- Kobanê eylemleriyle ilgili HDP hakkında açılan ve devam eden kumpas davasının dünkü duruşmasında ifşa edilen hukuksuzluklar şöyle; tanıklar şüpheli, ifadeler mahkemeden bile gizlendi, savcı özel olarak 10 ay tutuldu, dilekçeler işleme konulmadı.
HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, Kobanê Kumpas Davası'ndaki adaletsizliğin, rejimin özünü ortaya koyduğunu, bütün demokrasi güçlerine yayılacak bir tehdit oluşturduğunu belirterek, adalet olmadan demokrasi ve barışın olamayacağını vurguladı.
DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te yapılan eylemler gerekçe gösterilerek Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eşbaşkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 108 isim hakkında açılan Kobanê Davası’nın 9. duruşması, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görüldü. Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma öncesi HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar açıklamalarda bulundu. Gerçek anlamda bir kumpasla karşı karşıya olduklarının kaydeden Sancar, “HDP’ye karşı bir siyasi tasfiye ve intikam davasıdır. Sadece hedef HDP değildir, hedef adalet arayışıdır, demokrasi mücadelesi ve barış özlemidir. Bu dava adalete, demokrasiye, barışa karşı yürütülen çok yönlü programların laboratuvarı gibidir” dedi.
Demokrasi güçlerine tehdit
Buradaki adaletsizliğin rejimin özünü ortaya koyduğunu, bütün demokrasi güçlerine yayılacak bir tehdit oluşturduğunu kaydeden Sancar, şöyle devam etti: "Bu duruşmada gördüğümüz keyfilikler, ülke yönetiminin niteliklerini de ortaya koyuyor. Burada, aynı zamanda Kürt halkının Kobanê direnişine yönelik sergilediği dayanışma yargılanıyor. Kürtçeye, Kürtlere, Kürt kültürüne ve halkına karşı baskılar yaygınlaşıyor. Adaletin mahkeme salonlarında aranamayacağı bir rejim yaratılmıştır. Mahkeme salonlarında yargılanan arkadaşlarımız, bu davayı ve arkasındaki zihniyeti etkili bir biçimde yargılamaktadır. Avukat arkadaşlarımız hukukun ve adaletin gereklerinin yerine gelmesi için var güçleriyle çalışıyor ama adaleti sağlayacağımız yer sadece burası değildir.
Adalet olmadan demokrasi olmaz
Mücadelemizi hayatın her alanında güçlendirerek, büyüterek sürdüreceğiz. Adalet mücadelesi HDP’nin varoluş sebeplerinden biridir. Adalet olmadan barış ve demokrasi olmaz. Bu nedenle Kobanê Kumpas Davası’nda adalet arayışını hem burada mahkeme önünde hem içeride ama en çok halkın içinde yürüteceğiz. Hakikat, adalet, barış ve demokrasi birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Kim adaletsizlikle karşılaşırsa HDP orada olacaktır. Bütün demokrasi güçlerine, adalete güvenen ve adalet isteyen bütün yurttaşlara çağrımız bu dayanışmayı büyütmek ve ortak mücadeleyi güçlendirmektir. Barış ve demokrasi üzerine kurulacak bir gelecek için güçlü bir birlikteliğe ihtiyaç vardır.
Bu davaları boşa çıkaracağız
Kobanê Kumpas Davası’nı boşa çıkaracağız, kapatma davasını boşa çıkaracağız. Bu rejimi dayandığı adaletsizliklerle tarihin çöplüğüne gömecek gücümüz var. Yeter ki bu gücü etkili ortak mücadelenin bir kaynağı haline getirelim. Herkesin bu konuda üzerine düşen görevi eksiksiz yerine getirmesi gibi bir sorumluluğu olduğunu hatırlatalım.”
Açıklama ardından HDP heyeti Sincan Kampüsü’nde görülen duruşmaya katıldı.
Tuğluk vareste edilmedi
Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler duruşma salonuna getirilirken, faklı cezaevlerinde tutulan siyasetçiler ise Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) duruşmaya katıldı. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada, dosyaya eklenen evraklar ve dilekçeler okundu. Cezaevinde tutulan ve sağlık sorunları olan siyasetçi Aysel Tuğluk’un üç hafta süreyle ATK tarafından gözlem altında tutulacağı bilgisi paylaşıldı. Tuğluk’un henüz savunmasının alınmamış olunması nedeniyle vareste talebinin reddine, bu duruşma periyodunda mazeretli sayılmasına karar verildi.
