Kürtler sizin kardeşiniz mi?

Mehmet Edip Taşar
Son 24 saatte yaşananlar bile Kürtlerin, egemen devletlerin zulüm çarkı altında tutulup sevincine ve yasına ortak olunmadığını, yaşam hakkının keyfince alındığını gösteriyor.
- Kürtlerin Newroz'daki coşkusunu hazmedemeyen Türk iktidarı, 10'dan fazla ilde 170 kişiyi gözaltına aldı. Ev baskınlarında ve gözaltında işkenceden kaçınmadı.
- Yaşı 70’i aşan, defalarca ameliyatlar geçiren, 40 kiloya kadar düşen, hareket bile demeyen tutsak Mehmet Edip Taşar'ı tahliye etmeyip, son olarak kaldırdığı hastanede yaşamını aldı.
- Wan'da yaşayan annesi Sarya Ataman'ın cenazesine masraflarını tahsil ederek Sincan 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden getirdiği tutsak Kinyas Ataman'ı kelepçeli tuttu.
- Wan'ın Elbak (Başkale) ilçesinin İran sınırındaki Elbês Mahallesi'nden Fehim Tosun'u sınırda katledip, iki gün boyunca cenazesinin alınmasına bile müsaade etmedi.
Tüm girişimlere rağmen tutsaklığı sürdürülerek gerekli tedavilerden mahrum bırakılıp tahliye edilmeyen 70 yaşındaki ağır hasta tutsak Mehmet Edip Taşar'ın cenazesi tahliye edildi.
Son açıklanan verilere göre; Türkiye'de toplam 304 bin 956 kapasiteli 403 hapishanede 412 bin 991 mahpus tutuluyor. Kapasitenin üzerinde tutulanların sayısı 108 bini aşıyor. Tutsakların 476'sı engelli; 6 bin 572’i 65 yaş üstü ve 4 bin 500'den fazlası 12-18 yaş arası çocuk. Annesi ile tutulan 0-6 yaş grubu çocuk sayısı 890'ı geçti. Binlerce tutsak, tahliye edilmeleri gerekirken Cezaevi İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi engelini aşamıyor. 4 bine yakın tutsak AİHM kararına rağmen 'umut hakkı'ndan yararlanamıyor. İHD'nin tespit edebildiği kadarıyla 600'ün üzerinde ağır olmak üzere bin 500'den fazla hasta tutsak, tedaviye erişemediği gibi cezaevi idareleri, yargı ve Adli Tıp Kurumu bariyerileri cezaevinde tutuluyor.
Ağır hasta tutsaklardan biri de Mehmet Edip Taşar’dı. 19 kez anjiyo olan, nefes almakta güçlük çeken, tek başına ayağa kalkamayan, kansızlıktan derisinde morluklar oluşan, artık 40 kiloya düşen Taşar, kronik sağlık sorununa rağmen hastaneye sevklerinde ciddi problemler yaşadı, sevki gerçekleşse dahi yeterli tedavi yapılmadı. Ayakta duramamasına rağmen nezarette ayakta durmaya zorlandı. Kan şekerinin 600’e kadar çıktığı, ritim bozukluğu ve kansızlık yaşadığı, görme yetisini büyük ölçüde kaybettiği halde Taşar’ın infaz erteleme başvurusu Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından “hapishanede kalabilir” raporuyla reddedildi. ATK’ya son sevki sırasında, yürüyemediğini ifade etmesine rağmen kendisini muayene eden doktorlar, ‘yalan söylüyorsun, yürüyebiliyorsun’ diye zorlandı; yere düştü ve yerde sürüklendi. Avrupa İşkencenin Önlemesi Komitesi’ne (CPT) göre ölümcül hastalığı olanların tahliye edilmesi gerekirken 11. Yargı Paketi'nde de kapsam dışı tutuldu.
Anayasa Madde 90/5 gereği tarafı olunan uluslararası insan hakları sözleşmeleri, Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları ve Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin asgari standartları uyarınca, kendisinin ivedi şekilde tedavisi için gerekli teçhizatı ve donanımı olan bir hastaneye sevki ile infazının ertelenmesi ve tahliye edilmesi gerekiyordu. Bunun için tekrar Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığına başvuruldu.
Artık ölüm yolundaydı
27 Aralık 2022'den beri Marmara 5 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Taşar için 25 Şubat'ta 'İvedilikle tam teşekküllü bir eğitim ve araştırma üniversite hastanesi iç hastalıklar kliniğine sevkinin sağlanarak kilo kaybı etiyolojisi açısından değerlendirilmesi, hastalığının kesin tanısının konulması ve etkin tedavisinin sağlanması ve infazının 6 ay süreyle ertelenmesi gerektiği’ yönünde görüş bildirildi, ancak başvuruya rağmen herhangi bir infaz erteleme veya tahliye kararı verilmedi. Taşar, 3 Mart'ta ölüm eşiğindeyken Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı. Doktorlar, aileye her şeye hazırlıklı olmaları gerektiğini iletti. ÖHD, ölüm sınırına dayanan Taşar için başta Adalet Bakanlığı olmak üzere, ATK'nin hapishanede kalamaz raporuna rağmen ivedilikle tahliye ve infaz erteleme kararı vermeyen Yargıtay 3. Ceza Dairesi ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığını devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü kapsamında sorumlulukları olduğunu hatırlattı; derhal infazının ertelenmesi ve tahliye edilmesini talep etti. Devlet makamları dikkate almadı. Ailesine önceki gece yaşamını yitirdiği iletildi. Taşar’ın cenazesinin memleketi Êlih'e götürülmesi bekleniyordu.
