Kesinlikle sosyalizme ihtiyaç var
Abdullah ÖCALAN Haberleri —
- Kapitalizm, doğayı kirletiyor, toplumu kanserleştiriyor. Bu canavarlığa karşı daha etkin bir sosyalizmle cevap mücadele ister; yeniden örgütlenmeler, programlar ve bunun tartışmaları.
Gelişmiş kapitalist ülkeler, gelişmiş tüketici topluluklar olmuş. O kadar tüketici topluluklar haline gelmişlerdir ki, doğa artık dayanmıyor. İşte doğanın tahribatı, toplumun kemirilmesi, insanın kanserleşmesi, bu tüketici toplum kalıpları yüzündendir. Bu tüketici toplum kalıplarına artık dünya dar geldiği gibi, daha da devam ediyor. Bunların üzerine bir de kanserleşme başlıyor. Kanserleşme gerçek anlamda kanser hastalıkları olduğu kadar, bir de genelde kanserleşme var. Bütün bunlar tüketimden ileri geliyor. Yaratılan gerginlik, stres ve benzeri şeyler kaçınılmaz olarak buna yol açıyor. Hatta daha da yeni hastalıklar gelişiyor. İnsanın bu tüketici toplum kalıplarına karşı direnme gücü yok edilmiştir.
Böyle şeyler başka tarihi dönemlerde de vardı. Veba vb. hastalıkların zaman zaman yaygınlık kazandıkları görülmüştür. Bütün bunlar kesinlikle toplumsal düşürülmekle bağlantısı olan şeylerdir. Direnme gücü yitirilince - ki bu moral gücüdür- insan çözülür. Zaten kültürü, dili tahrip edilmiş, bitmiştir. Şimdi bu kadar hastalığı yaşamış bir toplumla sen "yaşayabilirim" dersen, kendini saptırmış olursun.
İşte temel sorunlar bunlardır ve bunun sosyalizmle nasıl aşılacağı gündeme geliyor. Bunu araştırıp bulmak gerekir ve bunu bulmak sosyalizmin sorunudur. Kapitalizm çevreyi kirletiyor, doğayı kirletiyor, toplumu kanserleştiriyor. Sen de bunu önleyecek çareler bulacaksın. Bu nedenle başlangıçta ustalar, nasıl "kapitalizme karşı çözüm sosyalizmdir" diye oldukça iddialı ve üstün moralle bir yaşam içinde olup onun savaşımını verdilerse sen de aynen öyle olacaksın. Günümüzde gelişen bu canavarlığa karşı daha etkin bir sosyalizmle cevap vereceksin. Bu nasıl bir cevaptır? Elbette ki rahatlıkla verilebilir bir cevaptır, çünkü kapitalizmin tüketim ve tahrip kalıpları aşılamaz değildir. Bu, mücadele gerektiriyor. Yeniden örgütlenmeler, programlar ve bunun engin tartışmaları gerekiyor. Yoksa "sosyalizm çözüldü ve dolayısıyla iflası kanıtlandı" demek zaten kapitalist ideolojik saldırıyı gösterir ve şu anda yaygın olan da budur.
Kapitalizm, aslında 20. yüzyıl boyunca ağır yargılamalar geçirdi ve mahkum edildi. Gerçekte aşılması o kadar zor değildir ama bilinen hatalar nedeniyle bu mahkumiyet tam bir kapitalist aşınmayla sonuçlanmadı ve kapitalizmin ömrü biraz daha uzadı. Hiç kimse kapitalizmin ömrünün yüzyılın başındakinden daha fazla veya sağlıklı olduğunu sanmasın.
Daha önce "kapitalizm yüzyılın sonuna varmadan aşılır, hatta komünizme de ulaşılır" demek, bir hataydı/abartmaydı. Aslında bu bir ütopyanın saptırılmış biçimiydi, çünkü reel sosyalizm bir yanıyla kapitalizmin daha gerisinde bir konumu ifade ederken, diğer yanıyla da komünizmi kurduğunu iddia ediyordu. Bu abartma ve sapmayı, reel sosyalizm gerçeğinde görmek mümkündür.
Aslında kapitalizmle daha uzun soluklu bir mücadele gerekiyor. Ustalar bu mücadelenin yüzyıllarca süreceğini söylüyordu ama kapitalizmin tarihi neredeyse bin yılı bulacak. Sosyalizmin gelişim tarihi de birkaç bin yılı bulsun. Bundan çekinmemeliyiz, çünkü her şeyi birkaç on yıla sığdırmak, sosyalizmin tarihinde pek mümkün değildir. Sosyalizmin tarihinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu söylüyoruz ve geleceği de öyle olacaktır ama bu böyledir diye de günümüzün kapitalizmine karşı ideolojisiz veya onun mücadelesi, onun iktidar savaşımı olmadan geçiremeyiz. Vereceğimiz mücadelenin nasıl ve nereye kadar olacağını, temel biçimleri ve taktikleriyle bulmak zorundayız.
Bunun için güncel sosyalizm tartışmaları gerekiyor. Bu tartışmalar, kapitalizmin insanlığa dayattığı sorunları öncelikle ele almalıdır. Ezilen uluslar başta olmak üzere insanlığı, ezilen sınıfları yıkıma götüren, bütünüyle doğayı tahrip eden, hatta kapitalist toplumların kendi içinde bile böyle bir tahribatı gerçekleştiren gidişini önleyen bir tartışmaya ihtiyaç vardır. Kısaca günümüzde yapılması gereken, reel sosyalizmin çözülüşünden sonra kapsamlı bir tartışmadır. Yani bir dönem gitti, yerine başka bir dönem nasıl getirilir? Bunun tartışmalarla aydınlatılması gerekir.
Dikkat edilirse sosyalizmin tarihinde büyük tartışmalar vardır. Müslümanlıkta bile Alevilik-Sünnilik tartışmaları bir yerde sosyalizm-kapitalizm tartışmasına benzer. Sünnilik tarih boyunca resmi ve egemen bir devlet biçimi olarak Aleviliği nasıl sindirip bir mezhebe dönüştürdü ve o mezhep de dağa sığındıysa günümüzde sosyalizm de resmi kapitalizm tarafından böyle bastırılıyor, mezhepleştiriliyor, kadükleştiriliyor ve yaşanmaz diye bir hükümle topluma gösterilmek isteniliyor. İşte bir anlamda İslam’ın sosyalizmi de diyebileceğimiz Alevilik, devlete nasıl bağlanmak, nasıl devrimci özünden boşaltılmak isteniyorsa aynı şekilde kapitalizmin de sosyalizme bir saldırısı vardır. Kapitalizm bu saldırıyla birkaç mevzi kazanıyor ve bununla var olan sosyalizmi de kendisine bağlamak istiyor.
Bu durum, tarih boyunca böyleydi ve günümüzde de böyledir. Böyledir diye İslam devriminin zulme, sömürüye karşı olan yönlerini nasıl görmezlikten gelemezsek sosyalizmin de evrensel çapta sömürüye, zulme karşı ve hatta insanlığın topyekûn bir tehlikeyle karşılaşmasına karşı olan yönlerini görmezden gelemeyiz. Bu durumda mutlaka yapılacak işler vardır.
* Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi tarafından derlendi.







