Kürt tutsağın romanı da tutuklandı!

24 Eylül 2021 Cuma - 15:44

KURT TUTSAK

KURT TUTSAK

  • Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü siyasi tutsak Bager Sayak’ın kaleme aldığı roman çalışmasına “örgütsel haberleşme” gerekçesi el koyan Kırıkkale F Tipi Hapishanesi yönetimi romanı fiilen gasp etmiş durumda: Ocak ayından bu yana romanı ne ailesine postalıyor ne de Bager’e geri veriyor!

 

EYLÜL DENİZ YAŞAR

 

Hapishanede geçirdiği 11 yılı bir edebi üretim sürecine dönüştüren tutsak Bager Sayak Ocak ayında bitirdiği roman çalışmasının ilk cildini dışarıya postalamak istediğinde Kırıkkale Hacılar F Tipi Hapishanesi yönetimi “örgüt ve çıkar amaçlı iletişim” gerekçesi ile romana el koydu. O zamandan ne kendisine geri verilen ne de ailesine postalanan roman gasp edilmiş durumda.

 

“Ahmed Arif’in dediği gibi ‘kalbim dinamit kuyusu’. Dinamit kuyusu, çünkü ben bir roman çalışması yaptım. Fakat buradaki hapishane idaresi kitabıma el koydu. Elbette bu ülkede yazılmamış bir kitabın yasaklanması, el konulması olayı ilk değildir. Çünkü kitabı bombadan, silahtan daha tehlikeli gören bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu kadar mı? Hayır! Kitabıma el konulup bir de bana 15 (onbeş) gün hücreye koyma cezası verdiler. Yani hem mağdur ediliyorum hem de cezalandırılıyorum. Sizce de çok absurd bir durum değil mi?”

 

22 Ocak 2021, Cuma tarihini iliştirdiği mektubunda kendisi ve yazdığı romanın başına gelen hak ihlalini anlatan Bager, aylardır romanını Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’nden ailesine postalanabilmesi için mücadele veriyor.  Bingöl Karlıova doğumlu Bager şu an 30 yaşında ve 2010 yılından bu yana hapishanede. Bager’in hikâyesi tutsak edilmiş bir yazarın kendisiyle birlikte tutsak edilen romanını özgürleştime mücadelesi. Bu mücadeleyi ailesi, avukatları ve kendisine ses olmaya çalışan sivil toplum aktivistlerinden dinledik.

Konuyla ilgili ulaştığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu eski üyesi ve Halkların Demokratik Partisi Muş milletvekili Gülistan Koçyiğit ve HDP’nin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı avukat Ümit Dede ise Bager’in el konulan romanının dışarıya çıkarılabilmesi için girişimde bulunacaklarını belirterek atacakları adımlar konusunda bilgi verdiler.

 

‘Bilge Savaşçılar’ mücadelesi

Bager’in mücadelesine öncelikle Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CISST) ulaştırdığı mektubu ile ulaşabildik. 2017 yılından beri CISST Hapiste Ağırlaştırılmış Müebbet alanının temsilciliğini yürüten Ezgi Yusufoğlu’nu ziyaret ettiğimizde kendisi süreci şöyle özetledi: “2021 Ocak ayında Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’nden Bager Sayak isimli siyasi ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpus derneğimize ulaştı ve yazdığı üç ciltlik bir roman çalışmasının ilk cildini yayınevine gönderilmek üzere ailesine gönderirken hapishane idaresi tarafından el konulduğuna dair bir bilgi verdi.”

Bager, 7 Temmuz 2021 tarihli mektubunda kitabına el konulma gerekçesini şöyle açıklıyor: “İlk cildi yazdım, bitirdim ve yayınevine göndermeleri için aileme gönderdim. Dediğim gibi hapishane idaresi el koydu. El koyma gerekçeleri ise: ‘terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan’ ifadelerin bulunması.”

Bager’in yazdığı üç ciltlik çalışmanın başlığının “Bilge Savaşçılar” olduğu ileten Yusufoğlu, “Bager Sayak kitabının tamamen kurgu ürünü olduğunu, herhangi bir gerçek hikayeye dayanmadığını bize mektubunda anlattı. Ancak bu çalışması bir haberleşme aracı olarak görüldüğü için çalışmasına el konulmuş. Bizden talebi onun sesini kamuoyuna duyurmamız ve romanının dışarı postalanması için destek vermemiz” diye belirtti.

 

Hücresini köpeklerle bastılar

İnsan Hakları Derneği’nin desteği ile ulaştığımız Bager’in 23 yaşındaki yeğeni Ahmet Sayak amcasının pek çok hak ihlali yaşadığına dikkat çekerek şunları aktardı: “Romanını bize gönderecekti, biz de yayınevine gönderecektik, ama el koymuşlar. Zaten amcam 10 senedir hücrede kalıyor. Önceden 2016’ya kadar Erzurum E Tipi Cezaevi’ndeydi. Buradan gönderirken de yazdığı kitabı dikmek için kullandığı iğne ipliği görüp bunu gerekçe göstererek yine o zaman hücre cezası verip Kırıkkale F Tipi’ne sürgün ediyorlar. Kırıkkale F Tipi’nde de defalarca kez hücresini köpeklerle basıp arama yapmışlar. Bir sürü hak ihlali var.”