* * *
Kelepçesiyle cenazede
Tutsak Kinyasa Ataman, vefat annesi Sarya Ataman'ın cenazesine kelepçeli ve jandarma çemberinde katıldı.
Wan'da yaşayan tutsak Kinyas Ataman'ın annesi Sarya Ataman, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yaşamını yitirdi. 2009'da Colemêrg'te gözaltına alınarak tutuklanan ve müebbet hapis cezası verilen Kinyas Ataman, tutulduğu Sincan 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden cenazeye getirildi. Tûşba (Tuşpa) ilçesindeki Akköprü Mezarlığı'na getirilen cenaze burada toprağa verildi. Yoğun önlemlerinin alındığı definde, askerler kimsenin çekim yapmasına izin vermedi. Burada konuşan tutsak Ataman, cenazeye katılan herkese teşekkür etti. Kürt annelerinin büyük acılar yaşadığını söyleyen Ataman, "Barış ve özgürlük olursa annelerimiz; ancak o zaman güzel yaşar. Biz de özgürlük mücadelesi veriyoruz ve bugüne kadar bir adım geri atmadık. Evet, ölüm var ama bu ölümleri bizler, mücadelemizle anlamlı hale getiriyoruz ve getirmeye devam edeceğiz. İki gündür annemizin cenazesi benim gelişim için bekletiliyor. Bir tutsak olarak buraya gelene kadar sıkıntılar yaşıyoruz" dedi.
* * *
Cenazesi yerde
Elbak ilçesi Elbês Mahallesi’ndeki İran sınırında katledilen Fehim Tosun’un cenazesi, iki gün vurulduğu yerde bekletildi.
Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesinin İran sınırındaki Elbês Mahallesi’nde yaşayan ve önceki gün kafasından vurularak katledilen Fehim Tosun’un cenazesi vurulduğu yerde bekletiliyor. Türk askerleri, köylülerin cenazenin bulunduğu bölgeye gitmesine izin vermedi. Önceki akşam yol açma çalışması için istenen kepçenin de bozulduğu iddia edildi. Atlarla cenazenin bulunduğu alana gidebilen köylüler, cenazeyi getirmek istedi, ancak askerler savcının gelmeden cenazenin götürülmesine izin verilmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine köylüler alandan çıkarılırken, cenaze ise orada kaldı. Cenazeyi almak için bekleyen Tosun'un yakını Aydın Arslan, almak için çabaladıklarını, ancak bütün çabalarının sonuçsuz kaldığını ifade etti. Aydın Arslan, dün MA'ya konuşarak, "İki gündür cenazeyi bekliyoruz. Kardeşi ve kuzeni iki gündür cenazenin başında duruyor. Cenazeyi almamıza izin verilmiyor. Devlet bir an önce cenazemizi bize teslim etmelidir" dedi.
Köyün muhtarı Cezmi Arslan da "Fehim'in hakkında yakalama kararı çıkmıştı ve buradan İran'a gitmek istemişti ama o esnada vuruldu. Biz cenazemizi oradan almak istiyoruz. Devlet bize, 'Mayınlı bölgedir' diyor ve bu yüzden bizim gitmemize izin verilmiyor. Savcının oraya gidip inceleme yapması gerekiyor. Bu iki gündür cenaze orada bekliyor. Cenazesini kardeşi görüp haber verdi. Şu anda kimsenin cenazeye müdahale edilmesine izin verilmiyor. Tek talebimiz cenazemizi bize vermeleri ve defnetmemizdir" dedi.
* * *
Coşkuya hazımsızlık
Kuzey Kürdistan ve Türkiye illerindeki Newroz kutlamalarına bu sene müdahale edemeyen Türk iktidarı, alanlardaki coşkuyu hazmedemeyince baskın ve gözaltı furyası başlattı.
Türk Emniyet Genel Müdürlüğü, yaptıklarını duyurdu. Buna göre; "Örgüt propagandası ve izinsiz gösteri” yaptıkları iddiasıyla 170 kişi gözaltına alındı. 17-22 Mart tarihlerinde 9 ilde (Aydın, Êlih, Dîlok, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Mêrdîn, Riha ve Wan) "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ile terör örgütü propagandası" kapsamında 72 kişi gözaltına alındı. 24 Mart'ta ise "Örgüt propagandası yaptığı" iddiasıyla 6 ilde (İstanbul, Amed, İzmir, Riha, Antalya ve Mêrdîn) eş zamanlı düzenlenen baskınlarda 98 kişi gözaltına alındı.
Evler çoğunlukla kapıları kırılarak basıldı, eşyalar dağıtıldı, hakaret ve darp eşliğinde gözaltılar gerçekleştirildi.











