Kürt özgürlüğü merkezileşmeye feda edilmeli mi?

Forum Haberleri —

Rojava

Rojava

  • Şam'ın son saldırısı, mevcut Suriye yönetici elitlerinin iktidarı merkezileştirme çabalarının bir parçası olarak okunmalı. Bu, Suriye’nin geleceği için daha kapsayıcı bir yolu reddetmektir.

*JOSEPH DAHER

Ahmed el-Şara hükümeti ile QSD arasında Salı günü yeni bir ateşkes anlaşması yapılmasına rağmen iç çatışmalar ve gerilimler devam ediyor.

QSD, hükümetin Suriye’de iktidarını pekiştirmeyi amaçlayan askeri saldırıları karşısında topraklarını savunmak üzere Kürtlere genel seferberlik çağrısında bulundu. Askeri tırmanış, ABD'nin arabuluculuk ettiği Şam’daki toplantıdan yalnızca iki gün sonra meydana geldi. Devam eden müzakereler sırasında Şam makamlarının önce Halep’te bir saldırı başlatmayı, ardından bunu diğer alanlara yaymayı planladığı açık. Dêrazor ve Reqa'da bir süredir el-Şara ile temas halinde olan çeşitli Arap aşiretlerini toplayarak QSD’ye karşı genel bir saldırıya hazırladılar. Tüm bunlar, Türkiye’nin desteği ve Washington’ın yeşil ışığıyla yapıldı.

18 Ocak’taki ilk ateşkes ve 14 maddelik anlaşma, Şam güçlerinin ülkenin kuzeydoğusuna girmesini ve QSD’nin orduya entegre edilmesini öngörüyordu. Yine de bu, hükümetin askeri tırmanışını durdurmadı. 20 Ocak Salı günü yeni bir anlaşma imzalandı. SANA, Şam güçlerinin Hesekê ve Qamişlo şehir merkezlerine girmeyeceğini duyurdu. Bu kuvvetler şehirlerin çevresinde kalacak. Şam ayrıca askeri kuvvetlerinin Kürt köylerine girmeyeceğini ve bu köylerde yerel sakinlerden oluşan yerel güvenlik güçleri dışında hiçbir silahlı gücün bulunmayacağını belirtti. SANA’ya göre Ebdî’nin, “QSD’den Savunma Bakan Yardımcısı pozisyonu için bir aday önermesi, Hesekê Valisi için bir aday, parlamento temsili için isimler ve Suriye devlet kurumlarında istihdam için bir liste sunması” bekleniyor. Bu anlaşmanın uygulanabilirliği ve hayata geçirilmesi konusunda pek çok belirsizlik devam ediyor.

Dış destek

ABD (Fransa ile birlikte) resmen iki aktör arasındaki gerilimi azaltmak için çalışsa ve QSD’nin DAİŞ’e karşı uzun süredir ortaklığına rağmen Washington, Suriye hükümetinin askeri eylemlerini durdurmak için anlamlı bir baskı uygulamadı. Aslında ABD, Trump ile el-Şara arasındaki birden fazla görüşme ve Aralık 2025’te Caesar yaptırımlarının kaldırılmasıyla kanıtlandığı üzere, yeni yönetici otoritelerin önemli bir destekçisi haline geldi.

Öte yandan Ankara, QSD’yi dağılmaya ve Suriye ordusuna entegre olmaya zorluyor. Türk yetkililer, Şam'ın saldırısıyla birlikte birden fazla kez Suriye Kürt önderliğindeki güçlere karşı fiilî desteğe hazır olduğunu duyurdu. Türkiye, Qamişlo bölgelerini de bombaladı ve son askeri saldırılarda önemli lojistik destek sağladığına yaygın olarak inanılıyor.

Esad rejiminin düşüşünün ardından Türkiye, Suriye’nin en önemli bölgesel aktörlerinden biri haline geldi. HTS'yi destekleyen Ankara, Suriye üzerindeki etkisini pekiştirdi. Türkiye’nin ana amacı, Kürtlerin özerklik taleplerini engellemek, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ni (AANES) dağıtmaktı.

