Mam Beşir gülümsemesi ve ısrarıyla yaşayacak

Dosya Haberleri —

10 Ocak 2021 Pazar - 23:00

  • Hevalê Beşir, hep söylerdi: “Bir gün şehit düşersem beni Şengal’de toprağa verin.” İsteği yerine geldi. Mam Beşir, Şengal’de şehit düştü, orada da toprağa verildi. Artık Mam Zeki’nin, Zerdeştlerin ve yüzlerce başka şehidin yanında.

MURAT MANG

Bir gün Hevalê Beşir’in (Hasan Dutar) şehadeti ardından yazacağım hiç gelmezdi aklıma. O, Önder Apo’nun felsefesiyle tanıştıktan sonra hayatını halkının özgürlüğü için harcayan fedakar ve dürüst bir devrimciydi. Ben de onunla dönem dönem birlikte çalıştım, yakından tanıdım. Onun örgütleyici, toparlayıcı, coşkulu yapısını yakından yaşama imkânı buldum. Zaten Avrupa’da onu tanımayan Kürdistanlı, özellikle de Êzidî yok gibidir, diyebilirim.
Nasıl anlatsam, nasıl başlasam, bilmiyorum. Bir şehidin ardından konuşmak, onu anlatmak… Ben Hevalê Beşir’i hep gülümseyen bıyıklı yüzüyle, sabrı ve sevecenliğiyle anacağım. Onu ilk kez 2006 yılında, Avrupa’da meclis sisteminin yeni başladığı günlerde, Wuppertal kentinde tanıdım. Sevecenliği, güleryüzü, samimiyeti ve sabrıyla zaten dikkatimi çekmişti ama Êzidî olmasından dolayı ona karşı ayrıca bir sempatim oluştu. Remscheid kentinde kaldığım dönemde zaman zaman bir araya geliyorduk. Ben de Wuppertal Halk Meclisi içinde, Gençlik Komisyonunda yer alıyordum.
Bielefeld kentine 2008 yılında taşındım. Bir ev kiralamış, boyasıyla uğraşıyordum. Eşyalarımı henüz yerleştirmemiştim bile. Telefonum çaldı, boyalı ellerimde cevap verdim. Arayan Hevalê Beşir’di, “Bielefeld’deyim, saat 13:00’da meclis toplantımız var, sen de gelirsen iyi olur” diyordu. Onun da Bielefeld’de olmasına hem şaşırdım hem de sevindim. “Elimde bir iş var, bitirip geliyorum” dedim. Biraz vakit geçti, tekrar aradı: “Hani, nerde kaldın?” Henüz işim bitmemişti. “Tamam, geleceğim” deyip kapattım; kısa süre içinde bir kez daha aradı, “Seni bekliyoruz” dedi. Anladım ki kurtuluşum yok, işimi yarım bırakıp gittim. Israrcı bir insandı, hani “tuttuğunu koparan” derler ya, öyle! Kürt Özgürlük Hareketi’ne faydalı olacak bir şey gördü mü, ısrarla ve sabırla harekete geçerdi.

Balını alamadan gitti
Arıcılık bende aileden gelme bir uğraş. Ülkede başlamış, Almanya’ya da taşımıştım. Hevalê Beşir de bir gün bizim balı tatma fırsatı buldu. Babam Almanya’da misafirim olmuştu, çok keyifli bir sohbete tutuştular. Babamın öğretmenliğe başladığı yer, Batman’ın Bişêri ilçesiydi; Hevalê Beşir de Bişêriliydi. Sohbet ardından babam, “Sana bal göndereceğim” dedi. Sonra bal geldi ama balı Hevalê Beşir’e bir türlü ulaştıramadım. Her karşılaştığımda “Mamoste çawa ye?” (Hoca nasıl?) diyor sorar, eklerdi: “Te hingivê min ne aniye?” (Balımı getirmedin mi?) Bal evdeydi, hatta bir keresinde bir yıl beklemişti. Mahcup oluyor ama yine de bir türlü denk getiremiyordum. Balı da yanımda taşıyamıyordum. Hevalê Beşir, balını alamadan gitti. Şehit düştüğünü duyduğumda balı veremediğim için ayrıca çok üzüldüm.

