•  Metris 2 No'lu R Tipi Cezaevi'nde tutulan, ALS (ölümcül kas ve sinir hastalığı) hastası olup sağlık kurulu raporlarına rağmen tahliye edilmeyen Abdulkadir Kuday, geçen hafta başında kalp krizi geçirdi. 
  •  Cuma günü anjiyo yapılan Kuday, 45 kiloya düşmüş. Neredeyse tüm kasları erimiş, durumunun iyiye gitme ihtimali; hastalığın herhangi bir tedavisi de bulunmuyor. Kuday'ın artık yaşam hakkına kıyılıyor.

Yanlış teşhis nedeniyle destek olmadan yürüyemeyen, geçen hafta kalp krizi geçiren ağır hasta tutsak Abdulkadir Kuday'ın hayatının risk altında olduğunu belirten avukatlar, infazının geriye bırakılması için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu.

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, Metris 2 No'lu R Tipi Cezaevi'nde tutulan ALS hastası Abdulkadir Kuday'ın durumuna dikkat çekmek amacıyla dernek binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Açıklamaya, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) de destek verdi.

Toplantıda konuşan ÖHD’li avukat Eda Önal, 2014’ten beri cezaevinde olan Kuday’a, 1 Aralık 2021’de ölümcül kas ve sinir hastalığı olan ALS teşhisi konduğunu belirtti. Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi'ne ait sağlık kurulu raporunda, “Ağır hasta olup engellik halinin olduğu, bu sebeple infazının 6 ay geri bırakılması gerektiği"nin belirtildiğini aktaran Önal, bu raporun hemen sonrasında, aynı hastaneden “R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na nakli gerektiği" yönünde rapor verildiğini kaydetti. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) 24 Aralık 2021 tarihli raporunda da tam teşekküllü bir eğitim araştırma ya da üniversite hastanesi nöroloji kliniğine sevkinin sağlanması gerektiği ve R Tipi Ceza İnfaz Kurumu şartlarında infazına devam olunabileceğinin ifade edildiğini aktaran Önal, Kuday’ın ATK raporu üzerine Metris R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na sevk edildiğini aktardı. Önal, burada Kuday’ın durumunda herhangi bir iyileşme görülmediğini, hatta daha da kötüye gittiğini kaydetti. 

Sağlık Kurulu raporuna rağmen

Kuday’ın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına infaz erteleme talebinde bulunduğunu fakat talebinin R Tipi'nde kalabileceği gerekçesiyle reddedildiğini belirten Önal, “Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, 16 Ocak 2023’de verilen Sağlık Kurulu Raporu’nda mahpusun günlük işleri için tam desteğe ihtiyacının olduğu, mevcut hastalığında gerileme olmayacağı, başvurucunun iki kişinin desteğiyle ancak yürüyebileceği, yutma sorunu için mama kullanım ihtiyacı olduğu, bu nedenle mahpusun cezasının infazının ertelenmesi gerektiğini açıklamıştır” dedi. Sağlık Kurulu Raporu’na rağmen ATK’nin 1 Mart’ta Kuday’ın R Tipi Cezaevi'nde kalabileceği yönünde rapor verdiğini söyleyen Önal, bu duruma tepki gösterdi.

Henüz yanıt verilmedi

Adalet Bakanlığı genelgesi kapsamında Kuday için tahliye başvurusu yapıldığını aktaran Önal, Kuday’ın durumunun bu kadar kritik bir aşamaya gelmesine rağmen genelge kapsamındaki başvurusuna henüz bir yanıt verilmediğini söyledi. Önal, yine Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yapılan tedbir talepli tahliye talebinin de reddedildiğini paylaştı.

Yaşam hakkı ihlal ediliyor

Kuday’ın sağlık durumunun kritik eşikte olduğunun altını çizen Önal, şöyl edevam etti: “Geçtiğimiz hafta gece göğsünde çok şiddetli bir şekilde baskı hissetmiş, reviri çağırmış, hastaneye sevk edilmiş. Orada bir gün bekletilip ertesi gün kalp hastanesine sevk edilmiş. Burada kalp krizi geçirmiş olduğu belirtilmiş ve 12 Temmuz’da hapishaneye geri gönderilmiş. 14 Temmuz’da ise tekrar hastaneye sevki yapılarak anjiyo yapılmıştır. Mahpusun hastalığı ciddi olup her geçen gün ilerlemektedir. Mahpus 45 kiloya düşmüş, neredeyse tüm kasları erimiş, mahpusun durumunun iyiye gitme ihtimali bulunmamaktadır. Hastalığın herhangi bir tedavisi de bulunmamaktadır.” 

Kuday’ın yaşamının ağır risk altında olduğunu, yaşama hakkı, işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dikkat çeken Önal, ÖHD olarak, 18 Temmuz’da Kuday’ın sağlık durumunda meydana gelen son gelişmelerin akabinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yeniden infazın geriye bırakılması için başvurduklarını aktardı.

İnfazına ara verilmeli

Kuday’ın tedavisinin ailesinin yanında devam etmesi gerektiğini vurgulayan Önal, Kuday’ın cezaevinde yaşamını yitirme riski olduğunu belirtti. Önal, “Tüm bu bilgiler ışığında Abdulkadir Kuday’ın sağlık durumunun geldiği kritik aşamada tedavisinin tam teşekküllü bir hastanede ailesinin yanında devam ettirilmesi, infazına ara verilmesi ve serbest bırakılması için, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, Adalet Bakanlığı’nı ve tüm yetkilileri gerekli adımları ivedilikle atmaya davet ediyoruz” çağrısında bulundu. 

İntikamcı yaklaşımı bırakın

TOHAV'dan avukat İbrahim Bilmez, bir ülkenin demokrasinin olup olmadığını anlamak için cezaevlerine bakmak gerektiğini hatırlatarak, Türk cezaevlerinin “kanayan bir yara” olduğunu söyledi. Cezaevlerinde çok sayıda hasta tutsağın bulunmasının nedeninin devletin “intikamcı” yaklaşımı olduğunu kaydeden Bilmez, bu “intikamcı” yaklaşımından vazgeçmesi gerektiğini vurguladı.

Tutsakların yaşam hakkının devletin sorumluluğunda olduğunu hatırlatan CİSST üyesi Özge Akyüz, ATK’nin hasta tutsaklarla ilgili tek karar mercii olduğunu ve bağımsız olmadığını belirtti. Tutsakların işkence koşullarında yaşadığını söyleyen Akyüz, devlet kurumlarını sorumluluklarını yerine getirmeye devam etti.

Ölümle cezalandırılıyor

İHD Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise devletin tutsakların sağlık ve yaşam hakkını sağlamakla hükümlü olduğunu hatırlatarak, “Devletin bu konudaki sorumluluklarını yerine getirme talebimizi tekrarlıyoruz” dedi. ÇHD üyesi Avukat Seda Şaraldı da cezaevindeki uygulamalarla küçük hastalıkların dahi büyüdüğüne dikkat çekti.  İSTANBUL