Erzurum’dan Kırıkkale’y sürgün sevk ile gönderildiğinden beri ailesinin görüşe gitmek konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını söyleyen Ahmet, “Zaten pandemi gerekçesi ile görüşler iptal oldu. Onun dışında da sürekli disiplin cezaları oluyor, ziyaretleri kısıtlanıyor. Farklı şehirlerde de olunca epeydir gidemiyoruz. Kimseye zarar vermedi, kimseyi öldürmedi. Kürtçe ifade verdi diye ceza verdiler. Kitabı amcam için çok önemli, bizim için de önemli. Ama esas konu onun adil yargılanmasıdır” diye belirtti.

 

Ceza veren hakimlerin tamamına FETÖ soruşturması

Elbette bir ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu için Bager’in romanını özgürleştirme mücadelesi dışında da bir hikayesi var; bu hikayenin detaylarına ulaşmak için Bager’in yeniden yargılanması için hukuki mücadeleyi yürüten avukatı Muharrem Canayakın’a ulaştık. Canayakın, Bager’i yargılayan hakimlerin “tamamının FETÖ soruşturmalarının kapsamında görevden alındığını” ve bu nedenle Bager’in yeniden yargılanması için davaya müdahil olduğunu belirtti.

 

2020 yılında müvekkili Bager’in yeniden yargılanması talebiyle başvuru yapan Canayakın bu süreci şöyle açıkladı: “Yargılayan hakimler sağlıklı bir yargılama yapmamış. Kaba taslak dosyayı inceleyip o şekilde karar vermişlerdi. Olay ne şekilde gerçekleşmiş, bunun üzerine ciddi bir inceleme olmamış. ‘Biz bir suçlu bulduk, hemen cezayı verelim’ mantığıyla hareket etmişlerdi. Akabinde FETÖ mevzularından dolayı mahkeme başkanı ve üyelerin hepsi ihraç edildi. Biz de buna istinaden yeniden yargılama talebinde bulunduk.”

 

İfade sırasında ‘işkence’ şüphesi

Yeniden yargılama başvurusunun reddedildiğini söyleyen Canayakın başvurunun reddedilme gerekçesini “Usule önem vermediler, direk esastan değerlendirme yaptılar, mevcut ifadeleri, ifadelerin kapsamını göz önüne aldılar” diye açıkladı ve şöyle devam etti: “Fakat biz de usulün esastan önce geldiğini, ilk önce usuldeki eksikliklerin tamamlanması gerektiği hususunda fikrimizi beyan ettik. Usuldeki eksiklikler bu yeniden yargılama için yeterli. Dolayısıyla itirazımızı yaptık ve yanıt bekliyoruz.”

Ana davaya ilk bakan avukat olmadığı için dava dosyasının esasına ilişkin bilgi paylaşamayacağını belirten Canayakın yeniden yargılama olduğu takdirde Bager’in tahliye edilmesi konusunda umutlu olduklarını ekledi. Bager’in ana davasında esasa ilişkin pek çok sorun olduğunu kaydeden avukat işkence şüphelerini şu sözlerle dile getirdi: “Dosyada biraz problem var. Bager’in kendi ifadeleri var, üzerine atılı kimi suçları ikrar etmiş ancak bu ifadeleri muhtemelen onu döverek aldılar, öyle anlaşılıyor. Yani ona şiddet uygulamışlardır. Bu kesin böyle olmuştur diyemem ama bunlar ciddi şüpheler.”

 

Haberleşme ve düşünceyi ifade hürriyetine aykırı

“Yasalarla oldukça daratılmış olan mahpusların özgürlük alanı diğer taraftan cezaevleri idareleri tarafından yasalara aykırı olarak keyfi biçimde daraltılıyor. Bager’in yaşadığı durum bunun bir örneği” diyen HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Dede “haberleşme hürriyeti” ve “düşünceyi ifade hürriyeti” kapsamında Bager’in taslak kitabına el konulmasının hukuka aykırı olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Düşünce ve ifade özgürlüğü sadece sözlü olarak gerçekleştirilecek bir eylem değil, yazıyla, resimle, hatta müzikle kişiler düşüncelerini topluma yayabilirler. Hükümlü de olsa temel yasal haklar Bager Sayak için de geçerlidir. Burada ihlal edilen hem anayasanın 22. Maddesinde düzenlenen haberleşme hürriyeti, hem de düşünce ve ifade özgürlüğünün engellenmesi. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesine de aykırı”

“Bilge Savaşçılar”ın Kırıkkale Hapishanesi’nden dışarı postalanabilmesi için hukuki mücadeleyi yürüten Özgürlükçü Hukukçular Derneği’nden avukat Şevin Kaya, müvekkili Sayak’ın mektup okuma komisyonunun kitaba el koyma kararına itiraz etmesi ile birlikte başlayan hukuki süreç konusunda şu bilgileri paylaştı:  “Cezaevi idaresinin verdiği kararlara karşı İnfaz Hakimliği’ne başvuru yapabiliyorsunuz. İnfaz Hâkimliği yapılan başvuruyu reddetmişti.  Şu an Anayasa Mahkemesi (AYM) başvuru sürecinde. Kitap el konulmuş halde olduğu için biz de ulaşamıyoruz. Roman fiilen gasp edilmiş durumda diyebiliriz.”

