- NATO Zirvesi öncesi Ankara'da gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 103 muhalif, "Türkiye'nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içinde terör eylemi gerçekleştirebilir" iddiasıyla tutuklandı.
- Ortada protesto bile yokken gözaltı ve tutuklamaların gerçekleştirilmesini "akıl dışı" bulan DEM Parti, "Bu kararlar, korku siyasetinin ürünüdür. Güvenlik, yurttaşların cezaevlerine gönderilmesiyle sağlanamaz" dedi.
Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO Zirvesi öncesi 23 Haziran’da sabah saatlerinde düzenlenen baskınlarda çeşitli siyasi parti ve kitle örgütlerinde faaliyet yürüten 200'den fazla kişi gözaltına alınmıştı. Savcılık işlemleri tamamlananların önemli bir bölümü tutuklama talebiyle Adliyeye sevk edilirken 103'ü tutuklandı.
Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılacak NATO Zirvesi öncesi 23 Haziran sabahı evlere düzenlenen baskınlarda çeşitli siyasi ve toplumsal örgütlerde faaliyet yürüten 200'den fazla kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emel Memiş, gazeteci Yıldız Tar, Pir Sultan Abdal Ankara Şube Gençlik Temsilcisi Ferhat Kaplan ve TEMA gönülleri de yer alıyordu. İlk olarak Tema Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer'in de aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklandı. Ardından Doç. Dr. Emel Memiş, TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, Halkevleri GYK üyesi Hediye Yıldırım, Umut-Sen Sözcülerinden Burcu Arıkan, Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, ÇHD'li avukatlar Av. Semra Demir, Av. Kürşat Bafra'nın da aralarında bulunduğu kişilerin yargılanmasına başlandı. Dosyada tutuklananların sayısı 103'e yükselirken, 26 kişiye de ev hapsi cezası verildi.
İhtimal üzerine tutuklama
Savcılığın tutuklama talebinde, sevk edilen kişilerin "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörle anılan bir ülke olması gayreti içerisinde terör eylemleri gerçekleştirebileceği" iddiasına yer verildi. Gözaltına alınanlar savcılık sorgusu için beklerken iddiaya göre Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yakın isimlerden olan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanan Aykut Çelik'in talimatıyla, avukatlar müvekkillerinin yanına alınmadı. Sadece ifade verecekleri sırada eşlik etmelerine izin verildi. İfadenin ardından tekrar koridorun dışına çıkarıldı. Gözaltına alınanlarla görüşmek için adliyeye gelen Ankara Barosu yönetiminin de gözaltına alınanlarla görüşmeleri engellendi. Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Kemal Binici ve Ankara Barosu Genel Sekreteri Elçin Özge Şimşek Çağlayan, koridora alınmadı.
İşçi eylemlerine neden katıldınız?
TEMA Vakfı'nın Nallıhan Kuş Cenneti gezisine katılan 40'a yakın gönüllü gezi dönüşü yolda Ankara'ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerine denk gelince otobüslerinden inerek selamlamış, bu sebeple de yolda çevrilerek GBT kontrolüne alınmışlardı. Gözaltına alınan TEMA gönüllüleri savcılık sorgusunun ardından "terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi. İfadesi alınan kişilere “Ankara'ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin eylemlerine neden katıldıklarını, basın açıklamalarını ve NATO’ya ilişkin eylemleri, herhangi bir sendika, dernek veya siyasi partiye üyelik durumları, TKP/ML ile bağlantıları, kod isim kullanıp kullanmadıkları, silahlı eğitim alıp almadıkları, örgüt içinde akrabalarının olup olmadığı” gibi sorular yöneltildi. Sorulan eylem ve etkinliklerin içinde ODTÜ Bahar Şenlikleri, 1 Mayıs mitingi, 6 Mayıs anması, polis babasının silahından çıkan kurşunla şüpheli şekilde hayatını kaybeden İlayda Zorlu’nun cinayetinin aydınlatılmasına dair eylemler de yer aldı.
Kamu görevlilerini eğittiği halde
Doç. Dr. Emel Memiş, ifadesinde, "Benim kesinlikle TKP/ML terör örgütü ile bir bağlantım ve iltisakım yoktur. Ben bir bilim insanıyım. İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, AK Parti Kadın Kolları'ndan 350'nin üzerinde kamu görevlisine bütçeleme, yaşlılık konularında eğitim verdim. Bu ithamların hepsi asılsız. Ben devletim, milletim için çalışan bir insanım. Benim üzerime atılı herhangi bir suç isnadı bulunmamaktadır. Ben bütün hayatımı eğitime ve devletime hizmete vermiş birisiyim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” yanıtını verdi.
Örgütün adını bile bilmiyor
Memiş'in avukatı Serdar Öztürk de “Müvekkil örgütün adını dahi bilmemektedir. Hiçbir ilgisi alakası bulunmamaktadır” diye konuştu ve Memiş'in tutuksuz yargılanmasını talep etti.
