Özsavunmayla 2021'e

Kadın Haberleri —

20 Aralık 2020 Pazar - 23:00

  • KJK Koordinasyon Üyesi Besê Erzincan: 2021 yılında önceliklerimiz arasında kazanımlarımızı koruma ve geliştirme vardır. Bunu da dünyadaki tüm kadınlarla birlikte kuracağımız ortak örgütlenmeler ve mücadelelerle yürüteceğiz. Her şeyden önce kadınların başına musallat olmuş faşist Türk devletine karşı özgürlük savaşımını kararlılıkla sürdüreceğiz.

REWŞAN DENİZ

Kadının kimliksizleştirilmesi üzerinden kendini örgütleyen ataerkil sistem, 2020 yılında da kadınları öz savunmasız ve örgütsüz bırakmak için saldırılarını artırdı. Kadın aklı ve emeği, patriarkanın çarkında günlük olarak öğütülmek istendi. Buna karşı ‘dünyayı kadınlar değiştirecek’ diyerek harekete geçen dünya kadın hareketleri ise ortak örgütlülük, ortak mücadele ve öz savunma şiarıyla zorba sisteme meydan okuyor, kadın özgürlük mücadeleleri giderek radikal bir karakter kazanıyor.
KJK Koordinasyonu Üyesi Besê Erzincan ile 2021’e girerken dünyada yükselen kadın mücadelesini ve KJK’nin “Kadın kırımına karşı özgür kadın ve toplumu savunma zamanı” hamlesini konuştuk. 

Son yıllarda dünyada yükselen kadın mücadelesini ve  karşı saldırıları nasıl okuyorsunuz?

21. yüzyıl itibarıyla kadın öncülüğünde işgale, kadın kırımına, şiddete, tecavüze, yoksulluğa karşı verilen direnişler, özünde toplumun ayaklanışıdır, insanlığın yeniden canlanışıdır. Dolayısıyla büyüyen kadın özgürlük mücadelesi tüm hayatlara dokunuyor ve değiştiriyor. Dönüştürücü karakterinden dolayı ataerkil sistem kadın mücadelesine ket vurmak için her türlü hile ve hurdayı, saldırıyı mübah görüyor. Örneğin 2020’de dünya geneline yayılan ve bedeli ağır olan pandemi süresince kadınların (potansiyel katilleriyle) evlere kapatılması ve katlanan şiddete maruz kalması devletlerin çaresizliğinin değil tercihinin sonucuydu. 
Kadın kırımlarının toplu geliştirildiği dönemler verili sistemin çok ciddi sallantı ve çöküş emareleri gösterdiği ve toplumsal muhalefetin yükseldiği süreçlerde yaşanıyor. Dolayısıyla erkek sisteminin kendini yeniden inşa etmek istediği süreçlerdir. Pandemi egemen erkek sistem tarafından toplumsal güçlere, özgürlük hak ve talepleri çerçevesinde eylemler yapmak isteyen muhalif kesimlere karşı kullanıldı. Ancak kadınların ve özgürlük ve demokrasi güçlerinin direnişi, egemen erkekliğin planlarını boşa çıkardı. Örneğin ABD seçimleri sonucunda koronavirüs meselesinin de etkili olduğunu belirtebiliriz. Pandemi ile ekonomik sorunlar bariz ortaya çıktı. Cinsiyetçilik, ırkçılık hortladı. Trump, kadın hareketlerinin kendisine karşı mücadelesi nedeniyle kaybetti.

2021’e gelindiğinde AKP, Türkiye toplumunda nasıl bir kadınlık ve erkeklik algısı yarattı? AKP’nin siyasal İslam rejiminin kurumsallaşma aşamasında olduğunu söyleyebilir miyiz?

Türkiye’de yaşananlar da dünya genelindeki durumla paralellik gösterdi. Erdoğan, Trumpvari kadın düşmanı iktidarlardan büyük güç aldı, aynı zamanda güç verdi. Gerçekleşen kadın kırımları, tecavüzleri, özel savaş uygulamalarında kapitalist modernist sistemin payını iyi görmek gerekir. 
AKP-MHP faşist iktidarı, 2020 yılı kadın politikaları ile dünyanın en kadın düşmanı devleti olduğunu ispatladı. Kadın kurumlarını kapatması veya gasp etmesi, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmek istemesi, pandemi bahanesiyle birçok mafya ve tecavüzcüyü salıvermesi, ‘çocuk istismarına af’ yasasını tepkilere rağmen sık sık gündeme alması, bekçilere özel yetkiler tanıyan yasayı yürürlüğe koyması AKP’nin kadın düşmanı politikalarının sadece bir bölümüdür. 
AKP, kadın konusunda DAİŞ ile aynı zihniyeti paylaşıyor. Türkiye içindeki dengeler el verse şeriat kanunlarını uygulayacaktır. AKP, kadını ikinci cins olarak ele almayı İslam’ın bir gereği olarak görüyor ve bunu her alanda pratikleştirmek istiyor. Ancak kadınların sert çıkışı nedeniyle ile hayata geçiremiyor.