Dilekçeler işleme alınmamış
Ertuğrul Kürkçü’nün avukatı Mehmet Oruç, daha önce verdiği dilekçelerin işleme koyulmadığını bilgisini vererek, “11 Ocak’ta dilekçe verdim. Bu dilekçede 10 Aralık’ta verdiğim dilekçenin dosyaya alınmamasına ilişkindi. Mahkemenizle başlatılan işlemlere ilişkin itirazlar vardı ama yer verilmedi. UYAP’taki yazışmalardan ya da onlarca insanların kendisine ait olmayan evlerine mahkemenin tarafından asılan müzekkereler asıldı. Benim müvekkilim ile ilgili Türkiye’nin onlarca şehrinde asılmış müzekkereler var, kendi evinin dışında. Üstelik yargılananların tamamının isimleri liste halinde yazılarak, suçun şahsiliği ilkesi çiğneniyor. Ben şimdi bunun nasıl bir hukuksuzluğa yol açtığına ilişkin bir kez daha sözlü itirazımı dile getiriyorum” diye konuştu.
Kürkçü'yü yaftalamayın
Verilen bir buçuk saatlik aranın ardından devam eden avukat Mehmet Oruç, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü’nün yurtdışında ikamet ettiğini, bu soruşturma yürütülürken defalarca Türkiye girip çıktığını hatırlattı. Oruç, “Üstelik, uygun şekillerde tebligat da gönderilmiş değil. Buna rağmen Selahattin Demirtaş ve diğer yargılananlar hakkında verilen tutuk devam kararlarını Ertuğrul Kürkçü’nün kaçak olduğu gerekçesine dayandırıyorsunuz. Müvekkilim kaçak değil ama siz kaçak olduğuna karar vermişsiniz. Sizin başka bir ajandanız var, başka bir saikle yürütüyorsunuz işleri” diyerek tepkisini dile getirdi.
Mahkemenin, görünemeyen, izlenemeyen, fark edilemeyen bir duruşma süreci izlediğini kaydeden Oruç, Kürkçü’nün tarihsel bir şahsiyet olduğunu ve yargılamadan kaçmadığını belirtti. Oruç, “Eğer müvekkilim savunma yaparsa bundan 60 yıl önce cinayetlerin nasıl devlet içinde örgütlendiğini, dönemin başbakanın Yassıada yargılamalarından bugün yaşananlara kadar gelir mahkemeye ve demokrasi mücadelesine katkı olarak sunar. Müvekkilimi yaftalamayın” ifadelerini kullandı.
Açık tanık ifadesi gizlenmiş
Avukat Kenan Maçoğlu, açık tanık Kerem Gökalp’le ilgili taleplerinin reddedildiğini belirterek, “Geçen celse Kerem Gökalp’le ilgili iki talebimiz vardı. İkisini de reddettiniz. Bu dilekçelerin dosyaya gelmesi gerekiyor, bu bir zorunluluk. Kerem Gökalp’e nasıl ulaşıldığı hakkında hiçbir bilgi, belge yok. Diğer iki gizli tanığa da nasıl ulaşıldığına dair bir bilgi yok. O yüzden bu dilekçenin dosyaya girmesi gerekiyor. Kerem Gökalp’in bu dosya kapsamında 6 sayfalık bir ifadesi var. İddianamenin ana omurgasını oluşturuyor. Fakat bir de bu soruşturma kapsamındaki ifadesi var. Dosyadan gizlenmiş durumda ve bunu Anayasa Mahkemesi’nde (AYM), HDP’ye yönelik kapatma iddianamesinde gördük. Bu bizden de sizden de saklanmış. İkinci ifadesini heyetinize sundum, ancak bunu da reddettiniz. İfadenin celbini istiyoruz” şeklinde konuştu.
İzmir savcısı Ankara'daymış
Kobanê Davası’nın temel dayanağının gizli tanık ifadeleri olduğunu ifade eden Maçoğlu, “Savcı Ahmet Altun, 25 Temmuz 2018'de HSK tarafından İzmir’e başsavcı olarak atandı. Daha sonra İzmir’den Ankara’ya atanmış. 10 ay boyunca Savcı Altun, İzmir’de başsavcı vekili olması gerekirken, Ankara’da Kobanê soruşturması yürütmüş. Bunun ne şekilde yapıldığının sorulmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
Haber hazırlanırken duruşma devam ediyordu. ANKARA