Kötülüğün resmi

Ahmet KAHRAMAN yazdı —

23 Kasım 2020 Pazartesi - 22:51

  • Savaşlardan kaçan siviller, üstlerine gelen işgalcilerden kaçarken, koşullara göre, herkes en kıymetli eşyasını alıp götürerek, kurtarma çabasına giriyor.

 

Ulaşım araçlarının henüz olmadığı dönemlerde ise pek tercih durumu da yoktu. İnsanlar, arzularını içlerine gömerek, her şeyi geride bırakıyor "terki dünya" eyliyorlardı.

Bu olayın en büyük acısını Kürtler çektiler.

Halife Ömer’in komutanları, Amed’i kuşattıklarında siviller kaçma imkanı bulamadılar ve surların gerisinde mahpus kaldılar. 6 aylık kuşatmadan sonra, Amed ele geçirildi. İslam’ın komutanları şehri üç gün, üç gece "ganimet yeri" ilan ettiler. Başta kadınlar, çocuklar ve mal-mülk de "ganimet"ti.

Osmanlı yaptıklarını geçelim. Ruslar, Birinci Dünya Savaşı evresinde, kış mevsimi Kürdistan’a dalıverdi. İnsanlar can ve onurlarını öncelik vererek, sırtta taşıyabildiklerinin dışında, kaçış için, "dımdızlak" ham karlara atıldılar.

 Kemalistler için, Kuzey Afrikalı, Arabistan, Balkan ve Kafkaslı tüm Müslümanlarla, teslim olmuş din değiştirmiş Ermeniler, Pontus Rumları tekmili birden, "Orta Asya kuraklık ve kıtlığından kaçmış gelmiş özbeöz Türk"tü. Bu Türkler 1920’de Koçgiri‘den başlayarak, Atatürk’ün ölümüne kadar, Kürdistan’ı serbest kırım alanı ve ganimet diyarı olarak adımladılar.

Kimi Kürtler, 1990’lardaki yeniden kırım ve yıkım günlerinde, kısmen varlıklarını kamyonlara yükleyip kurtardılar. Ama, 2015 yılı sonbaharında, Recep Tayyip Erdoğan‘ın başkomutasındaki Türk taarruzunun masumları, o kadar şanslı değildi.

10 Kürt şehri, aylar süren kuşatmadan işgal edildi. Şehirler ganimet avcılarına açıldı. Tarihi yapıların kesme taşları bile talan edildi.

TC, Şırnak, Cizre başta olmak üzere bazı şehirlerde ganimet ev eşyası pazarları kurdu.

Bütün bunlar, IŞİD (DAİŞ) kültüründen nemalanan Türk-İslam doğrultusunun normaliydi. Ama savaş adı altında, mezarlıklara savaş açmak, dünyanın anormalinin şahıydı. Dünyada böyle bir yer yoktu. Benzeri görülmemişti. Bütün dinler, tekmil kültürlerde ölüler yattıkları yerde, genel dokunulmazdı. Sadece saygı görüyorlardı.

Ama dünyanın normali bunların anormaliydi.

Mesela Roma-Bizans dönemine ilişkin mezarlıklar, düşman izini silme tertibinden yok edildi. Mezarların üstünde devasa oteller, AVM ve kaşaneler inşa edildi. Ermeni, Rum mezarlıklarının tozu atıldı. Onlardan iz bırakılmadı.

Ölülere eziyet, bunlarda vardı. Mesela, İkinci Halife Osman’ın ölüsü, Yahudi diye Müslüman mezarlığından çıkarılmış, yerlerde sürüklenmişti. 1958’deki Irak darbesinden sonra, bu ülke ve Suriye‘de mezarından çıkarılmış ölü liderleri linç dönemidir.

Ama günümüz dünyasında, "ilk hedefiniz, mezarlıklardır ileri" komutunu IŞİD güncelledi. Ele geçirdikleri yerlerde, tarihe tanıklık edecek hiç bir şey bırakmadılar.  Mezarlıkları tahrip ettiler. Türk ordusu ile birlikte Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’de aynısını yaptılar.

Kuzeyli Kürtler, 2015 yılında aynı akıbeti yaşadılar. Türkler, düzenlenip çiçeklenmiş, güller açmış mezarlıklara iş makineleriyle saldırdılar. Mezar yerlerini sürülmüş tarlaya çevirdiler. Ölmüşlerin henüz bozulmamış bedenleri ve kemiklerini molozlara karıştırıp sürüklediler. Derelere attılar.

Ermeniler, başlarına gelenlerden başka, bu olanlardan ders aldılar. Karabağ olayında, savaşın perde gerisinde Türk ordusu yer alıyordu. Ermeniler, Azerilerin gerisinde Türkleri görünce, "kaçın Türkler geliyor" diye diye, öncelikli olarak mezarlıklarına koştular. Sevdiklerinin mezarlarını açıp kemiklerini aldılar. Kaçıp giderken, kurtarılmış kıymeti olarak birlikte götürdüler.

Savaşta, öncelik olarak ölüleri kurtarma olayı idi bu. Dünyada bir başka örneği yoktu.

Bütün bunları anlatmanın nedenine gelince:

Nazım Hikmet’in dostu Abidin Dino’ya sorduğu ölmez bir soru vardır:

"Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?"

Kimse bugüne kadar mutluluğun resmini yapamadı. Ama Ermenilerin açılmış mezar fotoğrafları dünyada, "kötülüğün resmi" olarak yankılandı.

Savaşta mal, candan önce, insanlar kötülüklerinden korumak için ölülerini, mezardan çıkarıp kaçırıyor. Felaketi görüyor musunuz?

Ve Kürtler, kötülükte mutluluk arayan, bu barbarlıkla mücadele ediyor.

Selahattin Demirtaş ve arkadaşları, bu kötülerin esiridir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.