 

Hem avukat Dede hem de avukat Kaya’nın paylaştığı bilgiler ışığında Kırıkkale F-Tipi Hapishanesi yönetiminin Bager’in yazdığı romana “el koymakla” ve el koydukları günden beri geçen dokuz ay boyunca hala kitabı adeta “tutuklamakla” yaptıkları şey Kürt tutsağın temel haklarının açık bir ihlali. Ama şimdi asıl soru AYM hakimleri bu insan hakları ihlallerini tanıyıp bu ihlallerin giderilmesi doğrultusunda bir karara varacak mı, varmayacak mı… AYM’nin kararının önemli olduğunu, çünkü iç hukukta son süreç olduğunu ve şu an AYM kararını bekledikleri bilgisini paylaşan Kaya sözlerini şöyle noktaladı:

“AYM’nin kararını yakın bir tarihte vermesini beklemiyoruz. Muhtemelen bir-iki yıl içinde bir sonuç çıkabilir. Karar olumsuz gelirse sonrasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracağız. Çünkü müvekkilimizin talebi de bu yönde.”

 

HDP hak ihlalini TBMM ve Adalet Bakanlığı’na taşıyacak

Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini yakından takip eden HDP milletvekili Koçyiğit, Bager’in yaşadığı sürecin “hukuki değil siyasi” bir mesele olduğunu dile getirdi. “Olayı sizin bağlamınızda yeni öğreniyoruz. Bu olay cezaevleri meselesine çok yönlü bakmamız gerektiğini bize gösteriyor. Siyasi mahpuslara insanlık dışı koşullar dayatıldığını, üretme, düşünme, düşündüklerini yazma, aktarma özgürlüklerine de el konulduğunu gösteriyor” diyen Koçyiğit Bager’in yaşadıklarını “temel bir insan hakları ihlali” olarak tanımladı.

Türkiye’deki cezaevlerinde özellikle siyasi mahpuslara dönük “tecrit içinde tecrit” politikalarına dikkat çeken HDP vekili “Tırnak içinde söylüyorum ‘sakıncalı fikirler, örgütsel doküman’ gibi hukuk dışı gerekçelerle en temel özgürlük olan düşünce özgürlüğünü gasp ediyorlar. Edebi metinler, makaleler, bilimsel üretimlere el koyan despot bir anlayışla karşı karşıyayız” değerlendirmesini yaptı.

Koçyiğit kendisine ulaştırdığımız mektuplar lle TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvuru yapacağını belirterek bu konuda atacakları adımlara dair şu bilgileri paylaştı: “Bu konuda elimizden gelen tüm girişimleri yapacağız. Bu konuyla ilgili Adalet Bakanlığı’na önerge vereceğiz. Meclis açıldığında da basın toplantısında da cezaevlerindeki genel hak ihlalleri ile birlikte özellikle bu mesele özgülünde yaşanan ihlali dile getireceğiz. Bu hak ihlalini duyulması ve giderilmesi için HDP olarak bu konuyu gündemimize alacağız ve takip edeceğiz.”

 

‘Motivasyonumu kırmak istiyorlar’

Romanının dışarı postalanması için verdiği mücadelenin kamuoyuna duyurulmasını ve kendisine destek verilmesini talep eden Bager romanına yapılan suçlamaları “Görüldüğü gibi ne kadar ‘suç’ vs. örgütü varsa hepsini koymuşlar içine. Torba yasalar gibi… Ne buluyorlarsa atıyorlar içine!” sözleriyle eleştiriyor.

Bu cümlelerin sonuna bir gülücük iliştirdikten sonra devam ediyor: “Kitapta herhangi bir haberleşme vs. durumu yok. Tamamıyla fantastik bir kurgudan ibaret olan ve kadının özgürlük mücadelesini merkezine alan felsefi ve edebi bir çalışmadır. Kaldı ki aileme göndermiştim kitabı. Yani ‘haberleşme’ diye bir şey yoktur içinde. Tamamen keyfi gerekçelerle, hukuki olmayan yaklaşımlarla kitabıma el konuldu.”

11 yıldır özgürlüğünden mahrum bırakılmış olan ve “ölünceye kadar” ağırlaştırılmış infaz rejimi altında umut hakkı dahi elinden alınmış olan Bager’ın romanı da şimdi kendisi gibi tecrit edilmiş durumda. “Üç ciltlik çalışmamın ilk cildine el koyarak motivasyonumu kırmak istiyorlar” diyen Kürt tutsak ile dayanışma göstermek isteyenler için mektup adresi: Bager Sayak, Hacılar F Tipi Hapishanesi Hacılar/Kırıkkale.

 

Kaynak: medyanews.net

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.