Lümpen troll yargısı

30 Temmuz 2020 Perşembe - 16:02

  • Antep’te HDP ve DBP’yi hedef alan 14 Kasım’daki siyasi soykırım operasyonunda rehin alınan siyasetçiler hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi, bir yıl tamamlandıktan sonra ilk duruşma görülecek.
  •  Bayağı bir dille yazılan ve hakaretlerle bezenen iddianamede, Meclis’in 3. büyük grubu olan, 6 milyondan fazla oy alan HDP için ‘sözde parti’, ‘siyasi parti adı altında…’ gibi tanımlamalar yapıldı.

BARIŞ POLAT - MA/ANTEP

Antep’te 35’i tutuklu 61 Kürt siyasetçi ve dernek üyesi hakkında hazırlanan 668 sayfalık iddianame kabul edildi. İddianamede, HDP için “sözde parti” tabiri kullanıldı, faaliyetleri suç sayıldı. 

Antep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen siyasi soykırım kapsamında 14 Kasım 2019’da birçok adrese eş zamanlı baskın düzenlenmiş ve aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticilerinin de bulunduğu 57 Kürt siyasetçi gözaltına alınmıştı. Sonrasında, 35 kişi çıkarıldıkları mahkeme tarafından “Örgüt üyesi olmak” ve “Örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla tutuklanmıştı. 6 ay teknik ve fiziki takibe alınan siyasetçilere, bağlı oldukları partideki faaliyetleri sorulmuştu. 

668 sayfalık iddianame

 Savcılık, 35’i tutuklu 61 kişi hakkında hazırladığı iddianameyi mahkemeye sundu. “Örgüt üyesi olmak”, “Örgüt propagandası yapmak”, “Patlayıcı madde bulundurma ve temin etme” ve “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna Muhalefet” iddialarıyla hazırlanan 668 sayfalık iddianame Antep 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma 23 Kasım’da görülecek. 

Hepsi yasa dışı görüldü

 İddianamede, Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), HDP Gençlik Meclisi, HDP Kadın Meclisi, Özgür Kadın Hareketi (TJA) gibi siyasi parti, kurum ve dernekler, KCK’ye bağlı olarak yer aldı. Siyasetçilere, “Mali ve Ekonomik Alan Yapılanması”, “Kadın Alan Yapılanması”, “İl Koordinasyonu”, “Cezaevi Dış Koordinasyon Yapılanması” ve “Gençlik Yapılanması” gibi suçlamalar yöneltildi. Zekat, fitre, zarf ve Newroz kartları çalışmaları da “KCK Mali Alan Yapılanması” faaliyetleri olarak gösterildi. 

Parti adı altında!

 İddianamede, HDP’nin siyasi parti adı altında faaliyet yürüttüğü ve ismi dışında siyasi parti olacak emarenin bulunmadığı ileri sürüldü. İddianamede, “Yürütülen birçok KCK faaliyeti bu sözde partinin içinden yerine getirilmektedir” iddiasına yer verildi. Bu duruma kanıt olarak ise Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kınamak için HDP Şahinbey İlçe Örgütü binasında oturma eyleminin yapılması, HDP İl Eşbaşkanı Müslüm Kılıç ve HDP Şahinbey İlçe Eşbaşkanı Mehmet Özkan’ın DTK delegesi olması gösterildi. İddianamenin büyük bir kısmında, HDP’nin, KCK’nin faaliyetlerini siyasi parti adı altında yerine getirdiği iddiasına yer verilmesi ise dikkat çekti.

‘Delil’ de kadın toplantısı

 İddianamede yer alan bir diğer iddia ise TJA’nın KCK yapılanmasına bağlı “kadın alan yapılanması” olduğu. TJA’nın faaliyetlerini HDP Kadın Meclisi adı altında yerine getirdiği ileri sürüldü. İddianamede, TJA’nın bir toplantısına dair yapılan şu iddia dikkat çekti: “Bir toplantıda faaliyetlerin TJA adıyla mı yapılacağının tartışılabilmesi için toplantının KCK toplantısı olması, katılımcılarında KCK üyesi olması gerekir. Bu toplantıda da bu yapılmıştır. Faaliyetlerin TJA adıyla yapılıp yapılmayacağı tartışılmıştır. Bu konu toplantının KCK toplantısı olduğunu açıkça gösteren en önemli delillerdendir. Bu nedenle yapılan toplantı örgüt üyeliği açısından delil olarak ele alınmıştır.”

