Mazlum bilinçti, Agit ise kılıçtı

Abdullah ÖCALAN Haberleri —

  • Tarihin ve çağın kendisi hakkındaki hükmü böylesine acımasız olan bir toplumda, dirilmek için büyük kahramanlar gerektiği açıktır.
  • Mazlum yoldaş, direnmenin bilinç hamuruydu. Devrimci militan tipinin bir örneğidir. Agit yoldaş, partimizin ve halkımızın keskin bir özgürlük kılıcıdır.

ABDULLAH ÖCALAN

İnsanlık tarihinin karanlık ve aydınlık dönemleri birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır ama insanlık, karanlığı asla normal bir yaşam olarak kabul etmeyip sürekli savaştı. Karanlık dönemlerin yaşandığı fakat arkasından özgürlük güneşinin aydınlatmaya başladığı şafak dönemlerine, aynı zamanda "kahramanlık" dönemi denir. Gerek tarihte ve gerekse günümüzde hemen her halk böylesi dönemlere tanık olmuştur.

İnsanlığın oluşumunda, kabile ve aşiret düzenlerinin ortaya çıkışında direniş ve kahramanlık belirleyici rol oynamış, etkinliğini günümüze dek sürdürebilen iki değer olarak halkların yaşamında sürekli yüceltilmiştir. Eğer bir halk, uzunca bir dönem karanlık içinde bırakılmış, özgür yaşamını toptan yitirmiş ve gözüne ölü toprağı serpilmişse direnişe kaldırılabilmesi için kesinlikle kahramanlara gereksinimi vardır. Kahramanlık, boşuna günümüze dek yüceltilen, saygı gösterilen, romanlara, şiirlere ve türkülere konu olan bir olgu olmamıştır. Bu, tamamen insanlığın ilerlemesi doğrultusunda ortaya çıkan zorunlu bir olaydır.

Kahramanca olmak zorunda

Olağan gelişmelerde kahramanlık aranmaz. Lügattaki anlamıyla kahramanlık, daha çok olağanüstü durumlarda bireyler, halklar, uluslar tarafından politik bir rolün oynanmasında yapılan fedakarlığa, gösterilen cesarete, harcanan emeğe ve bu temelde yaratılan esere verilen addır. İşte, her şeyin böylesine kritik bir anı yaşadığı Kürdistan'da ilk ilerici bilinç tohumlarından ilk belirleyici eylem alanlarına kadar atılan adımların kahramanlık payesi ile değerlendirilmesinin nedeni budur.

O halde günümüz Kürdistan'ında yaşam düşüncede, örgütlenmede ve eylemde kahramanca olmak zorundadır. Kahramanlık, Kürdistan gerçekliğinin devrimle değiştirilmesinin alfabesidir. Tarihsel ve güncel dünya koşulları bunu zorla dayatmaktadır. Bu tip adımlar büyük zorluklar pahasına atılır. Hele bu durumda bulunan bir halkın düşmanları çok barbar, dostları çok vefasız, bireyleri kendilerine karşı bir yabancılaşma içinde bulunuyorlarsa burada acımasızlık son derece gelişmiştir. İşte kahramanlık, böylesi zorluklar karşısında zafer elde etmeyi içerir. Olağan dönemlerdekinden farklı bir mücadeleyi, fedakarlığı ve cesareti zorunlu kılar. Diyalektiğin zorunlu bir kuralı olarak kahramanlığın ilk bilince çıkarılış adımından tutalım da zafer anına dek, böyle çetin bir mücadeleyle karşı karşıya olmak zorunludur. Bunun dışındaki tüm yaklaşım ve eylemler sahtedir ve hiçbir biçimde gelişme sağlayamayacaktır.

Ülkemizdeki çıkış tesadüf değil

Görülmektedir ki, böyle alanlarda halklar, zalim sınıfın temsilcilerine ve vahşi toplulukların saldırılarına karşı direnebildikleri, bu direnmelerini zafere dönüştürebildikleri oranda büyük bir düşünme kabiliyeti ve büyük bir moral gücüne ulaşmakta; bunun sonucu olarak kültürel ve manevi gelişmede üstün bir konuma kavuşmaktadırlar. Bu duygudan yoksun olan halkların ise en kötü tutsaklıklar altında kurtuluşu şu veya bu hayali güçte aradıktan, bu nedenle de geriledikleri, normal gelişmeye ayak uyduramadıkları görülmektedir.

