tabii burada FIFA ve UEFA’nın Avrupa Süper Ligi projesi üzerinden kendilerini temize çekmeye çalışmasına da kanmamalı. Sonuçta FIFA ve UEFA da endüstriden bağımsız yapılar değiller” şeklinde konuştu. 

 

‘FIFA ve UEFA güçlülerin yanında olur’

Avrupa Süper Ligi tartışmalarında FIFA ve UEFA’nın kendilerine çeki düzen verme ihtiyacı hissettiklerini sanmadığını kaydeden Özyazanlar, şunları söyledi: “Futbolun rantını en çok güçlü takımların büyüttüğü gerçeği de var. Bu nedenle FIFA ve UEFA, güçlü takımları sistem dışına çıkarmayı kesinlikle göze alamaz. Yani FIFA ve UEFA bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güçlülerin çıkarı doğrultusunda hareket etmeyi önceleyecektir. Zaten varlıklarının sebebi, güçlü kulüplerin çıkarını gözetip kollamak. FIFA ve UEFA’nın eli artan destekle istediği kadar güçlensin, bunu eşit mücadele koşulları yaratma yolunda kullanacaklarını sanmıyorum. Belki dostlar alışverişte görsün misali düşük potansiyelli takımlar lehine bazı ufak tefek uygulamalara girişebilirler ama asıl rotalarından sapacaklarını düşünmek aşırı iyimserlik olur.”

 

  • Makineleşmiş spor dünyası her geçen gün ‘normal’ insanlardan oluşmaktan uzaklaşıyor. Hiçbirinin hayatını bilmiyoruz. Eskiden Fenerbahçeli bir futbolcu ile aynı mahallede oturduğunu anlatan, fotoğrafları olan insanları görmek mümkündü. Şimdi ise Fenerbahçe’de oynayan bir futbolcuyu adeta uzaylı gibi tanımlıyoruz.

 

‘Futbol 30 senedir kültürünü kaybetmiş durumda’

Futbolun son 30 senedir kültürünü, mirasını kaybetmiş bir şekilde devam ettiğini söyleyen spor yorumcusu Emre Caka ise gündelik yaşamın her alanında hissedilen kapitalizmin yalnızlaştırması ve güçlünün “kazanan” konumundaki rolünün futbolu da sardığını ifade etti. Caka, “Birçok kişi o bahsettiğin ‘ruh’tan söz etmek istiyor, Liverpool’un işçi sınıfı takımı olmasına sarılıyor, Feyenoord’un liman işçileri tarafından kurulduğunu söylüyor, Barcelona ile Katalonya mücadelesi üzerinden bağlar kuruluyor. Aslında bu tür yaklaşımların çoğunu, çocukluk aşkları olan futbolun kirli bir düzeni olduğunu görmeme gayreti olarak yorumluyorum. Yani çocukken izlediğiniz futbolun içerisinde dönen çarklardan bihabersiniz. Onu tüm temiz ve saf duygularınız ile takip ediyorsunuz ancak büyüdükçe oyun içerisindeki kirlilikleri fark etmek size ağır geliyor” dedi.

 

‘Spor dünyası makineleşmiş durumda’

Kâr hırsının futbolu, kazanmak için her şeyin mübah olduğu bir düzene ittiğini kaydeden Caka, gelecek yıllarda futbol dünyasının sadece elit sporcuların oynayacağı bir alana dönüşmesinin mümkün olabileceğini belirtti. Caka, “Makineleşmiş spor dünyası her geçen gün ‘normal’ insanlardan oluşmaktan uzaklaşıyor. Hiçbirinin hayatını bilmiyoruz. Tabii ki magazin programı gibi kim nerede, ne yapıyor diye peşlerinden koşalım demiyorum ama geçmiş yıllarda Fenerbahçeli bir futbolcu ile aynı mahallede oturduğunu anlatan, fotoğrafları olan insanları görmek mümkündü. Şimdi ise Fenerbahçe’de oynayan bir futbolcuyu adeta uzaylı gibi tanımlıyoruz. Belki kendisine sorsan o da, ‘Evden antrenmana, antrenmandan maça, başka hiçbir hayatım yok’ diyecektir. Futbol dünyası, futboldan uzaklaşarak bir konsol oyunu gibi robotların dövüşüne doğru ilerliyor. Yani çok uçuk bir şey söyleyerek deli gibi görünmek istemem ama FIFA’nın bu yıl içerisinde konsol oyunları üzerinden kazandığı paranın canlı oynanan maçlara göre daha çok olduğunu bilmek beni biraz korkutuyor” diye aktardı.

 

‘UEFA ve FIFA mafyalaşmış bir düzene ait’

Avrupa Süper Ligi’ne karşı taraftarların inanılmaz bir reaksiyon gösterdiğini söyleyen Caka, ani tepkilerin kazanıma ulaştırdığını söyledi. UEFA ve FIFA’nın “mafyalaşmış bir düzene ait” olduğunun altını çizen Caka, “Katar 2022 Dünya Kupası buna çok net bir örnek. Ancak UEFA ve FIFA’nın çok uzun seneler önce kurulmuş olmasını biraz sessizliğe biraz da alışkanlığa dayalı olarak görüyorum. Dediğim gibi futbol taraftarı çok örgütlü olmasının yanı sıra apolitik bir kitledir genel itibari ile. Aksi taktirde Katar’a Dünya Kupası’nın verilmesinin ardından çok ciddi tepkiler gösterilmesi gerekirdi, binlerce işçinin ölümleri gündeme geldiğinde tepki gösterildi” ifadelerini kullandı.

 

‘Daha iyi futbol daha iyi dünya ile mümkün’

Daha iyi bir futbol dünyasının ancak daha iyi bir dünya düzeni ile mümkün olacağını vurgulayan Caka, son olarak şunları söyledi: “Kapitalist ülkelerin futbol konusunda yumuşak davranması pek görülebilecek bir durum değil. Köprü altlarına, dükkân önlerine diken koyarak evsizlerin yatmasını engelleyen İngiltere’nin, spor konusunda daha toplumsal olsun, eşitlikçi olsun, rekabetin konuşulduğu bir alan olsun gibi kaygılarının olduğunu sanmıyorum. Bu zihniyetle de hayat boyu bunların kaygılarını duymayacaklardır. Cizrespor’a, Amedspor’a neredeyse her deplasman sahasında saldırılar gerçekleşirken Türkiye liginin eşitlikçi, barışçıl bir lig olmasından söz etmek doğru olacak mıdır? Ya da soruyu şöyle düzenleyelim: Türkiye siyasal iklimi bu kadar ayrımcı, öfkeli, kutuplaşmış ve savaş dilini adeta ruhuna işletmişken futbolun ülkede huzurlu şekilde sürdürülebilirliği gerçekçi mi?”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.