 31 Mart 2019 yerel seçim sürecinde Antep’te CHP’nin listesinden Belediye Meclis üyesi olarak seçilen Hurşit Besle ve avukat Adnan Erol için de iddianamede, “CHP’ye sızma” nitelendirmesi yapılması dikkat çekti. 

Siyasi parti gibi!

 DTK delegesi olmak ve HDP İl Örgütü yöneticilerinin 26 Mayıs 2019 tarihli toplantısı da ”örgüt üyeliğine” delil olarak kabul edildi. İddianamede, söz konusu toplantı hakkında da şu değerlendirme yapıldı: “Dikkat çekici olan bu toplantının ne kadar sade anlatılmış olmasıdır. Daha öncede bahsedildiği üzere 26 Nisan 2016 tarihli toplantıdan sonra 1 yıllık toplantı tutanakları yoktur. Hem de sonrasında düzenlenen tutanaklardan KCK yapısına ilişkin tüm faaliyetler çıkarılmış tam bir siyasi parti havası estirilmektedir. Ancak gerçeğin öyle olmadığı mevcut soruşturma da teknik araçlarla izleme tutanaklarına ve tape kayıtlarına yansımıştır. Tutanaklardaki bu sadelik güvenlik güçlerimizin yaptığı başarılı operasyonlar nedeniyledir. Hendek, barikat eylemleri ve özyönetim ilanlarının başarısız olması sonrasında siyasi parti gibi görünmeye dikkat ettikleri ve tutanaklarını ona göre düzenledikleri anlaşılmaktadır.” 

Kardeşiyle görüşmesi suç

 HDP Şahinbey İlçe Eşbaşkanı Mehmet Özkan’ın, Antep H Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan kardeşi Cuma Özkan’a para yatırması da “Cezaevi Dış Koordinasyonu” için delil olarak yer aldı. Bir hafta arayla toplam 2 bin 400 TL’nin yatırılması için de “dikkat çekici” nitelendirilmesi yapıldı. Özkan’ın, kardeşini ziyaret etmesi esnasında diğer tutsaklar ile görüşmesine ilişkin de şu iddialara yer verildi: “Burada yürüttükleri faaliyet cezaevi dış koordinasyon faaliyeti kapsamında ele alınmış ve silahlı terör örgütü üyeliği açısından delil olarak ele alınmıştır.” 

Toğrul: Özel bir çabadır

 İddianameyi değerlendiren HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, partisinin kriminalize edilmeye çalışıldığını ve çalışamaz hale getirmenin amaçlandığını söyledi. Toğrul, Antep’te bu duruma ilişkin “özel bir çabanın” olduğunu kaydetti. Tüm faaliyetlerinin “örgüt çalışması” olarak lanse edildiğine değinen Toğrul, bununla da insanların partiye gelmelerinin önünün kesilmeye çalışıldığını ifade etti. 

“Hukuk yok sayılıyor” diyen Toğrul, tüzüğü ve programı Yargıtay tarafından onaylanmış bir partinin yaptığı her çalışmanın illegal olarak gösterildiğini ifade etti. Toğrul, şu değerlendirmede bulundu: “Düşünün parti yöneticilerine ‘niye toplantı yaptınız’ deniliyor. Yine, ‘toplantıda ne konuştunuz’ deniliyor. ‘Siz toplantı yaptınız ve toplantıda bunu konuştunuz ve bu suçtur’ denilmiyor. Ellerinde bir suçlama yok. Kolluk gücü HDP üzerinde bir baskı aracına ve sopaya dönüştürülmüş durumda. Yargı da bu açıdan araçsallaştırılmıştır. Bu şekilde arkadaşlarımız tutuklanıyor. Tamamen bir hukuksuzluk var ortada. Burada bir partinin çalışmaları illegal gösterilerek linç edilmeye çalışılıyor.

HDP’nin Türkiye’de demokrasi için belirleyici gücünü ne yaparlarsa yapsınlar engellemeyecekler. Onlar gün geçtikçe küçülüyorlar. Sıkıştıkça bize saldırıyorlar. Bu baskı ve zora rağmen HDP büyümeye ve Türkiye’de belirleyici olmaya devam edecek.” 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.