• İran gerçekliğini Persepolis filmiyle milyonlara ulaşan Marjane Satrapi, "Biz sanatçılar mütevazı olmalıyız ama hiçbir şey yapmamak daha kötü, kayıtsız olmak daha kötü” diyerek yaşamının her alanında diktatörlüğe karşı mücadeleyi esas aldı.

 

İranlı yazar, çizgi roman sanatçısı (grafik roman), film yönetmeni ve insan hakları aktivisti Marjane Satrapi,

22 Kasım 1969’da İran’ın Reşt şehrinde entelektüel bir ailede doğdu. 1979 İran İslam Devrimi sırasında henüz 10 yaşındayken büyük siyasi ve sosyal değişimlere tanık oldu. Çocukluk ve gençlik anılarını, 2000-2003 yılları arasında yayımladığı Persepolis adlı otobiyografik grafik roman serisinde anlattı. Persepolis, sade siyah-beyaz çizim tarzı, samimi üslubu, ironisi ve cesur eleştirileriyle dünya çapında büyük başarı elde etti ve Marjane’yi uluslararası üne kavuşturdu. 56 yaşındaki Marjane Satrapi 4 Haziran günü Paris’te hayatını kaybetti. AFP’ye konuşan yakın çevresi, Satrapi’nin İsveçli yapımcı, oyuncu ve senarist olan eşi Mattias Ripa’nın 8 Nisan 2025’teki ölümünden yaklaşık bir yıl sonra derin üzüntü nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade etti.

Diktatörlük her şeyi göstermez

İlk kez 2000’de yayımlanan Persepolis, 1979 İran Devrimi (İslam Devrimi olarak da biliniyor) sırasında ve sonrasında büyüyen genç bir kızın hikayesini anlatıyor. Sekiz yıl sonra, Marjane Satrapi'nin ortak yönetmenliğini üstlendiği film uyarlaması Oscar'da en iyi animasyon dalında aday gösterildi. Marjane, İran hükümetini eleştiriyor ve Persepolis'te 1979 devriminin ardından İran'ın İslami liderliğinin dayattığı kurallar altında mücadele ettiği Tahran'daki çocukluğunu tasvir ediyordu. Eser daha sonra, ailesi tarafından sürgünde yeni bir hayata başlamak üzere Avrupa'ya gönderilmesini anlatıyor.

Marjane Satrapi, İran toplumunun büyük karmaşıklığını ve 1979’da Ayetullah Humeyni’nin iktidara gelmesiyle yaşanan derin kişisel ve siyasi şoku resmetmiş ve şunları ifade etmişti:

“Televizyonda gördüğünüz o kara çarşaflı kadın ve sakallı bağnaz erkek imajı, hükümetin gösterilmesine izin verdiği şeydir. Ama İran bir diktatörlüktür ve diktatörlük her şeyi göstermez.”

Persepolis/foto:AFP

Ömrüne birçok eser sığdırdı

Evrensel bir ses haline gelen Marjane, 2003’de İranlı kadınların günlük yaşamlarını konu alan "Nakışlar" adlı eserini ve ardından yazarın büyük amcasının trajedisini anlatan "Erikli Tavuk" adlı romanını yayımladı.Diğer film çalışmaları arasında, şizofreni hastası bir fabrika işçisini canlandıran Ryan Reynolds'ın rol aldığı ve halüsinasyonlarının onu cinayete sürüklediği 2014 yapımı korku-komedi 'The Voices' yer alıyor.

Ayrıca öncü Polonya-Fransız fizikçi ve kimyager Marie Curie'nin hayatını anlatan 'Radyoaktif' filmini; 'Azrail'i Beklerken' (2011) ve 'La Bande des Jotas' (2012) filmlerini de yönetti.

Diğer kitapları arasında 'Dikiş Nakış' ve 'Woman, Life, Freedom' (Jin Jiyan Azadî) bulunuyor.

Her zaman eleştirel oldu

Marjane Satrapi, gençliğinde dört yıl boyunca Avusturya'da prestijli Viyana Fransız Lisesi'nde eğitim gördü. Ağır bir bronşit geçirdikten sonra bir süreliğine ülkesine döndüğünde, Persepolis serisinin ikinci kitabında da tasvir edildiği gibi, büyük ölçüde değişmiş bir Tahran'la karşılaştı. Tahran'daki İslami Azad Üniversitesi'nde görsel iletişim alanında yüksek lisans derecesi aldı; bu dönemde evlendi ancak daha sonra boşandı. Ailesi onu İran'dan ayrılıp Avrupa'ya dönmesi için ikna etti. 1994’te Fransa’ya gelen ve 2006’da vatandaşlığa kabul edilen Marjane Satrapi,  ülkede on yıldan fazla yaşadıktan sonra 2006'da Fransız vatandaşlığı aldı.

2001’de Angoulême Çizgi Roman Festivali’nde ödül alan ilk cildin ardından üç cilt daha yayımlandı. 2007’de Vincent Paronnaud ile birlikte yönettiği Persepolis filmi Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.

Son yıllarda da İran İslam Cumhuriyeti’nin uygulamalarını sert şekilde eleştirmeye devam etti.

‘Jin Jiyan Azadî’ sonrası

İran'da, başörtüsünü "uygun şekilde takmadığı" gerekçesiyle ‘ahlak’ polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından hayatını kaybeden Jîna Amini sonrası başlayan “Jin Jiyan Azadî" protestolarının ardından, Satrapi Deadline'a verdiği demeçte anne ve babasının 1983'te kadınlara başörtüsü dayatılmasına karşı sokaklara çıktığını anlattı. Babası için "Orada bulunan az sayıdaki erkekten biriydi; o zamanlar kadın haklarının toplumun hakları olduğunu anlamıyorlardı" dedi.

Ayrıca Persepolis ve aktivizmi nedeniyle rejim tarafından tehditler ve hakaretler aldığını da açıkladı.

Eylemlere öncülük yaptı

2023’de, Tahranlı beş gencin Rema ve Selena Gomez'in Calm Down şarkısıyla dans ettikleri bir TikTok videosu paylaşmaları nedeniyle tutuklanmasını protesto amacıyla Paris'teki İran büyükelçiliği önünde düzenlenen gösteriye öncülük etti. "Biz sanatçılar mütevazı olmalıyız ama hiçbir şey yapmamak daha kötü, kayıtsız olmak daha kötü. Yaptığım şeyin çok büyük ya da muazzam olduğunu düşünmüyorum ama bir sesim var, bir yüzüm var ve Fransa'da tanınıyorum; sadece yapmam gerekeni yapıyorum" dedi.

Légion d’Honneur nişanını reddetti

Sanatçı, Ocak 2025’te “prensipleri” ve “doğduğu vatana” olan “bağlılığı” nedeniyle Légion d’Honneur nişanını reddetti. “Fransa’nın İran’a karşı tutumunu ikiyüzlü olarak gördüğümü göz ardı edemem” diye açıklamıştı; o dönemde İran yeni bir baskı dalgasıyla karşı karşıyaydı. Aynı zamanda “özellikle kadınlar ve gençlerle, ayrıca İran’da rehine tutulan Fransız vatandaşlarıyla dayanışma göstergesi” olarak nitelendirdiği bu kararı açıklamıştı. “Bir süredir Fransa’nın İran politikasına gerçekten anlam veremiyorum” diye devam etmişti. HABER MERKEZİ