Manevra kabiliyetini kaybetti

22 Kasım 2020 Pazar - 23:02

  • Türkiye’nin, bölgede ancak insan hakları temelli, uluslararası dostluk ve barış eksenli bir siyasetle belini doğrultabileceğini ama Erdoğan’ın bu manevraları yapamayacağını belirten Kürkçü, şunların altını çizdi:
  •  "AKP-MHP-Ergenekon güç birliğinin demokrasi, Kürtlerin hak ve özgürlükleri yönünde manevra yapma ihtimali ve yeteneği hemen hemen sıfır. İktisadi çöküşe doğru doludizgin gittiğine göre toplumsal desteği düşmeye devam edecektir.
  •  Bu manevraları yapma olasılığı daha da imkansız hale gelecektir. Rejim ve devletin kendisini Erdoğan’a bağlamış. Türkiye’nin bu rejim altında başka bir denkleme sıçrayabilme kabiliyetini kaybettiğini düşünüyorum." 

Resmi olmayan sonuçlara göre ABD Başkanı seçilen Joe Biden’ın, Kürt sorununda daha ilkeli bir siyaset izleyeceğini düşünen HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, "Halk Bankası davasına Erdoğan ve ailesinin adı daha açık bir şekilde karşılaşabilir" dedi. 

Resmi olmayan sonuçlara göre ABD başkanlık seçimlerini kazanan Demokrat Partili Joe Biden yönetiminin yeni dönem politikaları merak konusu. Trump döneminde ABD-Türkiye ilişkilerinde kritik konu olan “Halkbank Davası”nın Biden yönetiminde yeniden ele alınması bekleniyor. S-400 alımlarına karşı Biden yönetiminin daha sert bir tutum ve yaptırım kararları alması gündemde. Özellikle Kuzey-Doğu Suriye halklarının yalnız bırakılması konusunda Trump yönetimi eleştirilirken, Biden döneminde DAİŞ’e karşı mücadele veren Kürtler ve bölge halkları konusundaki politikaların farklılaşabileceği ifade ediliyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi ve yargıdaki reform açıklamalarının ABD’nin yeni yönetimine uyum sağlama ve iktidarına alan açma olarak değerlendiriliyor.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Naci Kaya’nın sorularını yanıtlayan Hakların Demokratik Partisi (HDP) Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü yanıtladı. Biden yönetiminin, Trump’ın “gücü yeten yetene”  anlayışını değil insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir dünya düzenine dönüşü savunur göründüğünü kaydeden Kürkçü, "Bu ister istemez Trump’ın Hitler faşizminden devraldığı 'en büyük Amerika' sloganı yerine daha çok küreselci bir demokrasi söylemini gündeme getirecektir. Biden’ın kazanmasının, Avrupa’da demokratik değerlerin güçlendirilmesi, Ortadoğu’da baskıcı rejimlerin himayesine son verilmesi, genel olarak Kürtlerin mücadelesi üzerinde Trump’ın ahlak dışı pazarlıkları yerine daha ilkeli bir siyasetin benimsenmesi yönünde etkileri olabileceğini düşünüyorum. Bütün bu konuştuklarımızın temelini esasen ABD’deki büyük toplumsal atılım oluşturuyor. Bu toplumsal basınç, Biden yönetimini belirli bir doğrultuda tutmaya yardımcı olacaktır. Yoksa ABD’nin ne ekonomik ne de politik temel özellikleri bir seçimle değişti" dedi.

Toplumsal muhalefet boyun eğmedi

Türkiye’de toplumsal muhalefet dinamiklerinin, Erdoğan, Bahçeli ve Ergenekon faşizmine asla boyun eğmediğini; bütün baskılara rağmen Kürtlerin özgürlük mücadelesi kararlılığından hiçbir şey kaybetmediğini vurgulayan Kürkçü, şöyle devam etti: "Türkiye’nin kuzeyindeki sömürgeci siyaseti sürdürebilmesi için batıya ve güneye saldırmaya dayalı Kürtleri ezme stratejisi de akamete uğramak üzere. Bu çerçevede barış dinamiklerinin gücünün artması ve yeni alternatiflerin ortaya çıkmasının mümkün olduğunu söyleyebiliriz. O zaman, başkanlık rejimini reddeden bir yönetimin ortaya çıkması ve Türkiye’nin hem ABD hem de diğer ülkelerle ilişkilerinde olumlu değişiklikler gerçekleşmesi pekâlâ mümkün. Bu açıdan gidişat toplumsal muhalefet için yeni imkanlar sunabilir."

İnanılmaz bir kaynaşma var

 Son dönemlerde daha da güçlenen demokratik eğilime; rejimi değiştirmeye kararlı iradeye işaret eden Kürkçü, bunun zaten muhalefetin oylarındaki yükselişten ve iktidarın oylarındaki düşüşten net olarak görüldüğünü söyledi. Çok ağır baskı altında olmalarına rağmen Kürtlerin, siyaseti büyük bir ferasetle götürdüğünü; Kürt halkı ve Türkiye muhalefetinin teslim olmadığını kaydeden Kürkçü, "O açıdan umutluyum. Faşizme karşı mücadele ve demokrasiyi kazanmak için toplumda inanılmaz bir kaynaşma var. Dalgaların büyük kaya kütlelerini aşındırdığı gibi bu muhalefet dalgası da iktidarı aşındırıyor. Değişimin hızlıca gelmekte olduğunu söyleyebilirim" şeklinde konuştu.

