- DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, 'çerçeve yasa'nın yasama dönemi kapanmadan gelmesini; iktidarın bunu geciktirecek bahaneler üretmemesini istedi.
- Müzakereleri güçlendiren şeyin, mücadeleyi güçlü kılmak olduğunu bildiklerini belirten Hatimoğulları, 27-28 Haziran'daki mitinglerde güçlü mesaj vereceklerini söyledi.
AZİZ ORUÇ/İSTANBUL
Wan ve Mersin’de 27 Haziran, İstanbul ve Amed’de 28 Haziran tarihlerinde Kürt sorununun demokratik çözümü ve Rêber Apo'nun fiziki özgürlüğü talebiyle “Özgürlük Mitingi” düzenlenecek.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin dünkü Grup Toplantısı'nda konuştu. Toplumsal barış, ekonomik adalet, demokrasi ve hukukun önemini vurgulayan Eşbaşkan Hatimoğulları, Türkiye’nin, bölgesel savaşların uzantısı değil, demokratik barışın kurucu gücü olması gerektiğini söyledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin artık iyi niyet beyanlarıyla ilerleyemeyeceğini vurgulayan Hatimoğulları, 'çerçeve yasa'nın acilen çıkmasını istedi. Hatimoğulları, şöyle konuştu: "Beklentimiz açıktır ve nettir; bu süre, Temmuz'u geçmemelidir. 'Çerçeve yasa', bu yasama dönemi kapanmadan gelmeli. 'Yetiştiremedik, ne yapalım? Gelecek döneme kalsa bir şey olmaz gibi' yaklaşımlar kabul edilecek yaklaşımlar değildir. Ümit ediyoruz ki; daha sonra bize böyle yaklaşımlarla gelinmez. Hiçbir yurttaşımızın barış umudunu kırmaya hiç kimsenin hakkı yok. Barışın güvencesi sadece silahların susması değil, hukukun konuşmasıdır. Kalıcı çözümün teminatı, temenniler değil, demokratik güvencedir. Türkiye'nin ihtiyacı artık geçmişin korkularını yönetmek değil, ortak bir geleceği kurmaktır.
Altın tepsiyle sunulmayacak
Barışın bize altın bir tepsiyle sunulmayacağını biliyoruz. Mücadele tarihi güçlü olan bir siyasi parti olarak barışın toplumsallaşmazsa inşa edilemeyeceğini biliyoruz. Barışı toplumsallaştırmanın yolunun da örgütlenmekten ve ortak mücadeleden geçtiğini biliyoruz. Müzakereleri güçlendiren şey, mücadeleyi güçlü kılmaktır. Bunun için alanlarda meydanlarda olduk, olmaya da devam edeceğiz.
Hep birlikte mesaj vereceğiz
27-28 Haziran'da Amed'de, İstanbul'da, Wan'da, Mersin'de özgürlük mitinglerinde buluşacağız. 86 milyon yurttaşımızla birlikte demokratik bir cumhuriyette yaşamanın yolunu açmak, onun yollarını döşemek ve ilerletmek için bu mitinglerimizle bütün Türkiye ve dünyaya mesajlarımızı en güçlü şekilde vereceğiz. Özellikle bu sürecin devam etmesi ve ilerletilmesi için bu sürecin baş aktörü ve baş müzakerecisi olan Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür çalışır ve özgür yaşar koşullarının oluşmasının mesajlarını, bu mitinglerimizde en güçlü şekilde hep beraber vereceğiz. Yurttaşlarımızın özgürlüğü, mum ışığıyla aradığımız adaleti ve demokrasiyi bu mitinglerimizde bunun güçlü mesajını hep birlikte vereceğiz. Yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Kararlıca, ısrarlıca, bilinçli, örgütlü bir şekilde bu yolu örmeye devam edeceğiz."
Sürece ivme kazandıralım
“Özgür Önderlikle Demokratik Topluma” şiarıyla Wan ve Mersin'de 27 Haziran'da, İstanbul ve Amed'de ise 28 Haziran'da "Özgürlük Mitingi" düzenlenecek. Tertip Komitelerine başkanlık eden DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar ile DEM Parti Amed İl Eşbaşkanı Abbas Şahin, gazetemize konuştu. Bir buçuk yıldır sürecin devam ettiğine, Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu süreçte somut adımlar attığına dikkat çeken Arife Çınar, “Silahlar yakılmış, stratejik hattın demokratik siyaset üzerinden devam ettirileceği belirlenmiştir, ancak devlet ve iktidar aklı, kalıcı barışın tesisi ve Kürt sorununun kalıcı çözümü için somut adımlar atmayarak statükocu zihniyetinde ısrar etmektedir. Müzakere süreci, yasal değişikliklerin yapılması gereken kritik bir eşiktedir. Bu tarihsel eşiği aşmak bir sorumluluktur. Düzenlenecek mitinglerle demokratik basınç uygulayarak sürece ivme kazandırılmayı hedefliyoruz” dedi.