Eleştiriye açıktı
Ben ve Hevalê Beşir’in Bielefeld’e geldiğimiz ilk aylardı. Bielefeld Halk Meclisi Kadın Komisyonu, sonradan öğrendim ki, her yaz dernek binasının duvarlarını boyuyormuş. 2008’in bir yaz günü derneğe gittim. Mutfakta Hevalê Beşir ve dernekteki diğer erkekler oturuyordu, kadınlar ise büyük salonda boya işiyle uğraşıyordu. Yani erkekler oturuyor, kadınlar çalışıyordu. Hem kızmış hem de şaşırmıştım; çünkü Hevalê Beşir de oturuyordu. Erkeklere hitaben, biraz da sesli bir biçimde, “Kadınlar çalışıyor, siz de oturmuş çay içiyorsunuz, olur mu böyle?” dedim. Hevalê Beşir mahcup bir yüz ifadesiyle gülümseyerek ayağa kalktı, yanıma geldi, “Rast dibejî Hevalê Murat” dedi. Ardından tabii iş bölümü yapıldı. Eleştiriye açıktı, hiç kızmazdı, yüzünde hep bir gülümseme vardı.

Fedakar, cesur…
Gençlik çalışması yaptığım günlerdi. Derneğe geldim, her yer ana baba günü. Bir hayli şaşırdım. İnsan seli içinden yürüyerek üst kata çıktım. Gözlerim Hevalê Beşir’i arıyordu. Göz göze geldik, bıyık altından gülümsüyor. O gülüşü bana çok şey anlattı. Yanına vardığımda kulağıma eğildi ve “Ev malbata dixwaze serê min têxe belê!” (Bu aile başımı belaya sokmak istiyor!) dedi. Gayet soğukkanlı ve kendinden emindi. “Belaye çi?” (Ne belası?) diye sordum. Kulağıma tekrar eğildi ve “Xortekî wan tev lî bûye. Dibêjin te şandîye!” (Bir gençleri katılmış, sen göndermişsin diyorlar!) dedi. Oysa durumdan ikimizin de haberi yoktu. Ortam gergindi. Aile, Êzidî bir aileydi. Tüm aşiret oradaydı, diyebilirim. Hevalê Beşir’i tanıyorlardı. Mam Beşir, fedakar bir insandı, gözü karaydı, partisi ve halkı için her şeyi göze alırdı. O kalabalık arasında beni köşeye çekti ve “Eve git, seni tanımasınlar, biz hallederiz” dedi. Aile çocuklarını geri istiyordu ve Hevalê Beşir’i polis çağırmakla tehdit ediyorlardı; o ise bunu bırakmış, bana bir şey olmasın diye uğraşıyordu. Böyle fedakar, böyle cesur biriydi, bizim Mam Beşir.

Gençliğe verdiği kıymet
Hevalê Beşir’in dikkatimi çeken en önemli özelliklerinden biri, gençlik çalışmalarına önem vermesiydi. 2008 yılında Gençlik Komisyonu çalışmaları yürütürken onun gençliğe verdiği kıymet, bizim için ön açıcı olmuştu. Meclis toplantılarında sürekli, “Gençlik ne karar alırsa, ne yaparsa destekleyeceğiz, yardım edeceğiz” diyordu. O dönemde yaptığımız gençlik şölenine meclis bileşenlerinin tamamının destek vermesinde büyük katkısı olmuştu. 
Hevalê Beşir’in toparlayıcılığı, halk içinde sevilen bir insan olması, sorunlara çözüm odaklı ve adaletli yaklaşması da onu farklı kılıyordu. Ayrıldığı yerde aranan bir insan oluyordu. 2008’den bu yana Bielefeld’deyim, Hevalê Beşir kadar bu kenti toparlayan, bir araya getiren kimseyi görmedim.

Şengal’den gelen görev
O, her yerdeydi, her göreve fedakarca gidiyordu. Bir gün yine telefonum çaldı. Numara uzaklardandı, tanıyamadım. Açtığımda kulağımda Hevalê Beşir’in sesi vardı. Şengal’den arıyordu. Mam Zeki şehit düştükten sonra Şengal’e, onun bayrağını devralmaya gitmişti. Şengal için ayrı bir hassasiyet taşıyordu. Mam Beşir aslında Şengal ve Êzidîler konusunda çok hassas olan Önderliğin ve şehitlerin talimatını yerine getiriyordu. Telefonda, “Mam Zeki’nin hayatını anlatan bir kitap hazırlıyoruz; yakın akrabalarının anlatmaları gerekiyor. Onları dinleyip anlattıklarını bize yazıp gönderir misin?” dedi. Bu rica, benim için talimat gibiydi. Hiç tereddüt etmeden “Evet” dedim. Nihayetinde Mam Zeki’yi anlatan altı saatlik bir görüşme yaptım, yazıp gönderdim. Çok sevindi, onlarca kez teşekkür etti. Önce Mam Zeki’yi dinleyip yazdım; şimdi ise Mam Beşir’i yazıyorum.

