1970’lerin Brezilya’sında “Gizli Ajan”

Dosya Haberleri —

Gizli ajan filmi/foto:AFP

Gizli ajan filmi/foto:AFP

“Gizli Ajan” 1970’lerin Brezilya’sında kanlı bir düzenekten kaçışın parlak dramı:

  • Gizli Ajan, bildik bir gerilimin zorunluluklarına sahip değil; öyle bekleyenleri sabırsızlandırabilir. Kendi tarzında daha “romanesk”: karakter filmi; Moura’nın karmaşık, sempati uyandıran performansını parlatan bir vitrin -ama aynı zamanda coşkulu, cesur sinemacılık hamlelerine alan açan bir platform.

Peter Bradshaw * -Çeviri: Yeni Özgür Politika

Yönetmen Kleber Mendonça Filho’nun yeni filmi “Gizli Ajan”, 1970’lerin Brezilya diktatörlüğünde geçiyor. Filmin görsel parlaklığı, büyük şehirde duyusal bir entrik atmosferi, “shaggy-dog” denen o uzayıp giden alaycı komedi tonu, ürkütücü bir alt-âlem geçidi ve epik bir ağırkanlı gizem duygusuyla gerçekten özel bir şeye dönüşüyor. Film, politik zorbalığın gündelik kötülüğünü, hem tepede hem aşağıda, katman katman sergiliyor.

Ülkeyi boydan kat ediyor

Konusu ve bugünden bakan perspektifiyle Walter Salles’in I’m Still Here filmine benzetilebilir. Ama bu daha iddialı; daha bütünlüklü biçimde karmaşık ve ele avuca sığmayan bir iş. Film ilerledikçe kendimi Sergio Leone’yle, Antonioni’nin The Passenger’ıyla—felaket bir şiddet finaline ağır ağır yürüyen o sakin ilerleyişiyle—Quentin Tarantino  üzerinden Elmore Leonard’la, Meirelles ve Lund’un City of  God’ıyla ve Alfonso Cuarón’un Roma’sıyla kıyas yaparken buldum.Wagner Moura, kaçak ya da kaçmaya hazırlanan Marcelo’yu canlandırıyor. Ülkeyi canlı sarı bir Volkswagen Beetle’la boydan boya kat ediyor; bu durum da yerel, yozlaşmış polisleri çileden çıkarıyor.

Marcelo dul;  küçük oğlu şimdilik merhum eşinin anne- babasında kalıyor. Kayınpederi bir sinema işletiyor; gösterdikleri filmler  arasında Jean-Paul Belmondo’nun Le Magnifique’i de var ve fragman Belmondo’yu “gizli ajan” diye tanıtıyor.Marcelo tam anlamıyla bir muhalif değil; bir politik ajitatör ya da solcu da sayılmaz. Ama artık oğluyla birlikte Brezilya’dan çıkması gerektiğini biliyor. 

Dona Sebastiana’nın koruması altında

Ne var ki işler o kadar kolay değil. Marcelo’nun geçmişinde, mühendislik alanında çalışan bir akademisyen olarak  yaşadığı bir öfke var: Özel ticari bağlantıları bulunan bir bakan, Marcelo’nun üniversitedeki bölümünü kapatıp, kârlı sanayi potansiyeli taşıyan tüm araştırmayı, hissedarı olduğu özel bir şirkete devretmeye hazırlanıyor. Bu kavga, bakanın, gizli polis görevindeki iki tetikçiyi Marcelo’yu ortadankaldırmak için tutmasıyla sonuçlanıyor.  Bunun üzerine Marcelo, gizemli bir direniş grubunca  Recife’deki bir güvenli eve götürülüyor. Orada başka “sığınmacılarla”  birlikte, Dona Sebastiana’nın sıcak, anneannevari koruması altında kalıyor. Grup ona, ironik biçimde, kimlik kartı  düzenleyen bir devlet dairesinde iş ayarlıyor—çünkü Marcelo artık sahte bir kimlikle yaşıyor. Marcelo, burada arşiv bölümünde merhum annesine dair bilgi bulmayı umuyor; aynı zamanda kaderini belirleyecek biçimde, departmanı karnavalın yarattığı kaosu kullanarak insan öldürmek için kullanan iğrenç derecede yoz bir polisle (Robério Diógenes) tanışıyor. Kentteki halk, Jaws filminin gösterime girmesiyle zaten “köpekbalığı çılgınlığı”na kapılmış durumda; midesinde insan bacağı bulunan bir köpekbalığının yakalandığı haberi ortalığı ayağa kaldırıyor. 

Yaramaz bir muhabir de, geceleri zıplayarak dolaşıp insanları korkutan doğaüstü bir “kıllı bacak” hakkında şehir efsanesi söylentileri yayıyor. Film böylece politik şiddeti kara mizah ve toplu bir halüsinasyonla dönüştürüyor. Bu film, görsel ve dramatik olarak her bakımdan kusursuz; ekranda ağırbaşlı bir özgüvenle akıyor, dolambaçlı güzergâhında şiddetli finale yürürken her tuhaf komedi anını, erotik sapakları ya da bir hüzün notasını durup tadına vara vara işliyor. Udo Kier’in sorunlu bir terzi olarak göründüğü çarpıcı birkısa rol de bunların içinde. Gizli Ajan, bildik bir gerilimin zorunluluklarına sahip değil; öyle bekleyenleri sabırsızlandırabilir. Kendi tarzında daha “romanesk”: karakter filmi; Moura’nın karmaşık, sempati uyandıran performansını parlatan bir vitrin—ama aynı zamanda coşkulu, cesur sinemacılık hamlelerine alan açan bir platform.

* Peter Bradshaw, 1999’dan beri İngiliz gazetesi The Guardian’ın film eleştirmeni olarak görev yapan tanınmış İngiliz yazar ve film eleştirmenidir.

The Guardian’dan çevirilerek alındı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.