Beklenen somut adımlar
İktidarın hâlâ beklenen adımları atmadığını belirten Arife Çınar, mitingle gündemleştirecekleri talepleri şöyle sıraladı:
* Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başmüzakereci olarak yasal statüsünün tanınması,
* Müzakere koşullarının eşitlenerek iyileştirilmesi ve fiziki özgürlüğünün sağlanması,
* Tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması,
* Demokratik siyaset ve toplumsal örgütlenme önündeki engellerin kaldırılması,
* Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması; kayyum atanan belediyelerde yönetimin yeniden halkın iradesine devredilmesi,
* Halkların ve inançların kimlikleri esas alınarak eşit yurttaşlığın sağlanması,
* Özgür ve demokratik bir ortamda birlikte yaşayabileceği bir demokratik cumhuriyetin inşa edilme zemininin yaratılması.
Onurlu barışa çağrı
“Bu mitingler yalnızca Kürt halkının değil, demokrasiye, adalete ve barışa inanan herkesin mitingidir” diyen Çınar, şöyle devam etti: “Bu miting, farklı halklardan, inançlardan toplumsal kesimlerle birlikte ortak bir geleceği örmenin mitingidir. Onurlu barışa çağrı mitingidir. Bu mitingler tarihseldir. Barış için yan yana gelmek, ortak ses çıkarmak, toplumsal umutları güçlendirecektir. Sürecin ilerlemesi üzerinde demokratik basınç etkisi yaratacaktır.”
Mitinge katılım çağrısında bulunan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı son olarak “Halkları, kadınları, gençleri, ekolojistleri demokratik ortak bir geleceği inşa etmek için tarihsel mitinge davet ediyoruz” dedi.
En acil ihtiyaç
DEM Parti Amed İl Eşbaşkanı Abbas Şahin ise “İktidara yönelik ‘adım at’ çağrımızın temelinde, halkın en hayati ihtiyacı olan barış yatmaktadır” diyerek, şöyle devam etti: “Barışın tesisi sağlanmadığı sürece; ekonomiden sosyolojiye, siyasetten toplumsal yaşama kadar her alan antidemokratik uygulamalarla kuşatılmaya devam edecektir. Kürt halkının varlık mücadelesi, aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşme talebidir. Demokratikleşmeyen bir Türkiye’de ekonomik refahın ve kültürel derinliğin erimesi kaçınılmazdır. Bu nedenle devletin, toplumu karşıtlaştıran politikalardan vazgeçerek ‘demokratik cumhuriyet’ yapısına ulaşması elzemdir.”
Halkın talebi net
Barış iradesini güçlendirmek amacıyla sürecin başından bugüne kadar evlerde, sokaklarda ve mahallelerde 2 bin 500’ün üzerinde halk toplantısı gerçekleştirildiği, yüz binlerin katıldığı büyük yürüyüşler düzenlendiğini belirten Abbas Şahin, “Yapılan bu yüz yüze görüşmelerde halkın talebi nettir: Barış sürecinin kalıcı hale gelmesi için Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, anayasal güvencelerin oluşturulması ve yasal değişikliklerle ‘negatif barış’ evresinden ‘pozitif barış’ evresine geçilmesidir” dedi.
Pozitif barışın önü
“Meclis’te kurulan komisyonun beklenen yasal adımları atmaması sonucunda sürecin tıkanması, bizleri demokratik tepkimizi göstermek üzere miting sürecini başlatmaya sevk etmiştir” diyen Şahin, şöyle devam etti: “Şu an Meclis gündemine gelmesi beklenen yasa, tek başına kalıcı barışı sağlamasa da ‘pozitif barış’ sürecinin önünü açacak hayati bir başlangıçtır. Bu yasal değişim, aynı zamanda devletin eski alışkanlıklarından vazgeçerek çözüm iradesi göstermesi anlamına gelecektir.”
Sürecin örgütleyicisi
Wan, Mersin, Amed ve İstanbul ardından pek çok merkezde gerçekleştirecek mitinglerle bu meselenin yalnızca Kürt halkının değil, tüm Türkiye’nin demokratikleşme sorunu olduğunu haykıracaklarını belirten Şahin, şunları söyledi: “7’den 70’e tüm halkımızı, barışın teminatı olarak gördüğümüz Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sahiplenmek ve barış sürecine güç katmak için alanlarda buluşmaya davet ediyoruz. Özellikle 28 Haziran’da Amed İstasyon Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz büyük mitinge herkesi sadece katılımcı olarak değil, bu sürecin birer örgütleyicisi olarak bekliyoruz. Halkımız Sayın Öcalan’ı görmek, barışı yaşamak istiyor. Halkımızın bu tarihsel sorumluluğu layığıyla yerine getireceğine olan inancımız tamdır.”