Zayıf yönler

Anlık jeostratejik yönlerin ötesinde bu Şam güçlerinin hızli ilerlemesi, Özerk Yönetim'in siyasi projesinin Kürt olmayan nüfuslar, özellikle Araplar arasındaki sınırlılıklarını da gösteriyor. QSD, kontrolündeki alanlarda Arap halk sınıflarının rızasını kazanmak için stratejiler geliştirmek yerine, yerel nüfusları yönetmek için aşiret liderleriyle iş birliği yaptı. Bu aşiret liderleri, en güçlü siyasi aktörlere göre sadakatlerini değiştirmeleriyle bilinir ve kendi maddi çıkarlarını savunmaya odaklanır. Güç dengesi giderek Şam lehine değişince aşiret liderleri de buna uydu. Dahası, QSD liderliğinin devam eden ABD desteğine yönelik yanlış güveni, ülkenin demokratik ve ilerici güçleriyle daha geniş ve derin siyasi ittifaklar kurma konusundaki ilgisizliği, siyasi projesinin sürdürülebilirliğini zayıflattı.

İktidarı merkezileştirmek

Sonuçta Şam'ın son saldırısı, mevcut Suriye yönetici elitlerinin iktidarı merkezileştirme çabalarının bir parçası olarak okunmalı. Bu, Suriye’nin geleceği için daha kapsayıcı bir yolu reddetmektir. Bu, Esad’ın düşüşünden beri böyle. Takip eden aylarda el-Şara liderliğinde önemli insan hakları ihlalleri işlendi; özellikle kıyı bölgelerinde ve Süveyde’de Alevi ve Dürzi nüfuslara yönelik katliamlar. Bu saldırıların yanı sıra yönetici otoriteler demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlamaya çalıştı. Yönetici otoriteler ve destekçileri, Kürtlere ve QSD’ye karşı saldırgan bir söylem kullanıyor. Önemli ırkçılık ve insan hakları ihlalleri söz konusu. Örneğin Suriye Vakıflar Bakanı Muhammed Ebu’l-Hayr Şukri, ülke genelindeki camilere bir dini talimat yayınlayarak Şam yanlısı güçlerin “fetih ve zaferlerini” kutlamalarını ve 'Suriye Arap Ordusu' askerlerinin başarısı için dua etmelerini istedi. Ayrıca Kur’an’dan Enfal Suresi’nin 6. ayetinin özellikle belirtilmesini teşvik ederek, 1988'deki Enfal'e atıfta bulunmayı amaçladığı anlaşılıyor. Bu kampanya, Saddam Hüseyin tarafından bugünkü Irak Kürdistanı’ndaki Kürtlere karşı gerçekleştirilmişti ve kimyasal saldırılar, kitlesel katliamlar ve yaygın yıkımla işaretlenmişti.

Bu endişe verici bağlama rağmen bölgesel ve uluslararası yöneticiler, Suriye yönetici otoritelerini desteklemeye devam etti; bu da onların ülke üzerindeki gücünü meşrulaştırdı ve güçlendirdi. Bu nedenle el-Şara’nın Suriyeli Kürt nüfusa dilsel, kültürel ve vatandaşlık hakları vermesine ve devlette resmi pozisyonlar sağlamasına rağmen meşru korkular devam ediyor. Şimdi Suriye’deki ilerici ve demokratik güçler için öncelik, kan dökülmesini durdurmak, yerinden edilmiş sivillerin güvenli dönüşünü sağlamak ve ülkedeki nefret söylemi ile mezhepçi uygulamalara karşı mücadele etmek. Suriye’nin geleceği tehlikede. Gerçekten de yeni yönetici otoriteler, planlarının eski rejimin otoriter uygulamalarından radikal bir kopuş olmadığını gösterdi.

Şam tarafından şu anda demokratik ve kapsayıcı siyasi temsil ile iktidar paylaşımı için hiçbir plan sunulmuyor. Demokrasi, sosyal adalet ve eşitlik arayan tüm Suriyeliler, bu dinamiklerden endişe duymalı ve tüm güçleriyle bunlara karşı mücadele etmeli.

 

* Akademisyen-yazar Joseph Daher'in alsifr.org'daki yazısı özetlendi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.