Kolombiya’daki barikatların ardı

Dosya Haberleri —

27 Ağustos 2021 Cuma - 20:39

  •  Cali’de ikamet edenlerin yarısından fazlası, yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Kolombiya, Kuzey ve Güney Amerika’nın en yüksek ikinci eşitsizlik oranlarına sahip. Barikat başındaki çok az gencin bir diploması ya da sağlam bir işi var.
  •  Vandal ve esrarkeş olarak damgalanan gençler, burada, sorumluluk üstlenmenin ne demek olduğunu anlıyor. Primera Línea’dan genç bir adam, “Hayatımda ilk defa ne için ayağa kalktığımı biliyorum” diyor.
  •  En büyük barikatlardan biri olan Puerto Resistencia, iki milyonluk metropol Cali’nin doğusunda bulunuyor. Burada, barikatların ve insan zincirlerinin ardında, bir özgürleştirilmiş bölge ortaya çıktı: Özerk örgütlenmiş küçük bir dünya.
  •  Almanya, Kolombiya’nın taş kömürünün en büyük alıcısı - kömür madenciliği etrafında işlenen suçlar, saklı gizli değil. ABD’nin güya uyuşturucuya karşı askeri yardımlarının iç savaş için kullanıldığı da herkesin bildiği bir sır.

 

MAYO CALLE

Çeviren: Osman Oğuz

 

Mayo Calle, Kolombiya’nın bugüne kadar çete savaşları  ve paramiliter şiddet ile gündeme gelen, son dönemde ise devlete karşı kurulan barikatlarda toplumsal bir direnişin örgütlendiği şehri Cali’den yazdı:

Kolombiya Başbakanı Ivan Duque, 28 Mayıs’ta, ülkedeki grevin yenilgiye uğratılması için “bütünsel militarizasyonu” ve “tüm imkânların devreye konulacağını” duyurdu. Bahsi edilen grev, ülke çapında bir ay önce bir vergi reformuna karşı başlayan ve eşitsizliğe, yolsuzluğa, devlet şiddetine ve çıkışsızlığa karşı bir kitle hareketine dönüşerek büyüyen eylemleri ve barikatları ifade ediyor: “Paro Nacional”, ulusal genel grev.

Barikatların kaldırılması, hükümetin en önemli önceliği. Duque’nin duyurusu ardından şehirlerde daha fazla tank görülüyor, askeri polisler makineli silahlarla devriye atıyor, sivil elbiseler içindeki silahlı insanlar eylemcilere ateş ediyor. Son dönemde yalnızca Cali ve çevresinde 60 insan öldü, 200’e yakın kişi kayıp olarak kabul ediliyor. İnsanlar ama, kaybolanları bulmak istemiyor; keza birçoğu asitle yakılmış yüzleri ile nehirlerde ya da köy yollarında bulundular. Her gün silahlı çatışmalar oluyor ve insanlar ölüyor. İnsan hakları ihlallerine dair bilgi almak üzere gittiğim barikatlarda dakikalar içinde mermiler ve ölüler arasında kalmak, başıma nadiren gelen bir durum değil. Kolombiya devleti ve onun paramiliter yardımcıları, demokrasi maskesini indirdi. Buna rağmen (ve tam da bundan dolayı) eylemler büyümeye devam ediyor.

‘En tehlike semtin’ ortasında

En büyük barikatlardan biri olan Puerto Resistencia (Direniş Limanı), iki milyonluk tropik metropol Cali’nin doğusunda bulunuyor. Burada, tutuşturulmuş barikatların ve insan zincirlerinin ardında, bir özgürleştirilmiş bölge ortaya çıktı: Özerk örgütlenmiş küçük bir dünya. Üstelik Cali’nin en tehlikeli semti olduğu söylenen yerin, kent çapında silahlı soygunlar, cinayetler ve çete savaşları nedeniyle korku mekânı olarak anılan semtin orta yerinde.

Şimdi semtin en büyük kavşağının girişi, “Primera Línea” olarak anılan, yüzlerini kapatmış insanlar tarafından kontrol ediliyor. “Primera Línea”, yani “İlk Sıra”, Şili’deki eylemlerde olduğu gibi, eylemlerin militan kolunu oluşturuyor; barikatları polis ve asker saldırılarından koruyor. Bu grubun aktif üyeleri, küçük gruplarda örgütleniyor ve her grupta yalnız bir birey, diğer sözcüleri tanıyor. Yüzleri kapalı ve trafik tabelaları ya da çöp tenekelerinden kendi yaptıkları zırhlar taşıyorlar. “Primera Línea” grupları arasında şehirler üstü bir iletişim de var.