  • Türkiye kadın hareketlerinde Kemalizmin etkileri güçlüdür. 2000’li yıllarla birlikte önemli oranda aşılsa da güçlü bir demokrasi ve özgürlük cephesinin yaratılmamasında bunların izlerini görmek mümkündür. 

Tek adam rejimine dönüşen Türkiye’de anti demokratik, cinsiyetçi politikalara karşı verilen mücadele neden etkili olamıyor sizce?

Türkiye’de belirttiğiniz politikalara karşı verilen büyük mücadeleler ve bedeller söz konusudur. Yeterince etkili, sonuç alıcı bir mücadele yürütememesinin tarihsel temeline bakmak gerekir. Hakiki Türkiye tarihinin üstünde çok kalın perdeler vardır. Türkiye toplumu, sahte tarih söylemiyle uyuşturulmuş, etkisizleştirilmiştir. Türkiye tarihi milliyetçiliğin, dinciliğin, ırkçılığın, cinsiyetçiliğin, devletin özel savaş politikaları temelinde inşa ettiği, yalanlar üzerine kurulu bir tarihtir. Yalan bir tarihle şekillenmiş kişiliklerden, toplumlardan güçlü, iradeli öncülükler, mücadeleler beklenemez. Örneğin Türkiye kadın hareketlerinde Kemalizmin etkileri güçlüdür. Türkiye’de kadınlara haklarını Atatürk’ün verdiği sürekli belirtilir. Oysa  İstanbul daha Türk devleti kurulmadan önce de bir kadın özgürlük merkeziydi. Atatürk, Kürtler gibi kadınların da gücünden faydalanıyor, desteğini alıyor. Ancak sonrasında kadın örgütlerinin çoğunu kapatıyor. Bu anlamda Türkiyeli kadınlar kendi tarihsel gelişimlerini derinlikli incelemeli ve Türkiye toplumuna mal edecek çalışmalar yapmalıdırlar. Türk milliyetçiliğinin, devletçiliğinin, ataerkil bakış açısının kadınlar ve toplum üzerindeki yansımalarını köklü bir irdelemeye ve eleştiriye tabi tutmaları gerekir. Tarihsel bilinç yetersizliği, yanlışlıklar Türkiyeli halkların ve kadınların ortak mücadelesine de yansıyor. 2000’li yıllarla birlikte önemli oranda aşılsa da güçlü bir demokrasi ve özgürlük cephesinin yaratılmamasında bunların izlerini görmek mümkündür. Dolayısıyla Türkiyeli kadınların, kadın özgürlük bilinci temelinde birliklerini, örgütlülüklerini geliştirmesi son derece önemlidir. Ortak örgütlülük ve mücadele sanıldığından çok daha fazla başarılı sonuçları beraberinde getirecektir.

AKP-MHP iktidarının Kürt kadınları gözaltı, tutuklama, tecavüz politikaları ve kurumlarını gasp yoluyla farklı hedeflediğini de gördük. Bu saldırıları nasıl okumak gerekir?

Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinde yarattığı düzey, onları aynı zamanda özel bir hedef haline getiriyor. Kuzey Kürdistan’da Sakine Cansız ile başlayan güçlü bir kadın direniş damarı var. Dünyada en politik, en eylemci kadın kitlesinin Kürt kadınlar olduğunu söylemek abartı değildir. Kürt kadınlar örgütlülükleri, gerilla güçleri, siyaset ve diplomaside belirgin yer alarak çok önemli bir özgürleşme düzeyi yakaladılar. Bu haliyle Kürt halkının özgürlük mücadelesinin çekirdeğini oluşturuyorlar. Aynı zamanda dünya özgürlük güçleri için de ilham kaynağılar. Türk devletinin Kürt kadınlara vahşice yöneliminin sebebi de budur. En son Leyla Agirî arkadaşımızın şehadetini bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

  • Bugün kadınlar yaşamın her boyutunda egemen erkek sistemin kurumları ve yapılaşmalarına karşı devrim yapma görevi ile karşı karşıyadırlar. Onurlu bir barış, öz savunma mekanizmalarının oluşturulması ile mümkün olabilir. 