Mam Zeki şehit düştüğünde
ilk defa ağladığını gördüm

Hesen Özden, “Şengal’in Mam Beşir’i” gibi olan şehit Mam Zeki’nin (İsmail Özden) yeğeni; Mam Beşir’i de 36 yıldır tanıyor. Bielefeld Demokratik Kürt Toplum Merkezinde geçtiğimiz günlerde Mam Beşir için yapılan anmada o da hatıralarını, duygusunu ve düşüncesini anlattı:
“Beşir arkadaş, hiçbir zaman, hiçbir işten geri durmadı. Arkadaşları için kendisini feda ederdi. 1992-93 yıllarından sonra Êzidîlerin kurumları kuruldu. Beşir arkadaş, o günden beri Êzidîler Birliği çalışmalarında yer aldı. Hep, ‘Bizim, Êzidîlerin işi çok zordur ama yapmamız ve başarmamız gerekiyor’ derdi.
Mam Zeki’nin şehit düşmesi ardından da telefonla görüştük. ‘İnanamıyorum, Mam Zeki yaralıdır’ diyordu. Şehadet netleştikten sonraysa yüz yüze görüştük. O kadar şehadet yaşandı, o kadar zor günler geldi geçti, ben bir gün bile Hevalê Beşir’i ağlarken görmedim ama Mam Zeki şehit düştüğünde çok ağladı. İlk kez onun ağladığını gördüm.
‘Nasıl yapalım da halkımıza ve Şengal’e cevap olalım? Yıllardır ezilen halkımıza nasıl sahip çıkabiliriz’ diye sorup duruyordu. Sürekli de, ‘Bir gün şehit düşersem beni Şengal’de toprağa verin’ isteğini dile getirirdi. Mam Beşir, Şengal’de şehit düştü, orada da toprağa verdi. Artık Mam Zeki’nin, Zerdeştlerin ve yüzlerce şehidin misafiri oldu.”

 

En büyük isteği özgür Şengal’di

Şengal Diaspora Meclisi Başkanı Fikret İgrek, Mam Beşir’i yakından tanıyan bir başka isim. “O, sözüne bağlı bir insandı” diyor ve devam ediyor:
“Avrupa’da özgürlük mücadelesinin birçok alanında çalışma yürüttü. Önder Apo’nun ve Özgürlük Hareketinin çizgisine bağlıydı. Her zaman, 24 saat çalışmak istiyordu. Ne kadar çalışsa da az olduğunu söylerdi.
Beşir arkadaş ile 1995 yılında tanıştık, o günden bu yana da hep ilişkimiz oldu. Kürdistan Êzidîler Birliğinin kurulmasından sonra onun kaldığı bölgede diasporadaki Êzidîlere hizmet etmek ve asimilasyonu önlemek için kurumlar ve birimler oluşturulmuştu. Mam Beşir de fedakarca bu çalışmalarda yer alıyordu. Bir gün mutlaka özgür ve bağımsız bir Kürdistan’ın kurulması umudunu hep taşıyordu. Onunla sohbetlerimizde hep, ‘Êzidî toplumu tarihte hep ezildi, fermanlara maruz kaldı, bunun nedeni örgütsüzlüğümüzdür’ diyordu.

Fermandan sonra Şengal
DAİŞ 2014’te Şengal’e saldırdığında Mam Beşir’in mücadele rotası Şengal’e döndü. Son fermanın ardından Hevalê Beşir’in Şengal’in örgütlenmesi ve kendini yönetmesi için hizmet etmek isteği öne çıkmaya başladı. Bu amaçla üç kez Şengal’e gitti. Şengal, yıllarca Saddam rejimi tarafından ezilmiş, sindirilmişti. Arap asimilasyonuna maruz kalmıştı. Saddamdan sonra KDP’nin Şengal üzerinde hakimiyeti vardı. Şengal’in başındaki derdi Mam Zeki de, Mam Beşir de görüyordu, bu yüzden de engel olmak istiyorlardı. Mam Zeki’yle uzun süre birlikte kaldı, onun şehadetinden sonra ise hayallerini, projelerini yerine getirmek için yönünü Şengal’e çevirdi. Tek bir isteği vardı: Özgür bir Şengal. Bunun için mücadele verdi. Êzidîlerin birlik olması için toplumun birçok katmanı ile toplantılar yaptı, birçok kesimi bir araya getirdi. Gece gündüz Şengal’de halkının içindeydi. Êzidîlerin bir fermanla daha karşılaşması için, emperyalistlerin Êzidîleri bir kez daha hakimiyet altına almaması için, Êzidîler kaderlerini kendi ellerine alsınlar diye mücadele etti.

