NATO zirvesi sonrası dünya basını: Türkiye artık yalnızca "denge aktörü" değil, Avrupa ve Ortadoğu güvenliğinin kritik halkası olarak değerlendiriliyor.
- Brookings Enstitüsü, yaptığı değerlendirmede NATO'nun artık "yeniden dengelenen ABD-Avrupa güvenlik ortaklığı" dönemine girdiğini belirterek Türkiye'nin hem Rusya-Ukrayna savaşı hem de hızla değişen Ortadoğu güvenliği nedeniyle stratejik öneminin arttığına dikkat çekti.
- NATO'nun yeni güvenlik mimarisinde Türkiye'nin yalnızca Rusya ile Batı arasında denge kuran bir ülke olarak değil; Karadeniz, Ortadoğu, savunma sanayii ve Avrupa'nın yeniden silahlanma sürecini birbirine bağlayan stratejik bir merkez olarak görülmeye başlandığı yönünde.
Haber: Yeni Özgür Politika
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin ardından uluslararası basın ve önde gelen düşünce kuruluşlarının analizlerinde Türkiye'nin ittifak içindeki konumu dikkat çekici biçimde yeniden tanımlanıyor. Son yıllarda S-400 krizi, İsveç'in üyeliği ve Doğu Akdeniz gerilimleri üzerinden "sorunlu müttefik" olarak ele alınan Türkiye, son değerlendirmelerde daha çok Avrupa'nın güvenliği, savunma sanayii ve Ortadoğu istikrarı açısından "vazgeçilmez ortak" olarak öne çıkıyor.
Zirvenin ana gündemini Avrupa'nın savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesi, Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi ve NATO'nun savunma sanayii kapasitesinin artırılması oluşturdu. Reuters'ın zirve öncesi analizine göre Ankara toplantısı, "Avrupalı müttefiklerin kıtanın savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını göstermeyi amaçladıkları" bir zirve olarak tasarlandı. Aynı analizde Türkiye'nin ev sahibi olarak savunma sanayiini öne çıkarmayı, silah ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılmasını ve Washington ile ilişkileri geliştirmeyi hedeflediği belirtildi.
NATO Zirvesi sonunda kabul edilen Ankara Bildirisi de Avrupa'nın güvenlik yükünü daha fazla üstleneceği yeni dönemin çerçevesini ortaya koydu. Bildiride müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya 70 milyar euroluk askeri ekipman, eğitim ve yardım sağlama taahhüdünü yinelerken desteğin uzun vadeli ve sürdürülebilir olması gerektiği vurgulandı.
Silah üretim teşviki!
Uluslararası analizlerde dikkat çeken noktalardan biri ise Türkiye'nin artık yalnızca jeopolitik konumu nedeniyle değil, savunma üretim kapasitesi nedeniyle de öne çıkarılması.
Reuters, zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda milyarlarca euroluk yeni silah anlaşmalarının açıklanacağını, NATO'nun üretim kapasitesini büyütmeyi stratejik öncelik haline getirdiğini aktardı. Bu çerçevede insansız hava araçları, mühimmat üretimi ve ortak savunma projeleri ön plana çıkarken Türkiye de Avrupa'nın savunma sanayii tedarik zincirinin önemli aktörlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Financial Times da zirvenin ardından yayımladığı değerlendirmede, Avrupa'nın artık yalnızca daha fazla savunma harcaması yapmasının değil, kendi askeri kapasitesini inşa etmesinin tartışıldığını yazdı. Gazeteye göre Avrupa'da "Amerikan liderliğine bağımlılığı azaltacak yeni savaş yöntemleri ve komuta yapıları" üzerine çalışmalar hız kazanırken, ABD'nin kısa vadede NATO'nun "vazgeçilmez lideri" olmayı sürdürdüğü de vurgulanıyor.
ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltmaya başlaması da Türkiye'nin önemini artıran başlıklardan biri olarak görülüyor. Reuters'ın son analizine göre Washington'ın Doğu Avrupa'daki bazı askeri konuşlanmalarını azaltması Baltık ülkelerinde kaygı yaratırken, Avrupa ülkeleri savunma kapasitelerini hızla artırmaya yöneliyor. Aynı değerlendirmede ABD'nin hem Avrupa'da hem de Körfez'de askeri varlığını azaltarak Çin'e odaklanmaya çalıştığı belirtiliyor.
Güvenlik mimarisinde Türkiye’nin rolü?
Bu dönüşüm, Avrupa'nın Türkiye'ye bakışını da etkiliyor. Brookings Enstitüsü, Ankara Zirvesi öncesinde yaptığı değerlendirmede NATO'nun artık "yeniden dengelenen ABD-Avrupa güvenlik ortaklığı" dönemine girdiğini belirterek Türkiye'nin hem Rusya-Ukrayna savaşı hem de hızla değişen Ortadoğu güvenliği nedeniyle stratejik öneminin arttığına dikkat çekti.
Benzer biçimde Chatham House da zirvenin artık savunma harcamalarından çok bu harcamaların nasıl gerçek askeri kapasiteye dönüştürüleceğinin tartışıldığı bir aşamaya işaret ettiğini belirtiyor. Kuruluşa göre gündem, "siyasi söylemden uygulamaya geçiş", üretim kapasitesi, savunma sanayiinde iş birliği ve ittifakın dayanıklılığını artırma hedefleri etrafında şekilleniyor.
Türkiye açısından dikkat çeken bir diğer başlık ise savunma finansmanı alanında atılan yeni adımlar oldu. Reuters'ın aktardığına göre Ankara, NATO ülkelerinin yeniden silahlanmasını finanse etmeyi amaçlayan Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası'nın kurucu üyeleri arasında yer alma kararını Kanada'ya resmen bildirdi. Girişim, müttefik ülkelere uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman sağlamayı hedefliyor.
Bununla birlikte dış basındaki değerlendirmeler Türkiye'nin NATO içindeki rolünün tamamen sorunsuz hale geldiği yönünde değil. Financial Times, ABD-Türkiye ilişkilerinde F-35 programı ve S-400 yaptırımlarına ilişkin tartışmaların sürdüğünü, ancak zirvede Başkan Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik daha olumlu mesajlar vermesinin dikkat çektiğini yazdı. Gazeteye göre bu yaklaşım Ankara'nın ittifak içindeki ağırlığının yeniden arttığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Genel tabloya bakıldığında uluslararası analizlerde öne çıkan ortak değerlendirme, NATO'nun yeni güvenlik mimarisinde Türkiye'nin yalnızca Rusya ile Batı arasında denge kuran bir ülke olarak değil; Karadeniz, Ortadoğu, savunma sanayii ve Avrupa'nın yeniden silahlanma sürecini birbirine bağlayan stratejik bir merkez olarak görülmeye başlandığı yönünde.