Nasıl unutacağız, unutulur mu?

17 Ocak 2021 Pazar - 18:36

  • Türk devletinin, babasını, ağabeyini, kardeşini, kızını ve oğlunu katlettiğini 67 yaşındaki İffet Mutaş, her cumartesi kucağında taşıdığı iki fotoğrafla adalet arıyor. Devletin zulmünü anlatan Mutaş, "Nasıl unutacağız, unutulur mu?” diye soruyor?

 

PINAR URAL - JINHA/AMED

Bir kardeşi gözaltında kaybedilen ve bir kardeşi de “faili meçhul” cinayete kurban giden 67 yaşındaki İffet Mutaş, İHD ve kayıp yakınlarının her hafta düzenlediği oturma eylemine katılarak kardeşlerinin faillerini arıyor.

Bir oğlunun hastanede yapılan bayat iğne sonucu yitiren İffet Mutaş, PKK saflarında şehit düşen kızının cenazesini ise uzun uğraşlar sonucu alabildi. Babasını da JİTEM elemanları tarafından dipçikle dövülmesinden kısa bir süre sonra kaybeden İffet Mutaş, “Babamlara gece saat 03.00’te baskın düzenlendi. Babamı dipçiklerle dövdüler, hastanelik oldu. Sonunda aldığı o darbeler sonucu birkaç ay sonra babam da öldü. Biz bu dertleri bu ıstırapları nasıl unutacağız, unutulur mu?” diye soruyor.

Lice ilçesine bağlı Entax (Kabakay) köyünde 1994’te maruz kaldığı baskı nedeniyle ailesiyle Amed’e göç etmek zorunda bırakılan İffet Mutaş’ın kardeşi Mehmet Tekdağ, 1993 'te işlettiği pastaneye gittiği sırada uğradığı “faili meçhul” saldırı sonucu katledildi. Ağabeyi Ali Tekdağ ise 13 Kasım 1994’te eşiyle alışverişe gittiği Dağkapı çarşı merkezinde gözaltına alındıktan sonra kaybedildi. Mutaş, 6 kardeş olduklarını ve erkek kardeşlerinin yok edildiğini, şimdi dört kız kardeş kaldıklarını belirtti. Ağabeyi Ali Tekdağ ile arkadaş gibi büyüdüklerini söyleyen İffet Mutaş, diğer kardeşi Mehmet Tekdağ’ı ise beşikte sallayarak büyüttüğünü kaydetti. Şimdi iki kardeşinin resmini boynunda taşıyan İffet Mutaş’ın tek isteği ağabeyinin kemiklerinin bulunması ve faillerin yargılanması. “Mehmet’in cenazesini gördük fakat Ali’nin cenazesini göremediğim için bu hep içimde kaldı” diyen İffet Mutaş, ilerleyen yaşından dolayı yaşadığı rahatsızlıklara rağmen her Cumartesi kardeşlerinin fotoğraflarıyla eylemdeki yerini alıyor.

Yaralıydı, ölmesini istediler

 Kardeşi Mehmet Tekdağ’ın 1993’te öğleden sonra işyerine gittiği sırada silahlı saldırıya uğradığını ve yaralı olarak götürüldüğü hastanede polis tarafından ameliyatının engellendiğini; bu yüzden yaşamını yitirdiğini söyleyen İffet Mutaş, şöyle devam etti: “Bağlar Dörtyol’daki pastanesine giderken sokak arasında arkadan ateşe ederek öldürdüler. Hastaneye kaldırdık. Ankara’ya sevki yapıldı, ancak sisli havayı bahane ederek uçak tahsis etmediler.” 