‘Birlik olursak başarırız’
En son şehit düşmeden bir ay önce Şengal’de bir araya geldik. 24 saat birlikteydik, birlikte biraz da çalışma yürüttük. ‘Biz sonuna kadar mücadele edeceğiz ki Şengal halkı isteklerine, hayallerine, amaçlarına ulaşsın’ diyordu. ‘Şengal özgür ve bağımsız olmalı, başka çaremiz yoktur’ diyordu. Toplum içinde duruşuyla ve temiz karakteriyle seviliyordu. Tanınıyordu. Çocuklarla da, yaşlılarla da ilgilenirdi. Kürdistan toplumunun her kesimiyle ilişki kurmak isterdi. Kürdistan tarihi boyunca Kürt halkına yapılan baskı ve zulümleri dile getirmek, Êzidî halkının yaşadıklarını, nasıl zorla Müslüman yapıldıklarını, fermanlara maruz kaldıklarını anlatmak için halk toplantıları düzenlerdi. Êzidîlerin maruz kaldığı baskıları, zulmü ve fermanları, örgütsüzlüğe bağlıyordu. Kürt halkının birlik olmamasından dolayı dört parçaya ayrıldığını söyler, ‘Birlik olsak bugün farklı bir noktada olurduk’ derdi. Bazı Kürt partilerinin bu birliği istememesini eleştiriyordu.
Mam Beşir, işte tüm bu duygu ve fikirlerle Şengal’de mücadele ediyor, şehitlere layık olmak için çalışıyordu. Şehadeti hem Kürdistan hem de Êzidî toplumu için büyük bir kayıptır. Mam Zeki ve Mam Beşirlerin hayallerinin gerçek olması için biz onların yerini boş bırakmamalıyız, onların mücadele ruhunu yükseltmeliyiz ve onlara sahip çıkmalıyız. Tüm alanlarda, her türlü şart altında biz, onların mücadelesini yürütmeliyiz.”

 

Ömrünün 37 yılını halkına verdi

Mam Beşir’i yakından tanıyanlardan biri de KON-MED Eşbaşkanı Tahir Köçer. Mam Beşir’in 25 yıllık arkadaşı Köçer, onun şehadetine değin ülkesi ve halkı için ömrünü feda eden biri olduğunu belirtiyor ve devam ediyor: “O hep ülkesinin, halkının özgürlüğü için çalıştı; Êzidî toplumunun savunucusu ve militanı oldu. Êzidîlerin birliği için fedakarca çalışıyordu. Ömrünün 37 yılını bu çalışmalara verdi. Özellikle Şengal’deki son ferman ardından Şengal’in özerkliği ve Kürdistan’ın özgürlüğü için hem Avrupa’da hem de Şengal’de canla başla çalıştı. Samimiyeti, ahlakı ve insanlara olan sevgisi ile tanınıyordu. Arkadaş çevresi onu çok severdi. Maalesef böylesine inançlı, mücadeleci ve toplum içinde yeri doldurulamayacak bir değerimizi yitirdik. Ailesinin, Êzidî toplumunun ve Kürdistan halkının başı sağ olsun.”

 

Çok sevilirdi

Mam Beşir (Hasan Dutar), 1956 yılında Batman’ın Cennet köyünde doğdu. 1978 yılında Türk devletinin baskılarından dolayı Almanya’ya mülteci olarak gelen Mam Beşir, altı çocuk babasıydı. 1983 yılında Almanya’da Özgürlük Hareketi’ne katıldı. 2003 yılından itibaren TEVDA hareketi içinde yer alan ve aktif olarak çalışan Mam Beşir, Şengal’in yeniden inşası ve özgürlüğü için de büyük bir fedakarlıkla emek harcadı.
Ömrünün yarısından fazlasını, 37 yılını Özgürlük Hareketi içindeki çalışmalarda geçiren Mam Beşir, 14 Aralık 2020’de Şengal’de kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Almanya’daki Kürdistan Toplulukları Konfederasyonu (KON-MED), Mam Beşir’in ardından yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Hasan Dutar (Mam Beşir) yoldaş, Almanya'ya gelişinden son gününe kadar gerek Avrupa gerekse ülkede, Şengal’de, yıllardır yorulmadan halkının özgürlüğü için militanca çalışma yürüttü. Mam Beşir yoldaşın dostluğu, samimiyeti ve insancıl olmasından dolayı, onu tanıyan arkadaşları ve çevresi tarafından çok sevilirdi. Arkadaşları ve topluluğu arasında bir ışık gibiydi.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.