‘En sonunda mantıklı bir şey!’

Bu insanların yalnızca küçük bir kısmı, bugünlerden önce de politikti.

Yoldan geçen yayaların çoğunluğu, yüzleri kapalı insanlara korku ya da reddiye ile yaklaşmaktansa, teşekkür ediyor. “Gençliğimiz burada en sonunda mantıklı bir şey için mücadele ediyor: Onur ve gelecek için” diyor, yaşlı bir kadın. Bu, sadece onun fikri değil; şu günlerde burada oturanların çoğunluğu eylemleri destekliyor. Bir sürü insan, barikatlardakilere yardım ediyor; sandviç hazırlıyor, kahve getiriyor ve tıbbi yardım organize ediyorlar. Böylece barikatlar, ayrıca bir toplumsal havzaya dönüşüyor: Yüzlerce insana günde üç kez sıcak yemek veriliyor ve hiç kimse geri çevrilmiyor. Her yakarışa yanıt olunmaya çalışılıyor: Polis silahlarının neden olduğu yaralanmalardan boğmaca hastalığına ya da bir evsizin iltihap kapmış yarasına kadar. Primera Línea’da örgütlü genç bir öğrenci, Claudia, “Bu semtte hiç kimsenin sağlık sigortası yok” diyor ve ekliyor: “Bir doktorun parasını da hiç kimse ödeyemez.”

‘Vandal’ ve ‘esrarkeş’ olarak anılanlar…

Fakat burada söz konusu olan yalnızca devlet tarafından bütünüyle ihmal edilen bir semtin ihtiyaçlarının temini değil; eylem insanlara ayrıca bir anlam veriyor. Primera Línea’dan genç bir adam, “Hayatımda ilk defa ne için ayağa kalktığımı biliyorum” diyor. Yapılacak işler hakkında asamblea’larda birlikte tartışılıyor ve işbölümü yapılıyor. Eylemlere katıldıkları için birçok insan, komşularından tanınma ve saygı görüyor. Bazılarına belki de hayatlarında hiç bu kadar sık teşekkür edilmedi; omuzlarına müteşekkirlik ile hiç bu kadar çok vurulmadı. Vandal ve esrarkeş olarak damgalanan gençler, burada, sorumluluk üstlenmenin ne demek olduğunu anlıyor.

Claudia, barikatının başında neredeyse beş hafta aralıksız durduktan sonra, “Kolombiya böyle bir şeyi hiç yaşamadı” sonucuna ulaşıyor. Ülke, 60 yıldır düşük yoğunluklu bir iç savaşla boğuşuyor; her yıl yüzlerce insan öldürülüyor; aktivistler, gazeteciler ve muhalifler, yıllardır tehlike altında yaşıyor. Şimdiyse bu karşılaşmaların mekânı değişti: Gerillaya, köylü örgütlerine ve yerlilere karşı savaş, yıllarca esasen kırsal alanlarda yürütülmüştü; şimdi savaş, şehirlere geliyor, çünkü aşırı eşitsizlik de giderek büyük şehirlerin bir problemi hâline geldi.

Diplomasız ve yoksul

İstatistik Bakanlığı’na göre yoksulların yüzde 80’inden fazlası ülkenin beş büyük şehrinde yaşıyor. Cali’de ikamet edenlerin neredeyse yarısından fazlası, yoksulluk sınırının altında yaşamaya çalışıyor. Kolombiya, Kuzey ve Güney Amerika’nın en yüksek ikinci eşitsizlik oranlarına sahip ve sosyal mobilizasyon da çok düşük. Barikat başındaki çok az gencin bir diploması ya da sağlam bir işi var. Bu, istatistiğe de uyuyor: Cali’deki gençliğin yüzde 60’a yakını gayriresmi işlerde çalışıyor. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve kendilerini zaten uzun süredir devlet tarafından terk edilmiş hisseden bu gençler, eylemlerde güçlü bir biçimde temsil ediliyor. Ve onlar, Kolombiyalıların giderek büyüyen bir bölümünü temsil ediyorlar. FARC gerillalarıyla 2016’da imzalanan barış anlaşmasından bu yana kentliler de giderek daha güçlü biçimde yoksulluğun ortaya çıkardığı bu şiddetle yüzleşiyor. O günden bu yana Kolombiya’da binden fazla aktivist ve FARC savaşçısı öldürüldü.