Göz boyamaya çalışacaklar

“Adalet reformu" laflarıyla esasen Türkiye’de insan hakları ve hukukun üstünlüğü bahsindeki büyük çöküşü gizlemeye ya da hiç değilse önlerinde bir yol haritası varmış gibi yaparak göz boyamaya çalışacaklarını söyleyen Kürkçü, şunları ifade etti: "Reform, der demez, Kürt muhalefetine, demokratik güçlerine yönelen saldırılar, Diyarbakır Barosu avukatlarına yönelik kitlesel tutuklamalar, bütün bunların laftan ibaret olduğunu gösteriyor. Bu süreçten dünyanın birinci süper gücü ile çatışmadan sıyrılmanın çaresini arayacaklardır. Türkiye, NATO üyesi olmaya devam ediyor. Askeri alanda dayandıkları en büyük güç ABD’dir. Öte yandan temel teknolojiler bağlamında da ABD’ye bağlı oldukları bir realite. Bu çerçevede boş konuşmaya devam etmektense Biden’ın kendilerine yönelmelerini bekleyecekler. 

 'Al gülüm, ver gülüm' bitiyor

Türkiye-ABD ilişkilerindeki en büyük nasırlardan biri olan Halk Bankası davasında Trump’ın elinin Amerikan mahkemeleri üzerinden kalkacağı için yargıçlar, önlerindeki dosyaya bakacaklar. Davanın genişletilmesi, Erdoğan için Biden’ın düşündüğünden de sert sonuçlar doğurabilir. Bu anlamda yeni itiraflar da gündeme gelebilir ve Erdoğan ailesinin adı daha açık bir şekilde davaya karışabilir. Kendisini Erdoğan’ın kaderine bağlamış olan Türkiye Cumhuriyeti açısından da bu büyük bir devlet krizi haline gelebilir. Yani Biden döneminde, Türkiye’nin, Trump döneminde olduğu şekilde ABD ile 'al gülüm, ver gülüm' ilişkisini sürdüremeyeceğini düşünüyorum." 

Sıçrayabilme kabiliyetini kaybetti

 Türkiye’nin, bölgede ancak insan hakları temelli, uluslararası dostluk ve barış eksenli bir siyasetle belini doğrultabileceğini ama Erdoğan’ın bu manevraları yapamayacağını belirten Kürkçü, şöyle izah etti: "Çünkü Erdoğan, kendi eseri olan 15 Temmuz ve onu tamamlayan 20 Temmuz OHAL Darbesi ile çok can yaktı. Daha da önemlisi en az kendisi kadar zalim Ergenekon ve MHP’yle ittifaka mecbur kaldı. Bu güç birliğinin demokrasi yönünde ve tabii ki demokrasinin temel dinamiği olan Kürtlerin hak ve özgürlükleri yönünde manevra yapma ihtimali ve yeteneği hemen hemen sıfır. Kısa vadede bir iktisadi mucize de yaratamayacağına, tersine iktisadi çöküşe doğru doludizgin gittiğine göre toplumsal desteği düşmeye devam edecektir. Destek düşerken bu manevraları yapma olasılığı daha da imkansız hale gelecektir. Bu çerçevede ben rejimin ve devletin kendisini Erdoğan’a bağlamış olması dolayısıyla Türkiye’nin bu rejim altında başka bir denkleme sıçrayabilme kabiliyetini kaybetmiş olduğunu düşünüyorum."

Önemli olan Kürtlerin ne yapacağı

Trump kendi şahsi çıkarlarından yola çıktığı için bir gecede Erdoğan’la Kürtlerin aleyhine anlaşmalara varabildiğini; ABD Savunma Bakanlığı başka şeyler önerirken Trump’ın tam tersini yaptığını hatırlatan Kürkçü, yeni döneme ilişkin öngörülerini şöyle dile getirdi: "Biden’ın Kürt meselesine yaklaşımı genel olarak Kürtlerin statü taleplerinin karşılanması yönünde. Bunu biliyoruz. Oysa Trump esasen, kalben ve siyaseten buna hiçbir zaman taraf değildi. Sadece generallerinden duyduğu kadarıyla Kürtlerin DAİŞ’i çok büyük kararlılıkla ezdiğini ve Amerika’nın DAİŞ üzerindeki baskının eksilmesini istemediğini anlayıp askerlerin dediklerine ayak uydurmaya çalışıyordu. Biden ise uzun yıllarını Senato ve Temsilciler Meclisi’nde geçirmiş, Martin Luther King’in siyah haklar hareketinin en önde gelen savunucularından ve King’in danışmanları arasında yer alan bir politikacı. Böyle bir geçmiş ve zihniyete sahip bir başkanın meseleye yaklaşımı ister istemez daha farklı olacaktır. Önümüzdeki dönem Putin Rusyası ile müzakere ve diyaloglara da bağlı olarak Rojava’nın statüsü yeniden şekillenebilir ve Cenevre’de Rojava için bir sandalye olabilir. 

Suriye’de çözüm için Türkiye’nin istila heveslerine son verilmesi ve işgal ettiği yerlerden çekilmesi gündeme gelebilir. Tüm bunların yanında asıl önemli olan Kürtlerin ne yapacağı. Özellikle Trump döneminde Türkiye ve Güney yönetimi üzerinden başlatılan Kürtler arası gerilimin sona ermesi ve dört parçadaki Kürtlerin birlik sağlayarak ortaklaşa tutum alması Türkiye’nin ırkçı ve faşist yayılmacı politikalarından geri çekilmesini sağlayabilir. Bu koşullarda Cenevre’de Kürtler için yer açılacaktır ve Kürtler bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmelidir."   İSTANBUL 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.