Kıyameti koparmamız gerekiyor

- Leyla Güven:“Sadece vekillikler kaldırıldı üzerinden durumu okumamak gerekiyor. Bu bir faşist cephedir. Bu faşist cepheye karşı direnmenin dışında başka bir şans yok.”
Vekilliği düşürülerek haydutça yeniden rehin alınan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Türkiye’nin adalet mekanizmasını kuranlardan Mahmut Esat Bozkurt’un ”Öz Türk olmayanların bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” sözünü hatırlatarak, şunların altını çizdi:
“Bu zihniyet, Kürt’ü tanımayan, sömürge hukukuyla hareket eden bir zihniyettir. Sadece vekillikler üzerinden bakamayız. Eğer insanların cenazeleri kargoyla geliyorsa, ölüler mezarda rahat bırakılmıyorsa, aileler çocuklarının kemiklerini arıyorsa demokrasi ve adaletten bahsedilmez. Bunlar, kıyameti koparmamız gereken durumlar.”
Vekilliği düşürülerek tutuklanan Leyla Güven, Meclis’te tekrarlanan darbenin “Sadece vekillikler kaldırıldı üzerinden durumu okumamak gerekiyor. Bu bir faşist cephedir. Bu faşist cepheye karşı direnmenin dışında başka bir şans yok” dedi.
Vekilliği düşürülen Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, tutuklandı. Güven, tutuklanmadan önce MA’dan Arjin Dilek Öncel ve Cahit Özbek’e konuştu.
Türkiye’nin adalet mekanizmasını kuranlardan Mahmut Esat Bozkurt’un “Benim fikrim, kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” sözünü hatırlatan Güven, şunları söyledi: “Bu zihniyet, Kürt’ü tanımayan, sömürge hukukuyla hareket eden bir zihniyettir. Sadece vekillikler üzerinden olaylara bakamayız. Bunu doğru tanımlamak gerekiyor. Kürt’ün belediyelerine el konulduğunda, diğer kesimler izlememeliydi. Kürtlerin binlerce siyasetçisi kelepçelenip evleri hukuksuzca basıldığında diğer kesimler izlememeliydi. 4 Kasım darbesinde 6 milyon oy almış bir partinin eşbaşkanları tutuklandı. Yüzlerce belediyelere el konuldu. Kendine sol, sosyalist, demokratik ve devrimci diyen kesimlerin topyekun ayağa kalkmaması sonucu AKP ve MHP bundan güç alarak, bu faşizmi sürdürdü. Şu anda hukuk ayaklar altına alınmış. AKP, ben yaparım kimse bana hesap sormaz’ diyor. Hesap sorma mekanizması ortadan kalktı. Medya, yargı her şey tekelleşti. Kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı. Eğer insanların cenazeleri kargoyla geliyorsa, ölüler mezarda rahat bırakılmıyorsa, aileler çocuklarının kemiklerini arıyorsa demokrasi ve adaletten bahsedilmez. Dolayısıyla bunlar, kıyameti koparmamız gereken durumlar.”
Ben cezaevindeyken seçildim
Hakkâri halkını iradesi; sadece bir birey değil, bir halkın temsilcisi olduğuna işaret eden Güven, şöyle devam etti: ”Kaldı ki ben cezaevinde seçildim. AKP, halkın iradesine darbe yapıyor. O yüzden sadece vekillikler kaldırıldı üzerinden durumu okumamak gerekiyor. Bu bir faşist cephedir. Bu faşist cepheye karşı direnmenin dışında başka bir şans yoktur. Konuşulması gereken şey, bu cephe karşısında demokrasi cephesinin oluşturulmasıdır. Ötekileştirilen, yok sayılan, asimile edilen herkesin aynı cepheden demokratik bir cephe oluşturarak buna ‘dur’ demesi mümkündür. Umut ediyoruz ki bu vekilliklerin düşürülmesiyle bu cephe daha da güçlenir.”
Meclis’i terk etmeyeceğiz
Ne olursa olsun demokrasinin gerçek anlamda hayat bulması için mücadele edeceklerini vurgulayan Güven, şunları ekledi: ”Parlamento zeminini terk etmeyeceğiz, bununla birlikte bütün alanlarda mücadelemizi yürüteceğiz. Dolayısıyla bu sorun güvenlikçi politikalarla çözülmez. Darbeler yapılarak, halkın iradesine karşı kayyumlarla çözülmez. Bu sorunun aklıselim bir yolu var. O da çözümde baş müzakereci olan Sayın Öcalan’dır. İmralı kapısının açacaksınız, gideceksiniz Sayın Öcalan’la görüşüp bu sorunu çözeceksiniz. O zaman Türkiye’de bütün sorunlarda beraberinde çözülür. Bunun dışında her şey zaman kaybıdır.”
AMED
Berxwedan jiyan e!
HDP ve CHP’li üç ismin vekilliklerinin düşürülerek tutuklanması birçok kentte protesto edildi. Vekilliklerin düşürülmesinin ”darbe” olarak nitelendirildiği açıklamalarda, Güven’in tutuklanmadan önceki ”Berxwedan jiyan e” sözleri hatırlatıldı.