Dar bir ‘sefalet ayaklanması’ değil

Buna rağmen güncel olarak yaşananları dar anlamda bir sefalet ayaklanması olarak tarif etmek mümkün değil. Keza yoksullaşma tehdidi altında olan ve Nobel ödüllü Juan Manuel Santos’un “Industria Naranja” (portakal renkli endüstri) diyerek kur yaptığı yaratıcı meslekler ve hizmet ekonomisi de ayaklanmanın en önünde. Her gün kültür etkinlikleri, konserler ve dans kursları organize ediliyor; duvarlara resimler çiziliyor; sanatçı kolektifleri, serigrafi ve resim atölyeleri düzenliyor. Yazarlar ve gazeteciler, barikat başındaki insanlara okuma-yazma öğretiyor ve yeni halk kütüphanelerini edebiyat, çocuk kitapları ve ders kitaplarıyla süslüyorlar.

Her şeye rağmen umut anı

Yüzleri kapalı gruplar, 28 Eylül’den bu yana polisi birçok küçük semtten kovdu. Bu istasyonların bazılarında kültür mekânları kuruldu. Birileri, Puerto Resistancia’daki yeni halk kütüphanesinin duvarına, “Polis yerine kültür, baskı yerine eğitim” yazmış. Tüm bunlara yerli ve Afrikalı Kolombiyalı örgütlerinin kitlesel katılımı ile sendikalar ve devlet okullarının bütün öğretmen birlikleri ekleniyor. Hem çok fazla genç için hem de destekçileri için eylem, şiddetin yarattığı kaosa, polis saldırılarına, işkenceye ve keyfi tutuklamalara rağmen bir umut anı.

‘Ateşkes’ ve birlik

Şehrin batı uçlarındaki dağ yamaçlarının ayaklarında kurulmuş bir başka barikat olan Siloé’de, şu günlerde, Carlos ve Gregorio için bir anma etkinliği düzenleniyor. Bir köy yolunda cenazeleri bulunduğunda, ikisinin de iki gündür kaybolduğu bildirilmişti. Cenazelerinde işkence izleri vardı. Etkinlikte yüzü kapalı biri, “Her bir ölümüz için onlardan da biri ölecek!” diye bağırıyor ve kalabalıktan yüksek sesli onay alıyor. Ne var ki, Primera Línea’nın temsilcileri ve destekçileri arasında buna karşı bir rüzgâr da var: Çeteler ve uyuşturucu tüccarları için tipik olan bu intikam mantığını reddediyorlar.

Etkinlikte bana, eylemlerde Nisan sonundan itibaren 7 ilâ 22 arasında insanın, büyük ihtimalle devlet güçleri ya da paramiliter güçler tarafından öldürüldüğü anlatılıyor. Barikatta kurulan Halk Mutfağı’ndan Raymondo, “Bu, Siloé için çok düşük bir rakam” diyor ve devam ediyor: “Normalde burada çeteler birbirilerini öldürüyor.”

Burada şiddet, uyuşturucu kartellerinin güçlenmesinden bu yana hayatın olağan akışına dahil. Çete çatışmaları, “normal zamanlarda”, eylemlerin neden olduğundan daha fazla ölüme neden oluyor. Eylemin aşçısı, “Uyuşturucu çetelerinin çizdiği görünmez sınırlar, artık yok olmuş durumda” diyor. Cali’nin en tehlikeli semtlerinden birinde bir ateşkes hüküm sürüyor - ve herkes devletin ve paramiliterlerin baskısına karşı birleşiyor.

‘Neyin pazarlığını yapacağız?’

Kolombiya, 60’lı yıllarda gerilla gruplarının oluşturulmasından bu yana askeri ve siyasi bir pat durumu yaşıyor. Tüm bu yıllarda ne gerilla iktidarı almayı başarabildi ne de herhangi bir hükümet direnişe karşı yürüttüğü savaşı kazanabildi - ne kadar şiddeti mobilize ederlerse etsinler. Sağcı Duque hükümetinin gerillaya karşı kullandığı savaş mantığı, şimdi eylemlerdeki iç düşmana taşınıyor. Ama hükümet, eylemleri askeri olarak yenilgiye uğratamayacak, keza bunun için toplumun desteği fazla büyük. Peki sonuçta pazarlıklar mı başlayacak?

