Köyleri açık cezaevi gibi

17 Mayıs 2022 Salı - 17:30

  •  Türk devleti işgal saldırılarıı sürdürürken özellikle Güney Kürdistan sınırı hattındaki yerleşim yerlerini boşaltmak için halkı bezdirmeye dönük uygulamalarını arttırdı. 
  •  Köy ve mezralara giriş-çıkış için "ikametgah" şartı getirildi, hastaneye gidişler izne bağlandı, yaşam malzemelerine kota konuldu, köylerine girecekler GBT'ye tabi tutuluyor.

"Özel Güvenlik Bölgesi" içerisinde kalan köylerine GBT kontrolüyle girebilen ve hastaneye gidişlerinde izin alma zorunluluğu dayatılan yurttaşlar, "Bu zulmü kabullenemiyoruz" dedi. 

Türk devletinin Medya Savunma Alanları'na yönelik işgal saldırılarından en çok etkilenenlerin başında, sınır hattında yaşayan halk geliyor. Her yeni saldırıda ilk olarak göçe zorlanan aileler, birçok zorlukla karşı karşıya kalıyor. Sınırdaki köy ve mezralara giriş-çıkışlara "ikametgah" şartı getirilmesi, hastaneye gidişler için izin alınması, "kota" adı altında yaşamsal malzemelere getirilen kısıtlamalar ve Genel Bilgi Taraması (GBT) ile köye giriş, bu uygulamalardan sadece bazıları. Hakkari köylerinde yaşayan halk da bu uygulamalardan nasibini alıyor. 

Saatlerini asker belirliyor

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2017'de sarfettiği "yayla yasakları kaldırılacak" sözlerinin üzerinden 7 yıl geçmesine rağmen kentin çok sayıda yayla ve merası yasaklı durumda. Hakkari merkez ile Çukurca, Gever, Şemdinli ve Derecik ilçelerinde "Özel Güvenlik Bölgesi" adı altında yasaklanan 12 bölgeye giriş ve çıkışlara izin verilmiyor. Yasak ve baskılardan en çok nasibini alan köylerden birisi olan Gever'e bağlı Êlê köyü de yasaklı bölgeler kapsamında. Köy girişinde bulunan askeri arama noktasında, ikametgahı köye kayıtlı olmayanlara izin verilmiyor. 90’lı yıllarda 15 hane olan köy, yaşanan baskılardan dolayı üç haneye indi. Göç etmek zorunda kalan köylüler ise yaz aylarında sadece ziyaret amaçlı köylerine girebiliyor. Sabah saat 08.00’da kimlik kontrolünden geçen köylüler, askerlerin belirlediği saatlerde köyden çıkmak zorunda.

Askeri alanlarla çevrili

Sınır hattına yakın bir noktada olan köyün etrafı tamamıyla askeri alanlara dönüştürüldü. Türkiye'nin KDP desteğiyle 17 Nisan'da Zap ve Avaşîn merkezli başlattığı işgal saldırılarıyla birlikte mevcut uygulamalar daha da sıkılaştırıldı. Devletin baskıları sonucu 1994'te köylerinden çıkmak zorunda kaldıklarını ifade eden Emine Atak, “Köyde hiçbir iş yapmamıza izin verilmiyordu, çünkü köyde sürekli operasyonlar oluyordu” dedi.

  İşkence ve cinayetler

Köy boşaltmaları sırasında yaşanan cinayetleri hatırlatan Atak, yaşadıkları köyden üç kişinin alındığını ve bir daha haber alamadıklarını söyledi. Askerlerin baskılarından kaynaklı köy halkının daha fazla dayanamadığını ve köylerinin boşaltıldığını kaydeden Atak, “Köyde bulunan gençler ve yaşlı erkekler köydeki karakola götürüldü. Hepsine işkence yapılmıştı. Gençleri panzerlerin arkasına bağlayıp Gever'e kadar öyle sürükleyip götürdüler. Biz de bu işkenceye dayanamadık köyden çıktık” şeklinde konuştu.

Toprağımıza yerleşemiyoruz

Köy boşaltmalarının yanı sıra köyün “Özel Güvenlik Bölgesi” adı altında yasaklandığını dile getiren Atak, köylerine ikametgahı olmayanların hala giremediğini ve etrafının tamamının askerler tarafından kapatıldığını kaydetti. Atak, şunları dile getirdi: “Köy sahipleriyiz ama köye girene kadar bize çok zorluk yaşatıyorlar. Kendi toprağımız ama ne köye yerleşebiliyoruz ne de hayvanlarımıza burada bakabiliyoruz. Evlerimizi burada bırakıp şehirlere yerleştik. Yaylaya çıkıp hayvanlarımıza bakmak istiyoruz. Askerler köyümüzden çıksın.”

  Bu zulmü kabullenemiyoruz

Köylerinin yasaklanmasından kaynaklı şehir merkezlerine yerleştiklerini ifade eden köy sakinlerinden Süleyla Saygi, bir an önce yasakların kaldırılmasını istedi. Saygi, şunları söyledi: “Çocukluğumuzun geçtiği köylere yerleşmek istiyoruz. Köyde yetişen pancarları toplamaya geldiğimizde bile izin alıyoruz. Bir kadın olarak söylüyorum; devletin bize yaptığı bu zulmü asla kabullenemiyoruz. Ne kadar baskı yapılırsa yapılsın değerlerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sonuna kadar dilimize ve kimliğimize sarılacağız.”   HAKKARİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.