79'undaki ilk kadın mühendis
Savcılık sorgusunda ifade veren bir başka TEMA gönüllüsü Tuğba Kiper de şunları söyledi: "Ben 79 yaşında bir vatandaşım. Ben Türkiye'nin ilk kadın mühendislerindendim. Şu anda aktif olan neredeyse tüm karayolları benim imzam ile yapılmıştır. TEMA'ya doğayı ve çocuğu sevdiğim için çocuklara eğitim veriyorum. Bütün ilkokullarda eğitim veriyoruz. Benim adı geçen örgüt ile hiçbir ilgim alakam yoktur" dedi.
Maliye Bakanlığından emekli olan 73 yaşındaki Necla Konuşmaz da “33 yıl Maliye Bakanlığında devletime hizmet verdim. Hiçbir olaya karışmadım. Hiçbir suç işlemedim. Ben sadece bitki ve ağaçları çok sevdiğim için TEMA vakfında gönüllü oldum. Bunun dışında ismi anılan hiçbir örgüt ile ilgim alakam yoktur” dedi.
63 yaşındaki Hediye Doğan Yıldırım da “Ben 63 yaşında bir kadınım. Benim adı geçen örgüt ile hiçbir ilgim alakam yoktur. Örgütün adını dahi duymadım. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.
Gazeteci Tar'a 'Aile Yılı' sorusu
"Silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Yıldız Tar'a, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 13 Ocak 2025 tarihinde 2025 yılının aile yılı ilan edilmesine karşı olarak ‘Aile Yılı Değil Mücadele Yılı’ başlığı adı altında yapılacağı söyleyişini neden paylaştınız/açıklamada bulundunuz anlatınız" sorusu yöneltildi. Tar, bu soruya şöyle yanıt verdi: "Kaos GL Derneği ve Dergisi LGBTİ+'nin haklarını savunan bir dernek ve yayın organıdır. İçişleri Bakanlığı'na kayıtlı yasal bir dernektir. Bu konudaki açıklama/paylaşımımı hatırlamamakla birlikte aile yılı uygulamalarına dair çeşitli haber, röportaj, söyleşi ve yazılarım mevcuttur. Bunların hepsi gazeteci olarak mesleğimin gereği ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. Bugüne kadar hiçbir terör örgütünün propagandası sayılabilecek herhangi bir haber ve yazım yayınlanmadı. Gazeteci olarak bırakın terör suçlarını herhangi bir şiddet olayını övmem, teşvik etmem olamaz. Ben mensubu olduğum LGBTİ+ topluluğunun temel hak ve özgürlükleri ve bu topluluğa karşı ön yargıyı kırmak için gazetecilik ve yazarlık yapıyorum. Eleştiri olarak ifade özgürlüğünü kullandım."
Korku siyasetinin ürünü
DEM Parti, tutuklamalara tepki gösterdi. Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “İktidar, NATO’ya ‘güvenlik vitrini’ sunarken kendi yurttaşlarına baskı, gözaltı ve tutuklama rejimini dayatmaktadır" dedi. Ev baskınlarıyla kapılar kırıldığını, insanlar silahların gölgesinde gözaltına alındığı, ters kelepçe ve kötü muamele gördüğünü, avukatların dosyalara erişiminin engellenip savunma hakkı fiilen ortadan kaldırıldığını hatırlatan Koçyiğit, "Şimdi de bu hukuksuz sürecin devamı olarak tutuklama kararlarıyla topluma gözdağı verilmektedir. Bu siyasi kararlar, adaletin değil, korku siyasetinin ürünüdür. Bir ülkenin güvenliği; yurttaşlarının susturulmasıyla, meydanların boşaltılmasıyla, gençlerin, emekçilerin, demokratik haklarını kullanan insanların cezaevlerine gönderilmesiyle sağlanamaz. Baskıyla itaat yaratmaya çalışanlar bilmelidir ki; demokrasi talebi de özgürlük mücadelesi de tutuklanamaz. Bu siyasi operasyonun sonucu olan tutuklama ve ev hapsi kararları derhal geri çekilmeli; yargı, iktidarın baskı aygıtı olmaktan çıkarılarak hukukun gerekleri yerine getirilmelidir” diye konuştu.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de sanal medya hesabında yaptığı paylaşımla tutuklamalara tepki göstererek, şunları ifade etti: "Ankara’da fiili sıkıyönetim ilan edildi resmen. Sosyalist, çevreci, aktivist kim varsa şafak operasyonuyla gözaltına alındı. Birçok insan tutuklandı. Güvenlikçi politikalarınızla kenti esir aldınız. Bu, NATO zirvesi değil, NATO terörüdür.”
DEM Parti de şunların altını çizdi: "NATO’yu protesto etmek, NATO'nun uygulamalarını eleştirmek suç değildir! Kaldı ki ortada protesto bile yokken bu gözaltı ve tutuklamaların gerçekleştirilmesi akıl dışıdır. Tutuklananlar derhal serbest bırakılmalı, gözaltı dalgalarından vazgeçilmedir." ANKARA