Mücadeleye adanmış bir yaşam
Kadın Haberleri —

Behiye Bor
- Dört defa tutuklanan, işkence gören, köyü ateşe verilen, ölümle tehdit edilen Barış Annesi Behiye Bor: “Devlete güvenmiyoruz çünkü adım atmadı. Canımdan bir parça gitti ama barış olsun istiyorum. El ele vererek bu ülkeye barış getirelim.”
Wan’da yaşayan Barış Anneleri Meclisi üyesi Behiye Bor (55), yaşamını özgürlük, umut ve inançla harmanlayarak barışa adamış kadınlardan biri. Köyü yakılan, defalarca evi basılan, işkence gören ve toplam dört kez tutuklanan Behiye Bor, tüm acılara rağmen pes etmedi. Kızı Emel Bor’un (Sozdar Faraşin) 2020’de Medya Savunma Alanları’nda şehit düşmesi en derin yarası olsa da, “Canımdan bir parça gitti ama barış olsun istiyorum” dedi. Jinnews’e konuşan Behiye Bor, Önder Apo’nun başlattığı Barış ve Demokratik Toplum sürecine destek verdiğini ifade ederek, tüm anneleri barış için el ele vermeye çağırdı.
Köyü ateşe verildi
Behiye Bor, Şırnex’in (Şırnak) Elkê (Beytüşşep) ilçesine bağlı Germav (Ilıcak) köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu bu köyde geçen Behiye Bor, 1986’da evlendikten sonra Wan’a göç etti. 1990’lı yıllarda Behiye Bor’un çocukluğunun geçtiği Germav köyü ateşe verildi. Köylerinin yakılmasının ardından tüm köylülerin göç etmek zorunda kaldığını belirten Behiye Bor, “Wan’a gelip her şeye yeniden başlamak çok zordu. Tek gözlü bir oda inşa ederek, orada yaşamaya başladık” dedi.
İşkencenin gerçek yüzüyle karşılaştı
Baskı ve işkencenin yanı sıra ekonomik sıkıntıların da yaşamlarını olumsuz etkilediğini kaydeden Behiye Bor, “Görmediğimiz şey, yaşamadığımız şey kalmadı” sözleriyle yaşadıklarını özetledi. İşkenceden cezaevine kadar şiddetin ve baskının her türlüsüne maruz kaldığını ifade etti.
“Mücadele ettikçe işkencenin gerçek yüzüyle karşılaştık” diyen Behiye Bor, “Devletten çok zulüm gördük. Yaşamdan çok şey gördük. Defalarca evimiz basıldı. Ben 4 defa gözaltına alındım ve tutuklandım. 2 defa eşim için 3 defa da oğlum için ev basıldı. Eve her geldiklerinde işkence görürdük. Küçük çocuklarımı korkutuyorlardı. ‘Siz gerillaya yardım ediyorsunuz’ diyerek bize işkence ediyorlardı” diye belirtti.
Ölümle tehdit edildi
Behiye Bor, yaşadığı işkenceleri ve tutuklanmaları şu sözlerle anlattı: “2001’de yaptıkları ev baskınında işkence ile gözaltına alındım. Görmediğimiz şey kalmadı işkencede. ‘Ya bize isim söylersin ya da seni öldürürüz’ diyorlardı. Ben de isim vermedim. Elbiselerimizi çıkarıp işkence ediyorlardı. Ardından tutuklandım. Bitlis Cezaevi’ne götürüldüm. Çocuklarım çok küçüktü ve aklım hep onlardaydı. Kızım Sozdar o zamanlar çok küçüktü, 2 yaşındaydı. Onu yanıma vermişlerdi. Sozdar sürekli ağlıyordu ve ‘Burası bizim evimiz değil beni buradan çıkarın’ diyordu. Jandarma çocukları bizim yanımızdan alıp dışarı bırakıyordu.Kızım ağladıkça içim parçalanıyordu. Dışarda ise beni bekleyen 4 çocuğum vardı. Bir yılın ardından tahliye oldum.”
Dört defa tutuklandı
İkinci tutuklanışında evine gelen polislerin “ifaden var” diyerek onu gözaltına aldıklarını ve ardından tutuklandığını belirten Behiye Bor, birkaç gün Wan’da cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldığını söyledi. Gözaltı ve baskı operasyonlarının eksilmediğini dile getiren Behiye Bor, üçüncü defa “örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklandı. Önce Bitlis sonrasında ise Şakran Kadın Kapalı Cezaevine götürülen Behiye Bor, yaklaşık 4 ayın ardından tahliye edildi. Yargı tacizi Behiye Bor üzerinden eksilmezken, dördüncü defa da tutuklandı. Bu defa yine Van T Tipi Kapalı Cezaevine gönderilen Behiye Bor iki yılın ardından tahliye edildi. Yaşadığı süreci anlatan Behiye Bor, “Çocuklarım henüz çok küçüktü. Benim ardımdan eşim de tutuklandı. Aklım hep çocuklarımdaydı. Çok zor bir süreçti” diye anlattı.
‘Kızımın bir mezarı olsun’
İlk tutukluluğunda yanında olan kızı Emel Bor ( Sozdar Faraşin), 2014’te gerillaya katıldı. 25 Eylül 2020’de ise Medya Savunma Alanlarında şehit düştü. Kızı Sozdar’ın yaşamını anlatan Behiye Bor, “Adını Eylem koymuştuk ama nüfusta Emel yazıldı. Ama biz ona evde Eylem diyorduk. Çok mücadeleci bir çocuktu. Çok zeki ve becerikliydi. Ardından da gerillaya katıldı. Ben de yolu açık olsun dedim” diye konuştu. Polislerin eve gelip kızının yaşamını yitirdiği haberini verdiğini kaydeden Behiye Bor, “Önce inanmadık ama sonra televizyonda şehit düştüğünü gördük. Kızımın bir mezarı bile yok. Nerede olduğunu bilmiyorum. En azından bir mezarı olsaydı, kemikleri olsaydı. Bir toprağı olsaydı keşke” şeklinde anlattı..
‘El ele vererek barışı getirelim’
Önder Apo’nun başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine de değinen Behiye Bor, son olarak şunları ifade etti: “Canımdan bir parça gitti ama barış olsun istiyorum. Devlete güvenmiyoruz çünkü devlet bir yıldır adım atmadı. Polis ve asker anneleri de adım atsın, onlar da barış istesin. El ele vererek bu ülkeye barış getirelim. Zindan kapıları Önderlik başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklara açılsın. Dünyaya barış gelsin istiyoruz.” WAN














