Güle güle Aysel Hoca

Kadın Haberleri —

12 Mayıs 2022 Perşembe - 18:30

Aysel Doğan

Aysel Doğan

  • Ömrünü Kürt mücadelesine ve barışa adayan Aysel Doğan’ı 69 yaşında yitirdik. Memleketi Dersim’de toprağa verilecek olan Doğan arkasında büyük bir mücadele ve direniş geleneği bıraktı. O bu dünyayı değiştirmek istiyordu. İnançlıydı, iddialıydı ve yürüdüğü yolu o yüzden hiç bırakmadı.

Yaşadığı her anı haksızlığa, zorbalığa, kötülüğe, adaletsizliğe karşı isyanla geçiren ve Dersim’de Aysel Hoca olarak bilinen Kürt kadın devrimci, direnişçi, sosyalist ve ekolojist Aysel Doğan 11 Mayıs’ta Almanya’ın Essen kentindeki evinde yaşamını yitirdi. Cezaevinde yakalandığı rahim kanserine karşı uzun yıllar mücadele veren Doğan, hastalığı nedeniyle Almanya’da tedavi görüyordu.

Faşizme boyun eğmeyen kadın

1953 yılında Dersim’de dünyaya gözlerini açan Aysel Doğan, gençlik yıllarından itibaren Kürt Özgürlük Hareketi’ne gönül verdi. Kürt kimliğinin tanıması ve özgürlüğü için kitle örgütlerinde faaliyet gösterdi. Ankara Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği bölünümün tamamlayan Doğan, lise öğretmenliği yaptı. 1980 Askeri Darbesi ve sonrasında defalarca gözaltına alındı. İşkenceden geçti. Yıllarca mahkeme yüzü görmeden sorgusuz-sualsiz tutuklu kaldı. O ağır koşullarda faşizme boyun eğmedi. Muhalif kimliğini, zulüme boyun eğmeyen yapısını hep korudu. Çıktığında yine aynı dirençle, isyanla çalışmalarını sürdürdü. 

.
Aysel Doğan

Milletvekilliği engellendi

Kürdistan’da savaşın yoğunlaştığı 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde, Dersim’den bağımsız milletvekili adayı oldu. Milletvekili seçilmesine rağmen mazbatası verilmedi ve aldığı oylar yok sayıldı. Doğan’ın Parlamentoya gitmesi engellendi. 

JİTEM’in hedefi oldu

Dersim’de yürütmüş olduğu faaliyetler nedeniyle JİTEM’in hedefi olan Aysel Doğan, ölüm tehditleri aldı. Bu nedenle yurt dışına çıktı. Almanya’da yaşadığı süreçte Kürt halkının özgürlük mücadelesine bu kez farklı bir mecrada devam etti. Siyasal çalışmalar içerisinde yer aldı.

Cansız’la çocukluk arkadaşıydı

O Sakine Cansız’ın çocukluk arkadaşıydı. En son Avrupa’da görüşmüşlerdi ve Dersim dağlarında tekrar görüşmek üzere vedalaşmışlardı. Sakine Cansız’ı şehadeti sonrası, “Hep koşan ve yerinde durmayan bir çocuk” diye anlatan Doğan, can yoldaşını şöyle anlatmıştı: “Biz ip atlardık o bir şeyler arardı. Hiçbir zaman oyunu bozan değildi, renk katandı. Sanki oyunda bir eksiklik vardı, Sakine arkadaş katılınca bu tamamlanıyordu. Bazen bu bir neşe oluyordu, bazen bu bir zorunluluk oluyordu. Bazen bizim yanlış oynadığımızı Sakine arkadaş yapıyormuş gibi bir katılımı vardı. Gelip de oyunu yarıda bırakmazdı. 

Çocuklardaki o paylaşım aşkını ve çocuklukta arkadaşlarla oynama payımı halen özlüyorum. Bir yandan da huzur buluyorum. Onu halen yaşıyorum kendimde taşıyorum. O artık Dersim'in bir kızı bir kadını değildi. Kürdistan'ın, halkının bir kızı, çocuğu oldu ve sonra da kahramanı…”

Kendini de sorgulardı

Kendisi de çocuk ruhlu olan Doğan, yerinde duramayan hep bir şeylerle meşgul olan bir devrimciydi. Meraklıydı, soran, soruşturan ve araştıran bir yapısı vardır. Kişiliği gereği eleştiren, eksiklikler, yetersizlikler karşısında tavır sahibi olandı. 

Faşizme, adaletsizliğe karşı mücadelesinde ne kadar sertse o kadar kendinine de yönelirdi. Sakine Cansız’ın şehadeti sonrası yaptığı bir konuşmada, “Düşünüyordum da galiba doğruyu yakalamışım ama doğruyu yapamamışım” diyerek özeleştirisini vermişti. Mütevaziydi, çocukla çocuk, gençle gençti. Onun için herkesin düşüncesi önemliydi ve değerliydi. Aysel Doğan’ın en büyük kusuru muhtemelen duygusallığıydı. Pek çok şeyin önünü alabilirdi, mücadele edebilirdi ama o duygusallığının önünü alamazdı. Belki de bu onun çocuk ruhlu yanının bir getirisiydi. Aynı zamanda Aysel Doğan’ı Aysel Doğan yapan yanıydı. Ruhu, düşüncesi, bedeniyle bir olup, bentleri aşardı. Kim, ne durabilirdi onun akan enerjisi karşısında… 69 yaşında tüm hastalıklarına rağmen dimdik ayakta durdu.

O barış elçisiydi

1999 yılına gelindiğinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Avrupa’dan gidecek barış heyeti içerisinde yer aldı. Türkiye’ye gitmeden önce bilmeden Sakine Cansız ile son görüşmesini yaptı. Doğan o konuşmasını söyle anlatır: “Ben tamamlamak için gidiyorum heval Sakine, sana gel diyemem, kıyamam sana. Sen hakkını verdin. Eğer çıkarsam ve hala mücadele devam ederse, Önderliğim zindanda ise dağda buluşalım mı?” 

Türkiye’ye barışın elçisi olarak giden Doğan ve arkadaşları tutuklandı. Doğan, birlikte geldiği diğer barış elçisi kadın arkadaşları Aygül Bidav ve Dilek Kurt ile birlikte Kocaeli Gebze Kapalı Cezaevi’ne konuldu. 10 yıl ceza aldı. Gebze’nin ardından sırasıyla Muş, Malatya, Elbistan gibi cezaevlerinde kalan Doğan, 2009 yılında tahliye oldu.