KJK olarak “Kadın kırımına karşı özgür kadın ve toplumu savunma zamanı” hamlesini başlattınız. Nasıl bir savunma hattı öngörüyorsunuz?

Türk faşizmi öncülüğünde ataerkil sistemin kapsamlı saldırıları altındayız. Bütün özgürlük değerlerimize saldırı söz konusu. Kürt kadınlar, dünya kadınlarının da tarihsel mirası üzerinden önemli kazanımlar yarattı. En son eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet temelindeki örgütlülükler ve kadın devrimi tartışmaları, 43 yıllık direnişte kadınların yarattığı kazanımlardır. Kazanımlarımıza karşı gelişen faşist saldırılara karşı durmak da en meşru hakkımız. Bu hamlemizle kazanımlarımızı koruma, savunma, bu temelde geliştirmeyi hedeflemeyi esas aldık. Tarihsel açıdan öz savunmanın ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz. Öz savunmasını çeşitli biçimlerde geliştiremeyenlerin sonunun kesinlikle kaybediş olduğunu biliyoruz. Bu nedenle savunma vurgusuna yer veriyoruz.
Önderimiz Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük mücadelesindeki yerini bir kez daha belirtmek, onun özgürlüğünün tüm kadınların özgürlüğü olduğu vurgusunu yenilemek istiyoruz.
Önderimiz, yaşam çizgisinde en başından itibaren kadınlara büyük bir değer ve saygı gösterdi. PKK kuruluşu ile birlikte kadın özgürlük çizgisi ve örgütlülüğünü ideolojik ve örgütsel bir formasyonla geliştirdi. Önderlik gerçeğimizin gelişimi, kadın özgürlük çizgisindeki derinleşmesi ile doğru orantılıdır. Kadın özgürlük çizgisini derinleştirdikçe PKK’de, Kürt halkında sürekli bir gelişimi, değişimi yarattı. Her zaman yaşamın kadın aklı ve emeği ile yeniden yaratılmasına inandı. 
Bugün kadınlar yaşamın her boyutunda egemen erkek sistemin kurumları ve yapılaşmalarına karşı devrim yapma görevi ile karşı karşıyadırlar. Barışın ve özgürlüğün militanları olarak da öncü rol oynamalıdırlar. Barış öz savunmasız olamaz. Onurlu bir barış, öz savunma mekanizmalarının oluşturulması ile mümkün olabilir. Öz savunması olmayan kadınlar, halklar, inançlar teslimiyete zorlanır. Öz savunmasız olmak demek, egemen zihniyete ve onun yaşam biçimine teslim olmak anlamına gelir. Örneğin YJA STAR halkımızın ve kadınların öz savunma gücüdür, barışın geliştirilmesinde başat role sahiptir. Önderliğimiz kadınları barışın ve özgürlüğün öncü militanları olarak tanımlıyor. 

2021 yılında hareketinizin öncelikleri neler olacak? Nasıl bir mücadele hattı öngörüyorsunuz?

Kürt kadınları olarak 2021’e Başkan Apo’nun özgürlük paradigmasına oldukça hazırlanmış, tecrübelenmiş bir durumdayız. Kürt kadınlar bugüne kadar özgürlük savaşında stratejik bir rol oynadı; 2021 yılında da bu düzeyi daha ileriye taşıyacak bir rol oynayacaklardır. Ortadoğu ve dünyada özgürlük mücadelelerine öncülük yapma kararlılığımız ve iddiamız söz konusudur. Önceliklerimiz arasında kazanımlarımızı koruma ve geliştirme vardır. Bunu da Ortadoğu’da ve dünyadaki tüm kadınlarla birlikte kuracağımız ortak örgütlenmeler ve mücadelelerle yürüteceğimize inanıyoruz. Dünya Demokratik Kadın Konfederalizmini geliştirme çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Yine Kürt kadınlarının ulusal birlik platformlarını geliştirme, Ortadoğulu kadınların ortak örgütlülüklerini oluşturma ve birlikte mücadele etme planlamalarımızı pratikleştireceğiz. Kürt kadınları olarak siyasi, sosyal, ekonomi, kültür vb. alanlarda yaşamı yeniden inşa etme çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Her şeyden önce Kürdistan’da, Ortadoğu’da hatta dünyada kadınların başına musallat olmuş faşist Türk devletine karşı direniş ve özgürlük savaşımını büyük bir ısrar ve kararlılıkla yürüteceğiz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.