Korkak bir yığın hedefliyorlar

1 Temmuz 2022 Cuma - 19:00

Tuğrul Eryılmaz

Tuğrul Eryılmaz

  • 75 yaşındaki 50 yıllık gazeteci Tuğrul Eryılmaz, böyle bir dönem yaşamadığını, son sansür yasasıyla tamamen korku toplumu yaratılmak istendiğini belirterek, "Her şeyden korkan bir yığın yapmayı planlıyorlar. Bu çok tehlikeli" dedi. 

Tartışmalı sansür yasasının toplumu hedef aldığını belirten gazeteci Tuğrul Eryılmaz, bu tasarıya karşı en öncelikli görevin basın örgütlerinin sokağa çıkması olduğunu kayderek, şunun altını çizdi: "Bu işin içinden hepimiz birlikte çıkacağız. Başka yolu yok. Bu mümkün olmak zorunda.” 

Devlet içi çatışmanın yaşandığı 15 Temmuz 2016'nın ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Özgür Gündem, Azadîya Welat, Dicle Haber Ajansı (DİHA) ve Jin Haber Ajansı’nın (JİNHA) da aralarında olduğu 10 gazete, üç dergi ve iki haber ajansı kapatıldı. Daha sonra 20 Temmuz ile 31 Aralık arasında yayınlanan KHK’ler ile birlikte toplamda 178 medya kuruluşu kapatıldı. Toplamda 5 haber ajansı, 62 gazete, 19 dergi, 34 radyo, 29 televizyon, 29 yayın-dağıtım evi kapatıldı. Birçok TV, gazete ve yayın kuruluşu AKP’nin denetimine girdi. Buna rağmen istediği sonucu elde edemeyen AKP-MHP, medyanın üzerinde sürdürdüğü baskıyı artırdı. AKP-MHP’nin baskı, gözaltı ve tutuklama furyasına rağmen başta özgür basın olmak üzere alternatif medya da yayınlarını sürdürdü. Toplumun doğru bilgi ve haberi almanın önünü kesmeye çalışan iktidar, sansür yasasının yeniden gündeme getirdi. Aynı anda Kürt gazetecileri hedef aldı ve 16 gazeteciyi daha tutukladı. Meclis’e sunulan sansür yasası Adalet Komisyonu’ndan geçerken, Genel Kurul görüşmeleri ise yeni yasama dönemine ertelendi. 
 AKP-MHP’nin alternatif medya olarak görülen internet medyasını susturmaya dönük getirmeyi planladığı sansür yasasını, yaklaşık 50 yıldır çeşitli muhalif medya yayın organlarında mesleğini sürdüren ve şimdi T24'te yazan gazeteci Tuğrul Eryılmaz, MA'dan Mehmet Aslan'a değerlendirdi.
 
İktidarın adlandırması aldatmaca
 
Tasarının ismine dikkat çeken Eryılmaz, AKP iktidarının bu isimleart niyetini sakladığını söyledi. Eryılmaz, “Örneğin iktidarlar, özgürlükleri kısmak için getirdikleri düzenlemeye ‘özgürlükler yasası’ diyebiliyor. Ya da demokrasinin içine ederken, demokrasi laflarını savurabiliyor. Bu tasarı ve ismine de aynı bağlamda bakmak lazım. İktidar ‘dezenformasyon’ diyor. Biz ise buna ‘sansür’ diyoruz. Peki biz neden sansür diyoruz? Çünkü halkı tedirginliğe, üzüntüye sokacak habere ‘yalan haber’ diyecekler” dedi.
 
Herkes zarar görecek
 
Tasarının yasalaşması ile herkesin zarar göreceği uyarısında bulunan Eryılmaz, şunları söyledi: “Bunlar, daha sen haberi yapmadan seni korkutmak istiyor Gazetecinin kendini sansür etmesini istiyorlar. Otosansür gazeteciliğin en büyük düşmanıdır. Gazetecilik neden önemli? Çünkü sabah evden çıkarken bile yağmur yağacak mı yağmayacak mı diye haberlere bakıyorsun. Kamuoyunun haberdar olması için doğru gazetecilik şart. Ancak getirilmek istenen çok tehlikeli. 75 yaşındayım. Neredeyse 50 yıl gazetecilik yaptım. Hala da bir şeylerle uğraşmaya çalışıyorum. Şunu söylemekten sıkıldım; bu kadar vahim bir şeyle karşı karşıya kaldığımı hakikaten hatırlamıyorum.” 
 