Raymondo, devcileyin tenceresinin üzerinden bir bakış atıyor. Görüşmelerden pek umudu yok: “Neyin pazarlığını yapacağız ki? Mesela Duque’nin istifasının mı? Ondan sonra başkası gelecektir. Bir eğitim reformu mu? Sonra o da uygulanmayacak!” O ve başka pek çok kişi için burada mesele, uzun süreden beri bunlardan çok daha fazlası.

Öğle yemeği hazır oluyor ve Raymondo fasulye, et ve pirinçten oluşan menüyü insanların yanlarında getirdiği tabaklara dağıtıyor: Kesilmiş plastik şişeler ve uygun başka her şeyle yapılan tabaklara. Salata bile var. Sırada bekleyen ve Raymondo’ya bakıp gülümseyen bir genç kız, “Ben hayatımda hiç burada beslendiğim kadar iyi beslenmedim” diyor. Raymondo, bana dönüp soruyor: “Eğer bu, birçok eylemcinin bir günde yiyebildiği tek yemek ise pazarlıklara nereden başlamalıyız?”

‘Rejimin devrilmesini istiyoruz’

Şehrin öbür yanından gelen Claudia da aynı görüşte: “Biz bu paramiliter rejimin devrilmesini istiyoruz; şeffaf bir hükümet ve demokrasi istiyoruz.” Son haftalardaki aşırı şiddetin ardından uluslararası kurumların da anlamasını bekliyor: Bu rejimle barış gelmeyecek. Claudia ve Raymondo gibi çok fazla Kolombiyalı, devlete olan güvenini yitirdi. Özellikle de Cali’de ve uyuşturucu ticaretinin kısmen devletle ilişkili aktörlerinin de olduğu merkezlerinden Valle de Cauca’da korku ve terör yaygınlaştırılıyor. Bundan da dolayı şehir, eylemlerin merkezi durumunda.

Cali’de şimdi hareket ile yerel ve ulusal hükümetler arasında pazarlıkların yürüdüğü söyleniyor. Ne var ki bu görüşmeler inişli çıkışlı devam ediyor ve meşruiyetlerinden sürekli endişe edilmek durumunda. Temsilin bütün biçimlerine karşı temelden bir şüphe taşıyan, yalnızca eylemciler değil. Hareket de kısa süre içinde reel politik bir talepler kataloğu hazırlayabilecek durumda değil. Ve hükümet kanadından gelen hiçbir garanti yok.

“Hükümet hiç değilse hayatta kalacağımızı garanti etmeli.” İlk görüşmeler için barikatların temsilcilerinin ortaya koyduğu şart buydu. Daha Mayıs sonunda yapılan görüşmeler devam ederken Cali Belediye Başkanı Jorge Iván Ospina, güçlerini barikatlara saldırtacaktı.

İnter-Amerikan İnsan Hakları Komisyonu (CIDH), haftalardır Kolombiya Hükümeti’nden eylemlere karşı saldırıları ve insan hakları ihlallerini incelemek için izin talep ediyor. Haziran’ın ikinci haftasından itibaren CIDH, en sonunda bölgeye gitme izni elde etti. Ne var ki uluslarası çıkarlar, sorunun bir parçası. Almanya, Kolombiya’nın taş kömürünün en büyük alıcısı - kömür madenciliği etrafında işlenen suçlar, saklı gizli değil. ABD, on yıllardır, Kolombiya’nın uyuşturucu ticaretine karşı mücadelesini destekleme bahanesiyle, polis ve askerin eğitimini finanse ediyor. Askeri yardımların Kolombiya’daki iç savaş için kullanıldığı ve ABD’nin insan hakları ile ilgili suçlara karşı iki gözünü birden kapattığı, herkesin bildiği bir sır. Ve Alman silahlarının Kolombiya’nın dört bir yanında kullanımda olduğu.

* Mayo Calle, Cali’de insan hakları danışmanı ve doçenti olarak yaşıyor ve yazıyor. Bu yazı, “analyse & kritik” gazetesinin 672 nolu Haziran sayısındaki Almanca aslından Türkçeye çevrildi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.