HDP’liler ve sivil toplum örgütleri, birçok kentte açıklama yaparak, vekilliklerin düşürülmesi ve tutuklamaları protesto etti. Amed İl Örgütü, parti binası önünde basın açıklaması yapmak istedi. HDP’lilere, parti binasını zırhlı araçlarla ablukaya alan polis engel oldu. Partililerin dışarı çıkmalarına izin vermeyen polis, salgını ileri sürdü. Milletvekilleri ve polisler arasında uzun süren tartışmalar sonucu, sadece 10 kişi ile açıklama yapılacağı belirtildi. milletvekilleri, HDP, DBP il ve ilçe yöneticileri ve ESP yöneticileri il binası önünde açıklama yaptı. İl Eşbaşkanı Hülya Alökmen Uyanık, darbeye ve darbecilere teslim olmayacaklarını ifade ederek, “Halk iradesine karşı geliştirilmiş bu rantçı, ahlaksız ve faşist darbeciliği asla ve asla tanımayacağız” dedi. Uyanık’ın açıklamasının ardından “Berxwedan jiyan e” (Direnmek yaşamaktır) sloganı atılmasıyla polis saldırdı. İl binası içinde bekletilen grup, açıklamaya destek vermek isterken, polis saldırısına maruz kaldı. İl binası içine girmeye çalışan polis ile partililer arasında arbede yaşandı. Parti binasına saldıran polisler içeridekilerin dışarı çıkmaması için uzun süre kapıda bekledi.
HDP İstanbul İl Örgütü, parti binası önünde yaptığı açıklamayla vekilliklerin düşürülmesi ve tutuklamaları protesto etti. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüleri İdil Uğurlu ve Sedat Şenoğlu ile partinin il ve ilçe yöneticileri ve bileşenlerinin katıldığı açıklama öncesinde çevresi ablukaya alınan parti binasının bulunduğu sokak, polis tarafından araç trafiğine kapatıldı. Bina önünde yaptıkları açıklama öncesinde “Darbelerinize direneceğiz” pankartı açan partililer, sık sık “Bexwedan jiyan e”, “Kahrolsun AKP, işbirlikçi MHP”, “Bijî bexwedana HDP” sloganları attı. HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, ‘Yaşamak direnmektir’ sözünün güçlülüğüne işaret ederek, ”Onun için biz bu gün ayaktayız. Onun için tüm bu faşist zorbaca uygulamalara, yasa yasadışı her şeye karşı halklar, ezilenler, sosyalistler, kadınlar, gençler, dimdik ayaktayız. Bize boyun eğdiremezler” dedi. Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapan partililer, eylemlerini alkış ve sloganlarla sonlandırdı.
Çanakkale, Bursa, Mardin, Şırnak, Adana, Mersin, Hatay, Antalya, Urfa, Antep, Adıyaman, Manisa, Denizli, Muğla, Aydın, Batman, Siirt, Van, Bitlis, Iğdır, Ağrı ve Hakkari’de de protesto açıklamaları yapıldı.
Meclis’te yürüyüş
HDP Meclis Grubu, HDP’li ve CHP’li 3 ismin milletvekilliğinin düşürülmesine karşı Meclis’ten Güvenpark’a yürüyüş düzenledi. Polis saldırısına rağmen açıklama yapan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ”İktidarın zulmü karşısında boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz” dedi.
HDP Parlamento Grubu, Meclis’te açıklamanın ardından Kızılay’daki Güvenpark’a doğru yürüyüşe geçti. ”Darbe var” dövizleri taşıyan HDP’li vekiller, “Darbeci AKP” sloganlarıyla yürüdü.Atatürk Bulvarı üzerinde, Güvenpark’a yaklaşıldığı noktada, kurulan polis barikatı önüne gelen HDP’li vekiller, ”Valilik izni yok” gerekçesiyle engellenerek, polisin fiziki saldırısına uğradı. Polis, HDP Adana Milletvekili Rıdvan Turan’ın ceketini parçaladı, HDP’li vekil Kemal Bülbül’ün gözlüğü de kırıldı.
HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni de “Darbeye karşı sokaklara çıktık. Çeteler saldırmaya çalışıyor” dedi.
Tartışmalar ardından, HDP’li vekiller Güvenpark’a yakın bir noktada, Atatürk Bulvarı üzerinde açıklama yaptı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Bugün burada yaşanan, şu taşıdığımız dövizin anlamını ortaya çıkardı: Darbe var. Bugünkü iktidar hukuka, adalete, siyasete darbe yapmaktadır” dedi.Anayasa Mahkemesi’ndeki yargı süreci tamamlanmamış olmasına rağmen Saray’dan verilen emir gereği düğmeye basıldığı için vekilliklerin düşürüldüğünü hatırlatan Oluç, ”Anayasa’yı çiğneyen bir adım atıldı. Cumhurbaşkanı sıfatıyla yasama üzerinde tahakküm kurmuştur.
