Netflix tarzı DAİŞ'le mücadele

Kadın Haberleri —

16 Eylül 2020 Çarşamba - 23:00

  • DAİŞ’in organik işleyişine, kaynaklarına, stratejilerine, hangi devletlerin onlara destek olduğuna asla yer verilmiyor. Bu anlamıyla da tam bir Avrupa DAİŞ’le ne de güzel mücadele ediyor, neden bunu Netflix için uyarlamıyoruz yapımı oluyor.

ZABEL MİRKAN

Kalifat (Hilafet) isimli Netflix yapımı dizi; DAİŞ’in yakın zamanda İsveç’te gerçekleştireceği bir saldırıyı, Reqa’da her an idam edileceği korkusuyla yaşayan bir kadını, Avrupa’da günbegün yükselen İslamofobiden mustarip bir öğrenciyi ve Suriyeli ama Müslüman olmayan güzel bir kadın polisi buluşturarak bize bir DAİŞ portresi sunuyor. İsveç yapımı dizinin başrolünde İsveç’te doğup büyüyen Gizem Erdoğan (Pervin) var.

Sekiz bölümlük dizinin, IŞİD’in eylemlerinin İsveç’i ne denli sarstığını anlatmak için bazı çekimleri İsveç’te geçiyor. Bunun dışındaki merkezlerden biri de Suriye (Reqa) ve Türkiye. Dizinin ana teması, DAİŞ’e katılan “beyni yıkanmış” insanlar ve İsveç Güvenlik Teşkilatı’nın onları “kazanma”, düzenleyecekleri saldırıları önleme çabası. 

Herkesin malumu olduğu üzere son dönemlerde özellikle DAİŞ nedeniyle Avrupa’da İslamofobi ayyuka çıkmış ve bundan Müslüman olmayan Türk ve Kürtler dahi nasibini almış durumda. Üstelik bu Kürtler, DAİŞ’e karşı savaşıyor olsalar bile. Ancak Avrupa ve dünya genelinde yükselen ırkçılık, dizide sanki yokmuşçasına; aksine Avrupa, göçmenlerin hayatlarını kurtarıyormuşçasına işleniyor. Örneğin DAİŞ’e katılmak isteyen genç bir lise öğrencisi, İsveç’teki ırkçılığın ABD’den sonra dünyadaki en görünür ırkçılık olduğunu söylediğinde, ona “Böyle mi düşünüyorsun gerçekten?” denebiliyor. Evet, böyle düşünüyor, çünkü gündelik yaşamında bunu her gün yeniden deneyimliyor. Çünkü bildiğimiz gibi “İskandinavya Federasyonu” adı altında neo-Nazi gruplar İsveç sokaklarında diledikleri gibi eylem yapabiliyor ve göçmenlere ait ev ve işyerlerini yakabiliyor. Çoğu 5 yıl aldığı hapis cezasından 2-3 yıl sonra tahliye edilerek kurtulabiliyor. Yani ırkçılık, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi İsveç’te de cezasız kalıyor.



YPG/YPJ’siz DAİŞ’le mücadele



Pervin karakterine hayat veren Gizem Erdoğan, hayatı “kurtulmuş” genç bir kadınken birden örtünmeye başlıyor ve gidip bir DAİŞ çetesiyle evleniyor. Üstelik bu adamla olan evliliğinden olan 4-5 aylık bir bebeği de var. Pervin’in eşi sürekli kâbuslar görerek “Çocukları öldürdüm, cehenneme gideceğim,” diye uyanıyor uykusundan. Sahiden, DAİŞ çetelerinin böyle bir iç muhasebe yaşadığını mı düşünmemizi istiyorlar? Her şey bu kadar bilinçli, örgütlü ve insanlık dışı bir işleyişle gözümüzün önünde olup biterken…

Ancak dizi İsveç Güvenlik Teşkilatı’nın canhıraş mücadelesini, kadın bir polisin özverili mücadelesiyle önceleyip (öyle ki İsveçli kadın polis Fatima, DAİŞ’e katılan genç bir kadını kurtarmak için Reqa’ya dahi gidiyor) bize bir propaganda demeti şeklinde sunuyor. Üstelik ne ilginçtir ki DAİŞ’le gerçekten canhıraş mücadele eden YPG/YPJ’nin ismi bir kez dahi geçmiyor. Dizinin sadece sonunda DAİŞ’ten kurtulmak isteyenlere Türkiye’de ve Suriye’de sadece Kürtlerin yardımcı olabileceği söyleniyor. Hangi Kürtlerin? Bir ismi var muhakkak bu insanların.


‘Kafası basmayan’ kadınlar

Gelelim dizinin DAİŞ’le ilgili İsveç vatandaşlarına ve Avrupa’ya empoze etmeye çalıştığı fikirlere. Öncelikle dizide DAİŞ’e katılan kadınlar -daha önce de vurguladığım gibi- ya “kafaları basmadığı” için ya da kocalarından etkilenerek DAİŞ’e katılıyor. Hal böyle olunca hemen sonrasında pişmanlık başlıyor. Ancak biz biliyoruz ki bilinçli olarak DAİŞ’e katılan, genç kadınları DAİŞ saflarına katmaya çalışan pek çok kadın çetesi mevcut bu örgütün. Kaldı ki, herhangi bir örgütün militanları için “kafası yıkanan insanlar” muamelesi yapmak, dünyanın hangi yerinde tartışmaya açılmaz ki? Bu insanlar bile isteye, bir “amaç” (cihat?) uğruna insanları yakıp, boğazlarını kesip, bombalı saldırılarla katlediyorlar.

Kahraman polisler ve devletler


Dizide suya sabuna dokunulan tek mevzu ise DAİŞ çetelerinin Türkiye üzerinden Suriye geçişi. Hatta öyle ki burada Antep plakalı bir araç dahi görmek mümkün. Ancak burada da sınırdan Reqa’ya geçirilmeye çalışılan beyni yıkanmış genç DAİŞ çete adaylarının Türk polisi sayesinde kurtarılıp ailelerine teslim edilmesini izliyoruz. 

Dizide rahatsız edici olan başka bir tema ise Avrupalı göçmenleri saflarına katmaya çalışan DAİŞ’in tek vaadinin insanların “şehit” olmalarına vasıta olup cennete gitmelerini sağlamak. DAİŞ’in organik işleyişine, kaynaklarına, insanları saflarına katma stratejilerine, sosyal medyada dahi ne denli aktif çalıştıklarına ve hangi devletlerin onlara destek olduğuna asla yer verilmiyor. Bu anlamıyla da tam bir Avrupa DAİŞ’le ne de güzel mücadele ediyor, neden bunu Netflix için uyarlamıyoruz yapımı oluyor.








paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.