Toplumların tarihinde düşkünlük ne kadar derinse kahramanlığın da o denli büyük olması nesnel bir kanundur. Kürdistan'da kişiliğin ve öncünün büyümesi, tamamen bu zorunluluktan yola çıkan ve halkın kurtuluş davasının ihtiyaçlarından, onun öz çıkarlarından kaynaklanan bir ideoloji ve siyasetin ürünüdür. Yaşayanları ve şehit olanları ile ülkemizde abideleşen büyük önderlerin ortaya çıkışı elbette ki tesadüf değildir. Objektif gerçekliğin acımasızlığı, kopkoyu inkarcılık, gericilik ve çağın bu halk ve ülkesi hakkındaki kabul edilemez hükmünü aşmak, böyle yaşamak ve çağdaş dünyada onurlu bir yer edinmek isteniyorsa, bunun için, çağın ötesine ulaşabilen, ona söz geçirebilen öncüler gerekir. Tarihin ve çağın kendisi hakkındaki hükmü böylesine acımasız olan bir toplumda, dirilmek için büyük kahramanlar gerektiği açıktır.

Direnmenin bilinç hamuruydu

Mazlum yoldaşın direnme mücadelemiz içindeki yeri bilinmektedir. O, direnmenin bilinç hamuruydu. Günde 500’ü aşkın sayfa kitap okuyarak Marksizmi etüt etmede rekor kıran bir anlayışın temsilcisiydi. Zor koşullarda yaşamaktan çekinmeyen devrimci militan tipinin bir örneğidir. Örgütlenme alanında disiplinli ve örgütsel kurallara uygun çalışmanın da en seçkin örneklerinden biriydi. Mazlum yoldaş, yoldaşlarına karşı saygı, sevgi dolu olan, onlara karşı hiçbir zaman yersiz bir davranışta bulunmayan, onlara yapabileceği her türlü yardımı yapmaktan asla çekinmeyen, yalnız önderleri değil, aynı zamanda yardımcıları olduğu hissini veren ve bunu da tüm zorluklara göğüs gererek başarabilen bir kişiydi. Özgürlük mücadelesinin büyük kahramanları ve şehitleri safına kendisini kabul ettirebilmiş, bunu da emeği, bilinci, cesareti ve direnmesiyle başarmıştır. O’nun kişiliğinde Kawa, çağımıza özgü bir biçimde mücadelesinin başında yer tutmuş gibidir.

Keskin bir özgürlük kılıcıydı

Agit yoldaşı anmak, mücadelesini anlatmak, gerçekte kurtuluş mücadelemizin önde gelen kahramanlarından birini anmak ve bu destanı anlatmaktır. O, partimizin ve halkımızın keskin bir özgürlük kılıcıdır. Agit yoldaş şirin, Agit yoldaş cesur, Agit yoldaş fedakar insan! Kahramanlık sıfatını en çok hak eden Agit yoldaş, halkımızın ufkuna bir kader gibi giren kölelik yaşamını kendi kişiliğinde parçalamış; devrimci atılımlar içinde yarattığı güçlü, özgür ve çekici kişiliğini, milyonları bağımsızlık, özgürlük ve sosyalizme çağrıya dönüştürmüştür. Yoldaş olarak yüreğimizde ve bilincimizde sonsuz canlılığıyla taçlanmış; halkımız ve partimizin başında layık olduğu yere oturmuştur. 1982 Newrozu’nda Mazlum yoldaşın anısına karşı söylediğimiz bağlılık andının gereğini esas alan, O'na görkemli pratiği ve direnişiyle cevap veren ve bunu 1986 Newrozu’nda doruğa ulaştıran Agit yoldaşa, anısının gereğini mutlaka yerine getireceğimize dair söz veririz. O, her zaman ulusal direniş mücadelemizin kahramanlık döneminin sembolü olarak anılacaktır.

PKK kahramanlığa olan ihtiyacın bir ürünü olarak doğmuştur. Umudun olmadığı yerde, yaşam umudunu yeniden yeşertmek için büyük direnişler yaratmak, kahramanlar çıkarmak kaçınılmazdır. Bugüne kadar yaratılan değerler göstermiştir ki, Kürdistan'da artık olumlu bir yaşamdan umut kesilmeyecektir. Umudun yaratıcıları, zaferin gerçekleşmesinin temelini atan PKK'nin öncüleri, şehitleridir. Bunların anıları, yeni bir ulusun ve toplumun yaratılması ve yaşaması anlamında ölümsüzdür.

* Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademisi tarafından derlenmiştir.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.