19 gözaltıdan sonra 6 ay işkence ve infaz 

İffet Mutaş, ağabeyi Ali Tekdağ’ın ise 19 kez gözaltına alınıp serbest bırakıldığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Ali 1980’lerden 1994’e kadar 19 defa gözaltına alındı. Gözaltına alınıp bırakıldığında gördüğü işkenceler yüzünden tanınmaz haldeydi. Bu gözaltılar sistematik olarak devam ederken 13 Kasım 1994’te tekrar alındı ve ondan sonra bir daha göremedik. Evden eşiyle birlikte çıkan Ali, Dağkapı Şekerbank’a kadar gider. ‘5 dakikalık bir işim var döneceğim sen bekle’ dedikten yaklaşık 15 dakika sonra döndüğü eşinin yanında durmayarak geçer ve eşine de eliyle ‘git’ işareti yapar. Köşeyi tam dönmek üzereyken sivil silahlı 3-4 kişi arkasından ateş etmeye başlar ve aynı kişiler montunu kafasına geçirip orada bulunan bir binanın içine sokarlar. 10 dakika sonra ise olay yerine gelen beyaz bir minibüse bindirilip götürülür. Annemle çok aradık, hastanelere gittik fakat tek bir haber alamadık. Birçok yere dilekçe verdik ama herhangi bir dönüş yapılmadı. Ertesi gün Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin (DGM) savcılığına dilekçeyle başvuruldu ‘bizde değil’ yanıtı verildi. O günden beri sürekli dilekçe yazıyoruz ve bize Ali’nin akıbeti için bir şey söylenmesini istiyoruz. Biz Ali’nin kaybolmasını araştırırken Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu bulunan Seyfettin Demir, Özgür Gündem gazetesine ‘Ben Ali Tekdağ ile birlikte gözaltındaydım. Ali ‘beni öldürecekler aileme söyleyin diye bağırıyordu’ şeklinde bir açıklama yapmıştı. Bunun üzerine tekrar savcıya gidildi. Ancak ‘Burada Seyfettin Demir’in dosyası var ama Ali Tekdağ diye birine ait dosya yok’ yanıtı verildi. Kardeşim 6 ay boyunca ellerinde kaldı. Etmedikleri işkence kalmıyor. En sonunda Silvan-Diyarbakır karayolunda bir yerde ateş ederek öldürüyorlar. Ardından tanınmaması için ateşe veriyorlar. Bunları bir JİTEM üyesinin 1996’da yaptığı itiraflardan öğrendik.” 

Ali’nin bir mezarı olsun

 Açılan davaların hala devam ettiğini belirten İffet Mutaş, “Bizler bunun açığa çıkmasını istiyoruz en azından aile olarak Ali’nin bir mezarının olmasını ve onu ziyaret etmek istiyoruz. Devletin işkencelerini hiçbir zaman unutmayacağız. Her gün düzenli olarak evimize gelirlerdi ve hepimize işkence ederlerdi. 6 ay boyunca devlet resmen evimizde karakol kurmuştu. Her gelişlerinde ‘Ali Tekdağ nerede?’ diyorlardı. Yapılan baskılar yüzünden çocuklarımla göç yoluna düşmek zorunda kaldık. Artık bizlere yaşamı yaşanmayacak hale getirmişlerdi. Ben onların büyük ablasıyım, bu olanlara hepsine tanıklık ettim. Her an her dakika gözlerimin önündeler, bu yüzden bu olanları hiç unutamıyorum. Ölene kadar kardeşimin kemiklerini bulmak için mücadele edeceğim. Bulunana kadar da hep bu alanlarda olacağım ve hesabını soracağım” şeklinde konuştu.

Bin 353 kişi kaybedildi 

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi’nin 1980’den itibaren gerçekleşen “gözaltında kayıplar”ı inceleyen raporuna göre; devletle bağlantılı güçler tarafından kaybedilen bin 353 kişiden 262’si İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvuruları ve kaybetme davalarına dair belgeler aracılığıyla kesinleşti. Kaybetmelerin en yoğun yaşandığı kentlerin başında 382 kişiyle Amed geliyor. Verilere göre; 1994’te zorla kaybedilenlerin sayısı 511. Amed’i 211 kişiyle Şırnak izlerken, 82 kişi ile İstanbul üçüncü oldu. Kaybedilenlerin akıbetine ilişkin verilerde de kişilerden yüzde 67’sinin bedeninin bulunmadığı, yüzde 8’sinin bedeninin bulunmasına rağmen ailelerine teslim edilmediği, sadece yüzde 25’inin bedenlerinin bulunarak ailelerine teslim edildiği belirtildi. 

 Yüzde 9’u helikopterden atıldı

Kaybedilenlerin yüzde 51’i ateşli silahla, yüzde 21’i işkenceyle, yüzde 9’u öldürülme sonrası helikopterden atılmayla, yüzde 6’sı boğularak, yüzde 5’i yakılarak, yüzde 5’i başı kesilerek, yüzde 3’ü ise patlatılarak öldürüldü. İç hukuk sürecinde başlatılan soruşturmaların yüzde 75’i sürüncemede kaldı. Açılan davaların yüzde 8’i takipsizlik, yüzde 6’sı zaman aşımı, yüzde 2’si beraat ve yüzde 1’i mahkumiyetle sonuçlandı. 227 kayba ait hukuki veriden 102’si AİHM’e gitti ve yüzde 78’inde Türkiye mahkum oldu; yüzde 10’ununda devlet sorumluluğunu kabul ettiği için dostane çözüme gidildi, yüzde 10’u başvuru eksikliği nedeniyle reddedildi, yüzde 2’si Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitti.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.