Kırmızı Pazartesi...

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

6 Haziran 2022 Pazartesi - 23:30

  • Kürt de insan. Gözü, kulağı, ağzı, dili, dahası geleceğe dair hayalleri olan. Senin gibi seven, sevilen, gülen, üzülen, kısacası hissederek yaşayan...
  • Sözüm sizedir, yer yüzü egemenleri: Dünyanın sahipsiz “Kırmızı Pazartesi” platformuna  dönüşmesine seyirci mi kalacaksınız? Unutma, yarın sıra sende.

Nobel edebiyat ödülü sahibi Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in, “Kırmızı Pazartesi“ adıyla Türkçeye çevrilen kitabı, kasabada herkesin bildiği ama engellemek için kimsenin parmağını oynatmadığı bir cinayetin öyküsüdür.

Bu öyküyü düşünce sistematiği, hayal gücü katarak okuyanlar ve benim için oldum olası Kürtlerin yüz yıllık “kaderi”dir. Kürdü ve ayan, beyan katillerini çağrıştırıyor.

Kürtlerin seri katilleri, yüz yıldan beri Marquez’in anlattığı Santiago Nazar’ın katilleri Pablo ve Pedro kardeşler gibi gözler önündedir. Dünya sağırca tepkisiz, kör ve duymayan sağır rollerinde, katili seyrediyor. Türk kamu vicdanı alkışa duruyor.

Ve insanlıklarını sevdiğim bunlar, karşılık veren Kürt’ü suçlayarak yargılıyor, zamane Kürt’ünü terörist diye mahkum edip kenara koyuyorlar. Ah, sizin insanlığınızı seveyim, ben.

Bu yüzden, yüz yıllık kan galerisidir. Galeride, kendi halkını soyan Şahlar, Krallar ve diktatörler sıra sıradır.

Kürtler, son yüz yıl boyunca bu kanlılarla mücadele etti. Ama hiç biri tek başına, bir göçmen Gürcü ailenin çocuğu olan Recep Tayyip kadar acımasızca kindar ve sınır tanımayan düşman olmadı. O bu galeride bir ilktir.

Misal, en az günün Mollaları kadar işkence eden ve Kürt asan İran Şahı, Kürdistan’ın öteki parselerindeki Kürtleri öldürmeye bu denli heveslenmedi, Irak Kralı ve ardılı diktatörler de sınır ötesi Kürtlere saldırıyı iş edinmedi...

Atatürk, dere ve gelileri lebaleb öldürülmüş Kürt çocuk, bebek ve ana, babalarıyla doldurmakla övündü ama  İran Kürtlerini öldürmeye, Irak Kürdistanını işgale gitmedi.

Recep Tayyip’e kadar kimseler Rojava’yı işgal edip buğdayı, zeytinini çalmaya kalkışmadı. Hırsızlıkta eli boş kalınca, tren raylarını söküp satmadı. Rojavalıları sürüp çocuklarının ekmeğini, bebeklerin gözündeki uykuyu çalmadı.

Recep Tayyip, tarih sahnesine tüm Kürt düşmanlarının karması ve Hitlerin ruhu olarak çıktı.  
 Hitler, Yahudi öldürme delisi bir katildi. “Nerede Yahudi varsa oraya kadar” dercesine verimli topraklar feth ediyor, işgal ettiği ülkelerde ilk iş olarak Yahudi avı düzenliyordu.

Recep Tayyip “Kürtlerle kafayı bozmuş“ biri olarak, Kürt kanını görme delisi misali, ardına “kelle kesen“ İslamcı teröristleri takarak, nerede yüzü gülen bir Kürt varsa oraya seğirtti.

Türk kırımından kaçıp Irak’ın Mexmûr çölünde, bir köy yeşertenleri uykuda bastı. Şengal’de çocukların güldüğünü haber alınca, bombalar ateşledi.

Recep Tayyip günler var ki “kan ha kan” diye diye, halkının ganimete erişme ruhunu kızıştırıyor. Emekli askerler televizyon ekranlarındaki haritalarda, işgal edilecek toprakları, erişilecek ganimetleri gösteriyor.

Ganimete hücuma hazırlanan hırsızlar ve talancıların ağzından sular akıyor. Gözüne kestirdiği kuzuya bakan aç kurtlar gibi yalanıyorlar.
Bunlar normal. Ama evrenin vicdanı iddiasındaki dünya kamuoyuna ne demeli? Bilemiyorum.

Oysa Recep Tayyip’in yerden İslamcı teröristlerle ve havada tekmil hava gücüyle saldırmaya hazırlandığı topraklar, canlıdan azade kumul (çöl) değil. Tıpkı sizler gibi, insanlar yaşıyor oralarda. Geleceğe dair hayalleri olan ve işi, ailesiyle meşgul...

Recep Tayyip ise onları öldürmeye, Efrîn ve öteki işgal alanlarında olduğu gibi kalanları sürüp, yerlerine kiralık katilleri, kelle kesen cellatları yerleştirmeye gidiyor.

Onların tek suçu ise Kürt olmak. Hey sen dünyalı, hani ya ırkçılığa karşıydın. Karşı olduğun için, Hitleri insanlık düşmanı ilan etmiş, Güney Afrika’daki rejimi de yıkmıştın!..

Kürt de insan. Gözü, kulağı, ağzı, dili, dahası geleceğe dair hayalleri olan. Senin gibi seven, sevilen, gülen, üzülen, kısacası hissederek yaşayan...

Marquez’ın kasabasındaki insanlar gibi, vicdanınızı bir bardak su gibi içip katili görmezlikten, duymazlıktan mı geleceksiniz? Bakın can almaya gidiyor, katili durdurmayacak mızınız?

Sözüm sizedir, yer yüzü egemenleri: Dünyanın sahipsiz “Kırmızı Pazartesi” platformuna  dönüşmesine seyirci mi kalacaksınız?
Unutma, yarın sıra sende.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.