Darbe sadece apoletliler tarafından yapılmaz. Kravatlılar da darbe yapar. Darbeci bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bu iktidar savaş iktidarıdır. HDP olarak, bütün örgütlerimizle dimdik ayakta duracağız. Bu iktidarın zulmü karşısında boyun eğmeyeceğiz, diz çökmeyeceğiz. Bizim seçmenlerimiz başta Kürt halkı olmak üzere hiç boyun eğmediler, bundan sonra da eğmeyecekler. Kararlığımızı göstermeye devam edeceğiz.”
HDP’li vekiller açıklamanın ardından “Darbeci AKP” sloganlarıyla Meclis’e doğru tekrar yürüdü.
AYM beklenmedi
Milletvekillikleri düşürülen HDP ve CHP’li üç vekilin onanmış cezaları nedeniyle tutuklanmalarına hukukçular tepki gösterdi.
Güven’in avukatı Reyhan Yalçındağ, mevcut ceza infaz yasasına göre Güven’in cezaevine girmemesi gerektiğini vurguladı. Ceza infazının bitimine iki ay gibi bir süre kaldığına dikkat çeken Yalçındağ, denetimli serbestlik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğini söyledi. Güven’in cezaevinde geçirmesi gereken herhangi bir cezası olmadığını vurgulayan Yalçındağ, Güven’in kesinleşen cezasından 4 yıl 9 ay cezaevinde geçirdiğini hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nde devam eden bireysel başvurularının sonuçlanmadığını hatırlatan Yalçındağ, yerel mahkemelerin ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yapma haklarıyla ilgili verilen mahkumiyet kararlarının hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne hem da Anayasa’ya aykırılık teşkil etmesinden bahisle Anayasa Mahkemesi’nce (AYM) verilen onlarca ihlal kararlarının olduğunu anımsattı. Yalçındağ, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tahliye talebinde bulunduklarını açıkladı.
Güven’in avukatlarından Serdar Çelebi ise KCK Ana Davası’nın kumpaslar sonucu oluşturulduğunu, bunun resmi kurumlarca tespit edildiğini ve Cumhurbaşkanlığı raporunda da buna yer verildiğini anımsattı. Güven’in infaz ettirilen iki aylık cezasının bir çağrı kağıdıyla davet edilerek yerine getirilebileceğini hatırlatan Çelebi, “Yargının bu kadar hızlı işlediği başka davalar yok. Sadece siyasi iktidarın parmağının olmasıyla bu kadar hızlı sonuçlanabiliyor. Dilekçe dahi vermekte zorlandığımız bir yargı, iki saat içinde yargılama kararı çıkarabildi. Normal şartlarda bir yılın altına düştüğünde mahkemenin uygun göreceği bir adli kontrol tedbiri konulabiliyor. İmza yükümlülüğü, farklı bir kurumda hizmet, şehri terk etmemek gibi adli kontrol tedbirleri konulabiliyor. Hukuki olduğunu söylemek çok zor” ifadelerini kullandı.
Barolar: Kabul etmiyoruz
Kürt kentlerindeki 14 baro, irade gaspının üst boyuta tırmandığını belirterek, bu durumu kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Yazılı açıklama yapan 14 baro, iktidarın hem yerel hem de ulusal düzeyde yurttaşların iradesine karşı yargı eliyle bir mücadele başlattığını söyledi. Bunun sonucu olarak HDP’ye mensup 45 belediyeye kayyum atandığı, yerel düzeyde ortadan kaldırılan halk iradesinin, son olarak iki milletvekilinin de milletvekilliklerinin düşürülmesiyle bir üst boyuta tırmandırıldığı kaydedildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi: ”Tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiş Türkiye yargısının son dönemlerde vermiş olduğu kararların, uluslararası hukuk kurallarına ve AİHM içtihatlarına aykırılığının bu kadar su yüzüne çıktığı bir zamanda mahkeme kararları gerekçe gösterilerek üç milletvekilinin vekilliklerinin düşürülmesini kabul etmiyoruz. Özellikle politik aktörlere yönelik AİHM tarafından da tespit edilen hukuka aykırılıklar ve ayrımcı uygulamalar karşısında bu hukuksuz süreci ‘mahkeme kararı’ ile açıklamak bizler açısından kabul edilir bir durum değildir.”
Meclis’in, demokrasiye ve evrensel hukuk ilkelerine dönmeye davet edildiği açıklamada ”Bu adaletsiz, ayrımcı ve ötekileştirici uygulama geri alınarak Meclis’in varlık sebebi olan halk iradesine saygı duyulmasını talep ediyoruz” denildi.
Açıklamayı yapan barolar şöyle: Adıyaman Barosu, Ağrı Barosu, Batman Barosu, Bingöl Barosu, Amed Barosu, Antep Barosu, Hakkari Barosu, Mardin Barosu, Muş Barosu, Siirt Barosu, Şırnak Barosu, Dersim Barosu, Urfa Barosu ve Van Barosu.