'Nasıl sesleri keseriz'in çabası
 
12 Eylül 1980 askeri darbe uygulamalarını hatırlatan Eryılmaz, şöyle devam etti: “O dönem çıkmak için bir yol buluyorduk ama sanki bunlar her şeyden ‘ders’ almışlar gibi, çünkü ‘nasıl seslerini keseriz’ diye belli ki çok düşünmüşler. Şunu da itiraf edeyim; bazen ne dediklerini ve yapmak istediklerini anlamakta zorluk çekiyorum. Mesela çete, yandaş müteahhit diyemeyeceğiz. Ne diyeceğiz? 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubatları görmüş bir insanım. Şimdi o günlerden daha kötü bir durumdayız, çünkü mesleğimizi yapmamızı engelliyorlar. Eğer aktif bir gazetecilik yapıyor olsaydım, yani bir yayın organı çıkarıyor ya da editör olsaydım kahrımdan ölürdüm.”
 
Korku toplumu yaratmak istiyorlar

“İktidarın buna cesaret ediyor olmasına şaşıyorum” diyen Eryılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nereye kadar gidebilirler? Bu iktidarın bu kadar delireceğine inanmak istemiyorum. ‘Ben ne dersem o olur’ durumunun ortaya çıkma ihtimaline inanmak istemiyorum. Gidiş o gidiş. Ayrıca bu tasarı bir şeylere kapı aralamak için de yapılıyor. Korku toplumu yaratmak istiyorlar. Yavaş yavaş oluyor bu tür şeyler. Her şeyden korkan bir yığın yapmayı planlıyorlar. Bu çok tehlikeli. Zaten doğru düzgün çıkan bir gazete ya da televizyon yok. Hepsi zaten ellerinde.”
 
İktidar için yalan 
 
Tasarıda yer alan “yalan haber” ibaresine değinen Eryılmaz, iktidarın “yalan” olarak gördüğü her şeyi cezalandıracağını ifade etti. Burada da “niyet okuması” yapılacağını dile getiren Eryılmaz, şunları söyledi: “Her şeyi yalan habere sokabilirsin. ‘Siz insanları korkutuyorsunuz. Yalan haber yazmaya zorluyorsunuz’ demek bile ‘yalan haber’ olacak. Çünkü çıkıp ‘korkutmuyorum’ diyecek. Bir ara ‘zam’ demek yasaklanmıştı. ‘Fiyat artışları düzenledi’ deniliyordu. Biz buna gülerdik. Şimdi aynı şey oluyor. Enflasyon ne oldu demeyeceksin. Zam, açlık sınırı demeyeceksin.”
 
Çıkış yolları bulunmalı
 
“Hukuk epey bir zamandır Türkiye’de her şeyin üstünde değil. Türkiye siyasetinin emrinde” diyen Eryılmaz, bunun kabul edilmesi durumunda çıkış yollarının bulunacağını söyledi. Tartışma ve direniş yollarının bulunması gerektiğini ve başka çarenin olmadığını dile getiren Eryılmaz, tasarının yasalaşması durumunda ne olacağının çok basit olduğunu belirterek, “Ne kadar muhalif varsa hepsine yönelecekler. En ufak bir muhalif ses istemeyecekler” diye ekledi.
 
Basın örgütleri sokağa çıkmalı
 
Ayrıca toplumun haber alma hakkının da elinden alınacağı uyarısında bulunan Eryılmaz, “Yalanı bizim besin kaynağımız haline getirmeye çalışacaklar. İnsanlar vazgeçmeye başlayacaklar. Farkında değil misin; insanlar dünyanın en ciddi şeylerini bile okumaktan bezdiler. Çünkü inanmıyorlar. Güvenleri sarsıldı” dedi. Eryılmaz, bu tasarıya karşı en öncelikli görevin basın örgütlerinin sokağa çıkması gerektiğini ifade etti. Temel sorunun ise muhalefet olduğu belirlemesinde bulunan Eryılmaz, “Muhalefet bununla uğraşacak, bizi örgütleyecek. Artık kim ise o muhalefet. Ben sen ne yapabiliriz ki?” diye sordu.
 
Hepimiz birlikte çıkacağız
 
Muhalefetin yetersiz kaldığını dile getiren Eryılmaz, şunları ekledi: “Muhalefet yok zaten. Bugün bile idam cezası geri gelsin tartışmasını başlatmak istiyorlar. Bu işin içinden hepimiz birlikte çıkacağız. Başka yolu yok. Bu mümkün olmak zorunda. Hakikaten bu siyasetin elinde. Siyaset bunu yapacak. Yok ‘üç, beş, altı veya dokuzlu masa kurduk’ diyorlar. Hadi bakalım. Bir vatandaş, gazeteci olarak taleplerim var.” İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.